Uluslararası Adalet Divanı, İsrail'i yasa dışı devlet ilan etti.
İşgal ettiği Filistin topraklarını derhal terketmesine hükmetti.
Yahudi yerleşimcilerin mahkum etti.
Bu kararlar çok önemli.
İsrail, kendi kuyusunu kazdı, sonunu hazırladı.
#FreePalestine
DÜNYA BİZE GEBE, BİZ HAKİKATE…
İngilizler, Tanzimat'tan itibaren iki asırdır ülkeyi içeriden ele geçirecek mekanizmaları kurdular, başarılı da oldular, ne yazık ki: Türkiye, fiilen işgal edilmedi, zihnen işgal edildi.
Türkiye bizim elimizden alındı: Bir avuç devşirme ve devşirmelerin devşirmesi zihinsel köle, ülkenin kaderini değiştirdi iki asırdır. Ülke yönünü, yörüngesini ve ruhunu yitirme, yeni bir endülüsleşme (tarihten silinme) tehlikesi ile karşı karşıya…
Bu ülke, emperyalistlerin kölesi olmadı, bundan sonra da olmayacak. Emperyalizme karşı olduğunu söyleyip de bu ülkenin kültürüne, inançlarına, değerlerine ve tarihine savaş açanlar, kendi ayaklarına kurşun sıktıklarını göremeyecek kadar celladına âşık tasmalı çekirgeler olduklarını görünceye kadar bu varoluş mücadelemiz sürecek…
Emperyalistler ve onların epistemik kölelere dönüşen entelektüel felçleşme yaşayan celladına âşık gönüllü acentaları, Türkiye'nin medeniyet kurucu ve medeniyeti koruyucu tarihî rolünü yeniden üstlenmesini engelleyemeyecekler…
Çocuklarımızı mankurtlaştırmaya, celladına âşık tasmalı çekirgelere dönüştürmeye çalıştılar iki asırdır... Tarlayı sürdüler... Fiilen işgal edemedikleri ülkeyi zihnen işgal ettiler!
Ama bu ülkeyi de, bu ülkenin İslâm'ın bayraktarı ve yeryüzünün mazlumlarının koruyucusu olma tarihî rolünü yok edemeyecekler!
Bu ülkede İslâm'la savaşan, çocuklarımızı bizim İslâmî medeniyet değerlerimizi eksene alarak ve çağdaş dünyayı da çok iyi tanıyarak yetiştirmek yerine mankurtlaştırarak yetiştirmeye çalışanlar, bu ülkenin çocuklarını Batılıların kölesi yapmaktan, kendi ülkesine, inançlarına ve değerlerine önce yabancılaştırmaktan sonra da düşman yapmaktan başka bir şey yapmış olmadıklarını ve olmayacaklarını göremiyorlarsa neyi görüyor olabilirler ki? Ne'yi görüyor olabilirler gerçekten de bu sulanmış, metamorfoz yemiş, köleleşmiş zihinle?
Türkiye’de iç cephe açmak, bu toplumu emperyalist Batı'dan devşirme, onların karikatürü, din katına yükseltilen laikçilik gibi pespaye, döküntü ideolojilerin kölesi yaparak bizi birbirimize düşürmek istiyorlar!
Bunu aslâ başaramayacaklar!
Bu toplum bin yıl İslâm'ın bayraktarlığını yaptı: Osmanlı'yı o yüzden durdurdular!
Bu toplum, farklı dinlerin, kültürlerin ve etnisitelerin, kendileri olarak ve kendileri kalarak barış içinde, bir arada nasıl yaşayabileceklerini gösteren en evrensel ve aşılamamış medeniyet tecrübesini insanlığa armağan etti.
Batı uygarlığı, Gazze'de barbarlığın dibini buldu ve Gazze sadece İsrail'in değil, İsrail'e her tür soykırım, katliam desteğini veren Batı uygarlığının da mezarı oldu!
Medeniyetimiz, barbarlığın değil insanlığın en güzîde, en zirve örneklerinin temsilcisidir. Kudüs 5 asır kimsenin burnunun kanamadan herkesin kendi olarak ve kendi kalarak yaşayabildiği “cennetin iz düşümü” bir dârüsselâm'dı / barış yurduydu! Bunu size unutturdular ama tarih unutmaz! Aslâ!
Oysa Kudüs, Yahudilerin ve Hıristiyanların kontrolüne girdiğinde herkes için cehenneme dönüştü: Şimdi İsrail bunun en ürpertici örneğini yaşatıyor gözümüzün içine baka baka!
Biz insanlığın, varlığın, tabiatın ve bütün mazlumların hakkını sonuna kadar koruyan insanlığın yüzakı medeniyetimizi yeniden inşa yolculuğumuza, bu aziz ve leziz medeniyeti inşa edecek parlak öncü kuşakları yetiştirme seferimize, seferberliğimize yılmadan usanmadan devam edeceğiz…
Emperyalizme ve uşaklarına karşı verdiğimiz direniş, diriliş ve varoluş mücadelesi insanlığın yüz akı yeni Gazâlî'ler, Râzî'ler, İbn Arabî'ler, İbn Haldun'lar, Sinan'lar, Yunus'lar ve Itrî'ler yetiştirinceye kadar sürecek…
Dünya bize gebe, biz hakikate…
ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞI, TEO-POLİTİK STRATEJİLER ÜZERİNDEN VE TÜRKİYE'Yİ DURDURMAK, BİTİRMEK İÇİN HAZIRLANIYOR…
Asıl “Büyük Oyun” şimdi başlıyor:
İsrail-İran gizli ittifakı Ortadoğu'yu kana bulayacak…
Bunun ilk ürpertici işaretleri son iki gündür yaşanıyor: Önce İsrail, Beyrut'u bombaladı. Sonra da bugün #Hamas lideri İsmail Heniyye, Tahran'da düzenlenen bir suikast sonucu şehit edildi.
İran, Hamas liderini koruyamayacak kadar âciz bir devlet mi?
Aslâ!
İran varlığını İsrail'e borçlu.
İsrail de varlığını İran'a.
Bin yıl önceki büyük oyun aynen sahneleniyor: Biz, bütün Müslümanlar bir taraftan Moğol, diğer taraftan Haçlı sürüleriyle boğuşurken Şia, bizimle savaşmıştı!
İnanılır gibi değil ama bugün yaşanan gerçek de aynen bu: ABD, İngiltere, Rusya ve Avrupa İslâm dünyasını kan gölüne çevirirken, İran hem Batılılara hiçbir zarar vermeden Batılılarla savaşıyormuş gibi yapıyor ama hem de İslâm dünyasına dönüyor “vahdet” diyor ama vahşetin en alasını yapıyor: Sadece Suriye'de yarım milyon Sünnî Müslüman'ı katletti.
İran her zaman İslâm dünyasının çıban başı olmuştur. Dün, Şam'a, Kahire'ye, Kuzey Afrika'ya, Türk dünyasına yerleşmişti hem fiilen hem zihnen / akîdevî olarak.
İşte tam bu sırada Selahaddin tarih sahnesine çıktı: Bir yandan Haçlılarla boğuştu, Haçlıları Kudüs'ten defetti, diğer yandan da biz Haçlı ve Moğollarla ölüm kalım savaşı verirken bizimle savaşan Şiileri ta Tunus'a kadar kovalamak zorunda kalmıştı.
Selahaddin'in yaptığı ilk iş, Şia akīdesi üzerine kurulan El-Ezher'i silbaştan Sünnîleştirmek olmuştu. Ancak akîdevî birlik sağlanınca siyasî dirlik sağlanmış, bin yıl sürecek kalıcı bir barış, huzur ve kardeşlik ortamı tesis edilmişti.
İran, emperyalistlerin maşası burada. Bir yandan kendisini mağdur konumuna düşürerek diğer yandan da uzaktan kumanda ettiği örgütler üzerinden Müslümanların hâmisi rolünü oynamaya çalışarak İslâm dünyasının lideri ve kaderini belirleyecek yegâne ülkesi konumuna yükseltilmeye çalışılıyor. Filistin meselesini İran, Pers emperyalizmi ve Şiî yayılmacılığı projesini hayata geçirmek için tepe tepe kullanıyor!
İsrail’le danışıklı dövüş oynuyor: “İsrail'e gel, gel, diyor. İsrail de geliyor ve Şia'yı hem mağdur konuma hem de Müslümanların hâmisi konumuna sokacak eylemler yapıp çekiliyor.
İran, Gazze olayından sonra inanılmaz bir şekilde güçlendi ve bölgeye yerleştirildi. Hedef Türkiye'nin önünün kesilmesi. ABD-İsrail-İngiltere güdümlü PKK devletinin kurdurulması ve Türkiye'nin kuşatılması, zamanla kendi içine hapsedilmesi ve parçalanmanın eşiğine sürüklenecek bir etnik husûmet duvarının örülmesi Türkiye’ye karşı ve Türkiye’yi karıştıracak…
Üçüncü Dünya Savaşı, İslâm dünyası üzerinde sahnelenecek yine. Ana hedef Türkiye. Müslümanların ve mazlumların gerçek hâmisi, emperyalistlerin korkulu rüyası Müslüman Türkiye'nin daha gelmeden durdurulması, doğmadan boğdurulması.
Türkiye, dünyanın ruhu, mazlumların umudu, zorbaların kâbusudur. Türkiye, biterse, insanlık biter. Bizden başka insanlığı düşünen yok, insanlık çapında düşünen yok. Biz başından itibaren, Müslümanların liderliğini yapmaya başladığımız zamandan bu yana, sömürgecilik yapmadık, tecavüz yapmadık, soykırım yapmadık: İnsanlığın insanca yaşayacağı dünyayı insanlığa sunacak yegâne tarihî tecrübeye, medeniyet derinliğine ve özgüvene sahip yegâne aktör biziz: Bu ülkenin çocukları: Türkü, Kürdü, Çerkesi, Balkanlısı, Kaflaslısı ile Selçuklu'nun çocuğu Osmanlı’nın çocukları.
Osmanlı bedenen öldü ama ruhen yaşıyor. Yaşananlar, Osmanlı ruhunun yeniden bölgeyi ve dünyayı ayağa kaldıracak şekilde ayağa kalkması korkusu ve Osmanlı'nın dirilip bütün mazlumları toparlama ihtimalinin yok edilmesi.
Birinci Dünya Savaşı'nı bize karşı yaptılar: Osmanlı tarihten çekildi ama İslâm tarihten çekilmedi. Müslümanlar emperyalistlere karşı destansı bir direnil gösterdiler. Bunun en mükemmel ve son örneği Gazze direnişi.
İkinci Dünya Savaşı'nı Allah emperyalistlerin başına bela etti. Üçüncü Dünya Savaşı yine bu coğrafyada ve bize karşı tezgâhlanıyor.
... bununla birlikte Türk varlığının yükselişi, ahengi ve tahkimi için kültür ve sanat hayatımızın zenginleştirilmesi, sağlamlaştırılması ve pekiştirilmesi istikametinde, eğitim başta olmak üzere her türlü faaliyeti gerçekleştirmek amacı ile kurulmuştur. (Tüzük 2. madde)
Derneğimiz; Türk varlığı, Türk Vatanı, Türk İstiklali ve Türk Milleti’nin hayatiyetinin merkezinde yer alan Türkçenin ve “Eskimez Yazı” olarak adlandırdığımız Türk yazısının öğrenilmesi, öğretilmesi ve bu suretle Türk hayatında tayin edici bir tesir ve güç kazanması; ...
Devlet Bahçeli muhteşem bir konuşma yapıyor:
*
Türkiye içeriden ve dışarıdan gerçekleştirilen küresel kuşatma'yı püskürtmüştür!
*
Türk milleti hür iradesine hiçbir gücün zincir vuramayacağı bütün dünyaya ispat etmiştir!
*
Başlasın Türkiye Yüzyılı
Sabahın erken saatlerinden beri sandıklarda fedakârca görev yapan her bir dava arkadaşıma teşekkür ediyorum.
Sonuçlar kesinleşinceye kadar tüm kardeşlerimi sandıklara sahip çıkmaya davet ediyorum.
Şimdi, milletimizin başımız üzerine olan iradesini son ana kadar koruma vakti!
Milletimin her bir ferdine sesleniyorum: Sensiz Olmaz!
Yarın, Büyük Türkiye Zaferi için hep beraber sandığa gidelim. 14 Mayıs'ta Meclis'te tecelli eden iradeyi bu kez çok daha güçlü bir şekilde Cumhurbaşkanlığına yansıtalım.
Oylarımızla Türkiye Yüzyılı'nı başlatalım.
28 Mayıs'ta sandığa giderek tercihte bulunacak tüm kardeşlerimden, şu soruları kendilerine samimiyetle sormalarını istirham ediyorum.
Seçimden önce bedava ev vadedip sonrasında depremzedelerimizi misafir oldukları yerlerden atmaya kalkanlara itibar edilir mi?
Ne bürokratik ne de siyasi hayatında ülkeye hiçbir hayrı dokunmayan bir şahıstan bu millete fayda gelir mi?
17-25 Aralık darbe girişiminde FETÖ’cülerle iş tuttuğunu bizzat kendi ağzıyla itiraf eden birine güven olur mu?
Meydanlarda 6-8 Ekim olaylarının azmettiricilerini cezaevinden salma sözü verenlerin bölücü örgütle mücadele etmesi beklenebilir mi?
Rakiplerini tasfiye etmek için şantaj, tehdit, baskı, kaset kumpası dâhil her yolu meşru görenlerin siyasi ahlakına güvenilir mi?
Dün ak dediğine bugün kara diyen, dün söylediğini bugün inkâr eden, adı “çarkçıya” çıkmış birine elbette güvenilmez, evlatlarımızın geleceği emanet edilmez.
Milletimiz, 14 Mayıs’ta Meclis çoğunluğunu 323 milletvekiliyle Cumhur İttifakı'na vererek aslında iradesini beyan etti.
Cumhurbaşkanlığında da %49,5 oy oranıyla 27 milyonu aşkın vatandaşımız şahsımıza teveccüh gösterdi.
İnşallah 28 Mayıs’ı aziz milletimizin irade ve desteğiyle, rekor bir oy alarak tamamlayacağız.
Bizim sevgimiz de mücadelemiz de aziz milletimiz içindir. Biz kendi adımıza kimseyle kavga etmeyiz, milletimiz söz konusu olduğunda da kimseyi tanımayız.
Canımızı dişimize takarak, sevdalısı olduğumuz milletimiz için koşturmayı görev biliriz.
Sadece proje geliştirir, eser üretir, gönül siyaseti, gönülleri kazanma siyaseti yaparız.
Önümüze hangi tuzak kurulursa kurulsun, ülkemize hizmet etmekten vazgeçmeyiz.
Yatırımlarla ülkemizi ve şehirlerimizi, yani ekmeğimizi büyütmekten geri durmayız.
Hangi saldırılarla karşılaşırsak karşılaşalım, milletin iradesine ve demokrasimize gölge düşürmeyiz.
Gerektiğinde 15 Temmuz gecesi olduğu gibi, hayatımız pahasına istiklâl ve istikbalimize sahip çıkarız.
Çünkü biz, mensubu ve hizmetkârı olmaktan şeref duyduğumuz bu millet için varız.
Hiçbir ayrım yapmadan, 85 milyona aşkla hizmet etmek için varız.
Bu uğurda şimdiye kadar nice ihaneti göğüsledik, nice badireler aştık, nice varlık yokluk mücadelesi verdik.
Son 21 yılda her alanda Türkiye Yüzyılı’nın altyapısını kurduk, hazırlıklarını tamamladık.
İnşallah 14 Mayıs’la birlikte Türkiye Yüzyılı’nın inşasına başlayacağız.
Bunu da 21 yıldır olduğu gibi yine sizlerin sarsılmaz desteği ve samimi dualarıyla başaracağız.
Fitne tacirlerine, aramıza nifak tohumları ekmeye çalışanlara inat kardeşliğimize sahip çıkacağız.
BİR OLACAĞIZ.
İRİ OLACAĞIZ.
DİRİ OLACAĞIZ.
KARDEŞ OLACAĞIZ.
HEP BİRLİKTE TÜRKİYE OLACAĞIZ!
Ankara bugün güzel ilçeleriyle, Pursaklar’ıyla, Altındağ’ıyla, Mamak’ıyla, Sincan’ıyla bir başka coşkuluydu.
Biz bu millete âşık olmayalım da ne yapalım? 🇹🇷
Geçmişte ülkemize hizmet eden siyasetçilerin başına ne geldiyse, hepsini katbekat fazlasıyla biz de yaşadık, biz de tecrübe ettik.
İşte bizim, 21 yıldır millet adına mücadele ettiğimiz kirli senaryolar
Mahkeme kararlarıyla önümüzü kesmek, vesayetle gözümüzü korkutmak istediler.
MİT kumpasıyla çalışma arkadaşlarımız üzerinden bizi hedef aldılar.
Gezi olaylarıyla sokaklarımızı ateşe vererek bizi sindirmeye çalıştılar.
17-25 Aralık’ta, şimdi bizzat Bay Bay Kemal’in “montaj” olduğunu itiraf ettiği kayıtlar üzerinden millî iradeyi gasp etmeye yeltendiler.
15 Temmuz’da FETÖ’cü ihanet çetesi eliyle doğrudan canımıza kastettiler.
DEAŞ’ından PKK’sına kadar tüm terör örgütlerini üzerimize saldılar.
Hepsinin de amacı, milletin sandıkta verdiği yetkiyi cebren geri almaktı.
Ama biz, gerektiğinde canımız pahasına demokrasimize sahip çıktık.
Pek çok dava arkadaşımızı bölücü örgütün hain saldırılarında şehit verdik.
Seçim bürolarımıza molotof bombaları atıldı, nice kardeşimiz taciz edildi, tahkir edildi.
Maruz kaldığımız onca provokasyona rağmen hukuk, demokrasi ve meşruiyetten sapmadık.
Sandığın onuruna, sandığın şerefine asla ve asla halel getirmedik.
Ne söyleyeceksek sandıkta söyledik, sandık aracılığıyla söyledik.
Birileri gibi Batılı güçlerin kulaklarımıza fısıldadığına değil, “Anadolu İrfanına” güvendik.
Bugün de 85 milyonun basiret ve ferasetine güveniyoruz.
14 Mayıs’ta Anadolu İrfanının galip geleceğine yürekten inanıyoruz.