Resûlullah ﷺ’in az bilinen bazı fiilî sünnetleri: (13)
✨ Sabah namazının sünnetini kıldıktan sonra sağ yanı üzerine biraz uzanırdı.
✨ Yemek yerken üç parmakla yer, israf etmezdi.
✨ Süt içtikten sonra ağzını suyla çalkalar, “Yağlıdır” derdi.
✨ Giyinirken sağ taraftan başlar, soyunurken soldan başlardı.
✨ Kapıdan girerken besmele çekerdi.
✨ Çocuklara selam verir, onlarla şakalaşırdı.
✨ Hastaları ziyaret eder, başlarını okşardı.
✨ Gece yatmadan önce İhlas, Felak ve Nas surelerini okurdu.
Unutulan sünnetleri yaşatmak, Resûlullah ﷺ sevgisinin alametidir.
“Kim benim bir sünnetimi yayarsa Allah (c.c) onun yüzünü nurlandırsın.”
Hz. Muhammed ﷺ
Menzil’e gıcıksın Levent. O anlaşılıyor da, küçük bir fark var, Menzil’in şeyhi savcılığa suç duyurusunda bulunup, vakıf malları kişiselleştiriliyor diye inceleme istedi. 🤣
YENİ RESTORAN AÇAN BİRİNİN ACI İTİRAFI!
Restoranı açtığımda müşterilerden önce toptancılar kapımı çalmaya başladı.
İlk gelen, elindeki sezonluk su stokunu satmaya çalışan bir bayiydi.
Toptan aldığımda büyük su 3 liraya, küçük su ise 50 kuruşa geliyordu.
Ardından gıda ve içecek tedarikçileri geldi.
Buraya kadar her şey normal görünüyordu.
Ancak üzerinde hiçbir marka veya yazı bulunmayan kapalı bir kamyonet geldiğinde ilk şaşkınlığımı yaşadım.
Satıcı, kaşar peynirinin kilosunu 50 liradan veriyordu. Nasıl bu kadar ucuza sattığını sorduğumda ise hiç çekinmeden cevap verdi:
"Abi, bu kaliteli bir kaşar değil ama kimse aradaki farkı anlayamaz.
Al, bir parça tadına bak..." dedi.
Ardından bazı işletmelerin patates püresi, yağ ve kaşar aroması kullanarak benzer ürünler hazırladığını anlattı.
Duyduklarım karşısında ne söyleyeceğimi bilemedim. Satıcıyı hemen gönderdim.
Fakat ertesi gün gelen kıyma tedarikçisinin anlattıkları daha da şaşırtıcıydı.
Kıymanın kilosunu 60 liradan sattığını söyledi. İçeriğini sorduğumda; et aroması, soya, tavuk derisi ve kemik gibi "zararsız!" malzemelerden üretildiğini iddia etti.
Üstelik bu ürünleri her şey dâhil otellerin bile satın aldığını övünerek anlatıyordu.
Yeni bir şokla onu da dükkândan gönderdim.
Satıcıları göndermiştim ama duyduklarım zihnimden çıkmıyordu.
Daha önce bu tür ürünlerin kullanıldığı restoranlarda yemek yemiş olabilir miydim?
Bilgisayarın başına geçip araştırmaya başladım.
Karşıma kahve köpürtücülerinden, köftenin pişerken küçülmesini azaltan ürünlere kadar pek çok katkı maddesi çıktı.
'E' koduyla belirtilen yüzlerce katkının yanında, bu şekilde kodlanmayan birçok ürünün de satıldığını gördüm.
Ardından internette satılan aroma çeşitlerine rastladım..
Acı biber, ahududu, alabalık, ananas, Antep fıstığı, ayran, bal, böğürtlen, çam sakızı, cheddar peyniri, çilek, et, fıstık, keçi peyniri, tereyağı, yoğurt, zeytinyağı ve hatta ekmek aroması... Neredeyse akla gelebilecek her ürünün aroması satıştaydı, üstelik bunlar internetten de satın alınabiliyordu..
Yahu ekmek aroması bile var..
Kardeşim çakma ekmeği nasıl yapıyorsunuz!?
Neden yapıyorsunuz? Araştırdım ekmek durumu bildiğiniz gibi değil.
Unun beyazlatıcısından tutun da maya besleyicisine (Maya besleyici satıyor adamlar.
Ninem ekşi mayadan, nohuttan yapardı ekmeği)..
Adam gibi ekmek bile yedirmeyecekler bize.
Kahvelere köpük yapıcı satıyorlar yahu...
Köfte kızartılırken hacminin küçülmemesini sağlayan kimyasallar var.
Bilumum E-bilmem kaç maddelerini gördüm.
Yeminle bin civarında 'E'li madde var... Bir o kadar da 'E'siz katkı maddesi piyasada...
Bütün bunları yaşayıp öğrendikten sonra tımarhanelik olmadığım için çok şanslı olduğumu düşünüyorum.
İşte bu yüzden pılıyı pırtıyı toplayıp dükkânı kapattım ve bu işe bir daha girmemeye, turistik yerlerde iyi tanımıyorsam, restoranlarda yemek yememeye karar verdim.
3 yıldır Şeyh Seyyid Muhammed Saki hazretleri buyuruyor ki "miras değil, şahsi servet değil ümmetin parasıyla yapılan bu yerler ümmetin ve vakıflar üzerinde olması gerekiyor"
3 yıldır da bu söylemi "Menzil'de miras kavgası" diyerek gündeme taşıyorlar. Türkiye'deki tarikat ve cemaatlerin en büyük sorunu bu ve bu sorunun çözülmesi için Şeyh Seyyid Muhammed Saki hazretleri çok büyük bedeller ödedi.
Susmadı "bunlar miras kavgası düşmüş derler" çarpıtırlar algı yaparlar demedi. Ne dedi?
"Ben Babamın ks arkasından böyle bir yanlışı bırakmayacağım." dedi.
3 yıldır yüzlerce dergah bir grup ismin ve onların kontrolündeki şirketlerin üzerinde ve bu dergahları yapanlar kendi yaptıkları dergahlara alınmıyor. Sayısız örnekler sıralarım. Peki @zafersahin06 Bey siz bu işin de üzerine gazetecilik misyonu gereği gider misiniz?
Manevi Liderlik kolay değildir.
Kendisini, Hizmetini ve arkadaşlarını sıkıntıya sokmayacak şekilde hareket etmelidir.
Milli olmak,
Yerli olmak,
Mevzuata uymak,
Şeffaf olmak,
Dürüst olmak,
Hesap verilebilirlik
Siyasete müdahil olmamak.
Şahsi menfaat peşinde koşmamak,
Kapı kulları yerine emin, adil ve ehil kimselerle istişare etmek gibi hususlara riayet önemlidir.
Sırada Menzil var yazıyorlar.
Menzil’in arınmaya, arındırılmaya ihtiyacı yok, 3 yılı geçti halen daha size kavganın miras değil Ümmetin malının şahsi servete dönüştürülme çabasına karşı verildiğini anlatamadık.
Bir ucu dışarıda olanları devlet zaten biliyor, onlar kendilerini fiilleriyle ilan ediyorlar. Mesela sofilerden kendi yaptıkları dergah için faiziyle kira alıyorlar, mahkemelerde yalan söylüyor dergâhları satıyorlar. Altın toplayıp borç alıp ödemiyor, sofilerin yaptığı her şeyi şahsi servetleri olarak görüyorlar.
Kimlere benzemediğimizi, kimlerden farklı olduğumuzu 3 yılda herkes gördü.
YALAN YOK
KAPALI KAPILAR ARDINDA GİZEM YOK
HARAM YOK
KILIF UYDURMA YOK
Kuran var, sünnet var, adap var.
Farkımız var.
Hülasa biz arındık zaten. Fakat Gülenistler bitmez, şekil değiştirir Kurişi olur, Nizami olur. Ama her fani gibi sonu da olur.
Kamuoyunun bildiği ismiyle SÜLEYMANCILAR
Kendilerine verdikleri ismiyle SÜLEYMANLILAR
Türkiye’de en fazla yurt binalarına sahip, yurt dışında etkili, Kur’an Kurslarına sahip ve kamuoyundan en uzak cemaat olarak bilinirler. AK Parti’yle on yıldan fazla bir süredir araları bozuk. Aslında ilk gerginlik Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın merhum annesi Tenzile Erdoğan, 7 Ekim 2011’de ölünce vasiyeti gereği Karacaahmet Mezarlığı’ndaki Süleyman Hilmi Tunahan’ın yanına defnedilmesiyle başladı. Burada mezar düzenlemesi Süleymancıları kızdırdı.
İkinci gerginlik ise yıkılan bazı yurt binaları üzerinden oldu. Üçüncü gerginlik ise Süleymancılardan ayrılan isimlerin AK Parti’deki oluşumları ve alternatif itirazları oldu.
Yapılan operasyon sıradan bir operasyon değil. Devletin bu kararlılığı da sıradan bir kararlılık değil. Etkileri yurt içi ve yurt dışında çok fazla hissedilecek bir operasyon olacak
2019 yılında internete "sızan", Diyanet İşleri Başkanlığı'na ait olduğu iddia edilen, resmi görevlilerin bugüne kadar yalanlamadığı, "Dini-Sosyal Teşekküller, Geleneksel Dini-Kültürel Oluşumlar ve Yeni Dini Yönelişler" adlı "gizli" ibareli raporda; cemaatin faaliyetlerinin günümüzde orta ve yükseköğretim öğrencileri için yurtlar, Süleymaniye Özel Eğitim Kurumları ve Kur’an kurslarıyla devam ettiği öne sürülüyor.
Rapora göre:“Süleyman Hilmi Tunahan’ın (1888-1959) öncülüğünde ortaya çıktığı için ona izafeten“Süleymancılık” olarak bilinir.
ÖNE ÇIKAN GÖRÜŞLERİ:
Nakşî geleneğin içinde filizlenmekle birlikte kendilerini bir tarikat olarak nitelemeyen oluşumun son derece içe kapalı yapısı nedeniyle görüşlerini sağlıklı bir şekilde tespit edebilme imkânı pek bulunmamaktadır. Yayın organları olan “Yedi Kıta” dergisi “Tarih,
İnsan ve Hayat” dergisi aktüel içerikli olup, cemaatin kendine özgü görüşlerini yansıtan bilgilere buralarda rastlanmamaktadır.
FAALİYETLERİ:
Cemaatin faaliyetleri günümüzde orta ve yükseköğretim öğrencileri için yurtlar, Süleymaniye Özel Eğitim Kurumları ve Kur’an kurslarıyla devam etmektedir. Yurt, kurs ve okulların finansmanı, sahip oldukları çok sayıdaki holding ve halktan toplanan yardımlarla karşılanmaktadır.”
Kim gözünü haramdan sakınır, nefsini şehvetlerden uzak tutar, iç dünyasını murakabe ile imar eder ve nefsini helâl yemeye alıştırırsa, ferâseti yanılmaz.
(Şah b. Şücâ-ı Kirmânî [rahmetullahi aleyh])
Serhend Takvim
İman dairesindeki paylaşımlarımıza siyaset dairesinden cevap veriyorlar. Biz siyasetçi değiliz ve paylaşımlarımızın siyasetle alakası yoktur.
Biz davetçiyiz, İslâm dininin öğrenilmesi, yaşanması ve yayılması için çalışıyoruz.
Mezhebimiz ehl-i sünnet ve cemaat, meşrebimiz tarik-i nakşibendidir.
Allah rızası dışında da şahsi bir gayemiz ve beklentimiz de yoktur.
Lütfen paylaşımlarımıza bu pencereden bakılsın.
Serhend Takvimi
Akraba seçme hakkın yok ancak dost seçme imkânın çok. Bunu da bil, dostunla bilinip dostunla haşrolacaksın.
Seyyid Muhammed Sâkî Elhüseyni [kuddise sırruhû]
Ne kadar mürted, münafık, kafir, münkir varsa ağzı köpüklenmiş durumda :)
YIKILACAK İSTİSMAR KAPILARI
KOPACAK BEŞİNCİ KOLLARI
Bunlar beş benzemez gibi görünse de yurt dışındaki sahipleri aynı. O yüzden Şeyh Seyyid Muhammed Saki hazretlerinin tarikat içinden de, cemaatler içinden de, STK'lar içinden de, münkirleri var.
Miras deyip dergahları, binaları artık rahat rahat yiyemeyecek kimse.
Benim emrim haşa Allah'ın cc emridir diyemeyecek kimse.
...
Peki bunlar olmazsa nasıl yeni fetöler, setöler, süleymansızlar doğuracak örgütler?
DOĞURAMAYACAK
Rahat olun bu Zat (ks) bu toprakları tüm bu zararlılara karşı aşılayacak.
———-SON———
🚨 DUR… BU FLOOD KARŞINA BOŞA ÇIKMADI. 🙂
“Evren sana mesaj gönderiyor.” diye düşünme.
Muhtemelen algoritma, astrolojiyle ilgilendiğini fark etti ve seni buraya getirdi.
Ama madem buradasın, ayrılmadan önce samimi bir uyarıyı da dinle…
Arkadaşlar…
Yıldızlar milyonlarca kilometre öteden sizin karakterinizi belirlemiyor.
Gezegenler ay ay, hafta hafta, gün gün hayatınızı yönlendirmiyor.
“Merkür retrosu”, “Venüs transiti”, “dolunay enerjisi” veya doğum haritanız yaşayacağınız olayları belirlemiyor.
İnsanın bir mizacı vardır.
Karakteri vardır.
İradesi vardır.
Yetiştiği aile vardır.
Hayat tecrübeleri vardır.
Bunların burçlarla bilimsel olarak ortaya konmuş hiçbir bağlantısı yoktur.
Bir Müslüman için mesele sadece “Bilimsel mi, değil mi?” meselesi de değildir.
Bu aynı zamanda bir iman ve akide meselesidir.
Çünkü geleceği yıldızlara bağlamak, görünmeyen hakkında kesin hükümler vermek ve kaderi gök cisimlerine bağlamak; falcılık ve kâhinlikle aynı mantık üzerine kuruludur.
Resûlullah ﷺ şöyle buyurmuştur:
“Kim bir kâhine veya falcıya gider de onun söylediklerini tasdik ederse, Muhammed’e indirileni inkâr etmiş olur.”
(Müsned Ahmed, 9171; Ebû Dâvûd, 3904)
Bir başka hadiste ise şöyle buyurmuştur:
“Kim bir arrâfa (kâhine/falcıya) gider ve ona bir şey sorarsa, kırk gün namazı kabul edilmez.”
(Müslim, 2230)
Unutmayın…
Bir Müslümanın kalbi geleceğini yıldızlarda değil, Allah’ın takdirinde arar.
Tevekkül; Merkür’e, Satürn’e, burçlara veya doğum haritalarına güvenmek değil, Âlemlerin Rabbi olan Allah’a güvenmektir.
İnsan umutlarını, korkularını ve kararlarını burç yorumlarına bağlamaya başladıkça; farkında olmadan Allah’a olan tevekkülü, teslimiyeti ve güveni zedelenebilir.
Mümin bilir ki;
Rızkı veren Allah’tır.
Kaderi yazan Allah’tır.
Gaybı bilen yalnız Allah’tır.
Yıldızlar ise Allah’ın yarattığı mahlûklardır.
Ne uğur getirirler…
Ne uğursuzluk…
Ne de kader yazarlar.
Gökyüzüne bakın…
Ama geleceğinizi okumak için değil,
O gökyüzünü yaratan Rabbinizi tanımak için.
Yıldızlara değil…
Yıldızların Sahibine güvenin.
Allah hepimize hakikati hak bilip ona uymayı, batılı batıl bilip ondan uzak durmayı, kalplerimizi yalnız Kendisine bağlamayı ve tevekkülümüzü yalnız Kendisine yöneltmeyi nasip etsin.
Âmin!