Son 4-5 gündür Erdoğancılardan teslim edilen konutları paylaşmadığım için tepki aldım. 680 bin hasarlı konutun, 78 bini Mart sonuna kadar teslim ediliyor. 750 bin TL hibe, 750 bin TL krediyle... Evleri yıkılana ev sattığımız yetmiyor, onun da sadece %11'ini teslim ediyoruz. Halbuki bu tarih için %100'ü teslim edilecekti. Hem de hiçbir para ödemeden...
Ben olsam, bunun hiç duyulmamasını, haber olmamasını isterdim. Başarı diye övündüğünüz, haber olmasını istediğiniz şeye bak...
Siyasal fanatizm nasıl bir aptallık değil mi? İnsanın zihnini mankurta döndürüyor.
Yurttaşlar,
Bu da oldu, bunu da yaptılar.
Anayasa’nın açık; hiçbir kuşkuya yer bırakmayan hükümlerine karşın seçilmiş Hatay milletvekilinin milletvekilliğini “düşürdüler”.
Hukuk tanımazlığın, kuralsızlaşmanın bu boyutlara gelmesine yine de şaşırıyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bu suça ortak edilebilmesine onun adına üzülüyorum. Kimin hangi hakkı, hangi yetkiyi nasıl kullanacağının öngörülemediği; kuralsızlığın egemen olduğu bu halin memlekete vereceği zararlardan ülkem adına endişe duyuyorum.
Türkiye, bu kuralsızlık, hukuksuzluk deli gömleğine sığmayacak. Hep beraber göreceğiz…
Peki onlar “bitti” dediler diye ben görevimi yapmaya çalışmaktan geri mi duracağım?
Asla!
Ülkeme, Hatay halkına, yıkılmış bir kentin ortasında oy kullanan insanlara karşı borçluyum. Zor koşullarda olsa da olanaklarımız çok sınırlı olsa da başta Hatay ve deprem bölgesi olmak üzere; halkımızın, emeği ile geçinen yurttaşlarımızın meramına tercüman olmaya çalışacağım.
Eksik ve gediklerimin sorumlusu özgürlüğümü engelleyenlerdir. Başta Hataylılar olmak üzere tüm yurttaşlarımın durumu açıklıkla gördüğüne inanıyorum.
Tam bir hafta sonra 6 Şubat. Yarından itibaren ana gündemimiz budur.
Uygulamaya bulaşmak istemeyenler, kendini dışında tutmak isteyenler varmış… Uygulamayı bir arayış olarak takdim edenler varmış… Milletvekillerinin haklarını korumaktan birinci dereceden sorumlu olan TBMM Başkanı yurt dışına gitmiş…
Başka biçimde takdim etseler de başka yere baksalar da başka yere gitse de, imzaları olmasa da tarihe Anayasa’nın askıya alınmasına ortak olanlar olarak geçecek.
Saygılarımla yurttaşlarıma duyururum…
Şerafettin Can Atalay
Seçilmiş Hatay Milletvekili
İzmir’de dün:
▪️Levend Macu, ayrıldığı Suzan Ediz’in evine girerek Suzan’ı yaraladı. Suzan’ın 12 yaşındaki kızı Behiye Ediz’i öldürdü.
▪️Yusuf Yılmaz boşanma aşamasındaki Derya Uzelli Yılmaz’ı ağır yaraladı. 4 yaşındaki kızı Linda’yı ve annesi Dilek Uzelli’yi öldürdü.
Erkekler öldürmek istediği kadınların annesini ve kızını da öldürüyor. Şiddet boyut atlıyor. Yetkililer kadın cinayetlerini durdurmak için ne yapıyor? Kadınların haklarına saldıracağınıza kadınları koruyun.
Çocuk yaşta evlilik diye bir şey yoktur Nurettin Yıldız, bu sizin karanlık zihninizin ürünüdür ve çocuk istismarıdır. Çocukların nitelikli beslenmeye, laik, bilimsel eğitime ve aydınlık bir geleceğe ihtiyacı vardır. Bunun için mücadele etmekten asla vazgeçmeyeceğiz, siz de utançla anılacaksınız.
Depremde kaybolan çocuklar için araştırma önergesini AKP ve MHP'nin reddetmesi aklımdan çıkmıyor. İnsan bunu nasıl reddeder. Bu nasıl vicdansızlık, o ailelerin yüzüne nasıl bakacaksınız. Erdoğan ve Bahçeli 1 yıldır bu çocuklar hakkında tek kelime etmeye bile gerek görmedi. Bir yıl önce yaptığımız bu grafiklerdeki çocukların çoğunluğu halen bulunmadı.
Yarın Hrant Dink suikastinin 17’nci, 1 hafta sonra Gaffar Okkan suikastinin 23’üncü, Uğur Mumcu suikastinin 31’inci yıl dönümü olacak. Önümüzdeki 10 gün boyunca, siyasi cinayetleri anacağız. İYİP Lideri hiç bişey yapmadıysa büyük bir gaf yapmış. Mertçe cinayet mi olur?
https://t.co/wWsLkWSNgr
Kahrolsun İsrail diye yürümek kolay!
Kahvesini içen, hamburgerini yiyen vatandaşa efelenmek kolay!
Peki...
Türkiye'nin savaşın tüm şiddetiyle devam ettiği kasım ayında İsrail'den yaptığı ithalatı ekime göre %60 artırmasını da protesto etsenize!
Hadi!
hayatımda gördüğüm, tanıdığım en samimiyetsiz insan. düğün evinin tefçisi, ölü evinin yasçısı. deprem oluyor, "beni çekin" diye çığlık atıyor. terör çıkıyor, "ben burdayım" diye bağırıyor. pandemi yaşanıyor, "bana bakın" diye haykırıyor. kadın, bu hayata rol çalmaya gelmiş adeta.
Önümüzdeki yıllar Türkiye ekonomisini kısa bir cümleyle özetlemeye çalışsam şöyle derdim; "Enflasyon düşecek ama tek haneye değil. Yoksullaşma yavaşlayacak ama yoksulluk değil." Piyasa çarkları daha yoksul olduğumuz bir dengede dönecek. Ne demek bu? Şöyle;
Mobilya yenilemek, yeni teknoloji tüketim mallarına ulaşmak eskisinden çok daha zor. Ücretliler için tatil lüks. Bunları uzun süredir yaşadığımız için "alıştık" ve artık talep etmiyoruz. Yakın zamana dek, kira krizine reaksiyon gösterirdik, ona da alıştık.
Kamu okullarındaki eğitimden rahatsız olup özel okullara gitmeye alıştık. Aynı şekilde randevu bulamayıp, özel hastanelerde tetkik yaptırmaya da alıştık.
Otoyollara para vermeye alıştık. Otomobil fiyatlarına da alıştık.
Emekli ikramiyesiyle ev alınamayacak olmasına alıştık. Emekli maaşıyla geçinilememesine alıştık. Yaşlılar artık bir maliyet kalemi bizim için.
Depreme de alıştık. İçinde yaşadığımız ev çökebilir. Bunu kabullendik, mukadderat diyoruz.
Yediğimiz içtiğimizden kısmaya alıştık. Zeytinyağını bıraktık, eti, balığı bıraktık, rakıyı bıraktık.
Özetle, alıştık.
Devlet veren el, toplum alan el oldu. Ne kadar verirse o, ne verirse ödül.
Özetle, enflasyon tek haneye düşmeyecek ve daha fazlasını talep de etmeyeceğiz. %30-40'lık yapışkan enflasyona alışacağız. "%80 değil, çok şükür" diyeceğiz.
Fakat eskisinden daha yavaş yoksullaştığımız için zenginleşiyoruz diyecekler. Biz tüm bu rezilliğe alıştığımız için, yarımızdan fazlası, "bugünümüze şükür" diyecek. Bu esnada bugünden çok daha fazlamız iş aramakta olacak.
Tüm bu tezgahı dağıtacak olan tek bir şey aklıma geliyor, herkes için değil, emekçi için siyaset yapan kazanacak. Boş lakırdı değil, siyasal iletişim değil, sosyal yardım değil, "yeni bir toplumsal düzen" vadeden kazanacak.
Murat Kurum AKP İstanbul adayı olmuş. İlk sözü İstanbul ve deprem olmuş. Aşağıdaki fotoğrafta 35 kişiye mezar olan Ezgi Apartmanı'nın yıkılmasından sorumlu olan eski Kahramanmaraş MÜSIAD Başkanı Sami Kervancıoğlu ile. Sami Kervancıoğlu firari. Onu yakalamakla işe başlasın.
Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hüseyin Çaksen'in MS hastalığı ile ilgili yayınladığı makale sosyal medyada gündem oldu:
"Bilimsel olarak kanıtlayamasak da, MS hastalığının temel nedeninin Allah'tan gelen bir ceza, sınav ya da ödül olduğuna kuvvetle inanıyoruz"
Süper Kupa olayı şunu ortaya koydu: Bu ülkede gericiler, yobazlar, tarikatlar kağıttan kaplandır, iktidar gücüyle azgın bir azınlıktır. Cumhuriyete, Atatürk'e sahip çıktığınız zaman böyle saklanacak delik ararlar. Gücünün farkına vardığında, örgütlendiğinde özgürleşeceksin.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel:
🗣️Bildiri imzalamakla şehit gelmiyor olsa ben günde 5 bin tane bildiriye imza atayım. Biz bildiriye imza atıyoruz, onlar bayrağı asıyorlar, Erdoğan propaganda yapıyor, biz sonraki şehide kadar herkes unutuyor. Unutmamak için itiraz ediyoruz.
🗣️Bundan sonrası için yeni şehitlerin gelmemesi için askeri alanda yapılan tartışmaları sormak istiyoruz.
🗣️Bundan sonra CHP'den ezbere bir muhalefet bekleyenler, iktidar ne zaman isterse iktidara destek bekleyenler hiç beklemesinler.