İş hayatını arkadaş ya da sevgili bulma kurumu gibi görmezseniz büyük ölçüde sorun yaşamazsınız. Çünkü iş ortamında problemlerin büyük kısmı gereksiz samimiyetten, hasetten ya da hırstan kaynaklanıyor.
Farkında mısınız artık arkadaşlık kurumu bitti; çoğu insan sadece kendini anlatma, kendini gösterme veya kendini kanıtlama derdinde. Ortak paylaşım, fikir alışverişleri yok denecek kadar az. Böyle bir dönemde gerçek arkadaşınız varsa kendinizi şanslı hissedebilirsiniz.
İnsan büyüdükçe sağlıklı ilişkilerin kıymetini daha iyi anlıyor. Bir insanı fethetmeye çalışmak, yola getirmekle uğraşmak artık çekici gelmiyor. Sadece sevme niyetinde olan ve sevme kapasitesi yüksek birini hayatında istiyor.
Bağlanmaktan kaçmak için “flört yedeklemek”, heyecan aramak için “aldatmak”, sorunlardan kaçmak için “birden ortadan kaybolmak”, sorumluluk almamak için “ilişki düşünmemek” yaygınlaştı. Karşınızda sadık, cesur ve sorumluluk sahibi biri varsa kendinizi şanslı hissedebilirsiniz.
“Özel hissetmek” benim hassas noktam. Beni en değerlisi olarak görmeyen biriyle sevgili olamam, bir sürü yakın arkadaşı olan kişilerle dost olamam, ortam meraklısı kişilerle vakit geçiremem. Sadece derin ilişkiler ve güçlü bağlar kurmak isterim. Yüzeysel olan her şeye kapalıyım.
Bir insanı kızdıracak her şeyi söyledikten sonra “çok sinirlisin” demek, üzecek her şeyi yaptıktan sonra “çok hassassın” demek, sürekli aşağıladıktan sonra “çok alıngansın” demek manipülasyondur. Bunlara maruz kalınca kendinizi suçlu hissedersiniz, manipülasyonun da amacı budur.
Tüm ilişkilerde “denge” esastır. Daha çok emek verdiğiniz sevgiliniz, daha çok sorumluluk aldığınız iş arkadaşınız, daha çok fedakarlık yaptığınız yakın arkadaşınız zamanla sizi tüketir. Çünkü bir tarafın sürekli verirken diğer tarafın sürekli alması ilişkideki dengeleri bozar.
İlişkilerde ben duygularımı gösteremiyorum adı altında “sevgisizliği”, hiç vaktim yok adı altında “ilgisizliği”, benim yapım bu değişemem adı altında “sorumluluktan kaçışı”, kafam karışık adı altında “tutarsızlığı”, eleştiri adı altında “psikolojik şiddeti” normalleştirmeyelim.
İlişkilerde “zarar vermek” sadece vurmakla ya da kötü sözlerle yapılmaz. Bir gün iyi davranıp bir gün ortadan kaybolduğunuzda, bağ kurmaktan kaçtığınızda, karmaşık mesajlar verdiğinizde ve gerçek niyetinizi gizlediğinizde de birine zarar vermiş olursunuz.
Sevgi “seni seviyorum” demekle gösterilmez. Küçük bir hatada kestirip atmak yerine anlaşmayı tercih ettiğinizde, küs kalmayıp gönül almaya çalıştığınızda, haklı olmak yerine mutlu olmayı önemsediğinizde bir insanı sevmiş olursunuz. Sevginin en büyük göstergesi “emektir.”
İlişkiler garip bir hal aldı: İnsanlar birbirine tahammül etmiyor, küçük bir hatada rest çekip ayrılıyor, daha iyisini bulmak için aldatıyor, cinsellik ve menfaat odaklı ilişki kuruyor… Böyle bir dönemde sadakat, sevgi ve güven içeren bir ilişki inşa etmek başarı sayılabilir.
İlişkilerde “saygısızlık” sadece kötü sözlerle yapılmaz. Birden ortadan kaybolduğunuzda, bir şeyler gizlediğinizde, değersiz hissettirdiğinizde ve tutamayacağınız sözler verdiğinizde de saygısızlık yapmış olursunuz. Bir insanın “güvenini boşa çıkarmak ” en büyük saygısızlıktır.
Bilerek mesaj bekleten, görüşmemek için bahaneler bulan ve duygularını gizleyen kişilerle yaşadığınız “ilişki” değil “oyundur.” İlişkiler zaman ayırmayı, özenli davranmayı, ilgi ve sevgi göstermeyi gerektirir. Taktiklerin olduğu yerde gerçek bir ilişkiden söz edilemez.
Birçok insan ilişkisi olmasına rağmen kendini hâlâ yalnız hissediyor çünkü partneri onu eleştiriyor, aşağılıyor, kendi doğrularını dikte ediyor, güvenini zedeliyor ya da ilgisiz bırakıyor. Oysa doğru bir ilişki “kapı dışında” gibi değil, “güvenli bir limanda” gibi hissettirir…
İlişkilerde tüketim kültürü hakim: İnsanlar birden fazla kişiyle flört ediyor, hiçbir açıklama yapmadan ortadan kayboluyor, sorumluluk almaktan kaçıyor, ilişkiler hızlı başlayıp hızlı bitiyor… Böyle bir dönemde istikrar, sadakat ve güven veren biriyle ilişki yaşamak büyük şans.
İlişkilerde “aldatmak” sadece bir başkasıyla görüşmek anlamına gelmez. Partnerinize yalan söylediğinizde, güvenini sarstığınızda ve gerçek niyetinizi gizlediğinizde de aldatmış olursunuz. Bir insanın “sevgisini, zamanını ve emeklerini ziyan etmek” belki de en büyük aldatmadır.
İlişkilerde “ilgisizlik” sadece mesajlara geç dönmek, telefonu meşgule atmakla yapılmaz. Görüşmeye yeterince zaman ayırmadığınızda, duygularınızı belli etmediğinizde, sorumluluk almaktan kaçtığınızda ve görmezden geldiğinizde de partnerinize ilgisiz davranmış olursunuz.
İlişkilerde “güven” sadece aldattığınızda ve yalan söylediğinizde sarsılmaz. Partnerinizin duygusal ihtiyaçlarını görmezden geldiğinizde, sebepsiz yere uzaklaştığınızda, değersiz hissettirdiğinizde de sarsılır. Bir insanı yarım bırakmak ve kendine küstürmek de güven sarsıcıdır.
Benim hayatımda taktiğe yer yok ya duygularımı belli ederim, gerçek düşüncelerimi söylerim, mesajlara hemen dönerim, sevilmek için kendimi farklı göstermem… Çünkü kendim olmaktan uzaklaştığım hayat, yaşanmamış bir hayattır.