ATAMA VE YER DEĞİŞTİRME YÖNETMELİĞİ’NE AÇTIĞIMIZ DAVADA DANIŞTAY KISMİ DURDURMA KARARI VERDİ
Eğitim-Bir-Sen olarak, Öğretmen ve Atama Yer Değiştirme Yönetmeliği’ne açtığımız davada Danıştay, “öğretmenin bulunduğu ilçe ile mazeretinin bulunduğu ilçe aynı grupta ise mazerete dayalı yer değişikliği başvurusu yapılamaz” hükmünün yürütmesini durdurdu.
Verilen bu karar ile aynı gruptaki ilçeler arasında yer değişikliği yapılmasına engel olan sınırlama hukuken kaldırılmış oldu.
Danıştay’ın kararı üzerine Milli Eğitim Bakanlığı öğretmenlerin il içi mazerete bağlı yer değiştirme duyurusunu ve takvimini de güncelledi.
Bakanlık, il içinde mazerete bağlı yer değişikliği talebinde bulunacak öğretmenlerin ön başvuru sürecini 31 Temmuz 2026 tarihine kadar uzattı.
Haberi okumak için: https://t.co/voYZuJye91
#İyikiEğitimBirSenVar
Kulu ilçe başkanımız Sayın Sezgin Alp ve Yönetim Kurulu Üyeleri, Şube Başkanlığımızı ziyaret ederek yaklaşan seçim sürecine ilişkin iyi dileklerini ilettiler, başkan adayımız Dr. Mehmet Aziz Anik 'e desteklerini bildirdiler.
🤝 Birlikte güçlü, birlikte umutluyuz.
#EğitimBirSen
İnsanlık tarihinde derin izler bırakan önemli hadiselerin ve büyük acıların hatırlandığı Aşure Günü, aynı zamanda hissiyatta ortaklaşma ve gönülleri birbirine yakınlaştırma günüdür.
Aşure Günü’nün milletimizin birlik ve kardeşliğini pekiştirmeye vesile olmasını temenni ediyoruz.
Bu müstesna gün vesilesiyle, cennet gençlerinin efendisi, şehadet mektebinin öğretmeni Hz. Hüseyin Efendimizi ve yol arkadaşlarını tazimle yâd ediyoruz.
Çağrımız karşılık buldu; 2023 yılında atanıp göreve geç başlatılan öğretmenlere mazerete dayalı yer değişikliği hakkı tanındı.
Eğitim-Bir-Sen olarak 2023 yılı Mart ayında ataması yapılmasına rağmen idari sebeplerle göreve başlamaları Eylül ayına sarkan çok sayıda öğretmenin idari tasarruf nedeniyle mağdur edilmemesi, 2023 yılında ataması yapılan öğretmenlere 2026 yılı yaz tatili döneminde mazerete dayalı yer değişikliği hakkının tanınması çağrısında bulunmuştuk.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, söz konusu öğretmenlerin yasal çalışma süresini tamamlayacakları Eylül ayında, mazerete bağlı yer değişikliği talepleri için kendilerine özel ayrı bir duyuru yayımlanacağı ifade etmiştir.
Bu duyarlı ve çözüm odaklı yaklaşımından dolayı Bakan Yusuf Tekin’e teşekkür ediyoruz.
YKS’ye girecek tüm öğrencilerimize başarılar diliyor, öğrencilerimize rehberlik yapan ve geleceğe hazırlayan tüm öğretmenlerimize teşekkür ediyoruz.
Okulları sınava hazırlayan idareci ve yardımcı hizmetli arkadaşlarımıza, sınavda görev alan eğitim çalışanlarımıza ve emniyet görevlilerimize kolaylıklar diliyoruz.
#YKS2026
ÖĞRENCİ GELİŞİM RAPORLARI HAKKINDA EYLEM KARARI ALDIK
Eğitim-Bir-Sen olarak, öğretmenlere zorunlu tutulan “Öğrenci Gelişim Raporları” uygulamasının öğretmenler tarafından gönüllülük esasına göre hazırlanması yönünde eylem kararı aldık.
Uygulamanın, angarya yasağına aykırılık teşkil etmesi, öğretmenlerin dinlenme hakkını ihlal etmesi ve iş-aile hayatı arasındaki dengeyi aile aleyhine bozacak nitelikte olması nedeniyle öğrenci gelişim raporlarının hazırlanmasının öğretmenlerin isteğine bırakılması gerektiğini ifade ediyoruz.
Rahmi Koç’un kullandığı ifadeler; insan onurunu zedeleyen, ayrımcılığı körükleyen ve toplumsal barışa zarar veren kabul edilemez bir söylemdir.
Ülkemizin her ferdi, kimliği ve kökeni ne olursa olsun eşit değere ve aynı saygınlığa sahiptir. Bir Kürt kadın vatandaşımızı hedef alan, herhangi bir kesimi küçümseyen veya ötekileştiren yaklaşımlar asla kabul edilemez.
Ekonomik güç ve toplumsal statü, ayrıcalık değil sorumluluk yükler. Hiç kimse sahip olduğu servet, makam veya nüfuza güvenerek vatandaşlarımızın onurunu hedef alamaz. Ayrımcılığı meşrulaştıran bu dil karşısında sessiz kalmayacak, insan onurunu ve toplumsal kardeşliği kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz.
#RahmiKoç
KAYIPLARIMIZ ARTMIŞ, SOSYAL MALİYET BÜYÜMÜŞ, SEYYANEN ZAM KAÇINILMAZ OLMUŞTUR
Mayıs ayı enflasyon oranı %1,71 yıllık enflasyon %32,61 olarak açıklandı. 5 aylık toplam enflasyon %16,61 olurken kamu görevlileri ve emeklilerimizin enflasyon farkı %5,05 olarak gerçekleşti. Memur ve emeklisine ilk 6 ay için %11’lik zam reva görülürken enflasyon şimdiden %16,61 seviyesine ulaştı.
Toplu sözleşme görüşmeleri sırasında esas alınan ve 2026 yılının tamamı için hedeflenen %16’lık enflasyon oranı ilk 5 aylık süreçte gerçekleşmiş oldu. Biz masada bu hedeflerin tutmayacağını, memur ve emeklisinin yüksek enflasyon altında ezileceğini, maaş ve ücretlerin enflasyon farkıyla gecikmeli olarak belirleneceğini ısrarla söyledik.
“Memur ve emekliler Temmuzda şu kadar zam alacak.” yanlışı yerine “Kamu görevlisi ve emeklisinin maaş/ücretleri Nisan ayından itibaren enflasyona yenildi.”Gerçeğini merkeze alarak konuşmak ve gereğini yapmak gerekiyor.
Kişi başına düşen milli gelir rekora koşuyor ise,büyüme rakamları istikrarlı şekilde devam ediyor ise,kamu görevlilerimiz ve emeklilerimiz büyümeden payını, milli gelirden hakkını alamıyor. 2021 Aralık ayından itibaren yıllık enflasyon %30’un üzerinde seyrediyor. Sıkılaşma politikaları sabit gelirlinin ücretlerini eritiyor, alım gücünü azaltıyor fakat enflasyonu düşürmüyor.
Kamu İşvereni; memuru enflasyona ezdirmek yerine Memur-Sen’i dinleyerek enflasyonu ezecek zam oranlarına imza atsaydı; bugün ne kamuda maaş ücret çarpıklığı ne de enflasyonun oluşturduğu kayıplar konuşulurdu. 7. Dönemdeki hatayı 8. Dönemde tekrar etmek; artık hata değildir. Tasarruf, kemer sıkmak ya da tutumlu olmak; olmayanı paylaşmada anlaşılır, olanı adaletsiz ve eşitsiz dağıtırken ne anlatılır ne de anlaşılır.
Bugün enflasyon konusu kadar önemli diğer başlık; çalışanlar arasında oluşturulan çarpıklık ve adaletsizliktir. Emeğin, alın terinin, hayat mücadelesinin kıyası olmaz!
Ömür boyunca verdiğimiz emeğin karşılığı, asli ve sürekli işin icracısı, kamu hizmetinin asli unsuru olarak cümle kuruyor, aynı işi yapanlar arasında oluşturulan çarpıklığı ısrarla gündeme getiriyoruz.
Kamuda en düşük memur maaşının konuşulduğu her masada ve mecrada diğer statülerdekilerinin en düşük ve ortalama ücretini görmezden gelen anlayış; aslında kamuda huzursuzluğa, kamu çalışanları arasındaki çatışmaya sessiz kalıyor demektir.
Beklentimizi, talebimizi, kamu görevlisinin sesini bir kez daha altını çizerek belirtiyoruz.
•Yasanın eksikliklerinin, Hakemin yetersizliklerinin faturasını memur ve emeklisi ödemesin.
•Üç ayda bir enflasyon hedefi güncellediği gibi kamu görevlisi ve emeklisinin maaşları güncellensin.
•Seyyanen zam verilsin, çalışanlar arasındaki adaletsizlik bitirilsin.
•4688 sayılı Kanun değişsin, aynı kanunla artık farklı sonuç üretilmesi beklenmesin.
İLO’da İsrail’in Önerisi Reddedildi✊
İsrail’in Israr Etmesi Üzerine Masalara Vurarak Protesto Ettik
İsrail’in talebiyle ILO’daki “Filistin'in gözlemci üyeliğinin kaldırılması”yönündeki oldu bittiye getirilmeye çalışılan önergesi, sosyal tarafları temsil eden delegelerin online oylamasında 17 Kabul , 394 RED ✔️
oyu ile reddedildi.
İsrail’in ısrarı üzerine masalara vurarak protesto ettik. Bir kaç defa yaptığı girişimi aynı şekilde protesto ile akim bıraktık.
#FreePalestine✊ #ILC2026
İstanbul’un Fethi;
Hz. Peygamberimizin kutlu müjdesine nail olma yolunda milletimizin ortaya koyduğu inanç, azim ve kararlılığın neticesidir.
Fatih Sultan Mehmet Han’ın mühendislik çalışmalarıyla kazanılan, tarihin seyrini değiştiren büyük bir zaferdir.
İstanbul’un Fethi’nin 573. yıl dönümü kutlu olsun.
#İstanbulunFethi #Fetih1453
“YERİMİZ ZİRVE, YÖNÜMÜZ UFUK, YOLUMUZ UMUTTUR”
Kurucu Genel Başkanımız Mehmet Akif İnan ve arkadaşlarının attığı adımlarla başlayan kutlu yürüyüşümüz, bugün 444 bin 454 yüreğin aynı inançla attığı büyük bir davaya dönüştü.
Yükümüzün ağırlığını ve sorumluluğumuzun büyüklüğünü biliyor, kutlu yürüyüşümüzü başladığı ilk günkü inanç, azim ve adanmışlıkla sürdürüyoruz.
Kutlu davamızın öncülerini rahmet ve minnetle yad ediyor; bugünün yükünü omuzlayıp emek ve gönül veren her bir yol arkadaşımıza şükranlarımızı sunuyoruz.
444 bin 454 üyemizin desteği ile yerleştiğimiz sendikal hayatın zirvesi ülkemize, milletimize, üyelerimize, eğitim çalışanlarımıza ve teşkilatımıza kutlu olsun.
T E Ş E K K Ü R L E R
Eğitim-Bir-Sen olarak 444.454 üye sayısına ulaşarak tarihi bir rekora imza attık.
Geçtiğimiz yıl 428 bin 618 olan üye sayımız, bu yıl yaklaşık 16 bin eğitim ve bilim çalışanının ailemize katılmasıyla;
📌 Milli Eğitim Bakanlığında 394 bin 705’e
📌 Yükseköğretim kurumlarında 49 bin 749’a
📌 Toplamda ise 444.454’e yükselterek tüm zamanların zirvesine taşıdık.
.
Eğitim-Bir-Sen’i tarihi zirveye taşıyan 444 bin 454 üyemizin her birine ayrı ayrı şükranlarımızı sunuyorum.
Teşkilatımıza, emek , ömür ve gönül verenlere yürekten teşekkürler.
“Bugünün,Yarınların Kalıcı İş ve Eylemlerin Adresiyiz”
https://t.co/0HBXCHhlHU
#RekorÜyeYerimizZirve #EğitimBirSen
19 Mayıs 1919; milletimizin bağımsızlık ve istiklal uğruna gösterdiği kararlılığın tarihe kazındığı önemli dönüm noktalarından biridir.
Bugün bizlere düşen görev; şehitlerimizin emaneti olan bu cennet vatanı korumak, kardeşlik hukukunu güçlendirmek ve bağımsızlık ruhunu gelecek nesillere aynı bilinçle taşımaktır.
İnanıyoruz ki gençlerimiz; tarihinden aldığı güç, milli ve manevi değerlerine bağlılığıyla Ülkemizin yarınlarını daha güçlü şekilde inşa edecektir.
Bu Vatan uğruna canlarını feda eden tüm şehitlerimize sonsuz minnet duyuyor; rahmet ve şükranla anıyoruz. 🇹🇷
#19MayısGençlikveSporBayramı
İmanla Yazılan Zafer: Kut’ül Amare
Sadece bir zafer değil, imanla yoğrulmuş bir direnişin ve millet iradesinin tarih sahnesinde vücut bulmuş halidir Kutül Amare Zaferi.
I. Dünya Savaşı’nda Irak Cephesi’nde, Osmanlı ordusunun İngiliz Ordusu’na karşı verdiği destansı mücadelenin zirvesi olarak, 29 Nisan 1916’da Kut kasabasında tarihe altın harflerle yazılmıştır.
Halil Kut Paşa komutasındaki kahraman ordumuz; yenilmez denilen İngiliz kuvvetlerini kuşatarak 5’i general, 481’i subay 13 bin askeri teslim alarak Çanakkale’den sonra en büyük zaferlerden birine imza atmıştır.
Yokluklar içinde, imanla, sabırla ve sarsılmaz bir iradeyle kazanılan bu büyük zafer; milletimizin esareti asla kabul etmeyeceğinin, şartlar ne olursa olsun istiklalinden vazgeçmeyeceğinin en güçlü nişanesidir.
Bugün bizlere düşen; o ruhu diri tutmak, aynı inanç ve kararlılıkla geleceğe yürümektir.
Ecdadımızın ruhları şad, mekânları cennet olsun.
#KutülAmare #KutülAmareZaferi
***Pazartesi'den Pazartesi'ye***
▪︎▪︎EĞİTİMCİLER KONUŞSUN, EĞİTİMCİLER YAPSIN!▪︎▪︎▪︎
Yine olmayacak, korkarım yine başaramayacağız! Etrafında dolanıyor, meselenin özünü bir türlü yakalayamıyor, polisiye tedbirlerden öteye geçemiyoruz. Daha da kötüsü yapılan hatalar çok daha vahim sonuçlar ortaya çıkaracak gibi duruyor.
Biri kaynaştırma diğeri asosyal, sıra arkadaşı iki öğrenci. İkincisi, içinde silahlar olan bir çanta resmi çiziyor ve altına arkadaşının ismini yazıyor. Resimden haberdar olan okul idaresi, bu süreçte aldığı talimat gereği resmi emniyete bildiriyor.
Emniyet öğrenciyi alıyor, önce nezarete atıyor. Devamında savcı, hâkim, psikolog, Erenköy, derken anne baba çocuklarını bir anda Bakırköy’de buluyor. Çocukları üç haftalığına hastanede gözetim altına alınan aile, gözyaşları içinde dönüp okulu basıyor!
“Yaşadığımız üzücü olaylar tekrar ederse topluma ne deriz.” paniğine kapılmadan, eğitim ve güvenlik alanında doğru adımlar atmalıyız. Araştırmalar, toplumda güvenlik kaygısı yükseltildiğinde, riskin de aynı oranda artığını gösteriyor. Problemli olsun veya olmasın yanlış bir adımınız bir masum öğrenciyi ailesinden, okuldan ve hayattan koparabilir.
Geçen hafta, “Eğitimcilerin hazırladığı ve her kuruma rollerin eğitimciler tarafından verildiği kapsamlı bir eylem planına ihtiyaç vardır.” Derken aslında tam da bu tehlikeye işaret etmiştim.
Tekrar söyleyelim; okul dışı etkenleri okula taşıyarak problemi çözemeyiz. Eğitimciler değil polisler, MEB değil, İçişleri Bakanlığı konuşursa problemi çözemeyiz. Maraş’ta vefat eden, babası KHK’lı yavrumuza reva görülen uygulama eğitimci duruşu değildir. İçişleri Bakanlığı’nın yayınladığı genelge, yukarıdaki olayların tekrarını getirecek potansiyel taşıyan ve eğitimci ayarına ihtiyaç duyan bir genelgedir.
Polisin yaptıklarını görünce aklıma, “Sahip olduğun tek araç çekiçse, her şey çivi gibi görünmeye başlar.” Sözü geliyor. Mesele suçlu öğrenciyi yakalayıp, ayıklama, cezalandırma ve tecrit etme olarak algılanıyorsa polise görev vermek isabetli olmuştur. Ancak biliyoruz ki mesele bu değildir. Umarım bu polisiye tedbirler geçici bir süreliğine alınan önlemlerdir.
Siber devriye, koruyucu-önleyici erken uyarı sistemi, yapay zekâ ile takip, sabit okul kolluk görevlisi gibi adımlar polisiye adımlardır. Bizim eğitimci adımlarına ihtiyacımız vardır. Bahçe duvarlarını değil, öğretmenin toplumdaki saygınlığını, sınıftaki otoritesini yükseltmeye ihtiyacımız vardır.
Hala CİMER’i kapatamadıysak olayı anlamış bile sayılmayız. Hala RTÜK dizilerle ilgili adım atmadıysa boşa kürek çekiyoruz demektir. Hala öğretmenin gözünden bakarak, onun içinde bulunduğu şartlar üzerinden giderek çözüm aramıyorsak çözümün çok uzağındayız demektir.
Eğitim sistemini sorgulayamayacaksak, daha alt sınıflarda sınıf seviyesinin altında kalan, çeşitli problemler yaşayan ve yaşatan, geleceğine dair bir yol haritası sunamadığımız, yeteneğini keşfetme ve yönlendirme yapmadığımız öğrencilerimize sunacağımız bir çözümümüz hala yoksa ve olmayacaksa kime ne demeye hakkımız olacaktır?
Okul dışındaki kısmı ile ilgili devletin hangi birimi ne yapacaksa yapsın, bize bakan kısmını lütfen biz çalışalım. Disiplin yönetmeliğini, sınıf geçme sistemini, rehberlik servislerinin güçlendirilmesini, mesleki eğitimi, özel eğitimi, öğrencinin çift yönlü eğitimini, yeni müfredatın yaşadığımız problemlerin çözümünde sağlayacağı avantajı, kademeler arasındaki geçişi ve sınav baskısını vs. biz çalışalım.
Her öğrenciye başarıyı tattıracak, hayata bağlayacak bir yol mutlaka vardır. Çünkü biliyoruz ki her çocuk bir yetenek üzere yaratılmıştır.
Buradan bütün öğretmen ve idarecilere sesleniyorum: Hiçbir öğrencinizi okulda, arkadaşlarının gözü önünde polise teslim etmeyin. Verilen talimatlarda pedagoji bilimine aykırı olanlara itiraz edin, düzeltilmesini sağlayın. Soğukkanlı olun, panik yapmayın. Bin öğrenciniz varsa yakın takip etmeniz gereken öğrenci sayısı yirmi bile değildir. Bu öğrencilerinize odaklanın.
Talat YAVUZ
81 İLDE BAYRAKLARIMIZLA, DUALARLA
DERS BAŞI YAPTIK
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta meydana gelen menfur saldırıların ardından kaybettiğimiz meslektaşlarımızın ve öğrencilerimizin yasını tutmak, okul içi ve okul dışı tehlikelerin önlenmesini sağlamak, dikkatleri şiddete çekmek ve işimizi yapabilmek için iş bıraktık; bugün ise çocuklarımıza, okullarımıza ve mesleğimize sahip çıkma sorumluluğu ile ay yıldızlı al bayraklarla ders başı yaptık. Teşkilat olarak 81 ilde tüm okullarımızda “Bayraklarımızla Okullardayız” çağrımızı sahaya taşıdık.
Çağrımız doğrultusunda bugün okullarımız, öğretmenlerimizin ve öğrencilerimizin taşıdığı ay yıldızlı bayraklarla donatıldı. Sanal dünyanın karanlık ve korku üreten ikliminde çocuklarımıza tuzak kurmaya çalışan yapılara karşı tepki seli oluşturduk. Yaşanan acı hadiseleri fırsata çevirmeye, ülkemizde kaos oluşturmak isteyen karanlık odaklara asla izin vermeyeceğimizi vurguladık.
Çocuklarımızı sanal dünyanın karanlık dehlizlerinde yuvalanan terör örgütlerine teslim etmeyeceğimizi, korku üretmek isteyen her türlü karanlık niyete karşı dimdik duracağımızı bir kez daha ilan ettik.
#ÖğretmenBayraktır
***Pazartesi'den Pazartesi'ye****
▪︎▪︎▪︎OKUL YİNE UNUTULDU!▪︎▪︎▪︎
Çok üzücü olaylar yaşadık, yüreğimiz yandı, kayıplarımız, yaralılarımız ve psikolojik travma yaşayanlarımız oldu. Öğretmen, öğrenci ve veliler tedirgin. Çok boyutlu bir problemle karşı karsıyayız. Ancak üzülerek görüyoruz ki okul ve öğretmen yine unutuldu ve yaşanan elim olaylar üzerinden eski kavgalar görülüyor, siyasi hesaplaşmalar yapılıyor, sinirler geriliyor, savunmaya geçiliyor.
Konuyu dağıtmaya gerek yok, dünya âlem biliyor ki yaşadığımızın özeti şudur:
● Dijital ortamlar kontrolsüz, sapkın inanışları yayıyor, suça teşvik ediyor, sanal ile gerçeği ayıracak yaşta olmayan çocuklarımızı suça teşvik ediyor, zombiye dönüştürüyor ve cinayetler işletiyor.
● Çocuğun üzerinde aile ve toplum denetimi kalmamış; veliler büyük oranda bilinçsiz, saygısız, saldırgan, şımartılmış, öğretmene ve okula ceza kesmeye meyilli ve tiktok videoları izleyerek hepsi birer pedagog kesilmiş durumdalar.
● Öğretmen; saygınlığı aşınmış, savunmasız, şikâyet ve şiddet kıskacına hapsolmuş, her şeye rağmen idealizmini ve mesleğe olan saygısını koruyarak, tarihi işlevini yapabilme mücadelesi veriyor.
● İdareci, yetkisi ve imkânları elinden alınmış, angaryaya boğulmuş, mesaisinin büyük bir kısmını okuluna maddi kaynak oluşturmaya ayırmış, mevzuat-müfettiş-problem üçgeninde kendisine, “beceremiyorsan bırak git, koltuğa oturacak elli kişi bekliyor.” denilen sıradan bir çalışan durumuna düşürülmüş.
●Okul, proje çöplüğüne dönüşmüş, devlet kurumları dahil aklı esenin proje geliştirdiği, kulüp kurup kariyer devşirdiği, eğitilmiş profesyonel güvenlik personeli ve temizlik görevlisi olmayan, yerel imkanları merkezileştirilmiş, zorluklarla boğuşan, giderek iş yükü artan bir duruma gelmiş.
● Acımasız sınavlarla yarışmacı, öğrencinin sosyal ve duygusal gelişimini göz ardı eden, yeteneği keşfedip zamanında yönlendirmeyen on iki yıllık zorunlu eğitim sistemi, ne yazık ki yukarıda sıralanan her biri devasa problemin üzerine oturmuş ve nesillerimizi harcamaya devam ediyor.
● Okul idaresinin “tehdit ediliyoruz” ihbarını kale almayan ancak sorumsuz bir velinin verdiği dilekçe ile öğretmen ve okul müdürünü okuldan uzaklaştırabilen adli merciler; okulda dakikalar süren silahlı eyleme, veli ve kantin görevlisinden sonra müdahale edebilen kolluk; okul söz konusu olunca kör ve sağır olduğu ayyuka çıkan siber suçları takip merkezi.
● Olumsuz haberleri yapmaktan haz duyan, dizilerde öğretmeni aşağılayan, şiddet ve kanlı sahnelerle gençlerin duygu dünyasını bozan, uyuşturucu ve şiddet haberlerini veriş biçimi sıkıntılı medyamız.
● İğne çuvaldız ilkesiyle sendikalar tarafına bakacak olursak, bu süreçte; olaylardan önce “okulda polis istemiyoruz” deyip olay sonrası “bakanlığı polisle koruyorsunuz, okulda neden polis yok.” diyebilen;
Sendikalarında LGBT komisyonları kurup Maraş’ta olayı gerçekleştiren erkek çocuğun mini etek giyerek internette boy göstermesini teşvik eden, sapkınlıkların yayılması için onur yürüyüşü yapan;
Mecliste on beş yaş altı sosyal medya düzenlemesine karşı çıkıp meydanlarda masum pozlarına bürünen;
Teröre destek olup okuldaki ölümlü olaylarda sahte gözyaşı döken, fetöcülüğü açık sendika kurup oradan siyasete geçip meydanlarda provakasyon yapanlarla, aynı anda “iş bırakma” eylem kararı almak zorunda kalışımız, kaderin bir cilvesi mi yaşadığımız vahim olaylardan kaynaklanan talihsizlik mi anlamaya çalışıyorum.
Yaşanan olaylardan muhalefet yapmak adına ilkesizce nemalanmakla, bütün gayretlerimize rağmen engel olunamayan olayların bir daha olmaması için çözümler üretmek, çalıştaylar yapmak, raporlar yazmak arasındaki fark ile önümüze bakacağız.
Bize göre olaylar okulda olmuştur ancak sebepleri çok daha derinlerde saklı, çözüm için birçok kurumun birlikte çalışmasını gerektiren komplike bir durum yaşıyoruz. Eğitimcilerin hazırladığı ve her kuruma rollerin eğitimciler tarafından verildiği kapsamlı bir eylem planına ihtiyaç vardır.
[1] +++
OKULA BASKINI PROTESTO İÇİN TÜRKİYE GENELİNDE İŞ BIRAKIYORUZ
Siverek Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde okulun eski bir öğrencisi tarafından gerçekleştirilen saldırıyı protesto etmek; eğitimcilerimizi, öğrencilerimizi ve eğitim kurumlarımızı hedef alan şiddet eylemlerindeki artışa dikkat çekmek ve güvenli çalışma ortamının tesisi hususunda gerekli her türlü çalışmanın ivedilikle gerçekleştirilmesini haykırmak için
15 Nisan 2026 tarihinde Türkiye genelinde iş bırakıyoruz.
Okul baskınının gerçekleştiği Siverek ilçesinde protesto yürüyüşü ve tüm illerde geniş katılımlı basın açıklamaları yapacağız.
Masum bir halkı idam edilecekler ..🎙️
“Bir Yahudi’nin dünyanın her yerinde rahat yaşaması için gerekli şartlara insan hakları denir.” [İsmet Özel]
Soruyoruz: İnsan hakları Filistinliler için de geçerli değilse, Uluslarası kural ve kurulların anlamı nedir ve ne içindir?
#idamlarıdurdurun #StoptTheExecutions