Fatma Betül Sayan Kaya, 'Yapmadım' dememiş. Lafı çevirip affını isteyerek milyarlar cebinde kurtulmaya çalışıyor. Olmaz öyle, cevap vereceksin. Fona koyacak 163 milyon lirayı nereden buldun? Fondaki soyguna nasıl, kim tarafından ortak yapıldın? Vurgun planını nasıl yaptınız? Vurgunla elde ettiğin milyarlar nerede? Bu tezgahtaki diğer siyasi ortakların kimlerdi? Neden gözaltına alınmıyorsun?
Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar,
Yarın, 28 Eylül Pazartesi, Çağlayan Adliyesi’nde saat 10:00’da duruşmam var.
88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim?
İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş.
Biraz da cezaevinden havadisler: Sınıf atlama heyecanı var Karatepe’de mahallemize 2 özel jeti olan komşu taşındı. Herkes bir gecede radikal seviyede artan refah seviyesine uygun davranmaya çalışıyor. Ben de buna uygun olarak bu tweette “zengin derdi” sayılacak bir konu seçtim: Cezaevi ve müzik.
“Müziksiz yaşayamam” tipi bir insan hiç olmadım, hatta epey de yaşarım ama “müziksiz 88 gün yaşayamam” tipi bir insanmışım meğer. Rüyalarımdan birinde; tahliye olduğumu fark edince hemen Peyk açıyordum ama Peyk olmayan bir şey çalıyordu. Radyo ve Dream Türk var ama hep Peyk olmayan bir şey çalıyor.
Şimdi övmeye çekiniyorum; TRT 2’yi övdüm, son 1 aydır yok. Radyo 3 sağolsun, Gojira çaldı 1 saat. Böyle mucizevi anlar dışında pek seçenek yok. Bu yüzden bu yaşa kadar ergen inadıyla taşıdığım Türkçe pop alerjimi aşmam gerekti. Bu hafta savunmama hazırlanırken 24 saat boyunca Dream Türk açıktı. Sadece yan komşum Haluk Levent, Mamak Türküsü ya da Haziran’da Ölmek Zor çaldığında TV’yi kapatıp avluya çıkıyorum. Kuyu tipinin tek iyi yanı akustiği olabilir.
24 saat Dream Türk izlerseniz 4 kere Ezhel’i görebiliyorsunuz, özledik. Onun dışında Türkçe pop. Girl Band, Boy Band ve Karışık Band salgını var, herkes dikkatli olsun. Kalabalık ortamlara girmeyin, aniden bir koreografinin parçası olabilirsiniz.
Favorilerim:
Eypio & Sibel Can – Kıyamam
Mabel Matiz – Umrumdışı
Hücremde Mabel Matiz’in “Ben büyüttüm boy boy” dansını yaparken infaz koruma memuruna yakalandım. Bir kere de derbi günü MasterChef izlerken yakalanmıştım, iki etti.
Savunma öncesi gündemden uzaklaşmak için seçtiğim bu yumuşak konuyu burada yazdığım bir rap ile bitireyim. Sabah 9’da ekmek dağıtımı oluyor. Haftada birkaç gün de ekmekle birlikte poğaça veriliyor ve kruvasan neşesi yaşanıyor. O günler önce koridorda servis tezgâhının tekerleğinden çıkan sesler yankılanıyor. Sonra dağıtımı yapan memur bozacı gibi bir nağmeyle bağırıyor: “Ekmek ve poğaçaaaa”
(Fuat Ergin tarzı bir flow’la)
Ekmek ve poğaça Vaktimiz bolca Cicibebe olmasa Halimiz n’olcak Menü ful carbo Ne peynir ne yarım kadeh Doluca Haluk, Cem, Özkan, ben D Blok dört yapraklı yonca
Görüşmek üzere.
AYRIMCILIĞI, NEFRET SÖYLEMİNİ VE TOPLUMSAL KUTUPLAŞMAYI DERİNLEŞTİREN POLİTİKALARDAN VAZGEÇİLMELİDİR!
“Ailem Güvende” adı verilen operasyon ile LGBTİ+’ların ve hak örgütlerinin hedef gösterilmesi; ayrımcılığı, nefret söylemini ve toplumsal kutuplaşmayı derinleştirmektedir.
Örgütlenme ve ifade özgürlüğü başta olmak üzere temel hak ve özgürlüklerin baskı altına alınmasını, hak savunucularının gözaltına alınmasını ve internet siteleri ile sosyal medya hesaplarına yönelik erişim engellerini kabul etmiyoruz.
Ülkemizin demokratik geleceği; temel hak ve özgürlüklerin, eşit yurttaşlığın ve örgütlenme hakkının herkes için güvence altına alınmasıyla mümkündür. Hiç kimse kimliği, yaşam biçimi ya da hak mücadelesi nedeniyle ayrımcılığa ve baskıya maruz bırakılamaz.
Siyasal iktidar, ayrımcı ve hedef gösterici politikalardan derhal vazgeçmeli; hukuksuz biçimde gözaltına alınanlar ve tutuklananlar serbest bırakılmalı, internet siteleri ve sosyal medya hesaplarına yönelik erişim engelleri kaldırılmalıdır.
CHP'nin rozet töreninde salonda bulunanların en az 200'ü sahte figüran CHP'li ile dolduruldu.
Kılıçdaroğlu'nun rozet töreni için 950 TL’ye cast ajanslarından tutulan figüranlar arasında Mısırlı, Özbekistanlı göçmenler, atanmayan öğretmenler, öğrenciler vardı.
Arka bahçelerde slogan provası yaptırıldı. 50 kişiye CHP Gençlik Kolları yeleği giydirildi.
Not: Haberi yalanlayan herkese alandan fotoğrafımı bırakmak istiyorum. Destekleyen herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
Sözler tutulmadı, tekrar geliyoruz!
3 Bakanlık garantörlüğünde verilen sözler doğrultusunda Doruk Madencilik direnişimizin fiili eylemliliğini sonlandırmıştık. 15 Mayıs'a kadar ödeneceği sözü verilen özlük haklarımız hala ödenmedi.
1 Haziran'da İçişleri Bakanlık'ı önündeyiz.
KAZANDIK!
3 ayrı Bakanlıkla yaptığımız görüşmeler sonrası eylemimizi sonlandırıyoruz. Ayrıntılı açıklamayı bugün saat 19.00'da Kurtuluş Parkı'nda yapacağız.
Her daim yanımızda olan halkımızı 19.00'da kutlamaya ve madencileri uğurlamaya çağırıyoruz.
https://t.co/4MjkonYN4C
Günlerdir bu konuda tartışma sürüyor. Beyaz yakalılar tecrübelerini anlatıyor, yargılıyor, eleştiriyor. Sendikalaşma fikri hiç konuşulmuyor. Maden işçileri ortalığı ayağa kaldırmışken dahi bu iş akla gelmiyor. Beyaz yaka, işçi sınıfına dahil olduğunu ne zaman fark edecek? Bordron var ve işçisin.
2023’te fatmanur ve hifa için mücadeleye başladık.
ismail gazetede, ben adliyede.
cinsel istismar şüphelisi ayhan şengüler’in sanık sıfatını alması için aylarca uğraştık.
savcılar değişti, dosya süründürüldü…
ancak sonunda iddianame yazılabildi.
ama o ayhan, bir gün bile özgürlüğünden mahrum bırakılmadı.
ne gözaltı, ne tutuklama.
hakikati yazan ismail ise dünden beri gözaltında.
adalet dediğiniz şey kimin için var?
#ismailarıserbestbırakılsın
Kamu kurumlarındaki yolsuzlukları, usulsüzlükleri, kayırmacı uygulamaları, haksız zenginleşme hikayelerini ve daha nice skandalı, BirGün'de onun kaleminden okudunuz. Ankara'da yaşayan ve çalışan gazeteci İsmail Arı, aile ziyareti için sadece 2 günlüğüne gittiği Tokat'tan dönmesi bile beklenmeden, bu gece saatlerinde alelacele gözaltına alındı. Bayram vakti, aile ziyareti sırasında, gece vakti... Amaç kötülük etmek. "Halkı yanıltıcı bilgiyi yaymakla" suçlanıyor ki İsmail'e yapılabilecek en komik suçlamadır bu. İsmail'in halka verdiği tek şey doğru bilgidir, ona yalanı şakayla bile söyletemezsiniz. İsmail bugüne kadar size ses oldu, şimdi İsmail'in sizin sesinize ihtiyacı var. #GazetecilikSuçDeğildir #İsmailArıSerbestBırakılsın