Sonunda! Türk sinemasında içinden tren geçen ve ulaşabildiğimiz tam 245 filmi bu kitapta sevgili hocam Seçil Büker ile inceledik. Haydarpaşa'dan mavi üniformalı demiryolculara, ölüleri taşıyan trenlerden hayaletli trenlere kadar bir sürü trenli film. Okuyanı bol++
37. #AnkaraFilmFestivali’nin Ulusal Uzun Film Yarışması’nda yarışacak filmler belli oldu! Festivalde bu yıl 10 film yarışacak!
Detaylı bilgi 👉🏻 https://t.co/wJuBBkbSkg
#37AnkaraFF#AnkaraFF2026
Abbas kiarostami'nin "kirazın tadı" filmi de benzer şekilde intihar etmeye çalışan bir adamın yollar boyunca öldükten sonra onu gömmek için için birini bulmaya çalışması değil de yaşamak için sebep bulmaya çalışması olarak düşünmüştüm hep.
Kadin intihara karar vermiş atlıyor, biri onu kurtarma çabası gösterdiği an kurtulmak için çaba göstermeye başlıyor. İnsanoglu çok garip. Suç ve Ceza’da çok güzel anlatır bunu. İnsan bir uçurumun kenarında olsa dahi ölmek yerine o uçurumun kenarında sonsuza kadar yaşamak ister
Savrulup duran bir zaman diliminde
sarsarak ve sarsılarak geçiyor günler
ama kalbimiz çatlayacak kadar duyarlı
hayatı savunabilecek kadar güçlüdür.
Ahmet Telli / Savrulup Dururken Hayat
Seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak
yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı?
Yani Tahiri Zühre sevmeseydi artık
yahut hiç sevmeseydi,
Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden ?
Nâzım
“Gazap Üzümleri”nde şöyle bir cümle geçer: “Ancak yeni doğan bir bebek baştan başlayabilir. Sen, ben, biz artık geçmiş zamanız.. Geçmişi silmeye çalışma; onu kabul et, anlamlandır ve ondan ders al. Gerçek başlangıç, unutmak değil; bilinçle devam etmektir.
Dünya soğur, akşam serinlerken,
Benim sensiz sevinecek bir şeyim yok.
Kılı kırk yardım, altını üstüne getirdim,
Ve işte en geniş cümlem;
İçimi açtım sana.
İçini açmak için..
Birhan Keskin