Yağmur, pencerenin ardında izlediğinde değil, altında ıslandığında yağmur; rüzgar ağaçların yapraklarını savurduğunda değil, saçlarını savurduğunda rüzgar olur.
Beni yargılamadan önce, ayakkabılarımı giy. Geçtiğim yollardan geç, takıldığım taşlara takıl. Düştüğüm kaldırıma düş, kanayan diz kapaklarım gibi seninki de kanasın. Sonra gel, acın acıma denk olduğunda konuşalım.
İdrak zenginliği diye bir rızık var. Allahın verdiği tüm nimetlerin bir lütuf olduğunu bilip, başkasıyla kıyas yapmadan dolu dolu şükür duyabilen bir seviye. Bunu yaşama dikte edebilmek çok kıymetli. Allah, uyandığımız her yeni gün bizi bu idrak zenginliğinden nasiplendirsin.
Olgunlaşmanın bir işareti de zamanla daha çok geri çekilmeyi, izlemeyi, anlamayı tercih etmektir.
Olgunlaştığında artık her fikre karşılık vermek, her duruma müdahil olmak, her karmaşayı çözmek zorunda hissetmez insan kendini.
Eskiden içine düştüğü aceleci tepkilerin yerine, yerini ve zamanını bilen bir sükûnet gelir.
Her meselenin içine girmemeyi, bazılarının sadece yanından geçip gitmeyi öğrenir.
Mesafe artık bir soğukluk değil; bir bilgelik hâline gelir.
Ve olgunlaşan insan en çok da kendi sessizliğinde büyür.