Şimdi size bir hukuk garabeti ve büyük bir skandalı anlatacağım.
Depremin üzerinden tam 1 yıl geçti. Herkes unutmayacağız naraları attı.
Sağdaki fotoğraf 3 yıllık Ilgım apartmanına ait. Apartmandaki neredeyse herkes hayatını kaybetti. Toplam 80 kişi hayatını kaybetti.
Soldaki fotoğraf hukukçu arkadaşım Abdullah'ın ailesi. Annesi Hatice Eğilmez, babası Ahmet Eğilmez ve kardeşi Fatma Betül Eğilmez Ilgım apartmanında hayatını kaybetti.
KTÜ'nün hazırladığı bilirkişi raporuna göre bina "KUSURSUZ" bulundu! Sorumlular müteahhitler tahliye edildi!
Kolon yerine kirişten alınan karotlar değerlendiriliyor. Zemin etüdü raporu alınmıyor. Raporun bazı kısımlarında "çoğunlukla uygundur" yazıyor fakat nelerin ve nerelerin uygun olup olmadığı belirtilmiyor.
Ilgım apartmanının yanında bulunan 20-30 yıllık binalar ayaktayken 3 yıllık Ilgım apartmanı KUSURSUZ bulunuyor ve bu apartman yan yatarak yıkılıyor. 80 kişi hayatını kaybediyor!
Gazetecilerin, hukukçuların ve tüm herkesin bu hukuk garabetini görmesi, duyması için lütfen bu ilk tweeti paylaşalım.
#IlgımApartmanıİçinAdalet
Geçen sene İstanbul’da okuldan kitaplarını almaya giden 10. Sınıf öğrencisi genç kıza, bir çete taşla vurup saldırmıştı
Yardıma gelen arkadaşının ise kulağını kesmişlerdi
Türk yargısı, saldırıda bulunan çete üyesi Ozan A.’nın tahliyesine karar verdi.
Türk'ün en büyük koruyucusu ve o gün geldiğinde ölümle arasında durabilecek tek kurum olan kahraman Türk Ordusunu yetiştiren 250 -300 yıllık üstün tecrübe ve birikime sahip askeri liseler tekrar açılmazsa ve tarikatların, cemaatlerin sızabildiği, eğitimin bozulduğu, yetiştirilen asker kalitesinin düştüğü mevcut hali düzeltilmezse, yarın ordumuza en çok ihtiyaç duyduğumuzda yeterli bir korumaya sahip olamayabiliriz...
Bu beka sorunu demektir, ölüm ve yok oluş demektir...
Sn. @drfahrettinkoca ,
⚠️20 milyona yakın yurttaşımız Karadeniz’de , kısmen İç Anadolu’da , Doğu Anadolu ve Güney Anadolu bölgelerinde kendi bulundukları illerde kanser tedavisine ulaşamıyor. Aileler ve hastalar yollarda perişan, sefil olurken siz varsa yoksa her zamanki gibi Arapları düşünüyorsunuz.
���️Siz hangi kanser hastamızı böyle uçaklarda karşıladınız??
Getirdiğiniz insanlar kim?
Bu karmaşık ortamda kim, nasıl tespit etti bu insanları?
Gelenler hangi hastahanelerde tedavi edilecek? Özel hastahane mi devlet hastahanesi mi?
Hastaların refakatçıları kim? Hamas bağlantıları var mı?
Gelenler belli ki uzun kalacak, vatandaşlık verecek misiniz??
Her zamanki gibi propaganda yapıyorsunuz, yaptığınız algı operasyonlarına dahil olmayanları da yandaşlarınız “bunlar Kemalist, bunlar hissedemez” diye yaftalıyorlar. Önce kendi milletimizi, memleketimizi, topraklarımızın bölünmez bütünlüğünü düşünün!
NEŞE ÖĞRETMEN !!!
Atamasının çıktığı Çavuşlu köyüne (Diyarbakır-Bismil) ulaşır ulaşmaz, görev yapacağı okula gitti. Okulun durumu içler acısıydı.
Köy muhtarı ve köyün ileri gelenleriyle konuşup eksikleri gidermek için yardım istedi. Köylüler isteksizdi, ancak “Parasını ben vereyim.” deyince onarımı başlatabildi. İlk aylığının büyük bölümünü ustalara verdi, gerisini de borçlandı.
1993 yılının 26 Ekim’i… Neşe yorgun argın okuldan eve geldi. Biraz dinlendikten sonra babasına: "Onarım işleri yüzünden açıldık. Evde sivri biberimiz var istersen onları kızartalım, ekmek ve yoğurtla yeriz.” dedi.
Henüz bir ocakları yoktu. Biberleri hazırladı, tavayı piknik tüpüne koydu. Ekmek ve yoğurdu masaya bıraktı.
Hava iyice kararmış, köydeki köpekler sürekli havlıyor, onun ötesinde uluyordu.
Köpek ve rüzgar sesinden, önce kapının vurulduğunu duymadılar. Sertçe çalmaya devam edince, babası: “Kim o?” diye seslendi.
“Açın, hoca hanımla bir şey görüşeceğiz.” dedi kapıyı çalanlar.
Açtılar. Karşılarında silahlı iki yarasa. “Dışarı çıkın!” diye bağırdılar.
Türkçeyi düzgün konuşanı: “Biz 'Faşist T.C.nin hiçbir öğretmenini K*rdistan’a sokmayacağız, biletlerini iptal etsinler.' demedik mi?" diyerek, Neşe’nin yaşlı babasını tokatlayarak yere yuvarladı.
Neşe, köylülerden yardım gelir umuduyla bağırmaya başladı. Avazı çıktığı kadar haykırdı ama köyden “yardıma gelen kimse” çıkmadı.
Doğrulan babası “Yapmayın!” diyordu.
Yarasalardan biri silahın namlusunu Neşe’nin babasının kafasına dayadı ve tetiğe bastı.
Neşe donup kaldı. Yeniden bağırmak istedi ama sesi çıkmadı. Kendini olduğu gibi yere bıraktı.
Neşe’yi saçından tutup tekme ve dipçik darbeleriyle köyün çıkışındaki tepeye kadar sürüklediler.
Genç kızın üstündeki giysi paramparça oldu. Bu arada kalleşlerin sayısı beşe çıktı.
Neşe gözleri açık ve donuk, ölüme hazır bakıyordu.
Biri kalaşnikofunu seriye aldı ve Neşe’nin sağ göğsünün üstüne dayayıp tetiği çekti. Beş mermi Neşe’nin göğsünü parçalamaya yetmişti.
Diğer göğsüne de mermi yağdırdılar. Neşe daha 22 yaşındaydı. Çıtı pıtı, çocuk görünümlü bir kızcağızdı. “Bayrağımızın dalgalandığı her yere giderim.” diyor, başka bir şey demiyordu.
Öğretmenliğe yeni başlamış, yirmi beş günlük öğretmen iken 26 Ekim 1993'te şehit edildi.
Ruhu şad, mekanı cennet olsun..
Alıntı
Dur tamamını buldum kudurun troller kudurun çomarlar geldiğiniz gibi bir gün gideceksiniz And olsun bir ölür bin doğarız #NEMUTLUTÜRKÜMDİYENE 🇹🇷🇹🇷 büyük yazdım seneye de okursunuz
Afganistan’da bir baba 9 yaşımdaki kızını 2 bin dolar karşılığında 50 yaşında bir adama satıyor.
“Kocana iyi sahip çık” diye ikaz ediyor.
Pedofillerin idam edileceği bir dünya hayal ediyorum.
İrlanda parlamento üyesi Richard Boyd Barrett, İsrail’in Gazze’de işlediği savaş suçlarına isyan ediyor.
“Binlerce füzeyi yağmur gibi gökten yağdırıyorlar. 2.2 milyon insanın aç, susuz ve elektriksiz kalmasına ant içmişler. 4. Cenevre Sözleşmesi’ne göre bu bir savaş suçu.”
Ne oldu sayın @dbdevletbahceli ?Grup toplantınızda şahane şahane konuşuyordunuz "#Emekli ye enflasyon üzerinde zam,kök maaşlara zam,başka seçenek yoktur vs" Millet Vekilleriniz tüm bunlara "Hayır" oyu verdi, dinlemediler mi sizi yoksa?Siz bu konuşmayı yaptığınızda alkışlayan milletvekilleriyle red oyu verenler aynı kişiler🤔MİLLETİN GÖZÜNÜN İÇİNE BAKA BAKA KANDIRMAYA ÇALIŞMAYIN ARTIK.HERKES HER ŞEYİ GÖRÜYOR,TAKİP EDİYOR,BİLİYOR!
#EkimdeEmekliyeZam
@MHP_Bilgi
Size tam diyecektimki
"boğazda 3 gündür iri lüfer var" diye.
Gırgırlar boğazı bastı yine. Arkadaş burası endüstriyel balık avlama gemilerine uygun bir alan değil. Burası biyolojik koridor. Bırakın balık göçünü tamamlasın. En azından bir kere doğum yapabilsin.
5 iz, anneleri hapse yollanıyor.Nekadar özel bir durum düşünün 5 iz. Ama bu çocukların düzgün bir hayat için anayasal hakları tanınmıyor. Beğenmedikleri Avrupa’da bu gibi olaylara çocuklara özel haklar tanınıyor, aile bir sürü indirimden faydalanıyor.
12 yaşındaki kız çocuğuna cinsel istismarda bulunmaktan hapse giren Uşşaki şeyhi Eyüp Fatih Şağban, yeni infaz yasasından faydalanarak 5 ay yatıp cezaevinden çıkacak!
Twit atan daha fazla yatıyor!
Adalet mi bu?
Akkuyu Nükleer A.Ş. CEO’su ve Yönetim Kurulu Başkanı Anastasia Zoteeva: “Biz, kendi topraklarımızda değil, kendimiz için inşa ediyoruz.
Bu nükleer santral Rusya’ya aittir. Bu, başka bir ülkenin topraklarında bulunan kendi santralimizdir.”
Bu açıklama malumun ilanıdır!
Bu anlaşmaya imza atanlara soruyorum, siz bu durumdan utanmıyor musunuz?
Buna imkan verenler yerli ve milli olmaktan bahsedemezler!