Bir çocuk, Gazze’de bir yudum su taşırken yere düştü… O küçücük eller yalnızca suyu değil; susuz bırakılmış bir halkın acısını, Gazze’nin çaresizliğini ve dünyanın sessizliğini taşıyordu.
Filistin’de çocukluk böyle olmamalı… Okuldan evine dönerken Siyonist İsrail askerlerinden korktuğu için bir elektrik direğinin arkasına saklanan bir çocuk.
Hasbünallah ve ni’mel vekîl.
📷📍 Batı Şeria
Bu önde koşan çocuğun adı Maria, yerde yatan şehidin kızı..
Bir çocuğu düşünün bir yandan ölümden kaçıyor bir yanda babası yanında öldürülüyor.
- Gazzeli çocukları unutmayın
Bu akşam üstü markette kasada bir hanımefendinin sepetinde boykot markası kola vardı. “Allah rızası için bari bunu almayın bu marka haysiyetsizliğin dünyadaki sembolü gibi, onca çocuk ölüyor hiç mi önemi yok” dedim yüzüme baktı sadece bir şey demedi. Sepetindeki herşeyi çıkardı kolayı kasaya koymadı sonra ben arkamı dönünce hızlıca geçirdi ve poşete koydu. “Benden gizleyebilirsiniz ama Allah’ın kamerası kayıtta keşke almasaydınız, çocukları düşünün” dedim. Hiç duymamış gibi uzaklaştı gitti. Belli ki inandığı gibi giyinmişti ama Allah’tan değil benden çekindi ama yine de yüzünde hiç üzüntü emaresi olmadan aldı ve çekti gitti.
Hata bende bunca çocuk şehit olmuş boykot yapamamış işgalin içeceği bir markayı alırken çekinmeyen birine adeta yalvardım.
Bir duruşu olmalı insanın…
“Kişi yaşadığı hâl üzere ölür ve öldüğü hâl üzere haşrolunur.”
Akşamdan bu yana yine troller harekete geçmiş. Hesabıma sürekli olarak “Trabzon’u Araplara sattınız” başlığıyla yorum atıp duruyorlar. Tabii dertleri bu değil biliyorum. Dertleri Salah’ın gelişi de, neyse :)
Bakın beyinsizler. Gidin biraz kitap okuyun. Ya da araştırın. Bir algının peşinde sürüklenerek ‘aptallık’ yapmayın. Yıllardır aynı laf. Sosyal medyada aynı görüntüler. Uzungöl’de Arap turist görür, Trabzon satıldı. Meydanda Arapça konuşan bir aile görür, Trabzon satıldı. Yomra’da yabancı plakalı araç görür, Trabzon satıldı. Bir Suudi ev alır, Trabzon satıldı.
2025 yılında Trabzon’da yabancılara satılan konut sayısı 320. Tekrar ediyorum 320. Üstelik bunların tamamını Araplar almadı. Rus, İranlı, Avrupalı ve Orta Asyalı da var. Yani ru rakam Trabzon’dan konut alan bütün yabancı uyrukluları kapsıyor.
Aynı yıl İstanbul’da yabancılara 7 bin 989, Antalya’da 7 bin 118, Mersin’de 1.800 konut satıldı. İzmir’de de yabancıya 389 konut satıldı. Türkiye genelindeki toplam yabancı konut satışı 21 bin 534 oldu. Şimdi biri bana anlatsın! 7 bin 989 yabancı konut satışının olduğu İstanbul satılmıyor da 320 satışın olduğu Trabzon nasıl satılıyor. Antalya’ya 7 bin 118 yabancı konut alıcısı geldiğinde şehrin adı değişmiyor. Mersin’de 1.800 satış olduğunda kimse Mersin’in el değiştirdiğine dair destan yazmıyor. İzmir’de yabancılar konut alıyor, hayat devam ediyor. Konu Trabzon ve Arap turist olduğunda birden dil değişiyor.
Biraz daha güncele gelelim. 2026’nın ilk üç ayında yabancılara satılan konut sayısı İstanbul’da 1.939, Antalya’da 1.196, Trabzon’da 73. Aynı dönemde Türkiye genelinde Irak vatandaşları 237, Suudi Arabistan vatandaşları 95 konut aldı. Trabzon’un bütün yabancılara yapılan satışı 73 iken Türkiye genelinde Iraklıların aldığı konut 237. Bu rakamların kaynağı Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü.
Ağustos 2026’ya geldiğimizde tablo yine aynı. Bir ayda yabancılara İstanbul’da 763, Antalya’da 599, Mersin’de 143, Ankara’da 92, Trabzon’da 47 konut satıldı. Türkiye genelinde Ocak-Ağustos 2026 dönemindeki yabancı konut satışı da geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6,3 geriledi. Hani Trabzon satılıyordu? Rakam nerede? Mülkiyet devrindeki olağanüstü yoğunluk nerede? Ortada ısrarla anlatılan yalanı taşıyacak büyüklükte bir konut verisi de yok :)
Peki en fazla yabancı gayrimenkul ediniminin gerçekleştiği iller hangileri? İstanbul. Ardından Muğla, Antalya, Sakarya, Yalova, Ankara, Aydın, Mersin, İzmir ve Bursa. Trabzon? İlk 10’da yok. İşte tartışmanın bütün ezberini bozan veri budur. Suudi yatırımcı Türkiye’den taşınmaz alıyor. Iraklı alıyor. Kuveytli alıyor. Körfez sermayesi Türkiye’de gayrimenkule giriyor. Ama bunun alım yeri Türkiye. Yani merkezi Trabzon falan değil.
2026’nın ilk altı ayında ise Körfez ülkelerinden gelenlerin en fazla gayrimenkul aldığı iller sıralamasında İstanbul, Antalya, Muğla, Sakarya, Yalova, Ankara, Aydın, Bursa, İzmir ve Mersin bulunuyor. Trabzon yine ilk 10’da yok.
Şimdi “Trabzon Araplara satılıyor” diyenlere çok basit bir soru soralım! Türkiye’de yabancıların gayrimenkul yatırımında yüzölçümü bakımından ilk 10 il arasına giremeyen bir şehri hangi matematikle “Araplara satılmış” ilan ediyorsunuz? Duyduğunuz Arapçayla mı? Uzungöl’de gördüğünüz turist otobüsüyle mi?Meydanda gördüğünüz Suudi aileyle mi? Yoksa sosyal medyada birbirine servis edilen üç fotoğrafla mı?
Trabzon’a yüz binlerce yabancı turist geliyor. Arap ülkelerinden gelen turistler de bu kitlenin önemli bölümünü oluşturuyor. Trabzon, özellikle Körfez ülkelerinden yoğun turist alan bir şehir. Bu iki kavramı birbirine karıştırmak cehaletse rakamı açıp öğrenirsiniz.
Arapların ve diğer yabancıların Türkiye’de gayrimenkul yatırımı var. İstanbul’da var. Antalya’da var. Muğla’da var. İzmir’de var. Mersin’de var. Trabzon’da da var.
Fakat “Trabzon Araplara satılıyor” diye anlatılan büyük yalanı taşıyacak bir rakam yok. Gerisi rakamdan çok propaganda malzemesi. Ne diyelim! Mohammed Salah :)
Kanseri yenen minik Ela’nın hayali Papara Park’ta gerçeğe dönüştü.
Ela’nın yüzündeki tebessüm, tüm çocuklarımızın güzel yarınlarına umut olsun.
Gökyüzüne, Ela için 🎈
Bugün Gazze'de okulun ilk günü..
23 bin çocuğun katledildiği Gazze'de ne sınıf kaldı ne okul, çocuklar her şeyden eksik bir şekilde eğitimine başladı..!!
Dün gece çöken binanın altında kalan ve hâlâ kurtarılmayı bekleyen onlarca Gazzeli var. Ancak onları kurtaracak ekipman yok.
Üstelik Gazze’de defalarca bombalandığı için her an yıkılabilecek böyle yüzlerce bina var. Kaçacak yeri olmayan insanlar bu binaların etrafında yaşıyorlar.
Bu bina, yaşamak için uygun olmadığı ve her an yıkılacakmış gibi göründüğü hâlde, 100’den fazla insana nasıl barınak olabiliyor?
Peki hiç düşündünüz mü? 100’den fazla insan, her an üzerlerine yıkılmasını bekledikleri bir binada nasıl yaşayabilir?
Onları bu binaya sığınmaya mecbur bırakan neydi?
Çünkü başka seçenekleri yoktu… Onları ve çocuklarını koruyabilecekleri, başlarını sokabilecekleri başka bir yer yoktu. Onları bu binada yaşamaya mecbur bırakan şey; çaresizlik, yeterli sayıda prefabrik ev ve çadırın bulunmaması, güvenle oturabilecekleri ve geceyi geçirebilecekleri bir karış toprağın bile olmamasıydı.
Onları her gece, bu binanın başlarına yıkılabileceğini bilerek uyumaya mecbur bırakan şey, ümmetin onları yalnız bırakması ve bu kuşatma altında kendi hâllerine terk etmesiydi. Onlar acı çekiyor, sabrediyor ve Allah’a tevekkül ediyorlardı.
Hayatlarını, tüm zorluklara, sıkıntılara, bombardımanlara ve ölümlere rağmen sürdürmekten başka çareleri yoktu.
Ve bugün… Bu bina yıkıldı. Enkazın altında çocuklar, kadınlar ve yaşlıların da aralarında bulunduğu 100’den fazla insan kaldı. Hâlâ enkaz altında olanlar var.
Onların kanı boynumuzda bir emanettir. Enkaz altında hayatını kaybedenler ve toplu bir mezara dönüşen bu bina, hepimize şahit olacaktır.
Hayatını kaybeden ve hâlâ enkaz altında bulunan bu şehitler, kıyamet gününde hepimizden tek tek hesap soracaktır:
Yazabilecek durumda olup da yazmayanlardan,
Konuşabilecek durumda olup da konuşmayanlardan,
Dua edebilecek durumda olup da dua etmeyenlerden,
Destek olabilecek durumda olup da destek olmayanlardan,
Sınırları açabilecek durumda olup da açmayanlardan,
Yardım gönderebilecek durumda olup da göndermeyenlerden,
Zulme “hayır” diyebilecek durumda olup da demeyenlerden…
Allah hepimizi, yapabilecek durumda olduğumuz hâlde yapmadıklarımızdan hesaba çekecektir.
Allah’ım, şehitlere rahmet eyle, yaralılara şifa ver, enkaz altında kalanları kurtar. Gazze halkına sabır, metanet ve en kısa zamanda ferahlık nasip eyle.