HANGİ PKK TASFİYE OLUYOR?
Öcalan ve Kandil yönetiminin PKK si mi?
Yoksa
Mazlum Doğan’ın, Hayri Durmuş’un, Kemal Pir’in, Mahsum Korkmaz’ın PKK si mi?
Türk devletiyle içli dışlı olan PKK mi?
Yoksa
Kürt yurtseverlerinin, devrimcilerinin ve yüzbinlerce şehit ve gazinin kanıyla, canıyla, direnişiyle ortaya çıkarılan, Kürt halkının ulusal bağımsızlık dahil haklarını, özlemlerini, amaçlarını, kırmızı çizgi olarak kabul edenlerin PKK si mi?
Tabi ki Kürtlerin PKK si tasfiye edilmek isteniyor.
Öcalan ve Kandil PKK si zaten 1999 dan beri kendisini adım adım tasfiye ediyordu, bir yıl önce de bunu resmen deklare ettiler.
Bu farkı görmeden, PKK nin 50 yıllık direnişini ve kazanımlarını Öcalan ve ekibinin malı ve marifeti sayan, Öcalan ve Kandil ekibi dışında kalan milyonları parya, maraba, kapıkulu gibi görenler de Öcalan ve Kandil ekibi gibi yanılacaktır.
“Çerçeve yasa” dedikleri içeriği ve muhtemel sonuçları bilinmeyen bilmece aslında Pandoranın kutusudur.
O kutu henüz açılmadı.
Kürt halkı o kutu açıldıktan, ak koyun kara koyun belli olduktan sonra karar verecek.
Bir başka benzetmeyle mevcut durum Schrödinger’in kedisi gibidir.
Kutu açılana kadar kedi hem ölü hem diridir.
Bu muğlak durum devam ediyor ve süreç bu belirsizlik içinde, halkı oyalayarak zaman kazanıyor.
Kutu açıldıktan sonra herkes yeni pozisyon alacaktır.
Kürtlerin iki yüz yıllık direniş geleneğini Öcalan ve ekibinin marifetiyle tarihe gömmek isteyenlerin hesabı tutmayacaktır.
Türk devleti bugüne kadar 28 isyan bastırdı ama Kürt direnişi, Kürtlerin özgürlük ve bağımsızlık özlemi hep devam etti, Kürtler her kapanan kapının, her kesilen yolun yerine yenisini buldular.
Yeni bir kapı buldular, yeni bir yol açtılar.
Kürtlerin sahip olduğu potansiyel bir değil, onlarca alternatif direniş biçimi üretecek kadar imkanlara sahiptir.
Öcalan ve Kandil yönetimi ancak kendi sonunu getirebilir, Kürtlüğün sonunu getiremez.
#KCK: "Êzidîlerin bir daha fermana uğramaması için sadece tüm Kürtler değil, tüm insanlık Êzidîlere sahip çıkarak, Êzidîlerin öz yönetime sahip olarak özgür ve demokratik yaşama kavuşmaları için üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmelidir"
"Bin kilometrelik yol bir adımla başlar. Bu yasa ile tarihsel bir sorunu çözmek için yola çıkıyoruz. En az Cumhuriyet'in kuruluşu kadar önemli olacak bir demokratikleşme sürecinin başlangıcındayız."
https://t.co/o5kPEQWKmc
Hikâye biterse, her şey biter. Hepimiz ve her birimiz, bu hikâyenin bir yerlerinde yaşıyoruz. Bizden öncekilerin hikâyeleriyle kendimiz olduk. Bizden sonrakiler alıp hikâyemizi yeni bir şeyler ekleyerek ve önemlisi de kendilerini katarak yaşayacaklar..
Ve anlatılan her hikâye, özünde anlatılmaması gereken hikâyeyi anlatıyordur. Anlatamazsınız. Anlatılmamalıdır. Ama bilirsiniz ki her yaşam, anlatılacak bir hikâyemiz olsun diye yaşanmıştır. Birileri duysun, birileri bilsin, birileri anlatsın ki bitmesin hikâye..