🚨OLMAYAN İSYANI MECLİS KÜRSÜSÜNDEN DUYURDU: HAKKINDA SORUŞTURMA AÇILAN TURHAN ÇÖMEZ’İN DEZENFORMASYON SİCİLİ KABARIK! DETAYLAR⬇️
🔴İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, TBMM Adalet Komisyonu’nda Adalet Bakanı Akın Gürlek’e seslenerek, “Sincan 1 No’lu L Tipi Cezaevi’nde isyan çıktı” iddiasını ortaya attı.
‼️Üstelik doğrulanmamış bu bilgiyi bir soru olarak değil, gerçekleşmiş bir olay gibi kamuoyuna duyurdu.
❌Ancak cezaevinde herhangi bir isyan çıkmadığı, Çömez’in Meclis kürsüsünden yaydığı bilginin gerçeği yansıtmadığı belirlendi.
🔺Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı da Çömez hakkında “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçundan re’sen soruşturma başlattı.
Üstelik Çömez’in bu konudaki sicili oldukça kabarık:
▪️Bir imam hatipten 36 LGS birincisi çıktığını söyledi; resmî veriler iddiayı çürüttü.
▪️MOSSAD ajanını “Sağlık Bakanlığında çalışan Suriyeli doktor” diye sundu; kişinin Mısır uyruklu bir temizlik görevlisi olduğu açıklandı.
▪️“Şehit ailesine maaş bağlanmadı” dedi; maaş, özlük hakları ve tazminatların eksiksiz ödendiği ortaya çıktı.
▪️104 bin çocuğun kaybolduğunu ileri sürdü; daha sonra bulunan çocuklara ilişkin TÜİK verisini bağlamından kopardığı belirlendi.
▪️Koruma altına alınan Marmara Adası’ndaki bölgenin imara açıldığını iddia etti; kararın tam tersine bölgeyi “kesin korunacak hassas alan” ilan ettiği ortaya çıktı.
Şimdi de olmayan bir cezaevi isyanını olmuş gibi anlattı.
‼️Bir cezaevinde “isyan çıktığını” ileri sürmek sıradan bir siyasi polemik değildir. Böyle bir iddia; içerideki binlerce kişinin ailesini paniğe sürükleyebilir, güvenlik endişesi oluşturabilir ve kamu düzenini etkileyebilir. Bu nedenle bir milletvekilinin görevi, duyduğu her iddiayı siyasi malzemeye dönüştürmek değil; önce doğrulatmak, sonra sorumlulukla konuşmaktır.
‼️Milletvekilliği, doğrulanmamış bilgileri Meclis kürsüsünden yayma ayrıcalığı değil; millete karşı daha ağır bir doğruluk ve hesap verme yükümlülüğüdür. Siyasi çıkar uğruna gerçek ile söylentinin arasındaki çizgiyi silmek, yalnızca kişinin güvenilirliğini değil, temsil ettiği makamın itibarını da zedeler.
‼️Muhalefet etmek; söylentiyi büyütmek, korkuyu körüklemek ve doğrulanmamış bilgiyi siyasi silaha dönüştürmek değildir. Millet adına konuşan kişinin ilk sorumluluğu, millete doğruyu söylemektir.
Adaletin gecikmemesi kadar gerçeğin karanlıkta kalmaması da bizim için vazgeçilmezdir!
Bu anlayışla, Cumhurbaşkanımız Sayın @RTErdogan’ın liderliğinde; Adalet ve İçişleri Bakanlıklarımızın güçlü iş birliği, Cumhuriyet başsavcılıklarımız ve kahraman güvenlik güçlerimizin etkin koordinasyonuyla faili meçhul olayların aydınlatılmasına yönelik çalışmalarımızı titizlikle sürdürüyoruz.
Bu çerçevede, kamu vicdanını yaralayan iki olayda daha önemli gelişmeler kaydedildi. Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığımızın koordinasyonunda, Van ve Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılıklarımız ile İl Jandarma Komutanlıklarımızın yürüttüğü ortak çalışmalarla, intihar ve kaza süsü verilen iki ölüm olayının ardındaki gerçekler aydınlatıldı.
Van’ın Başkale ilçesinde 10 Ocak 2024 tarihinde hayatını kaybeden 14 yaşındaki Damlanur Sarihan’ın ölümünün intihar olmadığına dair önemli bulgulara ulaşıldı. Gizli tanık beyanları, aile bireylerinin çelişkili ifadeleri, bir şüphelinin elinde atış artığı bulunması, olayda kullanılan silahın niteliği, silah üzerinde parmak izi olmaması ve olay sonrası iletişim kayıtları titizlikle değerlendirildi.
Elde edilen bulgular üzerine soruşturma, kasten öldürme şüphesiyle derinleştirildi ve 7 Ağustos 2026 tarihinde Tekirdağ, Hakkâri ve Van’da düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda 7 şüpheli gözaltına alındı.
Afyonkarahisar’da ise 24 Ocak 2026 tarihinde hayatını kaybeden 4 yaşındaki Yunus Emre Yakar’ın yüksekten düşmediği, darp edilerek öldürüldüğü ortaya çıkarıldı. Otopsi bulguları ile şüpheli ifadeleri arasındaki çelişkiler üzerine derinleştirilen soruşturmada; olayın “yüksekten düşme” gibi gösterilmeye çalışıldığı ve gerçeğin gizlenmesi için delillerin karartıldığı tespit edildi.
Bu soruşturma kapsamında üvey baba B.K. çocuğu kasten öldürme ve eziyet; üvey dede M.K. ise ihmal suretiyle kasten öldürme ve suç delillerini gizleme suçlarından tutuklandı. Anne Z.K. ve A.K. hakkında ise adli kontrol kararı verildi.
Her iki dosyada büyük bir dikkat ve özveriyle çalışan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığımıza, Van ve Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılıklarımıza, Van ve Afyonkarahisar İl Jandarma Komutanlıklarımıza ve soruşturmalarda görev alan tüm yargı ve kolluk mensuplarımız ile kamu görevlilerimize teşekkür ediyorum.
Tarihe çok meraklı olduğumu ve tarih okuma becerimi az çok biliyorsunuzdur. Bakın asla bunu Erdoğan’ı seviyorum diye hissi yazmayacağım. Bütün Osmanlı dönemi dahil, yönettiği devleti nerdeyse bölünme aşamasına gelen 30 yıllık dış ve iç destekli terör örgütünü, yine devletin statükocu kendi üst ordu ve bürokratik kadroları ve kendisine tamamen muhalif burjuvayı alt edip otoritesini kabul ettiren, dönüştüren ve bunu yaparken bırakın dış politikada aktif rol almayı kendi sınırlarını bile korumaktan aciz korkak bir devleti 25 yılda bölgesinde en güçlü ve sözü dinlenir hale getiren başka bir lider yok. Fatih, Yavuz, Kanuni gibi padişahlar tabi ki çok büyük isimler ama onlar bile zaten belli bir güce erişmiş kadroları oturmuş bir devleti yönettiler. Ve politikalarını uygularken ayrıca halkın çoğunluk desteğini almak gibi bir saçmalıkla uğraşmıyorlardı. Erdoğan bu büyük kazanım ve gelişmeyi hiç kan dökmeden yaptı. Cidden büyük iş
Bilecik belediye başkanı Eskişehir'de oturup bilecige gidip geliyormuş.
Belediye başkanlarının bindiği araçlar “makam aracı” mıdır?
Hukuki gerçek nettir: Hayır, değildir.
237 sayılı Taşıt Kanunu'na göre belediye başkanlarına kanunen tanınmış bir "makam aracı" hakkı yoktur. Bu araçlar, kanun karşısında yalnızca "resmî hizmete mahsus araç" statüsündedir.
Peki bu ne anlama geliyor?
📌 Haczedilebilirlik: Sırf başkana tahsis edildi diye bir araç haczedilmezlik zırhına bürünmez. Yargıtay içtihatlarına göre, fiilen kamu hizmetinde kullanıldığı ispatlanamayan araçlar kamu hizmetine tahsisli sayılmaz.
📌 Tasarruf Tedbirleri: Tasarruf genelgelerinde başkana ayrı bir makam aracı tanımlanmaz; kullanım, yalnızca görev ve hizmet sınırları içinde mümkündür.
📌 Ceza Sorumluluğu: Hizmet aracının kişisel veya amacı dışında kullanılması, 237 sayılı Taşıt Kanunu'nun 16. maddesi kapsamında cezai sorumluluk doğurabilir.
Özetle; makam şaşaası değil, kamu hizmeti esastır.
Size bir link veriyorum. Onlar TV'nin paylaşımlarının RT listeleri FTÖ'cü kaynıyor. Bu linke girip siz de arkanızdan iş çeviren vatan hainlerini tespit edebilirsiniz. iphone telefonlar, engelleyen hesapları aşağıdaki gibi gösteriyor diğer modellerde tek tek girip kontrol etmek gerekiyor. Enteresan sonuçlarla karşılaşırsanız bu gönderinin altında paylaşın lütfen.
https://t.co/yVjBi5lRsY
🚨“100 BİN LİRA MAAŞLA BU LÜKS HAYAT NASIL?” DİYE SORMUŞTU: KUŞADASI’NDA RÜŞVET ÇEMBERİ GENİŞLEDİ⬇️
🔴Özlem Çerçioğlu, aylar önce Belediye Meclisi’nde Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel’e dönerek şu soruyu sormuştu:
❓“Bir ilçe belediye başkanı 100 bin lira maaşla nasıl bu kadar lüks hayat sürüyor? Bana bunu açıkla!”
‼️Şimdi o sorunun peşinden İzmir, Aydın ve Antalya’da yeni bir operasyon dalgası geldi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü “rüşvet” ve “irtikap” soruşturmasında 21 şüpheli hakkında işlem başlatıldı, 15 şüpheli gözaltına alındı. Belediye yöneticileri, CHP’li meclis üyesi, avukatlar, müteahhitler, firma ve otel sahipleri ile mimar ve mühendislerin de aralarında bulunduğu şüphelilerin adreslerinde arama yapıldı.
Peki dosyada ne var?
🔺Soruşturma kapsamında etkin pişmanlıktan yararlanan eski Kuşadasıspor Başkanı ve müteahhit Ferdi Zenginoğlu, imar değişikliği için kendisinden önce 2,5 milyon lira istendiğini, pazarlıkla rakamın 1,6 milyon liraya indirildiğini öne sürdü.
🔺Bu paranın 800 bin liralık kısmına karşılık gelen dolar ve avroyu İmar Müdürü Ahmet Taşkan’a belediyedeki makam odasında verdiğini; kalanını ise Ömer Günel ile sonradan Özel Kalem Müdürü yapılan Şebnem Kars Şenol’a parça parça teslim ettiğini anlattı.
🔺Belediyedeki işlerinin hızlandırılması için eski Başkan Yardımcısı ve ARYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Turan’a 250 bin lirası elden döviz, 25 bin lirası banka üzerinden olmak üzere 275 bin lira verdiğini iddia etti.
‼️Banka transferinin gerçek amacını gizlemek için gerçeğe aykırı bir “borç belgesi” düzenlediğini de itiraf etti.
🔺Zenginoğlu, Turan’ın yaklaşık 200 bin liralık takım elbise, kıyafet ve ayakkabı alışverişini de kendi kredi kartıyla ödediğini söyledi.
🔺Bir inşaat firmasından ruhsat karşılığında istendiği ileri sürülen 3 milyon liranın 2 milyonunun belediye başkanına elden verildiği, kalan 1 milyon liranın ise “bağış” görüntüsü altında Kuşadasıspor’un resmî hesabına yatırıldığı iddia edildi.
🔺Kuşadasıspor’un 60 milyon liraya satışında 50 milyonun kulüp hesabına yatırılması, 10 milyon liranın ise kayıt dışı olarak elden alınması planlandığı öne sürüldü.
🔺Piyasa değerinin 550-600 milyon lira olduğu belirtilen bir belediye taşınmazının 300-320 milyon liraya verilmesi ve karşılığında 50 milyon lira rüşvet alınması iddiası da soruşturma dosyasına girdi.
‼️Dosyanın Antalya ayağı ise çok daha dikkat çekici:
📌Ömer Günel’in amcası Macit Günel adına, Günel’in belediye başkanı seçilmesinden yaklaşık bir yıl sonra, 22 Ekim 2020’de Günel Otelcilik Turizm Yatırımları AŞ kurulduğu belirlendi. Şirketin “DAM Otelleri” adıyla faaliyet gösterdiği ve kısa süre içerisinde ikinci otel yatırımına başladığı ortaya çıktı.
📌Etkin pişmanlık ifadesinde, Kuşadası’nda toplandığı ileri sürülen rüşvet paralarının dövize çevrilerek Antalya’ya götürüldüğü ve otel yatırımları üzerinden sisteme sokulduğu iddia edildi. Savcılığın şimdi otel şirketlerini, banka hesaplarını ve kaynağı açıklanamayan para girişlerini incelediği belirtiliyor.
‼️İfadede ayrıca Bülent Tezcan’ın cezaevinde Zenginoğlu’nu iki kez ziyaret ederek “Sessiz kal, hiçbir şey anlatma; çıkınca daha güzel işler yapacağız” mesajı verdiği öne sürüldü.
🔺Bugünkü operasyonun tanık anlatımlarıyla sınırlı olmadığı özellikle vurgulanıyor. Dosyada etkin pişmanlık ifadelerinin yanında HTS kayıtları, MASAK raporları, banka hareketleri ve şirket hesapları bulunuyor.
Özlem Çerçioğlu’nun aylar önce sorduğu soru artık yalnızca siyasi bir tartışma değil, savcılık dosyasının merkezindeki soru haline geldi:
❓100 bin lira maaşla bu lüks hayatın ve milyonlarca liralık para trafiğinin kaynağı ne?
Mesela bu çok ilginç bir haber değil mi? BirGün Gazetesi, Haluk Levent'in harcamaların nereye yapıldığına dair belgeleri açıklayamadığı bu yayının ardından AHBAP'ı eleştirmek ve sorgulamak yerine her şeyi kuralına göre yapan İslami vakıfları hedef göstermiş.
🚨KUŞADASI’NDA RÜŞVETİN YOL HARİTASI: PARA İMARDAN ÇIKTI, KUŞADASISPOR’DAN GEÇTİ, CHP’NİN TEPE İSMİNİN AİLESİNE UZANDI!İŞTE RÜŞVET ZİNCİRİ⬇️
İsim listesini herkes paylaştı. Biz, listedeki isimlerin soruşturma dosyasında hangi noktalarda birbirine bağlandığına baktık.
Savcılığa yansıyan iddialara göre zincir şöyle işliyor:
MÜTEAHHİT–RUHSAT → BELEDİYEDEKİ YAKIN HALKA → KUŞADASISPOR → REKLAM AJANSI/ANTALYA’DAKİ OTEL → SİYASİ KORUMA İDDİASI…
▪️ PARANIN ÇIKTIĞI YER: İMAR VE RUHSAT
Etkin pişmanlık ifadesine göre Helvacı Yapı bağlantılı ruhsat işlemleri için 3 milyon TL istendi. Bunun 2 milyon TL’sinin Ömer Günel’e verildiği, 1 milyon TL’sinin ise Kuşadasıspor hesabına yatırıldığı öne sürüldü.
Öte yandan Şefik Çalık’ın kazanacağı şekilde ayarlandığı iddia edilen belediye arsası ihalesi karşılığında 50 milyon TL’lik döviz verildiği ileri sürüldü. Ancak Zenginoğlu bu para teslimine doğrudan şahit olmadığını söyledi.
▪️ PARAYI TOPLADIĞI İDDİA EDİLEN YAKIN HALKA
Özel Kalem Müdürü Şebnem Kars Şenol…
Zenginoğlu, imar değişikliği için ödediğini söylediği 1,6 milyon TL’nin bir bölümünü Ömer Günel’e, kalanını ise Günel’in talimatıyla Şebnem Kars Şenol’a üç ayrı seferde elden verdiğini anlattı.
Eski Belediye Başkan Yardımcısı ve ARYA Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Turan…
Turan’a belediyedeki işlerin hızlandırılması için 275 bin TL verildiği; ayrıca yaklaşık 200 bin TL’lik takım elbise, kıyafet ve ayakkabı alışverişinin de Zenginoğlu’nun kredi kartından ödendiği iddia edildi.
▪️ ZİNCİRİN KAVŞAĞI: KUŞADASISPOR
Dosyada nereye baksanız Kuşadasıspor çıkıyor.
Helvacı Yapı bağlantılı 1 milyon TL kulüp hesabına…
Kulübün Ertan Can Yazıcı’ya satışı sürecinde 50 milyon TL resmî hesaba, 10 milyon TL elden…
Şakir Eviz’in şirketi Eviz Yapı yıllarca kulübün ana sponsoru…
2025’te Kuşadasıspor Başkanlığı yapan Ertan Sözmener de şüpheli listesinde…
Yani soruşturmadaki iddialara göre spor kulübü yalnızca futbolun değil, ruhsat ve para trafiğinin de kesişim noktası haline gelmiş.
▪️ PARANIN AKLANDIĞI İDDİA EDİLEN İKİ ADRES
Birinci adres, Kuşadası’ndaki reklam ajansı…
Zenginoğlu, ajansın fiilen Belediye Basın Yayın Müdür Vekili Atıl Ulaş Bengi ile bir avukat tarafından işletildiğini; asıl para toplama noktasının Ömer Günel olduğunu iddia etti.
İkinci adres, Antalya’daki oteller…
Ömer Günel’in amcası Macit Günel adına kayıtlı otel şirketinin, Kuşadası’ndan götürülen paraların sisteme sokulmasında kullanıldığı ileri sürüldü. Macit Günel de gözaltı listesindeki isimlerden biri.
▪️ CHP’YE UZANAN AİLE VE SİYASİ KORUMA HATTI
Dosyanın en dikkat çekici bölümü ise CHP Aydın Milletvekili ve partinin üst yönetiminde bulunan Bülent Tezcan’a uzanıyor.
Tezcan’ın kızı Av. Ezgi Tezcan Yaşar ile damadı Av. Umut Yaşar şüpheli listesinde.
Yaşar çiftinin Ömer Günel’in avukatlığını yaptığı, Kuşadasıspor’a hukuki hizmet sunduğu ve belediyeyle bağlantılı davaları takip ettiği biliniyor.
Daha çarpıcısı ise etkin pişmanlık ifadesindeki cezaevi ziyareti iddiası…
Zenginoğlu, Bülent Tezcan’ın kendisini cezaevinde iki kez ziyaret ederek “sessiz kalmasını”, soruşturma kapsamında bildiklerini anlatmamasını istediğini; tahliye sonrasında kendisine yeni işler verileceğini söylediğini ileri sürdü.
Bülent Tezcan şüpheli listesinde değil. Bu iddianın cezaevi giriş-çıkış ve görüşme kayıtlarıyla doğrulanması gerekiyor.
Ezgi Tezcan Yaşar ve Umut Yaşar ise bütün suçlamaları reddediyor; Ömer Günel’le ilişkilerinin yalnızca avukat–müvekkil ilişkisi olduğunu ve gelirlerinin belgeli olduğunu savunuyor.
▪️ DOĞRUDAN CHP BAĞLANTISI
Listede CHP’li Belediye Meclis Üyesi ve müteahhit Ali Kotan da var.
Kotan hakkında daha 2020 yılında inşaatlarının bulunduğu bölgelerde imar yoğunluğunun artırıldığı, yol kotlarıyla kat avantajı sağlandığı ve belediye yatırımlarının bu bölgelere yöneltildiği iddiaları gündeme gelmişti.
O dönem iddia olarak kalan bu dosyalar, şimdi yürütülen soruşturma kapsamında yeniden önem kazandı.
🚨7 YILDIR BİTİREMEDİKLERİ MÜZEYİ HABER YAPARKEN İBB PERSONELİ TARAFINDAN SALDIRIYA UĞRADIM!⬇️
İBB’nin, yüzde 90 seviyesinde devralmasına rağmen 7 yıldır açamadığı İstanbul Kent Müzesi’nin son durumunu görüntülemek için Topkapı’ya gittim.
Şantiye alanına girmedim. Kamuya açık ana caddeden, alanın dışından çekim yapıyordum.
Güvenlik görevlisi kulübesinden çıkarak kapıya kadar geldi:
“Sana ne buranın tamamlanıp tamamlanmamasından, ne çekiyorsun?” dedi.
Gazeteci olduğumu ve burayı haberleştireceğimi söylediğimde ise, “Yapamazsın, müsaade etmem. Telefandakileri silmezsen seni döverim” diyerek tehdit etti.
Ardından şefini aradı. Telefonun diğer ucundan verilen, “Çekmesine müsaade etme, ne gerekiyorsa yap” talimatını bizzat duydum.
Bunun üzerine sorumluluk alanını terk ederek ana caddeye çıktı, üzerime yürüdü ve fiziki müdahalede bulundu. Telefonumu almaya çalışırken hakaretlerini sürdürdü:
“Sen gazeteci falan değilsin. Kıçı kırıklar sizi. Yürü git!”
Polise haber vereceğimi söylediğimde de geri adım atmadı.
Saldırı anı ve bütün bu sözler kamerada kayıtlı.
Peki haberini yapmamızı istemedikleri yerde ne var?
📌 Temeli 2016’da atılan İstanbul Kent Müzesi, İBB’nin bugünkü yönetimine kaba inşaatı yüzde 90 oranında tamamlanmış halde devredildi.
📌 Yönetim değişikliğinin ardından projeye yaklaşık 5 yıl çivi çakılmadı.
📌 Bitme aşamasındaki müze için 2024’te “tamamlama inşaatı” adı altında 819 milyon 884 bin TL + KDV bedelle yeni bir ihale yapıldı.
📌 İBB, projeyi “480 günde, 31 Ekim 2025’te bitireceğini” ilan etti. Verilen süre doldu, müze yine açılamadı.
📌 İstanbul’un 8 bin 500 yıllık tarihini yansıtan 10 binden fazla eser, müze tamamlanamadığı için hâlâ depolarda bekliyor.
Kamu kaynaklarıyla yapılan bir projeyi görüntülemek ve İstanbullular adına “Neden hâlâ bitmedi?” diye sormak suç değildir.
İBB'nin tehdidi de fiziki saldırısı da bizi susturamaz.
Onlar saldıracak, biz belgelemeye devam edeceğiz.
Onlar kapıları kapatacak, biz o kapıların ardında ne olduğunu soracağız.
İBB’nin 7 yıldır bitiremediği projeleri ve kamu kaynaklarının nasıl harcandığını korkmadan haber yapmayı sürdüreceğiz.
Gazetecilik, izin verilenleri yazmak değildir.
Gelin @nowhaber'e yardımcı olalım ve "koskoca Amerikan kanalını" içine düştüğü şu rezil durumdan kurtaralım.
4 Ağustos sabahı Çalar Saat Sabah haberlerinde @merveyildirimtv Menderes Belediyesi'ne yapılan operasyonu "Bilmek İstiyorum" etiketiyle sunup "sebebini net olarak anlayabileceğimizden şüpheliyim ancak gün içinde gelen gelişmeleri sizlerlerle paylaşacağız elbette" diyor.
Haber bülteni devam ederken savcılık açıklama yapıyor ve Belediye Başkanı İlkay Çiçek'in yolsuzlukları itiraf ettiği Whatsapp yazışmalarını paylaşıyor. Merve Yıldırım savcılık açıklamasından bahsetmeden programı bitiriyor.
Akşam ana haber bülteninde @ozngndgdu da İlkay Çiçek'in yazışmalarından bahsetmiyor. Bu durum 5 Ağustos Çalar Saat, 5 Ağustos NOW Ana Haber ve 6 Ağustos Çalar Saat Haber bültenlerinde de devam ediyor.
Belli ki @nowhaber hala bu yeni gelişmeden haberdar değil ve izleyicilerine de bu çok önemli bilgiyi ulaştıramıyor. O zaman biz kendilerini bu rezil durum hakkında bilgilendirelim.
NOT: Merve Hanım "bilmek istiyorum" diye etiket açtıktan sonra neden ortadan kayboldunuz? Tamam biz öğretiriz de siz de öğrenmek için biraz gayret gösterin lütfen. Bakın bu aşağıdaki, sizin maaş karşılığı savunduğunuz Menderes Belediye Başkanı. Artık öğrendiğinize göre haberlerde durumu anlatacaksınız değil mi? Yarın sabah 08.30'da bekliyoruz.
🚨ÖZEL’İN EKİBİNİN MENDERES’TEKİ RÜŞVETTEN HABERİ VARMIŞ⬇️
🔴Menderes’teki rüşvet iddiaları belediye odalarında gizli kalmamış. Yazışmalara göre şikâyetler CHP Genel Merkezi’ne kadar ulaşmış, dönemin PM Üyesi Ecevit Keleş de Belediye Başkanı İlkay Çiçek’i aramış.
Çiçek, Meclis Üyesi Tülay Horasan’ın kendisiyle Başkan Yardımcısı Rüzgar Sönmez’i Genel Merkez’e şikâyet ettiğini anlattıktan sonra şunları söylüyor:
🗣️“Ecevit Keleş beni aradı. ‘Ne oldu, ne bitti; biraz daha dikkatli olun’ dedi.”
‼️İddia doğruysa Genel Merkez’e ulaşan rüşvet şikâyetlerinin ardından hesap sorulmamış, belediye başkanı “Biraz daha dikkatli olun” denilerek uyarılmış.
‼️Yani mesele bilinmiyor değilmiş; yalnızca daha dikkatli yürütülmesi istenmiş!
🔺Aynı yazışmalarda Çiçek, Özgür Özel’in ekibindeki Deniz Yücel ve Murat Bakan’ın kendisinden sürekli para istediğini öne sürüyor:
🗣️“Bunların istekleri bitmiyor. Ben yaptıkça kudurmuş gibi para istiyorlar. Bunların yüzünden para almak için müteahhitlere sıkıntı çıkarmak zorunda kalıyorum. Foça Belediyesi gibi buraya da çökmeye çalışıyorlar.”
Üstelik Deniz Yücel’in adı belediye kaynaklı şaibeli para trafiğiyle ilk kez yan yana gelmiyor.
‼️İZBETON üzerinden yürütülen kentsel dönüşüm kooperatifi soruşturmasına giren bilirkişi raporunda, sigorta ve kasko işlerinin Yücel’in eşi Gönenç Bilgen Yücel’e ait Artı Gönenç Sigorta üzerinden yapıldığı tespit edilmişti.
MASAK raporuna yansıdığı belirtilen kayıtlara göre şirket, S.S. İş Alemi Yeni Yaşam Konut Yapı Kooperatifine 2 milyon 885 bin TL’lik sigorta ve kasko işlemi yaptı.
🔺TOBB kayıtlarında da aynı G0869-N2NU levha numarası önce “Gönenç Bilgen Yücel”, daha sonra “Artı Gönenç Sigorta Aracılık Hizmetleri” adına yer alıyor.
Deniz Yücel ise şirketin eşine ait olduğunu doğruladı ancak iş ilişkisinden önceden haberi olmadığını, eşinin en uygun teklifi verdiği için tercih edildiğini ve herhangi bir usulsüzlük bulunmadığını savundu.
‼️Şimdi Menderes Belediye Başkanı’nın yazışmalarında aynı Deniz Yücel için “Kudurmuş gibi para istiyor” ve “Müteahhitlerden para almak zorunda kalıyorum” ifadeleri kullanılıyor.
Ecevit Keleş, Deniz Yücel ve Murat Bakan bugün Özgür Özel’le birlikte Yeni Parti’ye geçen isimler arasında.
‼️Bu artık yalnızca İlkay Çiçek’in dosyası değil; şikâyetlerin Genel Merkez’e ulaştığı, milletvekillerine para sağlandığı ve rüşvet çarkının siyasi kadrolarca kullanıldığı iddiasıdır
‼️Savcılık; Keleş’in telefon görüşmesini, Yücel ve Bakan’a yöneltilen para taleplerini, Foça iddiasını ve kooperatiflerden Yücel’in eşine ait şirkete uzanan mali trafiği birlikte incelemeli.
Cumhuriyet gazetesi AHBAP'ın kurulduğu 2017 yılından başlayıp 2026 yılına kadar Haluk Levent'i parlatıyor. Başka hiçbir yardım derneğine bu şekilde destek vermemişler. Bu öyle bir PR çalışması ki Haluk Levent'in satın aldığı ineğin, dananın, keçinin bile haberini yapmışlar, bu yetmemiş danayı her ziyaret edişine ayrı bir haber yapmışlar.
Aşağıda Cumhuriyet'in Haluk Levent'in takipçilerine süt ısmarlamasından tutun kavalye olmasına kadar attığı her adımın reklamının yapıldığı ve dolandırıcılık sabıkası olan bir kumar bağımlısının halkın gözünde yavaş yavaş nasıl bir süper kahramana dönüştürüldüğünü görebilirsiniz.
"2022'de AHBAP bakanlığa 15 kat fark attı" şeklinde haber yapmışlar. "Devlet yok AHBAP var" söyleminin alt yapısı o dönemde oluşturulmaya başlanmış.
Sadece parlatmak da değil, mesela Haluk Levent'in dolandırıcı olduğunu söyleyen Deniz Akkaya'yı aleyhinde haber yaparak itibarsızlaştırmışlar. AHBAP'a soruşturma açılacağı söylentileri başlayınca da "AHBAP'ın parasına çökecekler" şeklinde manşet atıp konuyu siyasi bir tartışma haline getirmişler.
AHBAP'a yönelik bütün eleştirilerde onun yanında pozisyon almışlar. AHBAP'ın depremde Acun Ilıcalı'ya 100 tır su satmasını bir skandal olarak değil bir başarı olarak haberleştirmişler. sonrasında 100 tır suyun nereye gittiğine dair hiçbir haber yapmamışlar, hiçbir eylemini, harcamasını sorgulamamışlar.
Ve artık bütün gözlerin AHBAP'a döndüğü anda Kızılay'ın iştirak şirketinin AHBAP'a çadır satmasını bir skandal olarak haberleştirip gündemi değiştirmişler.
Bugün anlıyoruz ki Cumhuriyet Gazetesinin skandal olarak duyurduğu peşin para ile çadır alımı, AHBAP bünyesinde Haluk Levent'in milletin bir kuruşunu bile çalamadığı tek para hareketi olmuş. AFAD'ın kayıp battaniyelerini bile araştıran Cumhuriyet, 2026 yılının ortasına kadar milyarların buharlaştırıldığı AHBAP'ı kendisi araştırmadığı gibi başkasının da araştırmaması için elinden gelen her şeyi yapmış.
Bence @cumhuriyetgzt1 hepimize bir açıklama borçlu.
🚨RÜŞVETİN AĞBABASI VELİ AĞBABA “ORTAĞIM DEĞİL” DEMİŞTİ: TUTUKLU EKİNCİ, GÖZALTINDAKİ AĞABEYİ HÜR AĞBABA’NIN ORTAĞI ÇIKTI! HÜR AĞBABA GÖZALTINDA- BİLİNMEYENLER⬇️
🔴İzmir Büyükşehir Belediyesi soruşturmasında tutuklanan Süleyman Ekinci için Veli Ağbaba, “Ortağım değil, yakın dostum” diyerek ticari ilişki iddialarından sıyrılmaya çalışmıştı.
Hakikaten Ekinci onun ortağı değildi…
Gözaltına alınan ağabeyi Hür Ağbaba’nın ortağıydı!
‼️İzmir’deki belediye soruşturmalarında adı para transferleri ve rüşvet iddialarıyla defalarca gündeme gelen Veli Ağbaba’nın ağabeyi Hür Ağbaba, İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne uzanan yolsuzluk soruşturması kapsamında gözaltına alındı.
🔺Her yerde gözaltı haberini okuyacaksınız. Biz ise “Hür Ağbaba kim, tutuklu Egeşehir Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Ekinci ile nasıl bir ilişkisi vardı?” diye geriye doğru gittik.
‼️Karşımıza sıradan bir tanışıklık değil, belgeli bir ticari ortaklık çıktı.
Soruşturmada, Hür Ağbaba’nın Süleyman Ekinci ile “irtibatlı hareket ettiğinin” tespit edildiği belirtiliyor. Ancak bu irtibat yalnızca telefon görüşmesi veya dostluk değildi.
📌2022 tarihli kayıtlara göre Hür Ağbaba ile Süleyman Ekinci, Battal Gazi Nergiz’le birlikte Trio Girişim Mühendislik İnşaat Şirketi’nin ortaklarıydı.
📌Bu şirket aynı yıl Malatya Yeşilyurt’ta Sümer Holding’e ait iki kamu taşınmazını satın aldı:
▪️7 bin 144 metrekarelik taşınmaz: 11 milyon TL
▪️16 bin 982 metrekarelik taşınmaz: 13 milyon 100 bin TL
▪️Toplam satış bedeli: 24 milyon 100 bin TL
Dahası da var…
🔺Hür Ağbaba’nın ortağı olduğu Trio Girişim, 2022’de Didim’de SGK’ye ait 5 bin 824 metrekarelik araziyi 18 milyon TL’ye kazandığı tartışmalı ihaleyle de gündeme gelmişti. Dönemin haberlerinde araziye 150 milyon TL değer biçildiği ileri sürülmüş, ihale daha sonra iptal edilmişti.
Asıl dikkat çekici kayıt ise Ticaret Sicili Gazetesi’nde:
Süleyman Ekinci, Trio Girişim’de 8 milyon 500 bin TL sermayeye karşılık gelen 8.500 payını, 19 Aralık 2023’te Hür Ağbaba’ya devretmiş.
Aynı ilanda Ekinci’nin diğer 8.500 payını da Battal Gazi Nergiz’e devrettiği, işlem sonrasında Hür Ağbaba’nın şirketteki payının 25 milyon TL’ye ulaştığı görülüyor.
Üstelik 2022 tarihli basın kayıtlarında Trio Girişim’in ortakları Hür Ağbaba, Süleyman Ekinci ve Battal Gazi Nergiz olarak sıralanmıştı.
‼️Veli Ağbaba ise herhangi bir usulsüzlük bulunmadığını savunmuştu.
‼️Süleyman Ekinci ilk operasyonda gözaltına alındığında Veli Ağbaba yalnızca “Ortağım değil” dememiş, şu sözlerle kefil de olmuştu:
“Yakın dostum. Çok kaliteli biri. Her şeyine kefil olurum.”
Bugün tablo çok daha açık:
Veli Ağbaba’nın “her şeyine kefil olduğu” Ekinci tutuklu, Ekinci’nin eski ortağı olan ağabeyi Hür Ağbaba ise gözaltında.
Malatya’daki şirket ortaklığından İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kentsel dönüşüm ihalelerine uzanan ticari hattın hangi işlemlerde kesiştiğini şimdi savcılık araştırıyor.
👉Dosyanın görünen yüzü gözaltı haberi…
🔺Geçmiş ortaklık kayıtları ise bu operasyonun arkasındaki ilişki ağının sanılandan çok daha eski ve derin olduğunu gösteriyor.
Artık hiçbir konuda hiçbir paylaşımımız normal görüntüleme alamıyor. FETÖ'nün kurallarının geçerli olduğu bir mecrada sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Toplu bloklama yöntemiyle TC vatandaşlarının haberleşme ve ifade özgürlüğü gasp ediliyor ama kimsenin umurunda değil. Umurunda olanların da elinden bir şey gelmiyor.
Bloklama yapan ve bizi susturan 2500 hesabın tamamını paylaşmayı planlıyordum ama her paylaşımdan sonra daha fazla bloklama ve daha fazla saldırı ile karşılaşıyorum ve FETÖ yapısı başına bir şey gelmediğini gördükçe daha da cesaretleniyor. O yüzden paylaşımlara son veriyorum durduk yere iş çıkarıp rahatını bozduğum birileri olduysa kusura bakmasınlar. Devam arkadaşlar hiçbir şey söylemedim sayın.
AKP yaygın bir kullanım değil, sadece muhaliflerin kullandığı bir takma isimdir ve sen bir taraf değilsen partinin resmi ismini kullanmak zorundasın.
Bu yapay geri zekalıya AK Parti'nin ismini öğretin @XTurkiye
Peki bana koordineli eylemleri nasıl raporlayacağımı detaylı şekilde anlatmanı istiyorum çünkü daha önceki raporlarıma mantıklı bir cevap alamadım. tamamen senin söylediğin şekilde bir rapor hazırlayıp göndereceğim.
Bu da yeni moda oldu. Hadi konser veriyorsun. O göbek dışarıda olmak zorunda değil ama Rihanna yaptı ya bizim varoşlar yapmasa ölür.
Estetik desen estetik değil, sempatik desen sempatik değil. Beylikdüzü manzarası gibi.
Sözcü Grubu, son üç yılda hakkımda sistematik biçimde tam 4.061 kez iftira ve insanlık dışı yalan haber yayımladı. Yolsuzluk ve kara para paçavrası olan, bir gün tüm kirli ilişkiler ağının da mutlaka ortaya çıkacağına inandığım Sözcü, şahsıma yönelttiği 4.061 iftiraya bir yenisini daha eklemiş.
Amerika’daki vize işlemleri üzerinden dolandırıcılık yaptığı iddia edilen bir kişinin, siyasetçilerle çektirdiği fotoğraflardan hareketle Süleyman Soylu’ya düzmece iftira atma alışkanlığını sürdürmüşler. (Sözde fotoğrafımı göstererek, vize istenilen yerde beni iki kez “istenmeyen kişi” ilan eden Amerika!)
Fotoğraftan suç, yalandan haber, iftiradan hüküm üretmeye devam ediyorlar. Çünkü bütün sermayeleri yalan, iftira ve itibarsızlaştırma operasyonudur.
Buradan bir kez daha açıkça söylüyorum: En geç bir buçuk yıl sonra milletvekili dokunulmazlığım da tamamen sona erecek.
Elinizden geleni ardınıza koyarsanız namertsiniz!
Görünürlük öyle ağır bir karartmaya maruz kalıyor ki çok sayıda büyük hesap etkileşim vermesine rağmen 200 bin sınırını sabahtan beri aşamadı. Bunun artık bireysel mücadele yoluyla çözülemeyecek bir sorun olduğu anlaşılıyor. Ancak TCK'ya göre,
Sistemi Engelleme, Bozma, Verileri Yok Etme veya Değiştirme Suçu
TCK Madde 244
(1) Bir bilişim sisteminin işleyişini engelleyen veya bozan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Bir bilişim sistemindeki verileri bozan, yok eden, değiştiren veya erişilmez kılan, sisteme veri yerleştiren, var olan verileri başka bir yere gönderen kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Şimdi ben bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak soruyorum.
1-) Benim kanunla korunan haklarımı şu an kim gasp ediyor? X Platformu kendi sorumluluk alanında gerçekleşen ve TCK'ya göre suç olan bu durum hakkında niçin TC devletine bilgilendirme yapmıyor? Kanunlara bağlı çalışan bir platformda hak gaspının bir karşılığının olmaması yasal olarak mümkün müdür?
@grok
2-) Bir terör örgütünün, toplumun bilgi kaynaklarından birisi haline gelmiş bir platformun algoritmasını manipüle edebilmesine platform nasıl göz yumabilir? X Platformu Fetullahçı terör örgütünün manipülasyonu hakkında TC Devletine bilgilendirme yapıyor mu?
3-) Bugün ortaya çıkan deliller FETÖ tarafından yönetilen bir grup hesabın engelleme yoluyla milli hesapların görünürlüğünü azalttığını belgelemiş durumda. X'in böyle bir durumda önerdiği çözüm nedir?
4-) Milli hesapların da bir araya gelmesi ve bu saldırıya misliyle karşılık vermesinin X tarafından bir yaptırımı var mıdır? X'in milli hesaplara aynı şekilde karşılık vermek dışında sunduğu seçenek nedir?
5-) Görünürlüğü yüzlerce belki de binlerce terör yanlısı hesap tarafından bloklanarak karartılmış milli hesapların eski haline dönmesi mümkün müdür ve bu ne kadar sürede gerçekleşebilir? X bu terör faaliyetinden mağdur olan kullanıcılarına bir çözüm önerisi sunacak mıdır?
6-) Seçim sürecine doğru giden Türkiye'de X algoritması bir terör örgütü tarafından manipüle edilmiş ve terör örgütü lehine bir temsil adaletsizliği ortaya çıkmıştır. Eğer algoritma Türkiye seçimlerini değil de Elon Musk'ın şirket yöneticiliğini haksız şekilde riske atıyor olsaydı, Musk yine de algoritmanın değiştirilemez olduğunu savunur muydu?
@elonmusk