Mavi Marmara saldırısı ne kadar hukuksuz ise yeni Gazze Özgürlük filosuna yaptığı saldırı da o kadar hukuksuz. Birilerinin çıkıp İsrail’i güç yoluyla hukuka uydurmasını açıkçası BM sistemine aykırı görmüyorum. Dünya barış ve güvenliği daha nasıl tehlikeye düşürülebilir? BMGK daha nasıl görevini ihmal edebilir? Daha açık bir örnek bilen varsa buyursun. Soykırımından haksız Lübnan ve Suriye saldırılarına, işgalinden tüm jus cogens kuralların ihlaline kadar hiçbir şey tanımayan bir rejim daha hangi hayati kuralı ihlal edecek ki devletlerin müdahale hakkı doğacak? Kurulu küresel düzene bu kadar mı tapıyoruz. Ne yetkisi ne hakkı Allah aşkına. Açıkça deyin ki evet tüm şartlar ve hukuk hazır ama ABD yüzünden hiçbir şey yapamıyoruz bu bile bir şey. Hepimiz görüyoruz zaten bunu. Ama hala yok BMGK kararı olmalı yok barışçıl uyuşmazlık çözüm yolları öncelikli olmalı, yok Filistin tarafı başlattı vs diyerek İsrail’in tezlerini yutanları ferasete davet ediyorum.
BM genel kurulunda çoğunluğu oluşturan ve sürekli Filistin lehine karar çıkaran devletleri de samimi bulmuyorum artık. E hani “barış için birlik kararı”? Yani sürekli Divan’dan danışma görüşü isteyip duracak mısınız? Alın şu kararı da uygulanmasa yine uygulanmasın yahu. Diyelim ki elde bir Barış İçin Birlik kararı var. Müdahale için hukuki zemin sağlıyor. Ama uygulanamıyor.
Ama yine de alın kararı. Bakarsın biri çıkıp adını tarih sahnesine yazdırmak ister. Ama siz o ihtimali düşünerek almak istemiyorsunuz. O sorumluluğu yüklenmek yerine Divan danışma görüşü versin dursun bunu istiyorsunuz. 1000 belge yetmedi 1001 mi lazım?
23 Yıllık AKP İktidarından Hesabı Sorulacak 23 İnsan (Flood)
1. Soma Maden Katliamı’nda tekme atılan madenci yakını
Tekmeyi atan kişi dönemin Başbakanı Yusuf Yerkel.
Çağlayan Adliyesinde genç kıyımı gaz kesmeden devam ediyor.
Pazar alınan da var yargılananlar arasında, pazartesi evden alınan da, salı çarşamba alınıp dün yetişmeyen de. Dün Cevahir’den alınan gençler ise henüz adliyeye bile getirilmedi.
Savcılar ifade alma zahmetine girmeden dosya üzerinden mahkemeye yolluyor herkesi.
Bir sulh ceza hakimi mesela içeri doldurdu karar bekleyen 10 genci. İsimlerini okuma zahmetine bile girmeden “hepsinin tutuklanmasına” diyip çıktı gitti salondan.
İstanbul’a daha 5 ay önce gelmiş dosyasında HİÇBİR ŞEY olmayan 18 yaşında bir genci tutukladılar az önce. Ağlıyordu.
Yaşlar zaten böyle.
18-20-21 yaşında insanlar. Çalışan da var aralarında, okuyan da. Ne işte ne okulda olacak kadar şanslı olmayan milyonlarca gençten bazıları da burada. Tanıştığım en “yaşlı” sanık 32 yaşında. Dosyalar dosya falan değil. %90’ı çer çöp. Dosyasındaki tek fotoğrafı gözaltına alındıktan sonra(!) olan bir genci de tutuklamışlar mesela.
Dün tutuklananların tutukluğa itirazı da bugün görülemesin diye özel bir gayret sarf edildi. Avukatlar sabah 8.30’dan akşam 17’ye kadar savcılığın dosyaları mahkemeye sevkini (BİR ALT KAT) tam 8 SAAT beklediler.
Olağanüstü bir rejimin olağanüstü zulmünü iliklerimize kadar hissettiğimiz bugünlerde artık KORKMAMA VE SUSMAMA borcumuz sadece bu memlekete değil bu memleket için korku duvarını aşan bu gençleredir!
Eskiden çoğu firma katmazdı bu katkıyı. Baktılar halktan ses yok, tepki yok. Çoğu katıyor şimdi. Halk bilinçlenirse Avrupa kalitesinde olmasa bile daha insani şeyler yiyebiliriz. Tüketimden gelen gücünüzü kullanın. Firmaları kaliteli ürün üretmeye teşvik edin. Kalitesizi almayın.
❗Gençler gözaltına alınırken, gözaltı süresince, emniyete getirildiklerinde ve emniyette feci şekilde, düşmanca işkenceye maruz bırakılmışlar.
📌 Bu sürecin ardından ilk defa bir tanıklığımı paylaşacağım, vicdan azabı çekiyorum; genç kadın öğrencilerin bacak aralarına özellikle tekmeyle vurup kanamaya yol açmışlar… Bizzat öğrencilerden dinledim. Arkamızı dönüp ağladık, dayanamadık.
📌 Savcı orada, beyan almadan hepsini tutuklamaya sevk ediyor. Özel durumları aktarmak için avukatlar dilekçe vermek istiyorlar, soruşturma savcısı dilekçe almıyorum diyebilir mi? Bir hakim avukatlara “Çıkın dışarı, hepsini tutukladım” nasıl der?
📌Gözaltı sırasında bir doktoru alıp emniyete götürmüşler, hepsine sağlam raporu vermiş. Gözaltı uzayınca mecbur sağlık merkezine götürmüşler ve bu işkence izleri hepsi rapora yansımış. Avukatlar da bizim de olduğumuz duruşmada tüm bu işkence izlerini hakime gösterdiler, tutanak altına da alındı.
📌 Avukat Milletvekillerimiz Sibel Suiçmez ve Mahmut Tanal’la birlikte duruşmalardaydık. İstanbul Barosu insan hakları Merkezi avukatları işkence izlerinin fotoğrafını çekiyorlardı. Polis amiri gelip “Çekemezsiniz” dedi. Deliller kayıt altına alınmasın diye engellemeye çalıştı.
📌 Sen kimsin engelliyorsun, fotoğrafını çekeceğim dedim bir anda ortadan kayboldu, bir daha görünmedi.
#ÇağlayanAdliyesi
@szctelevizyonu@cancoskun
❗Çocuğun ayağı kırılmış, 24 saat içerisinde ameliyat olması gerektiğine dair raporu var ama o halde Sulh Ceza Hakimliğine getirildi ve tutuklandı!
📌 18 yaşında, Türkiye derecesi yapmış çok başarılı bir genç, sinir krizleri geçirdi. Tüm avukatlar ağladı. Annesini, kardeşlerini bir faciada yitirmiş, sadece babası var. Bağırarak “Ben ne yaptım, bir fotoğrafım var mı, bir şey yaptığıma dair tek bir delil var mı? Hakim gerekçesini açıklasın beni neden tutukluyor?” diye haykırdı resmen, tutuklandı!
🔴 Orada bulunan polisler, İstanbul dışından görevlendirmeyle gelmiş polislerdi. 18 yaşındaki bu genç kızın haykırışına karşı içlerinde ağlayan vardı…
🔴 Ayağı kırık cezaevine gönderilemez diye dilekçe yazdı avukatlar ve 7. Kata çıktık beraber. Nöbetçi savcıyla görüşülemiyor. İstanbul Barosu Genel Sekreteri, ben ve dört avukat kendisiyle görüşemedik, ancak bankoda katibine ulaşıp onunla görüştük. Katip savcıya anlatıyor, sonra telefonla bize dönüyor. Savcıyı göremiyorsunuz, böyle bir yargı düzeni olur mu!
❗Avukatlar bu genç şu an sinir krizi geçiriyor, atak halinde bu şekilde cezaevine göndermeyin, en azından hastaneye sevk edin diyeceklerdi sadece, bunu söyleyebilecek bir makam yok!
❗Adalet Bakanı da buna “Adliye” diyor, “İşkence yok” diyor, “Yargımız bağımsızdır” diyor!
❗Bunlar bizim tanıklıklarımız. Lütfen bunları herkes dinlesin.
#ÇağlayanAdliyesi @szctelevizyonu@cancoskun@TC_icisleri@adalet_bakanlik
İddialara göre gözaltı değil, açıkça işkence!
Şu an gözaltında 69 kişi bulunuyor. Aralarında 3 çocuğun da olduğu bu kişilerin tamamına yakını, bir kişi hariç, darp edilerek gözaltına alındı. Gözaltı işlemleri sırasında polislerin doktor muayenesine birlikte girmesi nedeniyle, sağlık raporlarına darp ve cebir izleri yansıtılmadı.
Ancak pazartesi günü Hamidiye Etfal Hastanesi’nde yapılan ek muayenede, avukatların müdahalesiyle polislerin içeri girmesi engellendi ve çocukların maruz kaldığı darp, cebir ve kötü muamele açıkça raporlara geçirildi.
İddialara göre çocuklar uzun süre ters kelepçeyle, ıslak zeminde, insan onuruna aykırı şekilde bekletildi. Bu uygulamalar Anayasa’ya, Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne açıkça aykırıdır.
Bu bir güvenlik uygulaması değil, sistematik şiddettir.
Kolluk güçlerinin görevi, suçlu ilan etmek değil; hakları ve insan onurunu korumaktır. Çocuklara ve gençlere reva görülen bu muamele insanlık suçu niteliğindedir.
İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nü göreve çağırıyoruz:
Sorumlular derhal tespit edilmeli, işkence ve kötü muameleyle ilgili etkin soruşturma başlatılmalı, bu suça ortak olan herkes hakkında gereken cezai ve idari işlemler uygulanmalıdır.
Biz parti devleti istemiyoruz!
Biz halkın, hukukun ve vicdanın polisini istiyoruz!
AKP seçmeni zannediyor ki; bu kadar insan, Ekrem İmamoğlu yargılandığı için sokakta.
Hayır.
Depremzedelere parayla çadır satan Kızılay Başkanını yargılamadığınız için sokaktayız.
Kendi şirketinden, kendi bakanlığına, fahiş fiyata dezenfektan satan Ticaret Bakanı’nı yargılamadığınız için sokaktayız.
Kendi parti yöneticinizin “Ankara’yı parsel parsel sattı” dediği Melih Gökçek’i yargılamadığınız için sokaktayız.
Muhaliflere ‘terörist’ yaftası vururken, bebek katilini Gazi Meclis’e davet ettiğiniz için sokaktayız.
Foyalarınızı ortaya çıkartan gazetecileri hapse tıkarken, ekranlarda iftira üstüne iftira atan, hakaret üstüne hakaret eden maymunları mükafatlandırdığınız için sokaktayız.
Sarıklı, cübbeli amirali jet hızıyla emekli ederken Cumhuriyet’e bağlılık yemini eden teğmenleri ihraç ettiğiniz için sokaktayız.
Vatandaşın belini ek vergilerle bükerken 5 müteahhitinizin milyarlarca liralık vergi borcunu affettiğiniz için sokaktayız.
Yüzlerce suç kaydı bulunan çete üyeleri elini kolunu sallayarak dolaşırken Ümit Özdağ’ı tutukladığınız için sokaktayız.
Evimizde oturken yazıp çizerek, video çekerek de derdimizi anlatmaya çalıştık ama duymadınız.
Sesimizi duyun diye sokaktayız.
merhaba, ben marmara tıp 4. sınıf öğrencisiyim. dün gece saraçhanede polis müdahalesi sırasında yaşananları anlatmak istiyorum. 23.30 sularında polis insanları vezneciler metroya doğru kovalamaya başladı, arkadaşlarımızı beklerken yaralanan hastalara metronun inişindeki katta+
📢 7 polis birden protestocu bir genci dövdü!
📍 21 Mart'ta yaşanan polis şiddetinin görüntüleri ortaya çıktı
📍 Saraçhane buluşması sırasında Şehzade Camisi önünde çekilen görüntülerde, gruptaki bazı polislerin numaralı kask kullanmadıkları dikkat çekti
GEZİ’de mesele nasıl sadece ağaçlar değildiyse, doğrudan Recep Tayyip Erdoğan’a karşı Türkiye çapında başlatılan bu ikinci büyük isyan dalgasında da mesele sadece Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptali veya 90 kişiyle birlikte göz altına alınması değildir.
Mesele sistem haline getirilmiş adaletsizliktir, hukukun araçsallaştırılması, biat etmeyene düşman hukuku uygulanması, kuralsızlık, yolsuzluk, kayırmacılık, nepotizm, zorbalık, keyfilik ve hesap vermezliktir.
Mesele öğrencisinden emeklisine, işçisinden memuruna halk açlık, yoksulluk, fakirlik, sağlıksız beslenme ve sağlıksız yaşam koşulları, işsizlik, çaresizlik ve kendisi ve ailesi için devasa bir gelecek kaygısı içinde perişan halde hayatta kalmaya çalışırken, iktidar mensuplarının ve yandaşlarının aşırı zenginleşmesi, çakarlı araçlar ve korumalarla, kaynağı belirsiz paralarla ultra lüks hayatlar yaşamalarıdır.
Mesele ehliyetsizlikten, liyakatsizlikten, denetimsizlikten Soma’da madende, Çorlu’da trende, Bozkurt’ta selde, Kartalkaya’da tatilde bir tek kişinin bile ölmemesi gereken yerlerde yüzlerce insanımızın ölmesidir.
Mesele durdurulamayan kadın cinayetleridir, iş kazalarında %90’dan fazlası önlenebilir sebeplerle meydana gelen ölümlerdir.
Mesele 6 Şubat depremlerinde, dışarı kaçabilmiş insanlar sokakta dehşet içinde kar, kış, yağmur, çamur altında, eksi derecelerde hayatta kalmaya çalışırken, 140 yıllık şanlı Kızılay’ın başkanının, depolarında bir alıcı çıkana kadar beklettiği çadırları satmasıdır, enkaz altında kurtarılmayı bekleyen insanlarımızın, başında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin olduğu işe yaradığı tecrübeyle sabit afetlerle mücadele sistemimiz yok edildiği için pisi pisine ölmesidir.
Mesele dinciliktir, Allah ile aldatmak, Kuran ile aldatmak, yaşam tarzı dayatması, özgürlüklerin kısıtlanması, çocukların zorla imam hatiplere yollanması, Türkiye’nin Araplaştırılması, camiye de, kışlaya da, her yere de siyasetin sokulmasıdır.
Mesele emperyalizmin Türk’e en büyük tuzağı, Ilımlı İslam diye hayatımıza soktuğu ve iktidar güçlendikçe Radikal İslam’a dönüşen Siyasal (CIA’SAL) İslam’dır ve onun iktidardaki elemanlarıdır.
Mesele bölücülüktür, bebek katili terör örgütünü muhatap almak, pazarlık etmek, 50.000 kişinin katili, ağırlaştırılmış müebbet cezasını çeken Teröristbaşı’nı TBMM’nde konuşturmaya çalışmak, Anayasa’nın değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez ilk 4 maddesine saldırmak, Anayasa’dan Türk’ü çıkarmaya çalışmak, Türk milletini var eden 30 küsur etnisiteden sadece birinin dili olan Kürtçeyi resmi dil yapmaya çalışmak, hepimizi bu ülkenin eşit, özgür ve egemen sahibi kılan Türk milleti tanımını ırkçılaştırmaktır.
Mesele bedeli Atalarımızın kanlarıyla ödenmiş büyük Türk milletinin biricik vatanına milyonlarca ne idüğü belirsiz Suriyelinin, Arap’ın, Afgan’ın, Pakistanlının, Afrikalının, bilmem nerelinin ortak edilmesi, yüz binlercesine yasa dışı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı verilmesidir.
Mesele Hudut Namustur diyerek binlerce şehit vermişken, kevgire döndürülen sınırlarımızdan önüne gelenin vatanımıza sokuşturulmasıdır, Ege’deki 20 Adamızın ve 2 Kayalığımızın Yunanistan’a terk edilmesi, diğer Yunan Adalarıyla birlikte bize karşı yasa dışı silahlandırılmasına göz yumulması ve egemenlik haklarımızdan tavizler verilmesidir.
Mesele madenlerimizin, ormanlarımızın, zeytinliklerimizin, SİT alanlarımızın, kıyılarımızın, doğal güzelliklerimizin ve her şeyimizin yağmalanmasıdır.
Mesele bütün sınav sorularının çalınması ve yandaşlara dağıtılmasıdır, Hakimlik Sınavında biri rekor kırarak iki kere birinci, bir kere sekizinci olan adayın her mülakatta ısrarla elenmesidir, mülakatı kaldıracağız sözü verdikleri halde asla yapmamalarıdır, Türk milletini cahil bırakmak için milli eğitimin sistematik olarak niteliksizleştirilmesidir.
Mesele Büyük Kurtarıcı ve Büyük Kurucu Atatürk’e düşmanlıktır, Cumhuriyet’e ve Cumhuriyet’in kazanımlarına düşmanlık, laikliğe düşmanlık, çağdaş dünyanın değerlerine düşmanlıktır.
Mesele hak temelli yaşam anlayışına karşıtlıktır, insan haklarına, kadın haklarına, çocuk haklarına, insanların farklı yaşam tarzlarına, hayvan haklarına, doğa koruma yasalarına, düşünce ve ifade özgürlüğüne karşıtlıktır.
Mesele iktidarın 23 yıllık çok ağır bilançosunun ve iktidarda kaldıkları her günün, Türk milletinin yaşam kalitesini daha fazla mahvetmesi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin bekasını ve güvenliğini çok daha fazla tehdit etmesidir.
Mesele bu harika ve bereketli ülkede, muhteşem coğrafyada harika insanlarla birlikte hepimizin ortak geleceğidir. Hiçbir tek adamın hezeyanlarına ve sayesinde, oligarklaşanından kendi küçük çıkarlarının peşinde koşan vatan, millet sevgisinden yoksun yandaşlarına feda edilemez.
Bunlara sebep olan iktidar ve çocukları kullanıp sonra terkeden muhalefet, Allah belasınızı versin.
Çocuklar; muhalefetin çağırdığı saatte ve yerde değil, kendi belirlediğiniz ve yasak kapsamında olmayan yerlerde toplanın. Kendi yolunuzu kendiniz çizin, gitmeyin peşlerinden.
Yaşadığım şeyleri lütfen bu ülkedeki tüm vicdanlı insanlar okusun. Önce özetle söyleyeceğim. Kendimi kurtarmaya çalışırken 5-6 ayrı sefer 1 metreden kısa mesafede 'vurmayın kör oldum' dememe rağmen gözüme gaz sıktılar. Seni kurtarcam diyen polis beni diğer polislerin arasına attı