Mücbir sebep olmayan yolda neden sınav ertelenip ek süre kullanıldı, ek süre kullananlar eş değer sınava girildi denildi ama bazı ek süre kullananlar eş değer sınava alınmadı bu girenler kimler ösymden şefaf bir açıklama bekliyoruz
#kpsshaksızlığı#UsulsüzKPSS#ÖSYM#KPSSLİSANS
ÖSYM, KPSS Lisans sınavında aldığı kararları uygulayamadığı için ortalığı deyim yerindeyse çorbaya çevirdi. “Kötü net - iyi net” tartışmaları tamamen ÖSYM’nin işine yarıyor. Düşük net yapan kişiye sınavın iptal edilmesini istemesi için malzemeyi ÖSYM verdi. Yüksek net yapan kişinin de durumu sorgulamasını engellemek için “bölgesel olay” bahanesini ortaya attı. Böylece KPSS adayları, birçoğu hesabını kapatmış olan üç beş trol yüzünden bölündü ve ortalık karıştı.
Burada amacımız net olmalıdır: İptal edilip edilmemesini bir kenara bırakalım. ÖSYM, sınav sırasında yaşanan ve kamuoyuna yansıyan soruları (eşdeğer sınavın soruları dahil olacak şekilde) yanıtlasın; ardından herkes sınavla ilgili konuşmayı bırakıp kenara çekilsin.
6 Eylül’de Harran Üniversitesi Osmanbey Kampüsü’nde geç kalan adayların sınava alınması sonrası ek süre ve adaylar arası temas iddiaları gündeme geldi.
ÖSYM bunun üzerine eşdeğer sınav yapmış ancak bu sınava kimlerin, hangi kriterle seçildiğini açıklamadı.
Bana ulaşan bazı mağdurlar, ek süre kullandıkları halde eşdeğer sınava çağrılmadıklarını söylüyor. 4 Ekim’de yapılan sınavın sorularının yayımlanmaması da tartışmaları artırdı.
Herkese merhaba,
Açıkça belirteyim: Ben bir hukukçu değilim. Ancak okuduğum kanun maddeleri, ÖSYM mevzuatı ve Danıştay kararları ışığında, konunun hukuki boyutunu göz ardı edip "Süreç tamamen kanuna uygun, hiçbir sorun yok" diyenlere karşı bir vatandaş ve aday olarak kendi incelemelerimi paylaşıyorum. Mevzuat okurken kafama takılan ve kendimce yorumum şunlardır:
Anayasa m.10 (Kanun Önünde Eşitlik): Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde (…) kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.
Anayasa m.42 (Fırsat Eşitliği): Devlet, eğitim ve kamu imkânlarında fırsat eşitliğini sağlayacak tedbirleri alır.
KPSS gibi net bir "sıralama sınavında", adayların tümü aynı koşullarda ve aynı sorularla yarışmadan fırsat eşitliği nasıl sağlanabilir? Farklı sorularla yapılacak bir eşdeğer sınav, doğası gereği sıralama sınavının adalet mantığıyla çelişmektedir.
6114 Sayılı Kanun m.7/5: Sınavla ilgili tüm açıklamalar İnternet sayfasında yapılır ve adaylara tebliğ hükmündedir.
Danıştay 8. Dairesi (E.2021/7080, K.2021/5713): "Hukuk devleti ilkesi uyarınca, faaliyetlerini hukuka uygun biçimde yürütmek zorunda olan idarenin hukuka aykırı eylem yapması veya işlem tesis etmesi, kural olarak hizmet kusuru oluşturur."
6 Eylül sabahına dönersek ulaşım imkânsızlığı yaşayan adaylara mevzuata uygun bir tebligat yapılmamıştır. ÖSYM kendi mevzuat hükmünü zamanında işletmeyerek idari hizmet kusuru işlemiştir. Ayrıca eşdeğer sınav takviminin şeffafça ilan edilmemesi de bu kusuru büyütmektedir.
6114 Sayılı Kanun m.9/5 & m.10/3-c: Sınav kurallarına aykırılık ve sınav düzenini bozma fiilleri sınavın geçersiz sayılmasını ve idari/cezai yaptırımları gerektirir olarak bu maddeleri yorumlayabiliriz.
Aday beyanlarına göre; kitapçıklar açıldıktan sonra sınavın durdurulması, salonlarda sohbet ortamının oluşması ve ardından sürenin baştan başlatılması sınav güvenliğini zedelemiştir. Burada sorun adaylarda değil, idarenin organizasyon ve gözetmen kusurundadır.
Bir hukuk diplomasına sahip olmaya gerek yok; kanunları, Anayasa’yı ve yargı kararlarını okuyan herkes burada açık bir hizmet kusuru ve fırsat eşitliği ihlali olduğunu görebilir. Bunca yaşanana rağmen "Sorun yok" demek akılla ve kamu vicdanıyla alay etmektir. Bunlar tamamen benim mevzuat okumalarım sonucu vardığım şahsi kanaatlerimdir.