"Bir Sosyal Hizmet Emekçisi; Bir Psikolog Ölümden Döndü. Sorumlusu; Antidemokratik Yönetim Anlayışında Israr Edenler, Çalışma Hakkı ve Yaşam Hakkımızı Yok Sayanlardır" başlığıyla tüm illerde Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlükleri önünde basın açıklamaları gerçekleştirdik.
🚩Batman
🚩Eskişehir
🚩Amed
🚩Mersin
"Bir Sosyal Hizmet Emekçisi; Bir Psikolog Ölümden Döndü. Sorumlusu; Antidemokratik Yönetim Anlayışında Israr Edenler, Çalışma Hakkı ve Yaşam Hakkımızı Yok Sayanlardır" başlığıyla tüm illerde Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlükleri önünde basın açıklamaları gerçekleştirdik.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nı Uyardık, Uyarmaya ve Yaşam Hakkımıza Sahip Çıkmaya Devam Edeceğiz!
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bürokratları çalışanların temsilcileri olan meslek örgütlerini, sendikaları ve sendikamızın uyarılarını dikkate almayarak bir sosyal hizmet emekçisinin yaralanmasına yol açmışlardır. Saldırı sonucu ağır yaralanan ve ameliyat sonrası yoğun bakıma alınan psikolog arkadaşımızın durumunu yakından takip etmekteyiz. Böylesi bir olay yaşandığı için çok üzgünüz. Yaralı arkadaşımıza acil şifalar diliyoruz.
Bu acı olay göstermiştir ki projeler ülke ve kurumun gerçekleri ile örtüşmeli, çalışanların görüş ve önerileri, talepleri dikkate alınmalıdır. "Biz istiyoruz olacak" anlayışı yaşam hakkımızı tehdit ediyorsa, hayatta kalmak için fiili ve meşru tüm yöntemlerle mücadele etmek, suskunluğumuza son vermek zorundayız.
SES GENEL MERKEZİ
Sosyal Risk Haritası Oluşturulmasına dair sendikamızın daha önce yapmış olduğu açıklamalar aşağıdadır:
https://t.co/2TKXqEJFty
https://t.co/hItphCow5F
Aile Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından “ Sosyal Risk Haritası Oluşturulması” kapsamında yapılmak istenen Antidemokratik Görevlendirmeler kabul edilemez. Merkezimizin açıklaması!!!
Gerçek Sendika;
Dayanışmadır, Onurdur, Mücadeledir, Birliktir ve SES'tir.
Bugünümüz için, Yarınımız için SES var UMUT var!
SES'te_Örgütleniyoruz!
#sesvarumutvar
Sosyal Hizmetlerin Sorunları Torba Yasalarla Değil,
Hizmet Üretenlerin ve Alanların Süreci Dahil Edildiği, Bilimsel ve Hak Temelli Yaklaşımla Çözülür!
Sosyal Hizmetler Kanunun ve Bazı kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi 4 Mart tarihinde TBMM’ye sunulmuş olup, yarın görüşmelerine başlanacaktır.
Teklifin genel gerekçesinde çocukların kadınların, yaşlıların ve engellilerin korunması, aile yapısının güçlendirilmesi ve dezavantajlı grupların hayata daha etkin sağlanmasına yönelik düzenlendiği belirtilmekle birlikte bir kez daha her bir alanın özgün ihtiyaçlarına yönelik bütüncül bir yaklaşımdan uzak, tarafların görüşleri alınmadan, “torba yasa” mantığıyla düzenlenmiş bir teklifle karşı karşıyayız.
Derinleşen yoksulluk ve kamusal hizmetlerin tasfiyesi sonucu çocukların, engellilerin, yaşlıların, kadınların sorun ve ihtiyaçları artarken parça parça düzenlemelerle sonuç alınamayacağı, sosyal hizmetlerin bütünsel bir yaklaşımla yeniden düzenlenmesi gerektiği açıktır.
Teklifte yer alan kimi temel değişiklikler üzerinden değerlendirme yapılacak olursa:
Sosyal Hizmetler Kanununda çocuklar için yürütülen hizmetler yönünden yapılan değişiklikler yeterli değildir
Teklifin 4. Maddesi ile Sosyal Hizmetler Kanununun 3. Maddesinde yapılacak değişiklikle “çocuk evleri sitesi” “çocuk koruma ilk müdahale ve değerlendirme merkezleri” tanımlanmaktadır.
Kanundaki “Çocuk Destek Merkezleri” tanımının “ihtisaslaştırılmış çocuk evleri sitesi” olarak değiştirilmiş olması, “çocuk evleri sitesi” tanımında yapılan ifade değişikliği veya “ilk kabul üniteleri” yerine “Çocuk Koruma İlk Müdahale ve Değerlendirme Merkezleri”nin müstakil bir sosyal hizmet kuruluşu olarak düzenlenmesi “çocuk koruma” sistemindeki sorunlar bütüncül olarak değerlendirildiğinde tek başına bir anlam taşımamaktadır.
Örneğin “Çocuk Evleri Sitesi” tanımı ile çocukların yatılı olarak hizmet aldığı yerleşkelerin yurt tipi modellerden ev tipi modellere dönüşümü ifade edilmektedir. Ancak alandan gelen bilgiler ve elde edilen bulgularda ise bu durumun böyle olmadığı tespit edilmektedir. Bugün Türkiye'de çocuk kuruluşlarının kapasitesinin üzerinde çocuk kuruluş kayıtlarında bulunmakta, yine fiili olarak yatılı bakım hizmeti verilen çocuk sayısı da kuruluş kapasitelerini aşmaktadır. Bu durum anlaşılacağı üzere hizmet kalitesini düşürmekte, zaten fiziksel olarak yetersiz olan binaların yetersizliğini arttırmakta, meslek elemanlarının mesleki bilgi ve becerilerini, iyi uygulama örneklerini gerçekleştirmelerini engellemektedir. Yapılan saha ziyaretlerinde; çocuk evleri sitesi olarak ifade edilen ve bağımsız evlerden oluşan çocuk evlerinin 10 kapasiteli olduğu belirtilmekte fakat bu evlerde 18-19 çocuğun kaldığı, kuruluşta kalan çocuk sayılarının kapasitesinin 2 katını aştığı görülmektedir. Tanımlar bilimsel çerçevelerde güzelleştirilmekte, sık değişmekte fakat Kurumlarının fiziksel kapasiteleri geriye gitmektedir.
Yine, illerde (Taşrada) Birim olarak farklı Müdürlüklere bağlı hizmet veren İlk Kabul Ünitelerinin Bakanlık Talimatına istinaden yakın zamanda Müdürlük olarak hizmet verdiği görülmüştür. Bugün bu kuruluşların fiziksel kapasitelerinde kalıcı bir iyileşmenin olmadığı, birçok İlde halen Ünite olarak hizmete devam edildiği, cinsel istismar, suça sürükleyen, madde kullanımı gibi ağır istismar türleri sonucunda can güvenliği riski nedeniyle yerleştirildiği bu kuruluşların yerlerinin gizli olması gerekirken Müdürlük olmaları nedeniyle kapılarına tabela asılmasının ve aile görüşmelerinin bu birimlerde yapılmasına dair talimat aldıkları, bu doğrultuda aile görüşmelerinin Çocuk Koruma İlk Müdahale ve Değerlendirme Merkezlerinde yapıldığı, keza görüşme odası dahi olmayan Merkezlerde mesleki çalışmaların zorlukla yapıldığı, bu birimlerde çalışan meslek elemanlarına ANKA Eğitimi verildiği, geçici olarak hizmet veren ve fiziki kapasiteleri yetersiz olan binalarda bu hizmetlerin nasıl verileceği açıklanmamaktadır. Bu nedenle Çocuk Koruma İlk Müdahale ve Değerlendirme Merkezleri” nin müstakil bir sosyal hizmet kuruluşu olarak düzenlenmesini tek başına olumlu bir adım olarak değerlendirmek mümkün değildir.
Yukarıdaki bilgilerden de anlaşılacağı üzere, bir gün birim, ertesi gün Müdürlük olan bu toplama kuruluşlar bütüncül bir sosyal hizmet ve çocuk politikasından uzak yönetilmektedir. Bütçeden sosyal hizmetlere pay ayrılmazken, binaların fiziki kapasite yetersizlikleri, kadro yetersizlikleri ile birlikte değerlendirildiğinde değişiklik teklifinde belirtilen amaca varılması mümkün değildir.
Özel engelli ve yaşlı bakım merkezlerinin kapatılması durumunda hizmetin devamına ilişkin değişikliği, yaşlı ve engelli bakımında ağır hak ihlallerine varan sorunların çözümünde atılmış bir adım olarak değerlendirmek mümkün değildir.
Teklif gerekçesinde sosyal devlet ilkesi engelli ve yaşlıların korunması gerekliliği ifade edilmektedir. Bakım krizinin gün geçtikçe derinleştiği ve artarak derinleşeceği, var olan kamusla engelli ve yaşlı bakım merkezlerinin yetersizliği herkes tarafından bilinmekte iken yapılan değişiklik çeşitli sebeplerle faaliyetine son verilen veya kapatılan özel sosyal hizmet kuruluşlarında bakım gören engelli ve yaşlıların bu süreçte mağdur olmamaları için güvence mekanizması oluşturulmaktan ibarettir.
Bu vesileyle yaşlı ve engelli bakımının piyasalaştırılması, özelleştirilmesiyle ilgili birkaç. Hususun vurgulanması gerekmektedir.
Gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerince sosyal hizmet kuruluşlarının açılması ve bu kuruluşlarda yaşlı ve engelli bireylere hizmet verilmesi, parasız sosyal hizmet hakkına, temelde ise hak temelli sosyal hizmet perspektifine aykırıdır. Türkiye de bugün 16 İlde Huzurevi yoktur. Birçok İlde Huzurevine yerleşmek için sıra bekleyen yaşlı sayısı binleri bulmakta, hatta geçmektedir. Bu durum özellikle 18 yaş altı bireyler(çocuklar) dahil olmak üzere engelli bireylerin özel bakım merkezlerine yerleştirilmesi noktasında da geçerlidir. İllerde ��zel bakım merkezleri tekelleşmiş, bir gerçek ya da tüzel kişiye ait birden fazla engelli ve yaşlı bakım merkezi bulunmaktadır. İllerde bir kişiye ait kaç bakım merkezinin bulunduğu şeffaf olarak kamuoyu ile paylaşılmadan büyük resim maalesef görünemez. Bakım merkezi açmak için bir gece yarısı illere resmi yazı gidiyor ve adrese teslim bakım merkezi açılıyorsa buradan kimlerin nemalandığı da tespit edilmelidir. Çünkü, İstanbul Büyükçekmece ya da Beylikdüzü'nde Niğde'de ya da Karaman'da yakın zamanda bakım merkezlerinde, üstelik ihbarlara rağmen Bakanlık denetimlerinin yapılmadığı duyumlarının sesli olarak dile getirildiği olaylarda hangi üst düzey idarecinin hangi disiplin cezasına çarptırıldığı mutlaka açıklanmalıdır. Ancak bu şekilde bu madde üzerinde fikir beyan edilebilir. Aksi taktirde geçmişte şeffaf ve adil olmayan idari ve adli soruşturma süreçleri bundan sonra da aynen devam edecektir.
Kamu hizmeti kamu eliyle yapılmal��dır. Özel bakım merkezleri ve özel huzurevleri kamulaştırılmalıdır. Evde bakım ücretleri, en az özel bakım merkezlerine bir engelli adına ödenen ücret seviyesine eşitlenmeli, engelli bireylerin istismar ve yoksulluğa bağlı olmayan ihmal durumları dışında ailelerinden ayrılmalarının önüne geçilmelidir. Özel Bakım Merkezi açılış iş ve işlemleri, bağımsız kurumlarca denetlenmelidir.
Doğum Sonrası Ücreti Doğum İzninin 8 Hafta Uzatılması
Doğum sonrası ücretli doğum izninin (Devlet Memurları Kanunu’na ve İş Kanunu’na tabi çalışan kadınlar açısından) 8 haftadan 16 haftaya çıkarılması teklifin en çok gündeme gelen maddesidir. Ücretli doğum izninin uzaması önemli olmakla birlikte özellikle özel sektörde çalışan kadınlar için gerek işe alımlarda gerekse hakkın kullanımında güvencelere ihtiyaç bulunmaktadır. Ayrıca hem kamuda hem de özel sektörde izin sonrası süreçlerde nitelikli, ücretsiz, erişilebilir ve anadilinde himzet veren kamusal kreş hizmetlerinin yaygınlaştırılması zorunluluktur. Kreş hizmeti zorunlu bir hak olarak eğitim sistemine dahil edilmelidir, kamu kurumlarının kreş açması kanunen zorunluluk haline getirilmelidir.
İktidar bugüne kadar yaptığı tüm düzenlemeleri hizmet sunanların örgütlerin görüşlerine başvurmadan ve bütüncül yaklaşmadan yapmaktadır. SES olarak; halk ve emekçiler yararına bir sosyal hizmet sunumu mümkündür. Yeterki iktidarlar hizmet sunan emekçileri ve halkı örgütleri aracılığyla sürece dahil etsin.
Bağımlılık yaratan ve sisyasi çıkaralar üzerinden kurgulanan değil,
Hak temelli sosyal hizmet istiyoruz.
SES GENEL MERKEZİ
Açıklama linkimiz: https://t.co/SryZ5JjoLY
Örgütlenme çalışmaları kapsamında Aile ve Sosyal Hizmetlere bağlı kurumlar ve Aile Sağlık Merkezi ziyaretlerinde bulunduk. Görüş alışverişinde bulunduğumuz ziyaretlerimizde Sağlık ve Sosyal Hizmet emekçilerinin taleplerinin SES’i olmaya devam edeceğimizi bir kez daha ifade ettik.
Kamu emekçilerinin haklı taleplerinin SES’i olmaya devam edeceğiz. Hükümetin kamu emekçilerini sefalet zammına mahkum etmesine karşı KESK Şubeler Platformu olarak açıklama gerçekleştirdik. #SefaletTeklifineCevabımızGrev
❗️Grevli Sendika Hakkı
❗️Gerçek Toplu Sözleşme
❗️Demokratik Çalışma Yaşamı için
📢Sosyal Hizmetlerde, Birlikte Örgütlenmeye, Mücadeleye!
#TİS2025SosyalHizmetler@tcailesosyal
Toplumu dönüşüp değiştirmek adına bireyleri güçlendiren, hak temelli hizmet üreten Tüm Sosyal Hizmet Emekçilerinin Günü kutlu olsun. #DünyaSosyalHizmetGünü
#GeçinemiyoruzAnkaradayız
❗️Geçinemiyoruz! Yoksulluğa karşı mücadelede birleşiyoruz!
SES MYK üyelerimiz, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçilerinin taleplerini 30 Kasım Bütçe Mitingine, alanlara taşımaya çağırıyor!