Yaşadığın ilişkide sana sahip olduğu için kendini şanslı gören, seni kırmaktan çekinen ya da kırdığında kaybetmekten korkup telaşlanan birini görmek çok güçlü hissettiriyor. Birinin kalbinden emin olmak yeter.
Bazen en büyük pişmanlık, yanlış insana verdiğin şans değildir. Asıl pişmanlık, kendini ona anlatmaya çalışırken harcadığın zamandır. Çünkü anlamak isteyen birine fısıldasan bile duyar; anlamak istemeyen için ise bağırsan bile fark etmez.
Beni sevdiğim bir insandan ne onun hakkındaki dedikodular, ne aramızdaki mesafeler, ne maddi manevi koşullar uzaklaştırabilir. Eğer o beni yanında görmek istiyorsa ben orada olmanın bir yolunu mutlaka bulurum.
Ben çok sinirliyimdir ama sinirime rağmen çok sabırlıyımdır. Son raddeye kadar bekler ya da çabalarım ama o raddeden sonra dünya tersine dönse geri dönüşü olmaz. Buna kayış kopması mı dersiniz, vazgeçmek mi dersiniz orasını bilemem.
“Bir süre sonra insanlar pek de umrunda olmuyor. Kimseyi değiştirmeye çalışmıyorsun, kimin ne düşündüğünü, kimin ne yaptığını umursamıyorsun, yorulunca kendi kabuğuna çekilip o küçük dünyanda yalnız yaşamayı öğreniyorsun.”