Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk'üm 🇹🇷 ❤️ 🇹🇷 TÜRKİYE CUMHURİYETİ Kurucu Liderimiz...yüreğine sağlık Sayın İmam Bey, Allah'ım ağzından yüreğinden duan kabul olsun 🙏🏻
KAAN ARTIK YOK!
Vasiyeti üzerine mektubunu herkese
iletelim. Kaan, bu mektubu yazmış,
sadece annesine vermiş.
(Neden sadece annesine olduğunu okuduğunuzda anlayacaksınız.)
“Bu mektup adresine ulaşmalı”
dedim kendi kendime..
Buyurun siz de okuyun.
Sağlık bürokrasisindeki herkes okusun. Noktasına, virgülüne dokunmadan aktarıyorum..
"Ben bundan 6 sene önce lösemi hastalığına yakalandım. Ankara’da LÖSEV’in LÖSANTE Hastanesi’nde çok zor olan tedavim başladı, 2 sene sürdü. Tam “İyileştim” derken hastalığım tekrarladı.
Tekrar başa döndük ve 3 yıllık tedaviye başladık. Hiç yıkılmadım, “Ben bu hastalığı yeneceğim” diye anneme, kardeşlerime söz verdim. Ama lösemi canavarı beni 3’üncü kez pençesine alıp lösemi tekrarlayınca tam umudum kırılmak üzereyken LÖSEV’in doktorları yine imdadıma yetişti
ve “Artık sana kemik iliği nakli yapacağız ve yaşatacağız” dediler.
3’üncü defa uzunca bir kemoterapi aldım, yine saçlarım döküldü, ateşler içinde yandım ama sonunda Kemik İliği Nakli Servisi’ne geçmeyi başardım. LÖSEV LÖSANTE Hastanesi’nin Kemik İliği Nakli Servisi tıpkı bir uzay üssü. Her tarafı havadaki gözle görülmeyen en küçük tozları, mikropları süzen hepafiltrelerle kaplı.
Doktorlar, hemşireler içeri girerken özel solüsyonlarla yıkanıyorlar, çok özel kıyafetler giyiyorlar.
Annemden başka kimse içeri giremiyor, o da dışarı çıkamıyor.
Adeta fanusta yaşıyordum. Kapıların birisi kapanmadan diğeri açılmıyor. Anlayacağınız, sağlığımız için dünyanın en steril Kemik İliği Nakil Merkezi’ndeydim. Bir gün hematoloji uzmanı profesör doktor odamıza geldi ve “Artık radyoterapi (ışın tedavisi) alacaksın, sonra da sonra da kemik iliği naklini gerçekleştireceğiz. Ama radyoterapi için başka hastaneye gideceksin” dedi. Hemen,
- Bizim hastanemizde yok mu, dedim.
- Var, hem de dünyanın en iyi radyoterapi cihazları var ama kullanamıyoruz, dedi
- Neden, diye sordum.
- Çünkü Sağlık Bakanlığı ruhsat vermiyor, yani çalıştırmamız yasak.
- Neden, kötü bir şey mi yaptınız?
- Hayır, her şey yönetmeliklere uygun. Hatta Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’ndan (TAEK) ruhsat da alındı ama kullanamıyoruz
Bağışıklık sistemim çökmüşken ve bu servisten dışarı adım atmamam gerekirken hem sabah hem de akşam (günde 2 defa) başka bir hastanede radyoterapi almak için dışarı çıktım ve ışın aldım.
Düşünebiliyor musunuz, hem milletin tuğla bağışlarıyla satın alınmış dünyanın en mükemmel
5 milyon dolarlık aleti LÖSANTE Hastanesi’nde çürüyor hem de ben aynı hastanede 2 kat aşağıdaki bu özel merkezde ışın tedavisi alabilecekken dışarıya yani mikrop dolu ortama çıkıp hayatımı tehlikeye atıyorum. En son olarak size şunu itiraf etmek istiyorum:
“Beni lösemi hastalığı öldüremedi ama bürokrasi canavarı öldürebilecek.” Belki de sayılı günlerim kaldı. Ben görmedim ama bu mektubu herkese iletirseniz, sizin sayenizde başka lösemili çocuklar bu cihazın çalıştığını görebilirler.
Saygı ve sevgilerimle..
(Kaan Özelçam)
Dilek Gürsoy, 45 yaşında bir doktor.
Ordu'nun Aybastı ilçesinden Almanya'ya gitmiş bir ailenin kızı.
Almanya'da doğuyor Dilek.
Maalesef 10 yaşındayken, Babasını kalp krizinden kaybediyor.
Düsseldorrf Üniversitesi Tıp Fakültesine gidiyor.
Okuyor, çalışıyor. Doktor oluyor Almanya'da.
KALP CERRAHI olarak mezun oluyor.
2012 yılında yapay bir kalbi aktarıyor insan vücuduna.
Bu AVRUPA'da bir ilk.
İlk defa bir kadın cerrah yapıyor bunu.
Ve Nisan 2019 tarihinde Almanya'nın en prestijli ve saygın ödülü VICTRESS ödülü
kalp Cerrahı Dilek Gürsoy'a veriliyor.
Almanya'da Yılın Doktoru...
Çok çok tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz....
Gurur duyduk...
Henüz 22 yaşında gencecik bir öğretmendi Şenay Aybüke Yalçın…
PKK’lı hain teröristler tarafından şehit edildi.
Biz onu asla unutmayacağız. Ruhu şad, mekanı cennet olsun.
Sayın Kemal Kılıçdaroğlu,
Siz, Cumhuriyet Halk Partimizin uzun yıllar Genel Başkanlığını yapmış, partimizin en zorlu dönemlerinde sorumluluk üstlenmiş önemli bir değerimizsiniz.
Bugün yaşanan süreçte de milyonlarca CHP’li, sahip olduğunuz tecrübe ve devlet adamlığı birikimiyle sağduyulu bir yaklaşım göstermenizi beklemektedir.
Partimizin kurumsal kimliğinin korunması, örgütlerimizin ve seçmenlerimizin daha fazla üzülmemesi, Meclis çatısı altında ve kamuoyu önünde istenmeyen görüntülerin oluşmaması hepimizin ortak sorumluluğudur.
Bu nedenle, CHP’nin birliği, kardeşlik hukuku ve geleceği adına atacağınız her yapıcı adımın toplumda karşılık bulacağına ve partimize güç katacağına inanıyorum.
Cumhuriyet Halk Partisi hepimizin ortak evidir. Bu evin zarar görmemesi için göstereceğiniz hassasiyet, yalnızca partililerimiz tarafından değil, demokrasiye inanan tüm yurttaşlar tarafından da takdirle karşılanacaktır.
Ricamızdır…
Görenler görmeyenlere göstersin, duyanlar duymayanlara anlatsın:
Seçilmiş Genel Başkanımız Özgür Özel, yarın Cumhuriyetimizin kalbi Ankara’da partililerimizle, halkımızla bayramlaşıyor.
Milletimiz neredeyse biz oradayız.
Makamlarda, taş binalarda değil, milletimizin yanındayız!
Bekliyoruz…
🗓️ 30 Mayıs Cumartesi
🕗 14.00
📍 Babaocağı Ankara İl Başkanlığı Binası / Güvenpark