Türkiye'de yaşayıp da güçlü bir kadın olmak için motive olmadığım tek bir gün yok. Güçlü olun kraliçelerim, ekonomik özgürlüğümüz olsun. Yaratıklardan ve mahluklardan uzakta güzel bir hayat diliyorum hepimize.
Çerçeve Yasa Tasarısı hayli amatörce kaleme alınmış bir metin. Görünen o ki hazırlanırken profesyonellerle çalışılmamış.
Örneğin bütün düzenleme hapis cezaları esas alınarak kurgulanmış. Ancak anılan suçlardan adli para cezasına mahkûm edilenlerin durumu belirsiz bırakılmış.
“Cezanın infaz edilmiş sayılması” için terör suçu mu, yoksa herhangi bir suç mu işlememek gerektiği de tartışmaya açık biçimde kaleme alınmış.
Soruşturma ve kovuşturma evresinde hak yoksunluğu doğmamasına rağmen, bu evreler bakımından hak yoksunluklarının kaldırılmasından söz edilmesi gibi tuhaflıklar da var.
Bunların dışında daha pek çok belirsizlik ve tutarsızlık bulunuyor. Bu konularda ayrıca yazacağım.
Fakat özellikle anayasal açıdan dikkatten kaçmaması için şimdiden kaydetmek isterim:
Tasarı (m. 3/3), bazı suçlar bakımından soruşturma açılmasını yürütmenin takdirine bırakıyor.
Anayasa’nın 129/6. maddesi, bir soruşturmanın idari merciin iznine tabi tutulmasını “memurlar ve diğer kamu görevlileri” bakımından öngörmüştür.
Bu kuralın amacı, kamu görevlilerinin gereksiz soruşturma tehdidi altında kalmasını ve bu yolla kamu hizmetlerinin aksamasını önlemektir. (Kamusal hizmet görenler bakımından bu imkânın sınırları için bkz. AYM, E.2022/90, K.2023/201, 30/11/2023.)
Bu kural, suçun mağdurunun gerçek kişiler olmadığı bazı durumlarda bir ölçüde esnetilebilir. (Örneğin TCK m. 301 bağlamında bkz. AYM, E.2009/25, K.2009/57, 7/5/2009.)
Buna karşılık, kamu hizmetiyle ilgisi bulunmayan ve suçun mağdurunun gerçek kişiler olduğu hâllerde bu tür izin mekanizmaları, etkili soruşturma yükümlülüğünün yerine getirilmesinin önünde yeni bir engel oluşturur.
Üstelik Kurulun bu konudaki yetkisi, herhangi bir ölçüt öngörülmediği için son derece geniştir. Bu denli geniş ve ölçütsüz bir takdir yetkisi, pek çok temel hakkın usul boyutunu ihlal etme potansiyeli taşımaktadır.
Dahası, ölçüt yokluğu yasama, yürütme ve yargı erkleri arasındaki sınırları da belirsizleştirmekte; bu yönüyle diğer anayasal güvenceleri de zedelemektedir.
et doğrayamıyorum diyen kızlar -> tamamdır en prenses sensin
et doğrayabiliyorum diyen kızlar -> tamam seni de biri alacak
hanımıma et doğratmam diyen erkekler -> tamamdır light selami
et doğramayan kızı almam diyen erkekler -> ay nolur peşimden koş emre