Prof. Dr. Behçet Yalın Özkara, biriktirdiği pet şişeleri Türkiye yerine Avrupa'daki geri dönüşüm makinesine atarak kar elde etti.
• Gidiş ve dönüş uçak biletleri: 6 bin TL
• Yurt dışı çıkış harcı: 1.250 TL
• Toplam harcama: 7 bin 250 TL
• Türkiye'de şişe başına ücret: 1 TL
• Avrupa'da şişe başına ücret: 0,25 cent (13 TL)
• Elde edilen gelir: 13 bin 400 TL
• Kar: 6 bin 150 TL
Bina yıkıntılarının üzerinde hiçbir kurtarma faaliyeti gözlemlenmiyor.
Felç olmuş, çökmüş bir devletin; yoksullukla boğulan çaresiz bir halkın yaşadığı bu acı gerçekten çok büyük.
Üç saat içinde hukuksuz biçimde askerî saldırı düzenleyip egemenliğini çökerttiği ülkenin devlet başkanını alaşağı ederek kaçıran; doğal kaynaklarına utanmazca çöken sözde bir süper gücün, bugün mide bulandırıcı bir bigânelikle yalnız bıraktığı Venezuela…
Venezuelalıların yaşadıkları bu ağır trajediden ve acıdan nasıl çıkacağını bilmiyorum.
Allah hepsinin yardımcısı olsun.
Çok zor…🥀
Bu kadar düzgün,dengeli, ne söylediğini bilen, ölçüyü kaybetmeyen, abartıdan uzak bir komedyenin sizi rahatsız etmesi beni ziyadesiyle memnun etti Tayyar Bey
Bugün bu hayvan benim işletmemde bakanlık personeli tarafından ezilerek ölmesine sebep verildi. Ben CHP nin seçilmiş başkanının ekibinin gölge tarım Bakanıyım. 20 yıla yakındır İşim çiftçilik ve hiç böyle bir olay olmadı. Değil ezilmesine sebep olmak bizim işletmede hayvana bağırmak yasak!
İki gündür bakanlık personeli 14 Kişi ile çiftliğime baskın yaptılar ve tüm hayvanlarından kan alıyorlar. Zaten her yıl yapılan bir şey ama iki personel ve bizim ekip ile.
Tek gayeleri baskı yaparak eleştirilerimden vazgeçmemi sağlamak.
İlk seçimde gelip o bakanlıkta Türkiye’nin gıda egemenliğini yeniden sağlayacağım ve bunu durduramayacaksınız bunu bilin!
Binaları görünmesin diye kapatma işi çok yanlış olmuş. Düşünsene orada haysiyetinle şerefinle yaşıyorsun ama devletin senin yaşadığın hayattan utanıyor. Orada yaşadığınızı düşünün...
Şimdi size basın, iş dünyası ve siyasette yaklaşık bir yıldır sessiz sedasız sürdürülen bir kulis çalışmasını açıklıyorum:
Berat Albayrak'ı siyaset piyasasına etkili bir şekilde sürmek için bir süredir ziyaretler, kulisler, iknâ girişimleri, yoklamalar yapılıyor.
Berat Albayrak'a çalışan bir ekip, kanaat önderi olabilecek kişileri kendi aralarında paylaşıp onlara düzenli biçimde Tayyip Erdoğan sonrası dönem için en doğru ismin Berat Albayrak olduğunu anlatıyor.
Nereden mi biliyorum?
Bana da gelindi de ondan...
Sekiz ay boyunca, bıkmadan usanmadan, ilgi duyacağımı düşündükleri konular seçip (bizden akıllılar ya) araya Berat Albayrak'ın ne kadar "milli" bir insan olduğunu serpiştirerek kafamı ütülediler.
Uzun süre anlamıyormuş gibi yaptım. "Ya bu kadın bizim zannettiğimiz gibi akıllı biri değil galiba, almıyor mesajı" diye umutsuzluğa kapılıp kahve içmelere biraz ara verildi. Sonra ne olduysa, tekrar "kazanılmam gerektiğine" karar verildi ve damat beyi beynime sokma girişimleri yoğun biçimde tekrar başladı.
Bu kez biraz anlamış gibi yaptım. Gözlerimi bir noktaya dikip sessizce dinledim, arada bir kafa salladım. "Olacak galiba" diye umutlandılar. Kısmen doğru tahmin ettiler, çünkü ben tam o anda Berat Bey ile ilgili nasıl bir twit atmam gerektiğini düşünüyordum.
Şöyle bir twit attım:
"Maktul İbrahim Paşa olursun"
Sinirlenildi tabii, ipler feci koptu. O kibar, sakin ve kültürlü adamlar birden kabalaştı (Yüzüme karşı değil tabii, aradaki tanıdıklara öfkeli laflar söylediler). Bütün emekler, içilen kahveler boşa gitti.
Sol yanaktan öpücük bekleyene sağ yanaktan kroşe çakmayı severim, huyum kurusun.
Kardeşim, bizde birilerinin kiralık kalemi olacak karakter olsa Tayyip Erdoğan'a olur, şimdiye hanlar, hamamlar yığardık. Haydi onu ıskaladık, akıllı bir gazeteci Ekrem İmamoğlu'nu kaçırır mı yahu?
Yapmayın bir daha böyle şeyler. Her don her kalçada durmuyor.
Dün itibarıya kalçaları tam da o donlara cuk diye oturan birileri çıktı ve "Berat Erdoğan" diyerek bayrak açtı. İşsiz siyasetçi Şamil Tayyar'ın başlattığı bu harekâta, Halktv'sinden, "cesur, onurlu, muhalif gazeteci" kisvesiyle yakın zamanda kendi youtube kanalını açmış isimlerine kadar bir düzine profil katıldı.
Hiç kimse adam olmayacak değil mi bu ülkede? Bin kez yıkanılmış kirli sularda tekrar tekrar yıkanılacak?
Halkı yine aptal yerine koyup kendi aranızda top çevireceksiniz. İşin kötüsü, kendinizi alkışlatacağınız bir güruhu da her zaman bulacaksınız.
Ne diyelim, hayırlı işler.
Biz yokuz beyler, kahve paranıza yazık. Bundan sonra bana kahve ısmarlayacağınız parayla bir sokak kedisine mama alın.
Evin yan tarafında fırın var, her gün gidip geliyorum. Çevre düzenlemesi yapılmamış, adım attığın an ciğerlerine toz doluyor. Fırıncı dertli, söyledik 6 aydır bakan yok diyor. Bir sabah gittim baktım parke taşını döşemiş çiçek bile ekmişler. Dedim ne oluyor. Abi yan taraftaki kliniğin bugün açılışı var, ortağı AKP il başkanıymış o yüzden hemen yaptılar diyor. Evet biz hamam böceğiyiz.
The only thing you had to do was beat a 38 year old coming off of a 5 round war with me… instead you quit on your stool like the little bitch you are 🤣 I’m a real fighter and went 5 rounds your a little pretender chorizo! Congratulation @Justin_Gaethje rematch for undisputed?👀
ABD-İran savaşı sonuçları:
-Dünyanın en güçlü ordusuna sahip ABD, İran'a diz çöktüremedi.
-Körfez Arap ülkeleri, ABD'nin kendilerini koruyamayacağını anladı, İran'la anlaşma seçeneğine yöneldi.
-Tayvan da, ABD'nin kendisini savunamayacağını anladı; Çin'le daha ılımlı politika izleme yolunda.
-İran silahlı kuvvetlerinin kuvveti değil, "iç cephe"nin gücü ABD'ye geri adım attırdı. 1921'de "iç cephe"nin önemini vurgulayan Atatürk'ün stratejik öngörüsü tekrar teyit edildi.
-Dünyanın en zengin enerji kaynaklarına sahip Arap ülkeleri, ABD'den en pahalı silahları satın almalarına rağmen varlık gösteremedi. Bu da, bu ülkelerde "savaşma azim ve iradesi"nin yokluğunu gösterir. İsrail'e karşı hiç bir dönemde varlık gösterememelerinin nedeni de bu. "Savaşma azim ve iradesi" her millette olmaz. Kuvvet çarpanıdır. ABD-İsrail saldırılarında, İran'dan göç olmadı. Ama Arap ülkelerinde, neredeyse nüfusun dörtte biri başka ülkelere kaçtı. "Vatan, millet" kavramının önemi ortaya çıktı.
-Atatürk'ün stratejik öngörüsü bugüne ışık tutuyor. 1934'te Balkan Antantı, 1937'de Sadabad Paktı (Türkiye, İran, Irak, Afganistan) Türkiye'yi güvenlik ve barış çemberi içine aldı. 2026 Türkiyesi, benzer ittifaklar yapmalı. Çünkü, ABD hiç bir zaman Türkiye'nin müttefiki, olmadı. Ayrıca, Türkiye, "iç cephe"yi olumsuz etkileyecek göçmenlerden tamamen kurtulmalı.
-2026 Türkiyesi, "İÇ CEPHE" gerçeğinden hareketle, kutuplaşmayı ortadan kaldırmalı ve yozlaşmayı yok etmeli.
-Ve Türkiye'de yaşayan herkes, siyasi yelpaze farkı gözetmeksizin, her gün Atatürk'e şükretmeli ve dua etmeli.
💢 Şahsi fikrimi söyleyeyim,
🔺Beyaz et piyasasına fahiş fiyatlar nedeniyle değil aksine düşük fiyatlı piyasa olduğu için müdahale edildi.
🔺Halk kırmızı et yiyemiyor, tavuk, protein kaynağı olarak et ve balıktan ucuz ve fazla tüketiliyor.
🔺Et piyasası zaten yandaşın elinde. Bire ithal edip üçe-dörde satıyorlar.
🔺Becerebilirlerse sektörü yandaşlara peşkeş çekecekler.
🔺Dünya çapında olan ve ihracat yapan sektöre çökmek istiyorlar.
🔺Bu iktidar bir şey yapıyorsa, emin olun ucunda mutlaka bir yandaşa servet transferi vardır.
🔺Millet mi? Kimin umrunda.
Onlar tavuğu yakında 2 katı fiyatlarla yiyip, reislerine şükredecekler.