🚨Todos los ROBOS de Argentina ayer:
-Roja directa y amarilla perdonada a Enzo
-3 amarillas perdonadas a Giuliano
-Dos posibles penaltis para Inglaterra
-Falta de Messi en el gol de Lautaro
Y este ha sido el partido más "limpio" de Argentina este Mundial
https://t.co/n3zw5YAAbP
2013’te, tuğgeneral yapılan 25 karacı albayın 17’si; tuğamiral yapılan 8 denizci albayın 7’si…
2014’te, tümgeneral yapılan 5 havacı tuğgeneralin 5’i; tuğgeneral yapılan 5 jandarma albayın 4’ü FETÖ’cü ise…
Gizlenme, sızma değil, tercih söz konusudur…
Aslında bu haber geçtiğimiz senenin haberi... Ama madem nabız yoklamak için yeniden dolaşıma sokuldu biz de yeniden, bir kez daha anlatalım :
"Türkiye Milleti"
"Türkiye insanı"
"Türkiye toplumu"
"Türkiye halkı" gibi ifadeler...
Bu ifadelerle birlikte sessiz sedasız, ama sistematik bir şekilde "Türk Milleti" kavramı rafa kaldırılıyor. Bu sadece basit bir kelime meselesi değil, bu bir kimlik tasfiyesidir.
Son dönemde bürokrasinin birçok önemli isminin ağız birliği etmişçesine aynı ifadeleri kullandığını, belirli yayın organlarında yanlışlıkla "Türk" dedikten sonra hemen düzeltme yapılarak "Türkiye" dendiğini, hatta utanmadan "Türkiye Millî Marşı" ifadesinin pompalandığını görüyoruz. Üstelik bununla da yetinmeyip, insanların en çok görebileceği ortak alanlara bu ifadeleri içeren pankartlar asarak toplumda sinsi bir göz aşinalığı yaratmaya çalışıyorlar. Bu tesadüf değildir; Türk kimliğini unutturmak için bilinçli şekilde yürütülen sistematik bir bölücülük dilidir!
"Türkiye" bir coğrafyanın, bir devletin adıdır. Ama bu toprakların üzerindeki milletin adı "TÜRK" milletidir. Binlerce yıldır bu topraklara can vermiş, bedel ödemiş, imparatorluk kurmuş, Cumhuriyet ilan etmiş, Kurtuluş Savaşı kazanmış bir millettir bu millet...
Adını da kanıyla, alın teriyle yazmıştır:
TÜRK MİLLETİ 🇹🇷🇹🇷🇹🇷
Şimdi soruyoruz:
Neden "Türk Milleti" demeye korkar oldunuz?
Niçin "Türkiye Milleti" gibi yersiz, gereksiz bir tanımı dayatıyorsunuz?
Bunun bir "kapsayıcılık" politikası olduğuna kimse bizi inandıramaz. Bu, doğrudan kimliğin sulandırılmasıdır, tasfiyesidir; millî bilincin zayıflatılmasıdır. Aidiyetin, tarihin ve kültürel sürekliliğin yok sayılmasıdır.
Unutulmasın ki;
Türkiye Türklerindir!
Ve Türk Milleti, bu toprakların aslî kurucu unsurudur. Adını silmeye, kimliğini buharlaştırmaya çalışan her proje; ister içeriden gelsin ister dışarıdan, bu milleti karşısında bulur.
Kimliğimizi saklamıyoruz.
Utananlar, korkanlar, gizlemeye çalışanlar varsa, onlar düşünsün.
Biz adımızla, tarihimizle, kimliğimizle onur duyuyoruz ve buradayız. Bin yıllar da geçse burada olacağız!
Çünkü biz TÜRK'üz 🇹🇷
Ne Mutlu Türküm Diyene 🇹🇷🇹🇷🇹🇷
#TürkiyeliDeğilTürk
#TürkMilleti
#NeMutluTürkümDiyene
Nasuh Mahruki'nin ifadesi ortaya çıktı: (Cumhuriyet)
• Bu paylaşımda 15 Temmuz'un daha önceden fark edilmiş olduğu Devletin Resmi kayıtlarında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir soruşturmada o zamanki adıyla gülen cemaatinin ordu içerisinde bir hazırlık içinde olduğuna dair bilgiler geçiyordu, bir binbaşının girişimden 40 gün önce bu yönde hazırlık yapıldığı ihbarı vardı.
• Aynı zamanda Rus istihbaratının da bu konu hakkında uyardığı bilinmekteydi.
• Daha yakın zamanda dönemin MİT müsteşarı Hakan Fidan'ın kendisini dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar'ın bizzat uyardığı yönünde beyanı vardır, orduyu içerde tutmasıyla alakalı dolayısı ile devletin ilgili birimleri gülen cemaatinin YAŞ kararları öncesinde tasfiye edileceğini bildiği için böyle bir kalkışmayı öne almak zorunda kaldılar, nitekim onlarında elleri ayaklarına dolandı bu süreçten.
• Sayın. Cumhurbaşkanı bu kalkışmayı olay başladıktan sonra eniştesinden öğrendiğini söyledi, dolayısı ile devletin ilgili birimleri bu kalkışmadan birden fazla kaynaktan haberdar oldukları halde gecikerek müdahale edilmiştir.
• Bu yüzden 251 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. Polis Özel Harekat Başkanlığı uçaklarla bombalanarak çok sayıda şehit vermiştir.
• Bu gecikmenin çok ağır bedeli her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı gibi benim de canımı çok yakmıştır. En önce eleştirdiğim konu budur, bu gecikme neden yaşandı.
• Eğer zamanında müdahale edilseydi 251 şehidi vermezdik.
• 15 Temmuz sonrasında ise bu kalkışmanın sonuçlarından birisi de Atatürk’ün emaneti parlamenter demokratik rejimimiz kuvvetler ayrılığına dayalı Cumhuriyetimiz sona ermiş ve ABD'nin ve ABD'li eski orta doğu şefi Paul Henze'nin Türkiye için söylediği Cumhuriyeti kuranlar işi sıkı tutmuşlar, sağlam temellere dayandırmışlar, hükümeti ikna ediyoruz Meclis çıkıyor karşımıza, Meclis'i ikna ediyoruz yargı çıkıyor karşımıza, yargıyı ikna ediyoruz ordu çıkıyor karşımıza, ABD çıkarları için Türkiye'de tek adam rejimi kurulması gerekmektedir söylemi, ABD büyük elçisi Tom Barrack sürekli orta doğu ülkeleri için uygun olduğunu söylediği şekilde rejimimiz kuvvetlerin birleştirildiği başkanlık sistemine geçmiştir.
• Bu işin planlayıcısı ABD'dir.
• Ben burada satranç oyunundaki taşlara benzetme yapmaya çalıştım.
• Fil ABD'nin beslediği herkesçe bilinen gülen cemaatidir, vezir Parlamenter sisteme dayanan kuvvetler ayrılığı ilkesinin bulunduğu Cumhuriyetimizdir, şah dediğim Cumhurbaşkanının yetkilerinin yeni dönemde kuvvetler birliğine dönüşmesidir, mat dediğim ise Türk Milletinin parlamenter sistemi kuvvetler ayrılığı ilkesini kaybetmesidir.
• Paylaşım hakkında üzerime atılı olan Halkı Kin Nefret ve düşmanlığa Sürükleme veya Aşağılama suçunu işlemedim, bu üzerime atılı olan suçlamayı bu paylaşımı nasıl çıkardığımı anlamadım.
• Böyle bir niyetle bu paylaşımı yapmadım, asıl eleştirdiğim ABD ve Gülen cemaatinin darbeye kalkışacağını önceden bildiği halde, bunca acının yaşanmasına sebep olan gecikerek müdahale eden ilgili devlet birimleridir, bu darbenin kazananı ABD'dir.
• Üzerime atılı olan suçlamayı işlemediğim için serbest bırakılmayı talep ediyorum.
"Tanrım, ilk önce dağa taşa ver.
Ormana, hayvanlara, suya ver.
Ondan sonra insanlara, kapı komşuya, muhtaç olana ver.
Kalırsa, en son bana ver...."
💬Türkmen Duası
Yıl 1979.
Âşıklık geleneğinin zirve isimleri Murat Çobanoğlu ve Şeref Taşlıova... Kars'ta "atışıyorlar."
Belgeseli çeken, yabancı bir kanal.
Bakanlık "Kültür Yolu" projesinde kültürümüzü yaşatmak için ne yapıyor?
Demet Akalın'ı çağırıyor!
SİCİL NO: 183
Bir CİA projesi olarak 15 yıl önce CHP'nin başına getirilen Kemal Kılıçdaroğlu'nun kirli geçmişi bir bir ortaya dökülüyor artık.
CHP'nin başındaki kişi; Kurucu Felsefenin karşıtı, Ulus devlet düşmanı, etnik federalizmi savunan Soros'un vakfı TESEV'in kurucu üyesi olabilir mi?! Oldu bile ve görmezden gelindi yıllarca!
CHP'yi geri almadan Cumhuriyet'i kurtaramayız diyen aydınların sesini kısmak için trilyonlar harcandı bu ülkede! ...
Devamı Linkte👇
Gazeteci Cem Seymen anlattı
@cemseymen
https://t.co/cmVGo6dea1
Yazmıştım; bir daha anımsatayım:
Nasuh Mahruki’nin soyadındaki “mahruk” Arapça “yanık” demek.
Askerleriyle birlikte yakılarak şehit edilen Osmanlı Kaptan-ı Deryası yani Deniz Kuvvetleri Komutanı dedesinden geliyor soyadı.
1821’de Rumlar Tripoliçe’de 40 bin Müslüman’ı katledince, Adalardan Müslüman nüfus silinmeye yüz tutunca II. Mahmud Akdeniz’de yeniden egemenliği inşa etmeye çalışıyor ve Nasuhzâde Ali Paşa’yı Sakız’daki isyanı bastırmaya gönderiyor.
İsyan elebaşları Sakızlı
Endünaki Parniya, İpsaralı Dimitraki ve Sisamlı Yorgi ise bir mektup kaleme alıyor ve Sakız Kalesi üç güne kadar teslim edilmezse kadın ve çocuklar dahil olmak üzere bütün Müslümanların idam edileceğini yazıyor.
Büyük Asker, yirmi gün süren isyanı bastırıyor bastırmasına ama isyancılar ondan ve askerlerinden korkunç bir intikam alıyorlar.
Yani sorsanız: Osmanlı yemeği ve dizisi dışında bir şey bilmeyen “Yeni Osmanlıcılık” taraftarları, vatanı uğruna ölen dedesi gibi sıkı vatansever “Atatürk’ün askeri” Nasuh Mahruki’ye “Vatan nedir, nasıl sevilir?”i öğretecek öyle mi?
#nasuhmahrukiyiserbestbırakın
#nasuhmahruki
We are still alive in Gaza… 🥹🇵🇸
Despite everything, we are still trying to hold on.
If you see this photo, please don’t scroll past in silence.
Write anything — even a single dot means so much to us and reminds us that we are not alone. 🥹💔🙏
Kamuoyuna sesleniyorum:
Yıllardır verdiğimiz bu mücadele yalnızca kendi evladımız için değil, benzer acıları yaşamış ve yaşama ihtimali olan tüm aileler içindir. İnancımızı ve umudumuzu hiçbir zaman kaybetmedik.
İnanıyorum ki beklediğimiz yasal düzenleme hayata geçecek ve çocuklarımıza karşı işlenen ağır suçlarda adalet duygusunu güçlendirecek önemli bir adım atılacaktır. Bu düzenlemenin gerçekleşmesi, yalnızca bir kanun değişikliği değil; vicdanın, toplumsal adalet talebinin ve mağdur ailelerin yıllardır yükselttiği sesin karşılık bulması olacaktır.
Temennimiz, bu tarihi adımın Sayın Adalet Bakanımız Akın Gürlek'in öncülüğünde hayata geçirilmesi ve adalet bekleyen binlerce ailenin umutlarının gerçeğe dönüşmesidir.
Biz mücadelemizi hukukun üstünlüğüne olan inancımızla sürdürmeye devam edeceğiz. Çünkü adalet, yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin de en temel güvencesidir.
Bizim milletimiz merhametli bir millettir.
İyilik yapacağını söyleyenin elinden tutar, ihtiyaç sahibini görünce elindekini paylaşır. Depremde de bunu gördük, selde de gördük, yangında da gördük. Yeter ki yaptığı yardımın gerçekten yerine ulaştığını bilsin.
Asıl mesele toplanan yardımın miktarı değildir; milletin güvenidir.
Çünkü yardım kuruluşlarında, vakıflarda, derneklerde yaşanan her suistimal sadece bir kurumu yıpratmaz. İnsanların iyilik yapma şevkini de kırar. Vatandaş bir süre sonra yardım etmek istediğinde, "Acaba yerine ulaşıyor mu?" diye düşünmeye başlar. İşte asıl tehlike budur.
Bu güven kaybolursa bedelini sadece kurumlar ödemez. Gerçek ihtiyaç sahipleri öder. Yardım bekleyen yetim öder, afetzede öder, yoksul öder.
Onun için yapılması gereken; kurumları tartışılır hâle getirmek değil, kurumları şeffaflıkla, hesap verebilirlikle ve güçlü denetim mekanizmalarıyla ayakta tutmaktır.
Kurumlar yeniden kurulabilir. Ama kaybedilen güveni yeniden inşa etmek çok daha zordur. Devletin de, sivil toplumun da en büyük sermayesi milletin güvenidir.
‘Kolesterolü düşürmeyi yemin etmişler’ lobisi LDL’yi dibe düşüren yeni bir ilacın onayını aldılar.
Hadi aslanlarım bitirin şu kalp krizlerini de göreyim sizi.
(Olacakları şimdiden buraya yazayım da dursun; Kalp krizleri aynen devam edecek. Ama ilaç firması lüks otellerde& restoranlarda ağırladığı kardiyologları ‘kalp krizlerinin azaldığına’ illüzyonlu rakamlarla ikna edecek. Ardından gala yemeğine geçilecek. Bu ‘bilimsel toplantıları?’her ülkede defalarca yapacaklar!! Çok yüksek olasılıkla bu ilaçları 20-30 yaşında herkese önerecekler. 20-30 yıl sonrasına sağlık yatırımı yap denilecek! Umut satacaklar! Ülkelerin sağlık sisteminden bolca para hortumlanacak. Çok değil 5-6 yıl sonra ruhsat iptal edilecek. Sonra başka bir ilaç üzerinden aynı operasyonlar yeniden çekilecek. Nerden mi biliyorum? Ben bu filmi 32 yıldır izliyorum!!
Gerçek!
Kolesterol, düşürülmesi gereken bir şey değildir!!
Türkiyeli değil, Türk.
Türkiye milleti değil,
Türk milleti.
Türkiye dili değil,
Türk dili.
Türkiye tarihi değil,
Türk tarihi.
Türkiye kültürü değil,
Türk kültürü.
Türkiye bayrağı değil,
Türk bayrağı.
Türkiye ordusu değil,
Türk ordusu.
Türkiye devleti değil,
Türk devleti.