İnsan egosunu ayaklar altına almaya geldim |
Kırmızı çizgi yoksunluğundan ölmek üzereyim |
Beğeni ve repost'lar laf olsun diye, maksat millet etkileşsin işte...
Belki çoğu muhalifin canını sıkacak ama şöyle bir gerçek var. Erdoğan Atatürk’ün hatırasıyla on yıllarca hakim olduğu devleti aldı, hatta bu yeni de değil, çok zaman geçti üzerinden. Üstelik halen hayatta olduğu için istediği zaman gaza yüklenme avantajına da sahip, Atatürk’ün fiili devri kısa sürdüğü için o hakimiyeti varisleri eliyle sürdürdü çok uzun süre, belki de sürdüremedi. Muhalif seçmen tabanda oy vererek bir şeyleri değiştirebileceğine inanırken işin mutfağında olan ‘muhalif’ siyasetçilerin çoğu bu gerçeğin farkında, karşılarında sadece bir parti değil; askeri, polisi, jandarması, mahkemesi ve sair kurumlarıyla koca bir devlet ve onun getirdiği sonsuz bir ikbal/menfaat/mutluluk olduğunu görüyorlar. Bu yüzden sahne ışıkları üzerlerindeyken yaptıkları ‘muhalif’ şovların tamamı Erdoğan’ı etkileme ve “beni de sofraya almazsanız çıkardığım gürültüyle lokmaları boğazınıza dizerim” diyor üstü kapalı olarak. Muhalif görünümlü siyasetçilerin(düzen dışı, düşük oy potansiyeli olan partileri tenzih ediyorum) önemli bir bölümü 3 büyüklere karşı oynadıkları maçlarda kendini paralayan ve hat-trick yaparak kapağı İstanbul’a atmaya çalışan Anadolu kulübü topçusu gibi çalışıyor. Gelecekten umudunuzu yine yitirmeyin ancak bu gerçekle de artık yüzleşin.
Türkiye'de yüzde 13 oy almış Demirtaş, Esenyurt'ta yüzde 49 oy almış Ahmet Özer yasadan yararlanamayacak ama PKK dağ kadrosunda eylem emri vermiş adamlar ellerini kollarını sallayarak hayata devam edecek.
Bunu eleştirince de "savaş yanlısı" olacaksın.
kirada oturan belediye başkanları “yolsuzlukla mücadele” adı altında şafak operasyonlarıyla evinden toplanırken 30 milyon TL’lik forma alacağını söyleyen bu beyefendiye en ufak bir rahatsızlık verilecek mi acaba göreceğiz.
Şu yaşananın barış veya demokrasiyle zerre alakası yok.
Rejim, yeni bir faza geçiyor. Kendine bağlı vassallar yaratıyor.
Cumhuriyet'in yıkılışı ve yarı teokratik sultanistik kısmi feodalizmin inşası...
Barış vs diyen de ya kendini kandırıyordur, ya dinleyenleri, veya düz kötüdür.
Ak Parti’nin KARA düzenine karşı, milletin YENİ düzenini kuracağız.
Biz YENİ Parti’yi bir partimiz olsun diye kurmadık, iktidar olsun diye kurduk.
Gelin YENİ Parti’de buluşalım!
Teknik bir prosedürel mesele gibi gözükse de çok önemli bir değişim. Sürdürülebilirse yapısal etkileri olacaktır siyasete, icra biçimine, yurttaş katılımına ve kimin siyasette yükseleceğine.
Eğer Özgür Özel'in açıkladığı yeni örgütlenme modeli hayata geçirilir ve üyelerden düzenli aidat toplanabilirse, Yeni Parti arkasındaki toplumsal desteği büyük bir siyasi güce dönüştürür. Bu da Türkiye siyasetinde önemli bir değişimin önünü açar.
@herkesicinCHP'deki delege sistemine dayalı modelde örgütler büyük ölçüde hemşeri ağları ve belirli siyasetçilerin etrafında oluşan ilişki ağları üzerinden şekilleniyordu. Milyonlarca seçmen oy vermek dışında partisine doğrudan katkı sunamıyor; buna karşılık bu ağları kontrol eden parti yöneticileri ve bazı belediye başkanları parti içindeki güç dengesini belirliyordu. @kilicdarogluk, arka arkaya seçim kaybetmesine rağmen büyük ölçüde bu yapı sayesinde genel başkanlığını korudu. Bu düzen 2023 kurultayından sonra zayıflayınca da aynı çevreler, iktidarın desteğiyle mutlak butlan kararı üzerinden partinin kontrolünü yeniden ele geçirmeye yöneldi.
Adamlar Tuzla'da 1 milyar dolarlık usulsüz rant üretmiş, o sırada İBB bürokratlarının bakıyorsun Buğra Gökce krediyle ev almış, Ramazan Gülten'in 2+1 evi var, Kadriye hanım ikinci el arabayı krediyle alıyor, Murat Ongun'un çocuğuna verdiği harçlığa el koyuluyor...
Erdal Beşikçioğlu, 20 yıldır prime time dizilerde oynayabilen bir oyuncu. Para için siyasete girmiş olması mantıksız. Para için siyasi bir şey yapacak olsa, AKP’li olurdu, TRT’den bölüm başına 2-3 milyon TL kaldırırdı. Adamın tek suçu 4 dönemdir MHP’de olan Etimesgut’u kazanmak
Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan…
Siz bu yoldan dönmedikçe, biz de dönmeyeceğiz.
Siz arkamızda oldukça, korkmadan iktidara yürüyeceğiz.
Bizim yolumuz milletle birdir!
Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar.
Size bu satırları hemen yan hücremden gelen “Aşkın mapushanee, içindee ben mahkum” dizeleri eşliğinde yazıyorum.
Bir düzeltmeyle başlayayım; tanımadığım ve görüşmediğim bir avukat “Deniz bizi unutmayın dedi ” gibi bir bilgi yaymış. Ne böyle bir duygum var ne de öyle bir talebim oldu. Aksine sürekli beni paylaştığını öğrendiğim arkadaşlarıma şu mesajı yolladım: “Abartma be king, yaz böyle geçmez.” Hazır hayatımın ilk tekzibini yapıp kendimi bir şey sanmışken hız kesmeden ikinciyi de yapayım. Biraz gecikmeli olacak ama tutuklandığımı öğrenince söylediğim “neşemizi çalamazlar” mesajını tırnak içinde olduğunu vurgulayarak söylemiştim. Nöşömözü çolomozlor gibi. Ama adliyeden Twitter’a ulaşana kadar yolda ironik tırnaklar kaybolmuş. Bana bu haberler geç geldiği için özetle şöyle diyebilirim; romantik, arabesk ya da talepkar bir cümle duyarsanız bilin ki doğru değildir. Çünkü ruh halim — olumlu anlamda — üçünden de uzak.
Evet, Çorlu’da birinci ayımı doldurdum. Ankara, Çorum, Antalya ve İstanbul’dan sonra en çok vakit geçirdiğim şehir Tekirdağ oldu. Beş Şehir’i tamamladım. Gelirseniz gezdiremem ama şehrimizin en çok ziyaret edilen noktası olan cezaevine çoğu Tekirdağlıdan daha hakimim. En iyi köfteciyi herkes bilir.
Moralim yerinde, sağlığım iyi. Bir ay boyunca kötü hissettiğim tek bir an bile olmadı. Tabii ki cezaevi romantize edilebilecek bir yer değil. Bunu herkes bilir. Monopoly’de bile kodese girince sinir krizi geçiren arkadaşlarım oldu. Yine de adettendir, benden de duyun; cezaevine girmeyin mecbur kalmadıkça.
Aile, arkadaşlar, iletişim ve seyahat özgürlüğü, gözetlenmediğim bir oda, güneş, sahne, sokakta yürümek gibi mahrumiyetlerin yanında önemini burada anladığım şeyler de oluyor. Klavye ve bıyık makası benim için önemliymiş. Klavyeye hazırlıklıydım ama bıyık makası sürpriz oldu. Berber prosedürünü öğrenene kadar bıyıklar ağzımı kapattı. Kantin listesinde olmamasına rağmen şansımı deneyip “Bıyık makası?” diye dilekçe yazdım; cevap verilmeyen tek dilekçem oldu. Bir filmde dev makası olan bir adam gördüm. Çok özendim. Hayatımda ilk kez canım makas çekti. Neyse ki bıyığım Türkiye’de övgü alabileceği en kritik kişiden övgü aldı; ziyarete gelen Erkan Baş’tan.
Özetle cezaevine girmemeye çalışın ama işinizi olması gerektiği gibi yapmanın karşılığı buysa en huzurlu uykular burada uyunuyor. Sonraki gün yapacak işinizin ya da verilmiş sözünüzün olmaması da cabası.
Kaldığım cezaevi “Kuyu Tipi” olarak biliniyor. Bu konuda uzmanların, avukatların ve uzun süre tecrübe etmek zorunda kalmış insanların yazdıklarını okumanızı tavsiye ederim. Benim kısa süreli gözlemim; güneşsizlik, havasızlık ve sosyal izolasyonun kalıcı fizyolojik ve psikolojik zararlar vermesi kaçınılmaz. Sayımlar dışında insan sesi duymadan günleri, haftaları geçen mahkumlar var. Cezaevi deyince aklımızda canlanandan çok daha yalnızlaştıran bir sistem.
Ben belki kısa süreli olacağını umduğum için dışarıda da bazen yaptığım goblin moduna geçerek şimdilik uyum sağladım. Ama öğlen 7 metrelik duvarları olan avluda yüzüme gelsin diye güneşle köşe kapmaca oynamam gerekiyor. Yolu bir şekilde bu kuyuya düşen güvercin* ve dev çekirgeler duvarları aşamadıkları için benimle beraber kalıyorlar, haklarında CİMER şikayeti olmamasına rağmen. Yalnız hissettirmiyorlar. Gönderdiğiniz kitap kargoları ve şimdiden plastik komodinimin iki çekmecesini dolduran mektuplar hayatımdaki en kalabalık zamanımı yaşamamı sağladı hücrede. Hepsini okudum mektupların, kalışım uzarsa cevap da yazacağım. Yakın arkadaşlarımdan “Niye cevap yazmıyorsun şerefsiz, bu sefer turnede olmadığını hepimiz biliyoruz” tarzı mektuplar gelmeye başladı. WhatsApp’tan kurtuldum, bu sitemden kurtulamadım. Kitap hediyeleri ve mektuplarla memurlara ek mesai çıkardık. Size de, şikayet etmeden hızla yardımcı olan memurlara da teşekkürler.
Düzenli ziyarete gelen avukatlar da nefes oluyor. Cezaevinin yıldızları onlar. Ton balığını cezaevi kantinine ekleten avukatla tanıştım, çok heyecanlandım. Burada Oğuzhan Uğur’dan daha popüler. Dışarıya dair haberleri de onlardan alıyorum.
Okul arkadaşlarım başta olmak üzere dışarıda destek olan, dayanışma gösteren herkese de çok teşekkürler. Sabah 8 sayımlarında memurlar gelene kadar uyanık kalabilmek için “Bugün kim tutuklandı” temalı programlar izlemeye alışmışken, bir sabah ODTÜ Mezuniyet pankartlarıyla uyandım. Gözlerim doldu ilk kez. İyi ki varsınız. Athena Gökhan’ın törende benle ilgili yaşadığı kafa karşılığına çok güldüm. Sansürcü Punkçı da Türkiye’ye kısmetmiş.
Anarchy in THE UK
AcunMedya in Turkey
Böyle diyorum ama NATO ve Dünya Kupası bittiğinden beri Masterchef izliyorum. Açar açmaz orada da bir Karadenizli kazandı. Bütün ülkeyi kısık ateşte karadenize ettiler. (Deniz içerde şimdi ne şaka malzemesi biriktirmişsindir? Aynen kardeşim ful böyle notlar alıyorum, özür.) Burçin ve Tolğa favorim.
İlk hafta ülkeme dair moral tazelemek için Aktroll kanalları izledim; NATO Zirvesi Özel. Programlarda önce bana sövüp ahlak dersi veriyorlardı, sonra Donald Trump övüyorlardı, Türkiye için büyük şansmış varlığına duacılar. Ben de dersimi aldım.
“Değerleri aşağılayan komedyen” den, “Değerli dostum”a terfi etmek için eksiklerim:
- Epstein ile kanka olmak
- Gazze’yi Netanyahu ile birlikte tatil köyü yapma vaadi
Bir kelime şakası ve bir didaktik çıkış yaptığıma göre aylık güncellememi sonlandırabilirim. Hala kararlıyım, Moby Dick’i bitireceğim. Geçen öyle yazdım ama elime geçmedi henüz. Diğer kitaplar geldi, Moby Dick hala kontrolde. Cezaevi okuma komisyonu da bitiremiyor, bela bir kitap. Aslında cezaevi kütüphanesi çok iyi, Chomsky bile var. Belki o da Epstein kontenjanından girmiştir.
(*) 2 haftadır benimle yaşayan güvercin Leo ile tanıştığımız günün öyküsünü yazdım, Uğur Gürsoy Uykusuz Ağustos sayısında çizdi. Benim yerime de okuyun, buraya Uykusuz sokamıyormuşuz.
Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.
Tarihte; kuruluşu, adı ve bütçesi millet tarafından belirlenen başka bir parti yoktur.
YENİ Parti, milletin partisidir.
Milletin partisinin yolu açık olsun.
Tarladaki buğdayının gelirini teklif eden amcamızın, “Sana otobüs de alacağız” diyen teyzemizin destekleriyle ayaktayız.
Milletten başka gücümüz de güvencemiz de yoktur.
#YeniDayanışma
Bağışlar için tek resmi sitemiz 👇🏼
https://t.co/j7JSlJAsAT
Dayanışmayla Başlıyoruz!
YENİ Parti'yi milletimiz kurdu, büyütecek olan da iktidar yapacak olan da milletimizdir.
Yeni nesil parti-millet dayanışmasıyla bağış kampanyamızı başlatıyoruz.
https://t.co/j7JSlJAsAT
#YeniDayanışma
Kamuoyuna,
Bugün muhabirimiz Ebru Çelik’in imzasıyla yayımladığımız “Kılıçdaroğlu’nun rozet töreninde skandal: Yüzlerce figüran parayla törene taşındı” başlıklı haberimizin sonuna kadar arkasındayız. Muhabirimizin katılımcı gözlemle yaptığı haber, somut bilgilere dayanmaktadır ve bütünüyle gerçektir.
Haberimizin ardından istinaftan çıkan “mutlak butlan” kararıyla CHP’nin başına getirilen yönetimin gazetemize yönelik kullandığı ifadeler kabul edilemezdir. BirGün, basının yüz akı kurumlarından biridir ve halka hiçbir zaman yalan söylememiştir. Patronsuz bir gazete olarak 22 yıldır bağımsız şekilde ayakta kalabilmesinin yegâne nedeni de yarattığı sarsılmaz güvendir.
BirGün’ü hedef alan iftiralarla ilgili yargı yoluna başvuracağımızı kamuoyuna duyururuz. Hak etmedikleri koltuklarda oturanlar alın teriyle, emekle ve fedakârlıkla büyütülen değerlere dil uzatamazlar.
Yıllardır olduğu gibi bu pervasız saldırılar karşısında dik durmaya devam edecek ve taşıdığımız sorumluluk gereği Türkiye’nin aydınlık yarınları için gerçekleri yazmaktan vazgeçmeyeceğiz.
Sevgi ve dayanışmayla…
BirGün
Not: Muhabirimiz Ebru Çelik, CHP etkinliğinde figüranlara dağıtılan 950 TL’yi almamıştır. BirGün çalışanları hakkı olmayana göz dikmez.