Yıllık "avukat kılık kıyafet" tiwiki düştüğüne göre "cübbe nerde giyilir giyilmez" meselesi yakındır. Sonra ver elini HMGS. Vakıf-Devlet meselesi artık eski tadı vermiyor sanırım epeydir yok. Neyse sırada "hakaret olmayan kelimeler, sıralı tam liste"
Bugünün dünyası bu açıdan ne tam bir distopyaya ne de bir ütopyaya benziyor. Daha çok, konforun genişlediği fakat anlamın daha kırılgan hâle geldiği bir ara formu andırıyor.
https://t.co/hkyz8eZtkP
Bazı insanlar yaşadıkları çağı değil, gelecek yüzyılları aydınlatır.
Atatürk, bir yüzyılı değil, sorgulayan, düşünen, ilerleyen bir toplum hayaliyle bir anlayışı dönüştürdü.
Bugün, o hayal hâlâ rehberimizse, bazı ışıklar hiç sönmemiş demektir.
10 Kasım, o ışığın karanlıkta bile yön gösterdiğini hatırlama günüdür.
Sevgi, saygı ve minnetle...
"Beni hatırlayınız!"
Yıl 1933. O dönem Cumhurbaşkanı Genel Sekreteri merhum Hikmet Bayur'du. Galatasaray Lisesi ve Paris Üniversitesi Fen Fakültesi mezunu, Kuva-yı Milliyeci, Lozan heyetinde yer almış, Afganistan ve Yugoslavya Büyükelçiliği yapmış, Mustafa Kemal'in güvenine mazhar olmuş bir insandı. Şimdi Atatürk'ün huzuruna Atatürk'ün yazdığı nutku okuması ve görüşlerini sunması için çağrılmıştı. Hikmet Bayur metni okurken bir cümleye denk geldi.
"Türk milleti... Bu söylediklerim hakikat olduğu gün senden ve bütün medeni beşeriyetten dileğim şudur: Beni hatırlayınız!"
Hikmet Bayur'un nutku tutulmuştu. Nutkun sonuna geldikten sonra duygusal bir sesle şöyle söyledi: "Gazi hazretleri eğer izin verirseniz bir şey söylemek istiyorum. Bu cümle bir vedayı hatırlatıyor. İnsanlar elbette fanidir ama böyle mutlu bir günde, Cumhuriyet'in onuncu yılında, milletin kalbini bir veda acısıyla yakmayınız."
Gerisini Hikmet Bayur şöyle anlatıyor:
"Benim bu sözlerimden sonra düşündü... Yüzüme uzun uzun baktı ve aynen şöyle dedi: "Bu söylediğin doğrudur. Ben bu cümleyi kaldıracağım. Ama bunu bana kaldırttığın için ileride, ben öldükten sonra, inşallah pişmanlık duymazsın."
**
Büyük Atatürk müsterih olsun. Bugün sadece biz değil dediği gibi bütün dünya büyük Atatürk'ü çok daha iyi anlıyor.
Milli egemenliğe dayanan rejimin, cumhuriyetin, laik, demokratik hayatın ne kadar değerli olduğunu hep birlikte görüyoruz. Bir takım kişi, zümre veya gruplar yerine halka hizmet eden ve halka hesap veren yönetim anlayışının onurlu yaşamak için hava kadar su kadar değerli olduğunu tecrübe ediyoruz.
Atatürk'ün fani bedeni aramızdan ayrıldı ancak Atatürk düşünceleri ve ilkeleriyle milyonlarca kalpte yaşamaya devam ediyor.
Son Kasım'a kadar unutmayacağız, unutturmayacağız.
Büyük Atatürk'ü ebediyete intikal edişinin yıldönümünde sonsuz saygı, sevgi ve özlemle anıyorum.
(Not: Aşağıdaki videoda Atatürk'ün sesinin yapay zekayla editlenmiş halini duyabilirsiniz. En sevdiği türkülerden birini onun sesinden dinleme şerefine erişemedik ama teknoloji sayesinde en azından bu hasreti bir parça giderebiliriz...)
Barış Manço, 1992 yılında Japonya'da verdiği konserde cumhuriyetin yüzüncü yaşını anlatıyor:
"2023'ün ılık bir ekim sabahında
Bacaklarımda hafif bir uyuşmayla uyandım
Ve sanki yüz yıllık ulu bir çınar gibi
Kök salmaya başladım o sabah"