az önce yürürken sokağın başında o kadar iri yarı, dövmeli, inanılmaz sert görünüşlü bir adam gördüm ki normalde gece vakti görsen hafiften adımlarını hızlandırırsın. karanlıkta kimsenin onu görmediğini sanıp tasmasından tuttuğu o avuç içi kadar maltese terriere inanılmaz ince, tiz bir bebek sesiyle "babasının minik aşkı tuvaletini mi yapmış, yerim senin o küçük patilerini" diye şebeklik yapıyordu. adam resmen o devasa cüssesinin içinde erimiş, bir sevgi yumağına dönüşmüştü. tam o sırada köşeyi dönüp onunla göz göze geldim. adam beni gördüğü o milisaniye içinde sesini abartısız beş oktav kalınlaştırdı, yüzündeki o şapşal gülümsemeyi anında silip inanılmaz sert ve mafyatik bir ifadeyle köpeğe "hadi oğlum yürü, oyalanma" diye kükredi. adamın o sarsılmaz karizmasını kurtarmak için üç saniyede yaşadığı o devasa kimlik karmaşasına ve o ufacık süs köpeğine attığı kalın sesli racona o kadar güldüm ki sokağın ortasında sesli kahkaha atmamak için dudaklarımı kanattım, hepimiz o minicik canların karşısında bütün gardımızı indiriyoruz ama dışarıdaki o sert imajımızdan da asla taviz vermek istemiyoruz.
Uykusuzluk şikayetiyle gittigim doktora, Son zamanlarda hiç enerjim yok...' dedim. O da bana, Lütfen yumurta yiyin diyerek kestirip atan bir cevap verdi
Yine de sözünü dinleyip son birkaç aydır günde
2-3 tane yumurta yemeye başladım ve enerjim
normal düzeyine döndü. İnsan vücudu gerçekten çok garip bir şey, bu nasıl