askerlik yaptığım karakolda, bunun "eğer kent uzlaşısını kabul etmezseniz bir başçavuş size oğlunuzun acı haberini verir" dediği 20'li yaşlarında pırıl pırıl aslanların şehadet haberlerinin asılı olduğu gazeteler ve fotoğrafları vardı. sizinle helalleşmeyeceğiz, defolun gidin.
YA BİZİ ÖLDÜRÜN, YA HAKKIMIZI VERİN!
Biz vatan haini değiliz, biz emekçiyiz, biz madenciyiz, biz düşman değiliz!
Tüm Ankara halkını Kurtuluş Parkı'na çağırıyoruz! #HakkımıVerDorukMadencilik
Çalıştıkları güne karşılık hak ettikleri ücret dışında bir talebi yok bu adamların. Akla gelebilecek en asgari talep, sadece hakları olanı alabilmek. Fotoğraflara bu gerçekliği bilerek yeniden bakmalı
Yağmur altında direnen madenci eşinin söylediklerine kulak verin, gerçek siyaset burada...
"Benim eşim Ramazan'ın ortasında ücretsiz izne çıkarıldı. Yok 5 kuruş paramız yok. Ben bu 3 faturayı nasıl ödeyeceğim? Kim ödeyecek? Kiramı kim ödeyecek?"
“Şimdi daha da açız ve çıplağız. Çok bağırdık, artık susuyoruz…”
Polisler Ankara halkı biz görmesin diye gözaltı araçlarını önümüze çekti. Konuşmuyoruz, yemiyoruz ve görünmüyoruz. Tüm Ankara halkına çağrımızdır; bizi görün, duyun, yanımıza gelin. Size ihtiyacımız var.
#MadencininEliniTut
110 madenci gözaltında. Açlık grevinde bütün gece hiçbir ihtiyaçlarının karşılanmasına izin verilmeden soğukta betonun üstünde bekletildiler. Sabah olur olmaz gözaltına alındılar.
Bütün gece atılan slogan: Holdinglere el pençe, madenciye işkence!
Çağrıları ise halkımıza:
Beş aydır maaş alamıyorlar, seslerini duyurmak için 9 günde 190 km yol yürüdüler.
“Açız” dediler darp edildiler.
“Yoksuluz, çıplağız” dediler gözaltına alındılar.
Hakları için direnen madencilerin seslerini duyurmaları için daha ne yapmaları lazım?