ODTÜ’de öğrenci kimlikli teröristler Türk bayrağı açılmasına “ODTü Faşizme mezar olacak” havlamaları ile saldırmışlar. ODTÜ’nin Atatürkçü, yurtsever, Türk milliyetçisi gençliği bu teröristleri tükürüğünde boğar.
Ankara Emniyet Müdürlüğü ve Ankara Jandarma Alay Komutanlığı bu teröristleri daha ne kadar izleyecek. Türk bayrağına saldıranların ODTÜ ile ilişkileri kesilmeli ve ait oldukları yere yollanmalılar. @zaferpartisi@OdtuTurkoloji@METU_ODTU@EmniyetAnkara@AnkaraJandarma
Kestiğimiz kurbandan birde sevgilisine yediricekmiş pay adı altında Kadının kocası ganyan bayinden çıkmayan biri herhalde samiB yi zengin sanıyor salak sahip olduğumuz tüm mallar annem ve annanem sayesinde alındı zengin olan annem.Annemin parasını hem kendi hem başkasına ohvalla
Elimdeki kanıtlara rağmen anneme kanıtın varmı demiş ve üstte çıkmaya çalışmış teknoloji özürlüsü üstelik anneme işe gidemeyeceğini kendinde gitmeyeceğini söylemiş hah çilem s adlı kadınla sami b adlı kişiler üstelik ikiside evli kadının torunları var bu bayram kestiğimiz ->
Bugün 19 Mayıs. İstiklal Harbimizi fiilen başlatmak için ebedi önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün Samsun'a çıktığı gün.
Mustafa Kemal Paşa, 1917'de Osmanlı Devleti'nin de içinde olduğu ittifakın yenileceğini öngörmüştür. 20 Eylül 1917'de, Talat Paşa, Enver Paşa ve İttihat ve Terakki Cemiyeti Merkezi umumi üyelerine bir mektup yazarak, Almanya, Avusturya-Macaristan ile birlikte Osmanlı Devleti'nin de savaşı kaybettiğini; savaş sonunda, Anadolu'nun sefaletini, halkın açlık ve umutsuzluğunu, bürokrasinin çürümüşlüğünü ifade etmiştir. Galip devletlerin Osmanlı topraklarına ilişkin planlarını gören Mustafa Kemal Paşa, 1917 sonbaharından itibaren, dünya harbinden sonra Anadolu'da başlayacak ikinci bir savaşın fikri hazırlıklarına başlamıştır. Türk süngüsü ile Türk milleti aynı hatta gelince, ordunun direnişinin yanında milletin direnişinin de başlayacağını, hatta ordu direnmese bile Türk milletinin direneceğini öngörmüştür. Gerçekten de Kilis halkı savaşmıştır. Antep, Gazi; Maraş, Kahraman; Urfa böyle Şanlı olmuştur.
Mustafa Kemal Paşa, 1. Dünya Savaşı bitmeden Anadolu'da direnç noktaları oluşturmak üzere hazırlıklara başlamıştır. Mondros Mütarekesi sonrasında İskenderun'da İngiliz ordusunun sahile çıkmasına izin vermeyeceğini ifade edince Sadrazam tarafından görevden alınarak İstanbul'a çağrılmıştır. Adana'da milli mücadele için temaslar yapan Mustafa Kemal, 13 Kasım 1918'de Haydarpaşa Garı'nda trenden inmiştir.
Haydarpaşa Garı, yenilen ve işgal edilen imparatorluğun değişik bölgelerinden İstanbul'a gelen yenik bir ordunun subay ve askerleriyle dolu ve karmakarışıktır. Bir çavuş, Mustafa Kemal'i trenden inerken görür, tanır ve haykırır:
-"Dikkat, gelen Mustafa Kemal Paşa'dır, selam dur!"
Tüm Haydarpaşa Garı Cihan Harbi'nin bu kahraman ve meşhur komutanının ismini duyunca hazırola geçer. Mustafa Kemal "dikkat"çeken çavuşun yanına yürür ve sorar :
-"Nerede beraberdik?"
-"Çanakkale'de."
Mustafa Kemal, Çanakkale'den sonra çavuşa tekrar emir verir.
-"Emir geçir, herkes köyüne, memleketine silahı ile gitsin, bir şekilde silahını götürsün."
"Emir geçir" yüksek sesle değil, emri kulaktan kulağa ver demektir. Çavuş emri geçirir. Kısa bir süre içinde Haydarpaşa'daki askerler silahları ve cephaneleri ile birlikte evlerine ve köylerine doğru yola çıkarlar. 6 ay sonra Mustafa Kemal, 19 Mayıs 1919'da, silahlarıyla kendisini bekleyen askerler ile ordu kurmak için Samsun'a çıkacaktır.
Türk Milleti!
Gelen Mustafa Kemal Paşa'dır, selam dur!
@zaferpartisi@AliSehirlioglu
Akdeniz Üniversitesi (@Akdenizun) Rektörlüğüne,
Akdeniz Gençlik İnisiyatifi olarak, üniversitenizin “tasarruf tedbirleri” gibi temelsiz ve utanç verici bir bahaneyle 2024-2025 akademik yılı mezuniyet törenlerini iptal etme cüretini gösterdiğine dair iddialar karşısında öfkemiz tarifsizdir. Bu karar, eğer doğruysa, binlerce öğrencinin alın terini, emeğini ve yıllarca süren mücadelesini hiçe sayan, skandal niteliğinde bir yönetim faciasıdır. Akdeniz Üniversitesi gibi köklü bir kurumun, öğrencilerinin en temel haklarını gasp etmeye kalkışması, yalnızca bir ayıp değil, aynı zamanda bir ihanet olarak tarihe geçecektir.
Mezuniyet törenleri, bir seremoniden çok daha fazlasıdır; öğrencilerin akademik zaferlerinin, ailelerin gururunun ve üniversitenin saygınlığının simgesidir. Bu hakkı, “tasarruf” kisvesi altında elinden almak, öğrencilerin onuruna yapılmış bir saygısızlık, üniversite geleneğine vurulmuş bir darbedir. Üniversite yönetimi, kaynaklarını doğru yönetememesinin bedelini öğrencilere ödetme hakkına sahip değildir. Tasarruf, yönetimsel beceriksizliklerin örtüsü değil, israfın ve kötü yönetimin önüne geçilmesiyle sağlanır. Öğrencilerin haklarını gasp ederek “tasarruf” yaptığını sanan bir yönetim, yalnızca kendi basiretsizliğini ve vizyonsuzluğunu ortaya koymaktadır.
Dahası, bu karar, kayyum rektörlük zihniyetinin üniversiteyi getirdiği noktayı açıkça gözler önüne sermektedir. Akademik özgürlüklerin kısıtlandığı, liyakatin hiçe sayıldığı, yandaşlığın ve partizanlığın gölgesinde yönetilen bir üniversite, ne öğrencilerine ne de topluma layık bir hizmet sunabilir. Akdeniz Üniversitesi, yıllardır süregelen altyapı sorunları, yetersiz akademik kadrolar, öğrenci yurtlarının içler acısı hali ve kampüslerin bakımsızlığı gibi kronik problemlerle boğuşurken, yönetim bu sorunlara çözüm üretmek yerine, öğrencilerin en özel anlarını ellerinden almayı tercih etmiştir. Bu, bir rektörlüğün değil, adeta bir kayyum zihniyetinin eseridir. Üniversiteyi siyasi çıkarlara alet eden, liyakatsiz atamalarla kurumun saygınlığını zedeleyen bu yönetim anlayışı, Akdeniz Üniversitesi’nin ruhuna ve tarihine ihanet etmektedir.
Akdeniz Gençlik İnisiyatifi olarak, bu rezil kararın derhal iptal edilmesini, üniversite yönetiminin öğrencilerden ve kamuoyundan özür dilemesini talep ediyoruz. Söz konusu iddiaların doğruluğunu şeffaf bir şekilde açıklamak, öğrencilerin ve kamuoyunun görüşlerini ciddiye almak zorundasınız. Aksi takdirde, bu kararın sorumluları, tarih önünde ve öğrenciler nezdinde hesap vermekten kaçamayacaktır. Üniversitenin saygınlığına gölge düşüren, yandaşlık ve liyakatsizlikle malul bu utanç verici uygulamalara karşı, tüm demokratik ve yasal yolları sonuna kadar kullanacağımızı, gerekirse kampüslerde ve kamuoyunda sesimizi en yüksek perdeden duyuracağımızı açıkça beyan ediyoruz.
Açık çağrımızdır; Akdeniz Üniversitesi yönetiminin aldığı bu karar doğruysa, öğrencilerin haklarını gasp etmenin, üniversiteyi siyasi çıkarlara teslim etmenin ve liyakatsiz bir kayyum zihniyetiyle hareket etmenin hesabını bu ülkenin geleceği olan gençler soracaktır. Derhal bu yanlıştan dönün, mezuniyet törenlerini düzenleyin ve üniversitenin asli sorunlarına çözüm üretmek için adım atın.
Akdeniz Gençlik İnisiyatifi olarak üniversiteli gençlerin haklı mücadelesine omuz vermekten asla geri adım atmayacağımızı, dün olduğu gibi bugünde bu faşist zihniyetin ve onun kullanışlı aparatlarının karşısında dimdik duracağımızı, tüm anayasal itiraz haklarımızı sonuna kadar kullanacagımızı bir kez daha duyuruyoruz.
Ne saraya, ne kayyumlarına ne de ona payanda olan düzenin koruyucularına teslim olmayacağız.
Akdeniz Gençlik İnisiyatifi
Akdeniz üniversitesi öğrencileri önce bahar şenliklerini kaybettiler şimdi de mezuniyet iptali var. Tasarruf adı altında öğrencilerin eglenmelerini engelliyorsunuz. Bu tasarruf değil düpedüz cezalandirmadir. Çünkü düzeniniz sarsıldı.
Ümit Özdağ tutuklandı!
Adalet tutuklandı!
Asgari ücretle geçinmek zorunda kalan işçi tutuklandı!
Açlık sınırının altında yaşayan emekliler tutuklandı!
Sığınmacı ve kaçaklarla vatanını paylaşmak istemeyen vatanseverler tutuklandı!
Terörist başı, bebek katili Öcalan serbest kalmasın diyen şehit anaları tutuklandı!
Tribünlerde "Ne mutlu Türk'üm diyene" diye bağıran taraftarlar tutuklandı!
"Mustafa Kemal'in askerleriyiz" diye haykıran milyonlarca Atatürkçü tutuklandı.
Beni tutuklayabilirsiniz ama öldürmeden susturamazsınız!
A criminal investigation was initiated against Zafer Party Chairman Prof. Dr. Ümit ÖZDAĞ on the morning of January 20, 2025, following a complaint filed by the President Erdoğan’s lawyers with the Istanbul Chief Public Prosecutor’s Office. The complaint pertained to certain remarks made during the closing speech of the “Zafer Party Provincial Chairs Workshop” on January 19, 2025, which allegedly exceeded the boundaries of criticism. Later that same evening, while dining at a venue in Ankara, he was detained and transported to Istanbul by road.
Our Chairman spent the night under unsuitable conditions at the Istanbul Police Department, where he was denied access to his lawyers. His case file remains inexplicably unattended, and he is still being held, awaiting questioning.
This decision clearly marks the beginning of a second Ergenekon process.
We stand firmly by our Chairman, Prof. Dr. Ümit ÖZDAĞ, who is currently waiting to testify at the Çağlayan Courthouse. We declare to the public that silencing our rightful cause would require the detention of us all. We assure everyone that our entire organization will remain resolute until our Chairman is released.