Neo-Hariciler adlı kitabın yazarı Dr. Ali Ünsal: "Günümüzde Haricîlerin kaba, çatışmacı, ötekileştirici ve şiddet dolu din anlayışı Taliban, el-Kaide, Boko Haram, el-Nusra, IŞİD, eş-Şebâb ve diğer siyasal İslami hareketlerde ortaya çıkmıştır." tespitini yapıyor.
"Hazret-i Ali Vehhâbilerin ecdâdından ve ekserîsi Necid sekenesinden olan Hâricîlere kılınç çekmesi ve Nehrivan’da onların hâfızlarını öldürmesi, onlarda derinden derine...Hz. Ali’nin (r.a.) fazîletlerine karşı bir küsmek, bir düşmanlık doğurmuştur. " Said Nursi.
Hoca konuyu nasıl doğu - batı rekabetine bağladın? Doğu'daki bir kötülük Doğu medeniyetinin tümüne mal edilince rahatsız olmuyor muyuz? Müslüman bir kötülük yapınca, "gerçek İslam bu değildir" demiyor muyuz?
Bu gece, ruhlarımızın beratını aradığı o mübarek gece... Ancak bu gece ellerimizi semaya sadece kendi kurtuluşumuz için değil; yönünü, yörüngesini ve mutlak olanla bağını yitirmiş insanlık için de açmalıyız. Bilhassa, insanlığın düşmanlarına karşı, yeryüzünün en savunmasız emanetleri olan masum çocukları koruması için Rabbimize yakarmalıyız.
Zihinlerimizdeki karanlık perdeleri kaldıran merhum Abdülvehhab El-Mesiri’yi, o büyük mütefekkiri rahmetle anıyorum. Yıllar evvel, bugün tanık olduğumuz "o karanlık adaların" ve çocuklara uzanan kirli ellerin habercisi olan şu tespiti ne kadar da sarsıcıdır:
"Bir gün anlayacağız ki Batı'nın İslam'a olan husumeti, aslında insana ve fıtrata olan düşmanlığından beslenmektedir. Çünkü İslam’ın gayesi yeryüzünde adaleti ikame etmektir. Adalet varsa hakikat nefes alır, hakikat varsa 'Mutlak' olan oradadır."
Oysa çağdaş dünya, mutlak olanı kaybetmiş, her şeyi izafiyetin kaygan zeminine indirgemiştir. İslam, hafızasını yitiren Batı’ya, kaybettiği asaleti ve unuttuğu fıtratı hatırlatan bir aynadır. İşte İslam'a yönelen öfkenin sırrı, bu aynada gördükleri surettedir.
Pragmatizmin putlaştırıldığı, her şeyin pazarlığa tabi tutulduğu ve her değerin "satılık" olduğu bir çağdayız. Modernite; akrabalık bağlarından evrensel erdemlere kadar her şeyi piyasa mantığının dişlileri arasında öğütmüştür. Bu piyasada asalete yer yoktur. Bu pazarda adalet tartılmaz. Burada hakikat aranmaz.
Böylesi bir dünyada, Berat Gecemiz uyanışımıza vesile olsun.
Geceniz mübarek, beratınız hakiki olsun.
Doğru, ben bu üç çocukla görüştüm. Her şeyi anlattılar. Suç duyurusu yaptık. Çocukları korkuttular. Ve dosya takipsizlik kararı ile sonuçlandı. İç hukuk tükendi. Çocuklar korktu. Ve korkmakta çok haklıydılar.
"Yusuf kardeşlerine hayvan gibi görünüyordu, ama Yakub'un nazarında hûri misali idi." diyor Mevlana.
"iyi" ve "kötü" çoğu kez bizim ona yüklediğimiz anlamla ilgilidir.
Neredeyse her yoruma cevap yetiştiren bu zat, benim de daha önce sorduğum "Türkçede neden latin alfabesi kullanıyorsunuz?" sorusunu hiç görmüyor. Belki ağabeyi @edipyuksel onun yerine cevap verir.
İhsan Eliaçık her zaman ve her şartta hakikati eğip bükmeden cesurca dile getiren gerçek bir aydın, vicdanlı bir âlim ve entelektüeldir. Ulaştığı aydınlanma ve akademik ahlak düzeyi, Türkiye ortalamasının çok üstündedir.
İlk İslam fetihlerinde Kürtler var mı merak eden genç akademisyenlere tavsiyeler;
Kaynakları okumayı bilmez, geriye dünük ideolojik tarih okuması yaparsanız Kürtler yok dersiniz.
Oysa her şey apaçık ortadadır.
Nasıl mı? Dediğimi yapın ve görün.
Örneğin Belazuri'den el-Cezire'nin, Cibal'in, Şehrezor'un fethini okuyun, daha çok şehir ve yer isimleri görürsünüz. Çünkü nasıl fethedildiğini anlatır, askeri ve siyasi yönü ön plandadır.
Ama orada yaşayanlar kimlerdi?
Bunun için de Yakubi'nin Kitabu'l-Buldan'ını veya Mesudi'yi okuyun, o geçen beldelerde kimlerin yaşadığını, nesepleri, soyları, dilleri, iklimleri, kaleleri, aşiretleri, beyleri kimlerdi neresiydi onları görürsünüz. Kürtler (el-ekrâd) daha çok buralarda geçer. Çünkü bunlar nesep, coğrafya, seyahatname, iklim kitaplarıdır, eskeri ve siyasi yönden ziyade fethedilen beldenin halkını, etnik yapısını, nüfusunu, kültürünü, dilini, dinini vb. anlatır. Ve malzeme çok fazladır.
+++
[19] Gençliğinde “manipülatif olarak zeki” ancak “sosyal olarak içe dönük” olarak tanımlanmış ve her iki ailenin de reddettiği Alevi bir kızla yaşadığı aşkla dikkat çekmiştir.[21] Şam'da kaldı ve 2003 yılında Irak'a taşınana kadar Medya çalışmaları okudu.[19]
Kürt Meselesi:
İddia:
"Hz. Ömer dönemi fetihlerinde "Kürtler" geçmiyor"
Gerçek:
Belâzurî, Fütûhu'l-Buldân, (Mektebetü'l-Hilâl, Beyrut-1988), 325 [çevirisi: M. Fayda, (Siyer Yayınları, İstanbul 2013), 381]
Sonuç: İdeolojinizi İslam tarihinden uzak tutunuz!
Ahmağın biri kuyuya (X) bir taş atıyor...
Ama iyi ki bu ahmaklardan çok var. Onlar sayesinde Kürtler dillerini tarihlerini kültürlerini, coğrafyalarını, kökenlerini araştırma zahmetine giriyorlar. Böyle ahmaklar da olmasa, Kürtlerin ekseriyetle araştırma derdi yok maalesef.
"Suriye Arap Cumhuriyeti" "Suriye Arap Ordusu" gibi isimlendirmeler tesadüfi ve masumane tamlamalar değil, aksine karanlık bir teopolitik arkaplana sahiptir. Bakın İbn Teymiye Fetvası 👇
Colani ve çetesinin bağlı olduğu İbn Teymiye bakın ne diyor:
فإن الذي عليه أهل السنة والجماعة: اعتقاد أن جنس العرب أفضل من جنس العجم، عبرانيهم (٦) وسريانيهم (٧) روميهم وفرسيهم (٨) وغيرهم.
(Araplar diğer tüm milletlerden üstünmüş)
اگر کرد وجود دارد، تاریخ و زبان نیز وجود دارد.
البته نیازی به اثبات این موضوع به فاشیستهای نژادپرست نیست، اما طبیعیترین حق فرزندان کرد است که مانند همه مردم دیگر جهان، زبان و تاریخ خود را بدانند. به همین دلیل، باید فوراً یک مؤسسه زبان کردی و یک مؤسسه تاریخ کردی تأسیس شود.
إذا كان الأكراد موجودين، فإن تاريخهم ولغتهم ثابتان أيضاً. بالطبع، لا حاجة لإثبات ذلك للفاشيين العنصريين، لكن من حق الأطفال الأكراد، كغيرهم من شعوب العالم، معرفة لغتهم وتاريخهم. لذا، يجب إنشاء معهد للغة الكردية ومعهد لتاريخ الأكراد على الفور.
إذا كان الأكراد موجودين، فإن تاريخهم ولغتهم ثابتان أيضاً. بالطبع، لا حاجة لإثبات ذلك للفاشيين العنصريين، لكن من حق الأطفال الأكراد، كغيرهم من شعوب العالم، معرفة لغتهم وتاريخهم. لذا، يجب إنشاء معهد للغة الكردية ومعهد لتاريخ الأكراد على الفور.
Wekî Kurd hene, ziman û dîroka wan jî heye. Helbet em ne mecbûr in vê bi nijadperestan bidin qebûlkirin. Lê zarokên Kurd wek yên hemî neteweyên dinyayê mafê wan ku zimanê xwe û dîroka xwe fêr bibin. Ji bo vê lazim e demildest SAZÎYA ZIMANÊ KURDÎ û SAZÎYA DÎROKA KURDAN vebe.
Wekî Kurd hene, ziman û dîroka wan jî heye. Helbet em ne mecbûr in vê bi nijadperestan bidin qebûlkirin. Lê zarokên Kurd wek yên hemî neteweyên dinyayê mafê wan ku zimanê xwe û dîroka xwe fêr bibin. Ji bo vê lazim e demildest SAZÎYA ZIMANÊ KURDÎ û SAZÎYA DÎROKA KURDAN vebe.
Kürt varsa, tarihi de vardır.
Kürt varsa, dili de vardır.
Bunu ırkçı faşistlere ispat etmeye elbette gerek yoktur, fakat Kürt çocuklarının dünyadaki tüm halklar gibi dilini ve tarihini bilmeleri en doğal haktır. Bunun için acilen KÜRT DİL KURUMU ve KÜRT TARİH KURUMU açılmalıdır.
Kürt varsa, tarihi de vardır.
Kürt varsa, dili de vardır.
Bunu ırkçı faşistlere ispat etmeye elbette gerek yoktur, fakat Kürt çocuklarının dünyadaki tüm halklar gibi dilini ve tarihini bilmeleri en doğal haktır. Bunun için acilen KÜRT DİL KURUMU ve KÜRT TARİH KURUMU açılmalıdır.
İsrafil Hocayla aynı üniversitedeyiz, ben doktora öğrencisiyim hocam profesör, elbette alanında iyidir.
Ancak ben hocadan ne tarih ne de din dersi almam çünkü yaşadığı dönemde yaşadığı coğrafyanın derdini bu kadar bilmeyen, sorumlu olduğu öğrencisine dahi ilmi etikle değil ideolojik karşıtlıkla bakan birinden ilim alınmaz.
İşte Kürt çocuklarımız sokaktan akademi kürsüsüne kadar her yerde bu yok saymalar ile muhatap oldu, daha ağırlarını da işittiler. Bu sistematik ırkçılık ülkedeki Kürt meselesinin sebebinin Kürtler olmadığının bir milyonuncu kanıtıdır.
Bu arada Kürt niye yok, sorusunun cevabını Prof Dr Mustafa Demirci veriyor:
“İbni Kesir'in kitabında Kürt yazılan her yer Türk diye çevrilmiş.”
Mustafa Hoca ne güzel gülmüş bu arada :))