İnsan muhatablarını Rab bildiğinden korkmaya davet eder. Dara düşüp göğsü daralınca Rab bildiğine sığınır. Ondan yakınlık hissedince sadrı genişler ve Rabbinin yardımına yetişeceğine iman ederek göğsü hafifler.
''ARTIK BİRAZ DA onlar korksun'' sen yeterince korktun mu ? Sadrındaki dünya korkusunu dilin bile gizleyemiyor. Peki ağzından taşan kalbindekinin ne kadarı ? Batınındaki çürümüşlüğün derecesi, ağzından zahir olanın kokusundan anlaşılmaz mı ?
Senin göğsün siyasilerle görüşerek hafiflemedi. Her bir kelimenden bu anlaşılıyor. Zira yanlış makama başvurdun.
Kalpte olmadan söylenen lafların cilası Allah'ın imtihanları ile sınanınca dökülür. Müslümanlara akaid ve tasavvuf öğrettiğini iddia ederken şu kalbinin ve dilinin haline bak. Fakiri olduğun bir şeyin sadakasını nasıl veresin ?
Allah senin batınını zahir ediyor. Allah'ın gördüğü hesabı engellemeye beşerin kudreti yetmez.
Millete dünya sopası çekip, din iman üzerinden tekel kurmaya çalışacağına git tevbe istiğfar et. Ondan gayrısı seni kurtarmaz.
Dünyayla çok fazla al-ver içine girdiğin zaman böyle düşünmekten başka çaren kalmaz zaten. Dolayısıyla bu gibi lafları genelde değişik yollarla bu dünyayı tırmalayan, bu dünyadan alacaklı gibi yaşayan insanlardan duyarız.
"Solculuk insan doğasıyla uyumlu değil.
İnsan doğası, büyük idealler için kendini feda etmeye veya bir ahlak adına kendi zararına olacak eylemlerde bulunmaya müsait değil.
İnsan binlerce yıldır aynıdır, dürtü ve doğası değişmez."
Burak Bilgehan Özpek
Erkek karısının nafakasını karşılamada sıkıntıya düşerse onun üzerinde kavvam olmaz. Ve kavvam olamazsa da kadın nikahı feshedebilir. Böyle gidiyor bu mesele. Ha ben yinede erkekler kavvam değil ya diyene canı dayak çekiyor herhalde diye bakıyorum.
Kavvam... birde bu kelimeyi biliyor bu karilar. Kavvam degil, kavvam olmali erkekler. Kavvam... ben simdi anlatsam kavvam dedikleri seyi sahabe nasi anlamis bana dersiniz ki olm aksama kadar küfür kiyamet bize burda birde din dersi verme isine bak dersiniz.
Erkek erkek olduğu için kavvam olmaz, karısına malından harcadığı için kavvam olur. Yani mesela nafaka da böyle, kıvametin tanımı değil sebebi. Bir şeyin sebebi ≠ tanımı. Tabii erkeğe kıvamet terbiye yetkisi de verir. Terbiyeden kastı biliyorsunuz. Dayak bile meşru bu senaryoda.
Ooo yeni operasyon hesabi gelmis. Ankara Yenimahalle'de fetöyle mücadele icin para yiyen, bütceler ayrilan bir iki adam var aq cocuklari sikilmadilar böyle seylerden. Tamam lan tamam ac kalmazsiniz merak etmeyin.
Bylock'un ifşa olduğunu bile bile arkadaşlara kullandırdık. Hatta tabana yayılsın dendi ve bunu yaydık. Bylock kullanan isimlerin darbeden 4 ay önce savcılıklara geldiğini de biliyorduk. Buna sessiz kaldığım için kendi adıma herkesten özür diliyorum.
Doğu Perinçek:
“İmamoğluların-Özgür Özellerin silahlı gücü yok. Nasıl iktidar olacaklar? İktidar olmaları için silahları olması lazım.
Parti kursalar ne, dernek kursalar ne. Silahlı kuvvetleri yok. Silahlı kuvvetleri olmadığı için de onlara iktidar yok.”
İbne altan tan nası da zırvalıyor. Orda Maden diye bir ilçe var, şimdi elazığ'a bağlı. Senelerce eti krom firması bakır çıkardı yüzlerce insana iş verdi.
🔴 Altan Tan:
Şimdi bütün Kemalistler ayağa kalkacak. Kalkın ulan, kökünüz kalkın, hepiniz kalkın. Hep beraber kalkın.
1937'de Mustafa Kemal, ölümünden 11 ay evvel Diyarbekir'e geliyor. Diyarbekir tren istasyonunda resmi var.
"Burası bakır diyarıdır. İşte Amit ismi aslında eski Türklerde, bilmem Kazaklarda, Orta Asya'da bilmem ne anlamına geliyor” diyor.
Türk Dil Kurumuna bir rapor hazırlatıyorlar. Diyarbekir'ın adı, "Bakır diyarı" anlamında Diyarbakır oluyor. "Bakır diyarı" diye tarihte hiçbir şey yok.
Nerenin fetöcü koğuşuymuş diye düşünürken eleman sonda selefi olduğunu sapladı bana oke tamam. Bende diyorum nası olay lan bu ne cini ne anlatıyor bunlar.
Cezaevinde rukyeci bir abimiz vardı. Bazen bir bakardım "Yunus ne oldu?" derdi. "Abi yunus kim burda yunus diye biri yok." diye sorduğum zaman "sen görmezsin onu ama ben burda olduğunu hissediyorum." derdi. Akşam uyumadan kemikleri ve fazla pirinci avluya bırakırdı. Biz de sabaha kadar takip ederdik alıyor mu almıyor mu diye.
Bir keresinde bıraktığımız kemiklerden biri kayboldu hepimiz korktuk. Daha sonra alanın karga olduğunu gördük. Ben abiye "abi kargaymış biz de cin sandık." dedim. Abi de bazen karga alır bazen yunus alır, demek yunus bu gün aç değil dedi. O bunu söyledikten sonra ben pencerenin önünden geçerken kemiklere baktım, yerde ne bir kemik kalmıştı ne de pirinç. Yunus hepsini yemişti.
Daha sonra gardiyanlar gelince "Buralarda hiç cinlenme vakası oluyor mu?" diye sordum. Bana "Ohoo burda kendilerine ev bark kurmuşlar, çoluk çocuk birbirine karışmışlar." dedi. Ve bunu söyleyen gardiyan da öyle şaka olsun diye gevezelik yapacak biri de değildi harbi delikanlı bir adamdı.
Yani demem o ki cinler insanlara musallat olurlar, bu bir hakikat. Ama onların da Allah'ın kulu olduğu gerçeğini unutmamak lazım. Allah'ın dilediği dışında herhangi bir fayda veya zarar veremezler, sabah akşam zikirlerini yapan kimselere bulaşamazlar.