Annesinin şu sözlerini her okuduğumda yıkılıyorum:
“Her tarafını açtım ve baktım. Otopsiden sonra bütün izleri, her şeyi gördüm. Sonra yetkililere ‘o sedye beni kaldırır mı?’ diye sordum ve Ata’nın yanına çıkıp yattım, biraz sarıldık. Çünkü bir daha sarılıp yatma şansımız olmayacaktı.”
Kurtuluş Parkında abluka altındayız. Kimseyle konuşmuyor, kimseyle görüşmüyor, bedenimizi betona yatırıyoruz.
Tüm Türkiye’yi bulunduğu yerlerde ses çıkarmaya çağırıyoruz. Bizimle beraber ablukanın içerisine gelerek açlık grevine gireceğini beyan eden milletvekillerini madenciyle dayanışmaya çağırıyoruz.
#MadencininEliniTut #HakkımıVerDorukMadencilik
Adalet Bakanı Akın Gürlek'in katıldığı A Haber yayını neredeyse beş saat kadar sürdü. Yayının sadece ilk bir saatinde dahi bazı hatalar dikkatimi çekti.
Örneğin:
1-) Bakanların Anayasa md. 81 uyarınca yemin ettiğini söyledi.
Bu doğru değil. Söz konusu hüküm milletvekili yeminini düzenler. Bakanlar, bu hükme atıf yapan md. 106/4 uyarınca yemin ederler.
2-) Soruşturmanın "yeterli şüphe" ile başladığını ifade etti.
Bu doğru değil. Soruşturma "basit şüphe" ile başlar.
3-) Soruşturmanın CMK md. 170 uyarınca başlatıldığını iletti.
Bu doğru değil. Söz konusu hüküm, soruşturmanın tamamlanmasından sonraki "kamu davasını açma" aşamasını düzenler. Soruşturma, CMK md. 160 uyarınca başlar.
4-) Savcıların suç şüphesi ortaya çıktığında kişilerin makamına, mevkiine, unvanına bakmayacağını ileti.
Bu doğru değil. Savcı, suçun niteliğine göre, özellikle "görev suçu" kapsamı gündeme gelmişse şüphelinin statüsüne bakar. Kişinin avukat, kamu görevlisi, belediye başkanı olmasına göre farklı makamlardan "soruşturma izni" alınır.
Gerçekten de söz konusu soruşturmada makama bakılmadı ve bazı bağlamlarda sorun ortaya çıkmıştı.
5-) Tutukluların avukatlarıyla rahat biçimde görüşebilmesi, şahsi evraklarını verebilmesi konusunda "hukuki boşluk" olduğunu söyledi.
Bu doğru değil. Ortada bir "boşluk" yok. Hukuki boşluk, bir olay veya uyuşmazlık hakkında uygulanabilir bir hukuk kuralının bulunmaması demektir. CMK md. 154'e göre "Şüpheli veya sanık, vekâletname aranmaksızın müdafii ile her zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir. Bu kişilerin müdafii ile yazışmaları denetime tâbi tutulamaz."
Bu konuda OHAL döneminde keyfiliğe neden olacak kısıtlamalara gidildi. Fakat bu kısıtlamalar İHAM tarafından ihlal olarak görüldü.
6-) Bakan, sıklıkla bir yandan isim zikretmek istemediğini söyleyip diğer yandan henüz sonuçlanmamış davalarda isim zikrederek analiz yaptı. Bunun anayasal teminat altındaki "masumiyet karinesi" ilkesini zedeleyebileceğini kaydetmek gerekiyor.
Üstelik analizlerinde da savruk ifadeler kullanıyor. Örneğin dört günde 3 kilo kokain (3.000.000 mg) çekildiğini söylemek, 600 mg'ın genelde aşırı doz (overdose) sayıldığı dikkate alındığında kesinlikle gerçekçi değil.
7-) Hakeza bakan sürekli "yasal düzenleme yapacağız" diye kesin vurgularla konuşuyor.
Yasal düzenlemeyi TBMM yapar. Adalet Bakanlığı'ndan gelen her önerinin kanun kılınacağından emin olunması bize erkler ayrılığının düzeyi açısından bir şeyler anlatıyor.
8-) Gazetecilerin genellikle güdümlü sorular sorduğunu gördük. Örneğin Gürlek'in devir teslim töreni sırasında şu anda görevde olan bazı yargı mensuplarının veya suç şüphelilerinin hazır bulunduğuna dönük iddialar es geçildi. Bu hukuken olmasa da bildiğimiz gazetecilik faaliyetleri açısından sorunlu olsa gerek.
Bu notlar uzatılabilir...
Hakim yaptıkları tiplere bak. Bunları dışarı atın. Bunlar dedikleri depremde çoluğunu çocuğunu sevdiğini yitirmiş insanlar. Bu ülke ne biçim bir ülke oldu, nasıl bu hale geldi, böyle insanlar nasıl o makamlara oturdu, gerçekten inanılmaz.
14 yaşındaki Abdurrahman Özkul'un fotoğrafı..
Niğde Bor Karma OSB'de çalıştığı plastik geri dönüşüm tesisinde makineye kaptırdığı kolunun omuz hizasından kopması sonucu hayatını kaybetti..
Yarıyıl tatili öncesi okulu bırakmış ve çalışmaya başlamıştı..
#ÇocukİşçiliğiİleMücadeleye
❗Çocuğun ayağı kırılmış, 24 saat içerisinde ameliyat olması gerektiğine dair raporu var ama o halde Sulh Ceza Hakimliğine getirildi ve tutuklandı!
📌 18 yaşında, Türkiye derecesi yapmış çok başarılı bir genç, sinir krizleri geçirdi. Tüm avukatlar ağladı. Annesini, kardeşlerini bir faciada yitirmiş, sadece babası var. Bağırarak “Ben ne yaptım, bir fotoğrafım var mı, bir şey yaptığıma dair tek bir delil var mı? Hakim gerekçesini açıklasın beni neden tutukluyor?” diye haykırdı resmen, tutuklandı!
🔴 Orada bulunan polisler, İstanbul dışından görevlendirmeyle gelmiş polislerdi. 18 yaşındaki bu genç kızın haykırışına karşı içlerinde ağlayan vardı…
🔴 Ayağı kırık cezaevine gönderilemez diye dilekçe yazdı avukatlar ve 7. Kata çıktık beraber. Nöbetçi savcıyla görüşülemiyor. İstanbul Barosu Genel Sekreteri, ben ve dört avukat kendisiyle görüşemedik, ancak bankoda katibine ulaşıp onunla görüştük. Katip savcıya anlatıyor, sonra telefonla bize dönüyor. Savcıyı göremiyorsunuz, böyle bir yargı düzeni olur mu!
❗Avukatlar bu genç şu an sinir krizi geçiriyor, atak halinde bu şekilde cezaevine göndermeyin, en azından hastaneye sevk edin diyeceklerdi sadece, bunu söyleyebilecek bir makam yok!
❗Adalet Bakanı da buna “Adliye” diyor, “İşkence yok” diyor, “Yargımız bağımsızdır” diyor!
❗Bunlar bizim tanıklıklarımız. Lütfen bunları herkes dinlesin.
#ÇağlayanAdliyesi @szctelevizyonu@cancoskun@TC_icisleri@adalet_bakanlik