Zamanların hem en iyisi hem de en kötüsüydü; bilgeliğin ve aptallığın çağıydı.
Hem inanç hem de kuşku devriydi. Işığın da asrıydı karanlığın da.
Hem umut baharıydı hem de umutsuzluk kışı.
Her şeye sahiptik hiçbir şeyimiz yoktu.
İki Şehrin Hikayesi / CHARLES DİCKENS
Fransa’da 1800’lerde ünlü avukat P. A. Berryer fakirlik içinde ölürken genç meslektaşları sormuşlar "Üstat, ayaklarınızın altına altın torbalar koymuşlardı, neden almadınız?" Berryer demiş "Almak için eğilmek lazımdı." 🚩İnsanın hazinesi kişiliğidir, taviz verenler kişiliksizdir.
Atatürk'ün şoförlüğünü yapan Seyfettin Yağız'ın aktardığı Mussolini anısı:
🔻İtalya büyük elçisi, Atatürk'e bir not iletmek üzere geldi.
🔻Atatürk sordu, ''Niye gelmiş, sorun bakalım.''
🔻Büyük elçi, Mussolini'nin ''eğer 4 aylığına İzmir'i bize vermezse, 40.000 askerle zorla İzmir'i alırım.'' dediğini iletti.
🔻Atatürk gülümseyerek ''Söyle o kerataya, o 40.000 askerle İzmir'i alamaz ama ben 4.000 askerle Roma'yı alırım.'' dedi.
🔻Ben Atatürk'ün sayesinde 5 lisan öğrendim. Atatürk'ün yanına hayvan gibi girdim, insan gibi çıktım.
SAHİ ÇANAKKALE'Yİ ALMANLAR MI KAZANDI TÜRKLER Mİ?
Yıllar Sonra Alman subayları arasında Çanakkale savaşını kimin kazandığı konusunda bir tartışma çıkmıştı.
Tartışmanın konusu Çanakkale savaşını Türkler mi kazandı Almanlar mı?
Subayların çoğu bu savaşı Almanya ve Osmanlı Devleti adına yöneten Alman Komutan Liman Von Sander'sin kazandığını İleri sürmekteydi.
Subaylardan bir kısmı bu teze inanmayıp gidip Liman Von Sander'se soralım dediler ve komutanın yanına gittiler.
Komutan bunlara Peki anlaşamadığınız konu nedir? dedi.
Anlaşamadığımız konu:" Çanakkale savaşını Almanlar mı kazandı Türkler mi?"
Liman Von Sanders kısa bir an dalgınlaştıktan sonra:
" Gençler" "Şimdi ben size Türkler kazandı ya da Almanlar kazandı desem tam açıklayıcı olmaz.
Ben olayı anlatayım Siz ona göre karar verin..." karşısında saygı ile dizilmiş Alman subaylarına şunları anlattı:
Çanakkale Savaşı inanılmaz zor bir döneme girmişti gökten yağmur gibi bombalar, mermiler yağıyordu savaşın gidişi bizi iyice bunaltmış ve sıkıştırmıştı.
Artık daha fazla bir şey yapabileceğimizi düşünmüyordum. Tüm askeri kuvvetlere " Geri çekil" emrini verecektim.
Bu bizi yenilgiye götürecek ilk adımdı...
7-8 saat geçmeden çadırın kapısı açıldı ve genç bir subay hızla içeri girdi. Doğrusu şaşırmıştım...
Bir generalin bulunduğu yere kimse izinsiz giremezdi. Ama genç subay öyle kararlı görünüyordu ki, ona çık dışarı demedim...
"Ne istiyorsunuz?" Diye sordum.
Genç subay,
"Generalim, ben bu topraklarda yetiştim, bu topraklar benim Vatanım.
Böyle su Gibi harcanmamalı"dedi.
" Yapacak bir şey var mı?" Diye sordum.
Bana ne cevap verdi biliyor musunuz?
"Sizin yerinize geçmek istiyorum," dedi.
İlk anda çok gülünç gelen bu isteğine,
" Çok gelmez mi?"Diye cevap verdim.
O kararlılığıyla,
" Az bile gelir," dedi.
Bir an düşündüm.
Zatenyapacak pek bir şey kalmamıştı. komuta Bende ya da bu genç Türk subayın da olmuş değişen bir şey olmayacaktı; Savaşı kaybedecektik.
"peki " dedim.
Hemen bütün kuvvetlere telgraf Çekerek Grup Komutanlığı görevlerimi ona devrettiğimi bildirdim. Ve sonucu beklemeye başladım...
Sizin de kestirebileceğiniz gibi saatler ve günler geçmek bilmedi... Ben sıkıntı içinde genç subaydan gelecek geri çekilme haberlerini Beklerken, düşman askerlerinin çekilmeye başladığı haberleri gelmeye başlayınca inanamadım.
Gelen haberleri defalarca Kontrol ettirdim kaç kere yeniden sordurdum...
inanılması Zordu ama doğruydu! Düşman askerleri çekiliyordu...
Savaşı biz kazanmıştık!
Yardımcılarıma hemen bu genç Türk subayını bulup bana getirmelerini söyledim.
Karşıma geldiğinde toz toprak içerisindeydi büyük bir sevinçle ve saygıyla elini sıkarken cebimden Mareşal Hlindenburg'un bana hediye etmiş olduğu altın ve pırlanta süslü saati çıkartıp bu subaya verdim.
O da gülerek sol cebinden kırık bir saat çıkardı ve bana uzattı.
" Generalim, bu kırık saatin sizin Bana verdiğiniz saat kadar maddi değeri yüksek değildir ama bir hayatı korumuş ve kurtarmış olmasından dolayı manevi değeri daha yüksektir" dedi.
Işte gençler... yıllar önce Grup Komutanlığı görevlerimi kendisine devrettiğim bu subay; şimdi Türkiye Cumhuriyeti'nin başındaki Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk'tür.
Çanakkale savaşını kim kazandı? Almanlar mı, Türkler mi?
"Şimdi buna siz karar verin!..."
Not: Mustafa Kemal 8-9 Ağustos 1915 'te Anafartalar Grup Komutanlığına getirildi.
10 Ağustos'ta Anafartalar cephesinde düşmanı geri püskürterek Çanakkale Savaşı'nın kaderini değiştirmişti.
Kaynak; Büyük Atatürk'ten küçük öyküler( Süleyman Bulut.)
Envanter Haber Bayram Şöleni! 🌙
Haberin envanterini tutarken, 25.000 TL değerindeki Amazon Hediye Çeklerini okurlarımıza takdim ediyoruz. Ramazan Bayramı bereketi ve coşkusunu birlikte paylaşıyoruz! 🎁
🏆 Ödüllerimiz:
• 1 Kişiye 7.000 TL
• 5 Kişiye 2.000 TL
• 10 Kişiye 800 TL
✅ Katılım Şartları:
1️⃣ Bu hesabı takip et (@envanterhaber)
2️⃣ Bu Tweeti RT’le ve beğen.
3️⃣ Bir arkadaşını etiketle. (Her farklı arkadaş etiketi +1 hak! 🚀)
📅 Önemli Tarihler:
• Son Katılım: 22 Mart
• Sonuçların Açıklanması: 24 Mart
Detaylar ve hukuki metin bio'daki linkte! 🔗
#EnvanterHaber #Çekiliş #Amazon #RamazanBayramı
İngiliz ordusu yukarıya çıkmaya çalışır. Karşıda muazzam bir direniş vardır. İngiliz subay not defterine şunları yazar:
Dağlar Türk doğuruyor!
Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve tüm Çanakkale kahramanlarımızı saygı ve minnetle anıyorum.
#ÇanakkaleGeçilmez#18martcanakkalezaferi
UNUTMA, UNUTTURMA...
Mustafa Kemal demek; Çanakkale geçilmez demektir.
Mustafa Kemal demek; Saltanatın sunduğu tüm imkanlara karşın Bandırma’ya binmek demektir.
Mustafa Kemal demek; Anadolu ve Rumeli Müdafai Hukuk Cemiyeti demektir.
Mustafa Kemal demek; Samsun’ da güneş gibi doğmak demektir.
Mustafa Kemal demek; Sultanahmet Mitingleri demektir.
Mustafa Kemal demek; Amasya Erzurum Sivas Kongreleri kurtuluş demektir.
Mustafa Kemal demek; TBMM demektir,Egemenlik Milletin Demektir.
Mustafa Kemal demek; Hıyanet-i Vataniye Kanunu demektir.
Mustafa Kemal demek; Birinci İkinci İnönü Muharebesi ve zaferi demektir.
Mustafa kemal demek; Sakarya Muharebesi ve zaferi demektir.
Mustafa Kemal demek; Antep Maraş Kilis Mersin Adana Ceyhan Osmaniye Uşak Dörtyol Kütahya Afyon Seyitgazi Dörtyol Gediz Eskişehir Aydın Manisa Bursa Edirne Gemlik Mudanya kısacası tüm Anadolu ve Trakya direnişi ve Kurtuluşu demektir.
Mustafa Kemal demek; Başkomutanlık Meydan Muharebesi ve Zafer demektir.
Mustafa Kemal demek; Sizden taarruzu değil ölmeyi istiyorum demektir.
Mustafa Kemal demek; O ölüme seve seve gitmek demektir.
Mustafa Kemal demek; Kuvay-ı Milliye demektir,DİRENİŞ demektir.
Mustafa Kemal demek; Sevr’i paramparça edip Lozan’a imza atarak Emperyalizm’i dize getirmek demektir.
Mustafa Kemal demek; ATATÜRKÇÜ devrim demektir.
Mustafa Kemal demek; Cumhuriyetçilik Milliyetçilik Devletçilik Halkçılık Laiklik Devrimcilik demektir
Mustafa Kemal demek: Çağdaşlaşmak demektir.
Mustafa Kemal demek; Aydınlık hareketi demektir.
Mustafa Kemal demek; Gericiliğe bölücülüğe karanlığa orta çağ zihniyetine dur demektir.
Mustafa Kemal demek; Toprak reformu Hatay demektir
Mustafa kemal demek; Türkiye Cumhuriyeti demektir.
Mustafa Kemal demek; Özgürlük ve Bağımsızlık Benim Karakterimdir demektir.YA İSTİKLAL YA ÖLÜM Diyebilmektir!
Mustafa Kemal demek; Egemenlik verilmez alınır demektir.
Mustafa Kemal demek; Ulusumun bağımsızlığı yolunda canımı vermek benim için vicdan ve namus borcu olsun demektir.
Mustafa Kemal demek; Dinden maddi menfaat temin edenler. İğrenç kimselerdir demektir.
Mustafa Kemal demek; Türkiye Cumhuriyeti şeyhler dervişler müritler meczuplar ülkesi olamaz demektir.
Mustafa Kemal demek; Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye Halkına Türk demektir.
Mustafa Kemal demek; Namus ve Şeref demektir.
Mustafa Kemal demek; Bursa Nutku Gençliğe Hitabe demektir.
Mustafa Kemal demek; Türk milleti Türk Ordusu Türk Vatanı Türk Bayrağı demektir.
Mustafa Kemal demek; Bağımsızlık ve Özgürlük demektir.
Mustafa Kemal demek; Uşak olmayı red ediyorum demektir.
Mustafa Kemal demek; Emperyalizme işbirlikçilerine uşaklarına başkaldırı demektir.
Mustafa Kemal demek; Korkunun ecele faydası yok demektir ve bunu bilmektir.
Mustafa Kemal demek; Korku imparatorluğuna karşı mücadele demektir.
Mustafa Kemal demek; Vatan için bedel ödemek demektir.
Mustafa Kemal demek; Namuslularında namussuzlar kadar cesaretli olması demektir.
Mustafa Kemal demek; UMUT demektir.
Mustafa Kemal demek; Umudun: Cesaret Karar İrade olduğunu bilmek demektir.
Mustafa Kemal demek; İradeni ortaya koymak karar vermek ve cesaretli olmak demektir.
Mustafa Kemal demek; Vahdettin ve Damat Feritlere veya şimdiki uzantılarına karşı gelmek demektir.
Mustafa Kemal demek; Emperyalizmi ve hainleri dize getirmek demektir.
Mustafa kemal demek; Zafer benim başarı benim kurtuluş benim olacak demektir.
Mustafa Kemal demek; Malta Çiğiltepe Silivri Hasdal demektir.
Mustafa Kemal demek; NE MUTLU TÜRKÜM demektir.
Mustafa Kemal demek; YA ÖZGÜR VATAN YA ÖLÜM demektir.
Mustafa kemal demek; MEVZUBAHİS VATAN İSE GERİSİ TEFERRUATTIR demektir.
Mustafa Kemal demek; Hepimiz bir MUSTAFA KEMAL’ iz diyebilmektir.
Mustafa Kemal demek; Onlar gibi Mustafa Kemal ve Kuvay-ı Milliye olmak demektir.
Mustafa Kemal demek; Ay- yıldız kırmızı- beyaz olmak demektir
Mustafa Kemal demek; Her şart altında Mavi gözlü sarı saçlı olmak demektir.
Mustafa Kemal olmak; Zordur ama Mustafa Kemal olmak zoru başarmak demektir.
Mustafa Kemal olmak; O yüzden ATATÜRK olmak demektir.
#BenimAdımAtatürk
Bugün tarih anlatmıyor…
Toprak konuşuyor…
Çanakkale Savaşı dediğin şey;
haritalarda çizilmiş bir cephe değil…
Gençliğin, daha bıyığı terlemeden toprağa emanet edildiği bir yerdir…
Orada kimse kahraman olmak için gitmedi…
Kimse destan yazdığını bilerek ölmedi…
Sadece geri adım atmadılar…
Hepsi bu…
Bir sabah uyandılar ve bir daha akşam olmadı onlar için…
Bir mektup yazdılar, son satırı yarım kaldı…
Birinin cebinden annesinin fotoğrafı çıktı…
Birinin cebinden kurumuş bir ekmek…
Birinin cebinden hiç büyüyememiş bir hayat…
Ve sonra…
Bir ses yükseldi o karanlığın içinden:
Gazi Mustafa Kemal Atatürk
Ama bu bir komutanın sesi değildi sadece…
Bu, dağılmış bir milletin kendine gelme anıydı…
“Ölmek” orada bir son değildi…
Bir çizgiydi…
O çizginin bu tarafında biz kaldık…
Şimdi biz yaşıyoruz diye…
Onlar hiç yaşamamış gibi davranamayız…
Bugün hâlâ nefes alıyorsak…
Bu bir şans değil…
Bir borç…
Ve bazı borçlar vardır…
Ne ödenir…
Ne unutulur…
Farsçadan dilimize giren destan, milletlerin eski çağlardaki mâcerâlarını anlatan büyük manzum hikâyelerdir.
Bugün, çevremizdeki ülkeler, dünyanın dört bir yanından gelen aynı barbarların istilası altında. En son 111 yıl önce bugün, onları tüm görkemli donanmalarıyla Çanakkale’nin sularına gömmüştük.
Umarız tarih, tekerrür eder. Dünyanın en büyük savaş gemileri, bir kez daha denizlerin dibini boylar.
Mustafa Kemal’i Çanakkale’den silme yarışı…
Çanakkale’yi, Gelibolu’yu Kemalyeri’ni, Arıburnu'nu, Conkbayır'ı, Anafartalar'ı coğrafyadan silmeniz gerek.
Bu da yetmez…
İngiliz, Fransız, Avustralya, Alman, Yeni Zelanda ve Amerikan tarihini de yok etmeniz lazım.
Bu da yetmez…
Savaşa katılan binlerce komutanın anılarını nasıl sileceksiniz?
Siz en iyisi oturun ve Atatürk’e dua edin…
Hiç olmazsa sevap kazanırsınız…
https://t.co/qJnk5pZbUE
Çanakkale Savaşları sırasında çekilen bu fotoğrafın altında şöyle yazıyor:
Düşmanın Çanakkale’ye vuku bulan ilk kara taarruzunu defeden kumandanlarımızdan Miralay Mustafa Kemal Bey ile maiyeti erkanından Mehmet Arif Bey. (Bu resim, mumaileyhin harbi takip ettiği sırada alınmıştır) Foto: Aziz Fikret.
(Donanma: Nüsha-i Mahsusa, 11 Kasım 1915, s. 1050)
Sadi Şirazi’den 30 Değerli Söz:
“Gayesiz yaşayanlar, nasipsiz kalırlar.”
“Hepiniz kendi ayıplarınızın hamalısınız. Başkalarının kusurlarını taşımayınız.”
“Kişiye hatası söylenmezse, kabahatini hüner zanneder.”
“Çocuklarımızı kuzu gibi büyütmeyelim ki, ileride koyun gibi güdülmesinler.”
“Fedakârım diye görünmeyin. İyilik edin, görünmeyin.”
“Denize açılma demiyorum. Açılacaksan tufana bile katlan diyorum.”
“Kendi ekmeğini yiyip oturmak, altın kemer bağlayıp bir kişinin karşısında ayakta durmaktan iyidir.”
“Düşmanın en büyük hilesi, dostluğudur.”
“Elalemi ayıplarla anan bir kimsenin, senden de teşekkürle bahsedeceğini zannetme.”
“Ahmağa nasihat edip ders anlatmaya çalışan, kendisi nasihate muhtaçtır.”
“İnsanın ruhunu iki şey karartır: Susulacak yerde konuşmak ve konuşulacak yerde susmak.”
“Ne kadar bilirsen bil, bilmediğin haddince, bence hiçsin.”
“Taht ve taç geçicidir. Hiç gönüllere girdin mi?”
“Kendi halinde olmak güzeldir. Bu kadar hal bilmezin arasında.”
“Soru: Cahil olman değil, kendini âlim sanman.”
“Olgun bir adam dost edinmek istersen eleştir; basit bir adam dost edinmek istersen methet.”
“Ne kadar okursan oku; bilgine yakışır şekilde davranmıyorsan cahilsin demektir.”
“Ermindekileri bağışlamasını bilmeyenler, bir gün bu insanların affına muhtaç olurlar.”
“Kişi bu, alçak dünyaya tenezzül etti mi, bala kapılmış sineğe döner.”
“Her ormanı boş sanma; belki de kuytuluklarında bir kaplan uyuyordur.”
“Gönlünün perişan olmasını istemiyorsan, perişan olanları gönlünden çıkarma.”
“İnsanlarla münasebetin ateşle münasebet gibi olsun. Çok uzaklaşırsan donarsın; çok yaklaşırsan yanarsın.”
“Övdüğünü, tesir etmeyeceğini bildiğin bir kimseye verme ey ahmak! Elinden dizgin kaçırmış olan zavallıya ‘oğlum yavaş sür’ denmez.”
“Tahammül sana önce zehir gibi görünür, fakat tabiatına kök salınca bal kesilir.”
“Kendisinden fazlasıyla iyilik gördüğün kimseye fenalık etmen insanlık değildir.”
“Kendi ahlakını düşmanından dinle; dostun gözünde her yaptığın iyidir.”
“Kötü insan başkasının üzüntüsü ile rahatlayandır.”
“Ne etrafını kıracak kadar sert ne de karşındakilere cesaret verecek kadar yumuşak ol.”
“Doğru söyleyip zincire vurulmak, yalan söyleyerek zincirden kurtulmaktan iyidir.”
“İnsan dilini tutup konuşmadıkça, ayıbı da hüneri de gizli kalır.”
Sadi Şirazi
Celal Şengör, köy enstitülerinin neden kapatıldığını anlatıyor:
"Atatürk ne diyor? Benim arkadaşlarım ufuklarının yettiği yere kadar benimle beraberdiler. Sonra bana karşı oldular."
Topkapı Sarayı'nda Adalet Kulesi var. Onun kapısında "Bir saatlik adalet 70 yıllık ibadetten hayırlıdır" diye adaletin ne kadar önemli olduğunu hatırlatan Hadis-i Şerif yazılıdır.
Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu.
Bize "Geri kalmış" diyenlere tarihin en asil cevabı..
Yıl 1934. Birçok Avrupa ülkesinde kadınların adı bile geçmezken, Anadolu’da kadınlar meclis yoluna çıkmıştı bile. 🇹🇷 İsviçre’nin ancak 1971’de yapabildiğini, biz Atatürk’ün vizyonuyla on yıllar önce başardık.