Özgür Özel'den Hayati Yazıcı açıklaması:
"Normalde iş insanlarının dosyada adı geçtiğinde mal varlıklarına tedbir konuluyor geri gelmesi altı ay sürüyor. Burada ise aradan saatler geçince tedbir kaldırılıyor.
Bu paraya tedbir konması gerekiyorsa herhangi birinde olunca tedbir olsun da Hayati Bey'in oğlunda olunca olmasın mı?
Buradan bu işin ne kadar siyasi olduğu, AK Parti'nin bu işin ne kadar içinde olduğu ortada."
📌AKP Cenahından günlerdir şunu duyuyoruz;
"Ucu nereye giderse gitsin, kime dokunursa dokunsun hesabı sorulacak..."
Ucunun bir yere gitmesine gerek yok. Bakın ucu 2 tane AKP Genel Başkan Yardımcısına dokundu.
1-Fatma Betül Sayan Kaya.
2-Hayati Yazıcı'nın oğlu Mustafa Yazıcı.
Bakın daha işin başı, hiçbir yere gitmedi, sadece 2 kişiye dokundu, hesap soruldu mu?
Her iki isme de dokunuldu mu?
Hayır.
Birisinin parayı iade ettiği söylendi, iade etmediği ortaya çıktı.
Diğerinin malvarlığına tedbir konuldu, 1 saat sonra kaldırıldı.
#çelişkili #soruçok #TeraPortföy #TeraFonMağdurları #tera #1MilyonÇözümDeğil #adamınagöre #fonmağdurları #borsamağdurları #HisseMagdurları #perşembe #AnaParaGüvencesiVerilsin
Özgür Özel, Erdoğan kürsüdeyken TBMM Genel Kurulundan Ayrıldı: "Dinlemeye harcayacak vaktimiz yok"
"Bu vakitten sonra partimize yargı darbesi yapıp partinin Genel Başkanı'nı, yönetimini değiştirip yerine işine gelen bir atama yapan birisini;
Cumhurbaşkanı adayımızı hapse tutan birisini;
daha bu sabah Türkiye Belediyeler Birliği seçimlerini kazanabilmek için suçsuz, günahsız Mersin Belediye Başkanı'na operasyon yapan birisini;
her gün ilçe belediyelerinin belediye meclis üyelerini tehdit ve transfer ederek İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yürümeye çalışan birisini;
fon kriziyle yoksulları soydurtan, buna sessiz kalan, gündem değiştirmek için de yine CHP'ye saldıran birisini dinlemeye harcayacak vaktimiz yok."
Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ile iki belediye başkanı sabah saatlerinde gözaltına alındı.
Seçilmiş belediye başkanlarının, kaçma ya da delil karartma şüphesi bulunmadığı sürece, yasaya uygun şekilde ifadeye davet edilmeleri gerektiğine inanıyoruz.
Kamu zararı olup olmadığı ise Sayıştay denetimleri ve yargılama sonucunda ortaya çıkacak hukuki bir meseledir ve belediyelerdeki hiçbir evrakın kaybolması söz konusu değildir.
Bugün binlerce insanı mağdur eden fon meselesi başta olmak üzere, kamuoyunun yanıt beklediği çok ciddi iddialar ve kamu zararı tartışmaları varken bir kez daha aynı ilkeyi hatırlatıyorum:
Hukuk herkese eşit uygulanmalıdır.
Çünkü adaletin farklı uygulanması, en büyük zararı hukuk sistemimize verir.
YANLIŞ BİR İSTİFA
Asrın Fon Vurgunu'nu soruşturmak için, Devlet Denetleme Kurulu'nu görevlendirilince, Başkan Salih Tanrıkulu, Borsa İstanbul Başkan Vekili görevinden ayrıldı
YANLIŞ
DDK Başkanlığından ayrılmalı
Çünkü Borsa İstanbul'da Başkan Vekili'yken ya görevi ihmal etti, ya liyakatli değildi göremedi, ya göz yumdu.
Şimdi kendi yönetimindeki hataları ve/veya suçu "tarafsız olarak soruşturacak" öyle mi?
İnandırıcı olmaz
SKANDAL DEĞİŞİYOR, SENARYO DEĞİŞMİYOR!
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Asrın Fon Vurgunu’nun 12. gününde nihayet konuştu.
“Çok hızlı karar aldığı” söylenen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin, yüz binlerce yatırımcıyı ve yaklaşık 18 milyar dolarlık fon büyüklüğünü ilgilendiren böylesine büyük bir krize en üst düzeyde cevap vermesi 12 gün sürdü.
Geç kalmalarını bir kenara bırakalım.
Çünkü açıklamayı dinlediğimizde çok tanıdık bir iktidar kriz yönetimi senaryosuyla karşılaştık.
1️⃣ Önce meseleyi küçült.
Olayın ucu iktidara yakın isimlere dokunuyorsa mesele mutlaka “sınırlıdır.”
Cumhurbaşkanı da öyle yaptı:
“Yaşanan sorun fon piyasasının sınırlı bir bölümünde meydana gelmiştir.”
Sınırlı dedikleri mesele ise 131 fonu, 455 binden fazla yatırımcıyı ve yaklaşık 18 milyar doları ilgilendiriyor.
2️⃣ Sonra memleket bir saldırı veya “sınama” altındaymış havası ver.
“Türk sermaye piyasası bu sınamanın üstesinden rahatça gelecek kapasiteye sahiptir.”
İyi de Sayın Cumhurbaşkanı,
Bu sınamayı bize kim yaşattı?
Yabancı güçler mi?
Yatırımcı mı?
Muhalefet mi?
Yoksa yıllardır denetlemekle yükümlü olan kurumlar mı?
3️⃣ Soruyu cevaplamak yerine soruyu soranı suçla.
“Hiç kimsenin ekonomimize zarar vermeye, yatırımcıları tedirgin etmeye hakkı yoktur.”
Yüz binlerce insanın parasının kilitlendiği bir dosyada soru sormak yatırımcıyı tedirgin etmek değil, kamu adına hesap sormaktır. Ekonomiye zarar veren soru soranlar değil, hiçbir zaman da olmadı.
4️⃣ Konu sıkışınca muhalefete dön.
“Biz başkalarına benzemeyiz…”
Arkasından baklava kutuları, belediyeler, muhalefet…
Oysa soru çok basit:
Bu fonlarda ne oldu?
Kim kazandı?
Kim göz yumdu?
Kim denetlemedi?
Bunların cevabını bekliyoruz.
5️⃣ Son perde hep aynı: “Titizlikle inceliyoruz.”
Soruşturmalar yürütülüyor…
Suçlular hesap verecek…
Gerekli düzenlemeler yapılacak…
Bir daha yaşanmayacak…
Türkiye bu cümleleri daha önce çok duydu.
Mesela 2022’deki SPK iddialarında duydu.
Dönemin SPK Başkanı Ali Fuat Taşkesenlioğlu, dönemin AK Parti Milletvekili Zehra Taşkesenlioğlu ve Ünsal Ban’ın isimlerinin geçtiği rüşvet ve sermaye piyasası iddiaları kamuoyunda günlerce tartışıldı; mesele Meclis tutanaklarına kadar girdi. İddiaların bir bölümü ilgili kişilerce reddedildi. Tutuklu yok, ceza yok, aydınlatılan değiştirilen bir şey yok.
Belki o gün sermaye piyasalarındaki bu iddiaların üzerine sonuna kadar gidilseydi, denetim mekanizmaları gerçekten çalıştırılsaydı, bugün yüz binlerce insanın parasının kilitlendiği bu tabloyu konuşmuyor olacaktık.
Mesele tam olarak budur.
Skandallar değişiyor.
Rakamlar büyüyor.
Mağdurlar çoğalıyor.
Ama iktidarın açıklaması hiç değişmiyor:
Önce küçült.
Sonra “sınama” de.
Soru soranı suçla.
Muhalefeti işaret et.
En sonunda da “titizlikle araştırıyoruz” de.
Biz bu filmi çok izledik.
Bu defa millet açıklama değil, cevap bekliyor.
Kim yaptı?
Kim korudu?
Kim denetlemedi?
Kim kazandı?
Ve en önemlisi: Siyasi ayağında kimler var?
"Bir Bakan Cuma günü istifa edecek" paylaşımı nedeniyle Cumayı Cumartesiye bağlayan gece gazeteci Ali Tarakçı'nın evinde arama yapan, bilgisayar ve telefonlarına el koyan ve onu kelepçeleyerek Sincan Cezaevine atan adalet, Fatma Betül Sayan'ı ifadeye bile çağırmayalı 5 gün oldu.
Ümit Özdağ: "Şimdi Fatma Betül Sayan'ın 2.2 milyar TL'yi ödediği söyleniyor. Kim söylüyor arkadaşlar?
Burada 20 tane gazeteci var. Bu 20 gazeteciden birisi şu makam söyledi desin, ben de bütün Türkiye'ye duyurayım. Bilmiyorsunuz, değil mi?
Bakın, ilk Ekonomim'de çıkıyor, belirtiliyor. Kaynak yok. Sonra herkes orayı referans alıyor.
Peki, bu para nereye ödendi? O da yok. Hazineye yatırıldığına dair belge olması lazım. Onu gördük mü? Hayır, görmedik.
Ayrıca iki katının ödenmesi lazım. Yani 4,4 ödenmesi lazım. Bundan da hiç bahsedilmiyor."
Diş hastaneleri ile ilgili şikayetler bitmiyor.
İstanbul'da çocuğunun diş tedavisi randevu alan baba, doktorların “biz yapamayız” demesine tepki gösterdi:
"Devletin ağız ve diş hastanesine geldim. Randevu aldım, çocuğumu getirdim tedavi için.
Doktorlar “çocuğunun dişini biz yapamayız, üniversite hastanesine randevu alacaksın” dedi.
Dedim ki: Hocam, sizin yapamadığınızı bir apartmanda küçücük dairede bir tane kadın diş hekimi yapıyor.
“Bizim imkânlarımız kısıtlı” diyor.
İmkânın kısıtlıysa niye randevu veriyorsun? Tedavi etmiyorsun, vatandaşı mağdur ediyorsun."
Polisiye sevenler bilir.
Sherlock Holmes bir soruşturmayı, bekçi köpeğinin havlamaması bulgusuyla çözer. (Silver Blaze)
Köpek havlamadığına göre katil tanıdıktır.
Bu durumu fon krizine de uyarlayabiliriz.
Denetleyici, düzenleyici kurumlara İngilizce'de 'bekçi köpeği (watchdog)' denir.
Bu kurumlar bir sorun gördüklerinde havlayarak alarm verirler.
Fon vurgunu devam ederken Türkiye'deki düzenleyici ve denetleyici kurumlar da harekete geçmemiştir (yani havlamamışlardır)
Çünkü hırsız tanıdıktır.
Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ve arkadaşlarını gözaltına almışlar.
Seçer, muhtemelen Türkiye’nin en başarılı belediye başkanıydı.
Hiçbir başarı cezasız kalmaz AKP rejiminde.
Özel'den Erdoğan'a 'Fatma Betül Sayan Kaya' yanıtı:
◼️Kameraların karşısına geçmiş, kendileri aslında çok iyiymiş de elinde büyüyen Fatma Hanım nefsine yenik düşmüş! Nefsine uyup da ne yapmış? Fazla değil sadece milletin cebinden 367 daire parası çalmış!
◼️Fırından bir ekmek çalan hapse girecek, bir tepsi baklavaya nefsine uyan hapse girecek, 2 milyar 200 milyonu götüren 'nefsine uymuş' olacak! İşte AK Parti'nin kara düzeni budur.
"MİLYONLAR ARTIK 'HÜKÜMET İSTİFA' DEMELİ"
YENİ Partili Deniz Yavuzyılmaz:
◼️"455 bin fon mağduru vatandaşımız, aynı zamanda da bu süreç nedeniyle borsada kayıplar yaşayan milyonlarca vatandaşımız artık hep birlikte ‘hükümet istifa’ demelidir. Bu demokratik bir tepkidir."
◼️"İnsanlar neticede AKP tarafından tuzağa düşürüldüler. O nedenle de bu konuyla ilgili hep birlikte ayağa kalkarak AKP'yi iktidardan göndermek zorundayız. Aksi takdirde sorunu zaten yaratan AKP sorunu çözmeyecektir."
29.09.26
Sevgili Deniz Göktaş,
Öncelikle tahliyene çok çok sevindim. Beraber bir arada dönme hayalini, bugün haberlerde senden duymak beni çok duygulandırdı ve sevinçten ağlattı.
Şuna güveniyorum;
“Ekmeğin yanında gelen poğaça”nın yarattığı duyguyu anlayacak sayılı kişilerden biriyim :)
Özgür günlerde, bunun muhabbetlnl yapmak istersen ki; ben çok isterim şimdiden söyleyeyim.
Sevgi ve selamlarımla.
Sinem Dedetaş
Foncunun 2 milyarcık karını iade ettiği söyleniyor.
Eee?
İBB Bursuyla okuyan bir “kamu görevlisi” o fona yatıracak 163 milyon TL’yi nereden bulmuş?
Bu fona girmesine ve tam da çiçek gibi zamanda çıkmasına dair engin(!) öngörüyü nasıl edinmiş?
Sadece etkin pişmanlıktan yararlanmak için bile ödemesi gereken artı 2 milyarı da ayrıca yatırmış mı!?
Banka soyan biri yakalanınca çaldığı parayı savcılığa teslim edip elini kolunu sallayarak çıkıp gidebilir mi mesela?!
Bu mudur?!