Bazı fanatik aklı evveller bir haftadır Sovyetler ile Türkiye Cumhuriyeti'ni kıyas etmekte. İşsizler ve üstelik ekseriyetle sözelciler. Bu sebeple muhakeme edememeleri normaldir.
Sıkça dile getiririm; 1920 senesinde Türkiye'ye New York'tan yahut Rusya'nın Odessa limanından buğday getirmek, Anadolu içlerinden Ankara veya Konya'dan buğday getirmekten daha ucuzdu. Bunun sebebi her şeyden önce lojistik hatların yetersizliği idi. Unutmayınız, Gazi Paşa ve arkadaşları yabancı emperyalizme ve yabancı kapitalizme karşın mücadele vermişlerdir. Keza 1914 senesinde Rusya'da geniş coğrafyaya yayılan ve sanayi merkezlerini, limanları birbirine bağlayan 71000 ile 75000km demiryolu ağına karşılık genç Cumhuriyet'te Osmanlı'dan kalma demiryolları 3600 ile 4000km civarında idi. Üstelik bu kısıtlı hatların %68'i Almanlara, büyük bir bölümü ise İngiliz ve Fransızlara aitti. Bu hatlar öyle iç pazarı entegre etmek için değil, yabancı sermayenin çıkardığı madenleri ve tarım ürünlerini en kısa yoldan limanlara indirmesi için tasarlanmıştı. Yani İç Anadolu ile Marmara bölgesi arasında ulusal, birbirine bağlı bir lojistik ağ yoktu. Aksine içeride ulaşım kağnılar ve develer ile yapılıyordu. Sovyetler, dünyanın dördüncü büyük sanayisini; yıllık 36 milyon ton kömür üretimini ve 3 milyon kalifiye işçiyi devralırken, genç Cumhuriyet ise %85'i yabancı sermayeye ait, ilkel üretim yöntemlerine sahip küçük tekstil ve gıda atölyelerini devralmıştır. Üstelik nüfusu yalnızca 13 milyondu ve bu nüfusun büyük bir çoğunluğu savaş ile sıtma nedeniyle iş göremez hale gelmişti. Ne şartlarımız ne de mücadelemiz aynıydı.
Sovyetler bugün tarihin tozlu raflarında, yahut sizlerin tozpembe düşlerinde yerini almışken, Türkiye Cumhuriyeti'nde okuma yazma bilmeyen köylü dedelerin torunları hala mühendis, doktor yahut memur olabilmektedir. Tarihte hiçbir devlet yoktur ki daima müreffeh olsun. Cumhuriyet bugün değilse de bir gün muhakkak müreffeh olacaktır.
Sayelerinde her Türk erkeğinin içindeki “kendi beyliğini kurma” ihtirasını dindirebildik. Er meydanlarında nice zaferler kazandık, yalçın kaleler fethettik, kutlu sancağımızın nurunu uzak diyarlara taşıdık. Emeğiyle bu efsaneleri mümkün kılan hanımefendinin ruhu şâd olsun.
- varlık verginizi vermemişsiniz
+ ama bu çok saçma sadece varolduğum için vergi vermek delilik
- ya vergini verirsin ya da alırız
+ bu tam anlamıyla zulüm
- osmanlının kaymağını yiyenler bir gün Cumhuriyete bunun vergisini vermeli
+ ...
- HEIL ATATÜRK
Yalılara bakınca asabım bozuluyor. Benim atam 100 yıl öncesine ait bir tek taş dahi bırakamamış bana, ki tezekten inşa edilen yapı ne güne duracak, ama bu yoksulluğa rağmen birileri köşk, yalı, saray demeden sefa sürmüş durmuş. Dara düşünce de unuttukları Anadolu halkını savaşa çağırmışlar.
Allah'ta bu düzeni ve azametlerini başlarına yıkan Gazi Paşa ve silah arkadaşlarından razı olsun.
"Türk'ün kanındaki güç, Motun Yabgu'dan (Mete), Attila'dan, Bumın'dan, Bilge'den, Kür Şad'dan, Alp Arslan'dan, Cengiz'den, Timur'dan, Süleymân'dan Mustafâ Kemâl'e uzanmıştır. Yâni Gâzî Mustafâ Kemâl Paşa, târihin kağanlarından, başbuğlarından el almıştır. Ancak bir farkla...
Atatürk, Türklüğün öldüğünün, damarındaki kanın kuruduğunun, târihin başbuğlarının hayâle dönüştüğünün sanıldığı bir çağda var olmuştur. Kemâl, Enver ve daha niceleri, işte bu, kanın, bir sel gibi kıyâmete kadar çağlayacağını gösterdiler. Dolayısıyla Samsun'a çıkış, sâdece bir adım değil, kuruduğu sanılan nehrin çağlayışıdır.
Düne, bugüne ve yarına bir meydan okumadır. Dün, bugün ve her dâim..."
Gençlerin politik olması istenmiyor çünkü hiçbir hükümet, bilinçli nesil karşısında ayakta kalamaz.
Bilinçli olacağız, gündemi takip edeceğiz, çok okuyacağız ve siyasilerin bizi kontrol etmesine izin vermeyeceğiz.
Bu düzeni eleştirdiğimiz gibi bu düzeni yıkamayanları da eleştireceğiz.
Siyasetin yaş ortalamasını düşürmek zorundayız.
Türk gençliği öfkesini diri tutarak bunları başaracak. Ulu Önderi’ne verdiği sözü tutacak.
Ne sağ kaldı ne sol. Türk gençliği, geçmişin hatalarını üstlenmeyecek.
Elimizde bir vatan kaldı, bir de ona düşman olanlar. Yolumuz, Başbuğ Atatürk’ün yoludur.
Dedeleri Türk olduğu için Makedon eşkiyaların baskısından kaçıp Türkiye'ye gelmiş birinin torunu bunu mu yapar?
Bu arada videosunu çektiği yer tam olarak Türk ve Arnavut mahallesinin karşısında ful Makedonların yaşadığı yer.
İnsan Türk çarşısından paylaşım yapar. Tam eziklik.
Bu alçak vatan hainlerini tüm toplumsal olaylardan temizlediğimiz gün bir şeyler başarabileceğiz.
Bir suçlu da bu yürüyüşlere katılıp bu propagandanın yapılmasına göz yumanlardır.
Üzülerek belirtmeliyiz ki; “Türk kadını burada” pankartımızdan rahatsız olanlar sadece bölücüler değildi.
“Cihangir solcusu” olarak tabir edebileceğimiz ekip de rahatsız olmuştu; ancak Apo resimlerine seslerini çıkarmıyor, “Ayrıştırıcı değil, birleştirici olmalıyız” diyorlar.
Bizim gözümüzde bu iki grup da aynı kefededir; her ikisiyle de aynı şekilde mücadele edilmelidir.
Yetiş akbaba kardeşim, yetiş!
Aman daha bedenler soğumadan sen de yetiş! Bedava sermaye gözünün önünde gidiyor, yetiş!
Diziler suçlu, oyunlar suçlu, benim sevmediğim adamlar suçlu. Şunu yasaklayın bunu tutuklayın, aman afilli sözlerimi kaçırmayın. Favlar, rt'ler ve alkışlar sonunda 48 saatte unutulacak çocuklar.
Bir bakmışsın şimdi okula gitmekten korkan çocukla öğretmenin haklı korkusu, ünlülerin çetelesini tutan magazin sayfasının, twitter'da adalet dağıtan futbol tayfanın, üç beş sosyal medya şaklabanının sermayesi olmuş. Yetiştin mi?
Oğlum bu medyada - ama sosyal ama ana akım - yüzde doksanı için ölünüzün ya da dirinizin beş kuruş değeri yok, bunu bilin. Bunlara göre ölseniz kullanılacak ahval, yaşarken kullanışlı aptalsınız.
Garibanlar bir de laf anlatmaya çalışıyor "O öyle değil! Yanlış bilgi!" diye. Yahu sence önemi var mı? Onun kafasında çark çok basit dönüyor, empati boşa yer kaplıyor. Çıkarılması gereken bir yasa vardı, bu da iyi denk geldi kaçırmamak lazım. Gir oğlum altyazıyı mevlüt, gir VTR'de PUBG'yi! "Abi burnun kanıyor!" Ha bir saniye.
Ne demiştik?
Genç nesil neden böyle oldu? Dizi mi, film mi, oyun mu?
Ona şimdi geliriz de - senin kuşağın baldızına tecavüz etmeyi, adam öldürüp ceset kaldırmasını, 80'de birbirini, 90'da milleti vurmasını nerden gördü? Hangi filmden diziden gördü? Yoksa canlı canlı çatışmadan yayın yapan Reha Muhtar'dan mı izledin, canlı yayında kadın dövme tutorialı yapan İbo'dan mı?
Dizi film mi? Ulan senin etik kuralları sorgulayan, ciddi ciddi suç-dramı içeren bir tane işin var mı? Bıraktın mı? Belki de bırakmalıydın? Kırmızı Çizgisi olmayan, iyi adam olmayan bir tane "mafya" karakter mi var? Zaten kamu spotu senin TV!
Ne yani şimdi Çağatay Ulusoy'un sikindirik dizisinde silah sıkılınca şiddet eşiği aşılmadı mı? Benim oğlan bundan etkilenmedi mi?
Bak eşek kardeşim, senin oğlan Çağatay Ulusoy'a götüyle gülüyordur. Çünkü bu ülkede 2013'lerden sonra bir nesil İŞİD infaz Videoları, kafa kesen Meksiksa Kartelleri Videolarıyla büyüdü, kare kare ezberledi. Yakılan iki askerin videosunu nokta nokta bir nesil tekrar tekrar izledi. Ben eşek kadar adamım, o Suriye İç Savaş döneminde bir öğrenci grubuna "ne bu ne izliyorsunuz?" dediğimde bana gülerek tankla üzerinden geçilen bir adamın infaz videosunu izlettiler. Onlar için normaldi bile, ben 1 ay yemek yiyemedim. 10 yıl oldu hala aklıma gelir. Ne dizisi dangalak, ne anlatıyorsun sen? Medya hiç bu kadar oto sansürlü olmadı! O yüzden her eski kesitte şoke oluyorsun, bu zamanında nasıl yayınlandı diye!
Sen 90'larda nasıl travmatize olmuşsan kendine bir hayal dünyası yaratmışsın, bir nesil de onda büyüsün istiyorsun ama o kadar ilgisiz ve isteksizsin ki, onu da başkaları üstlensin istiyorsun.
Benim oğlan neden senin diziyi izliyor, hesap ver!
Bilmem abi, gerçekten mesela neden? İzliyor ve de etkilenecek kafa yapısına nasıl sahip oluyor? Bu çocuğun hiç mi rol modeli yok da benim kurgusal karakterimi rol model alıyor? Yani diyorum ki yavşak herif, bu çocuk buraya gelene kadar sen neredeydin anası babası olarak?
Ne oldu sustun? Tabletlerle büyütülen bebekler yetişkin mi oldu? Yoksa ne yapacağını mı bilmiyorsun? Bunca yıl yarış atı gibi davrandığın çocuğuna, şimdi fakire sadaka verir gibi sahte ilgi alaka mı vereceksin, kontrol etmek için? Bu daha da beter, daha da iğrenç.
Okul katliamcılarının hepsi insanlıktan nefret eden, ömürleri boyunca sevilmemekten bahseden tipler. Ortak özellik. Orada hiç dizi film yok. Senin suni baskı ve kontrol girişimlerin sevgi gösterisi değil, çocuğun da bunu ayırt edecek zekada. E unutma, senin yaşındayken şöyle ederdim yapardım diyorsun ya? Oradan yola çık, kafası nelere basıyor.
Dizilerde değil; Aynı sofrada oturmayan aileler, kentsel dönüşümle ölen mahalleler, hal hatır sormayan büyükler, akran zorbalığı, güzellik idealleri, gelecek kaygısında, daha kafada kendisi çocukken ebeveyn olanlarda arayacaksın.
Yasaklarmış. Sorun sence şiddet nasıl uygulanabilir görmesi mi, şiddet uygulayacak birisi olması mı?
Arkadaki vagonun üstünde yazan CFOA "Chemins de Fer Ottomans d'Anatolie" kısaltması. Yani Osmanlı Anadolu Demiryolları'nın Fransızcası.
Birinci Dünya Savaşı'na kadar Fransızlar Osmanlı topraklarındaki demiryollarının %80'inin işletme hakkına sahiptiler. Adında "Osmanlı" yazsa da, bu da o Fransız şirketlerinden biri.
Genç cumhuriyet bir de bu asalaklardan kurtulmakla uğraştı. Lozan'da kapitülasyonları kaldırttık, evet ama uluslararası hukuk gereğince "tüm haklarını bırak git" de denemiyordu. Elde avuçta para olmayınca bütün bu yabancı şirketlerin millileştirilmesi yıllar sürdü.