Bağımsız Maden İş Sendikası Genel Başkanı Gökay Çakır ve Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu'nun tutuklanması, Saray'ın madenciyle patron arasında kimin safını tuttuğunu bir kez daha gösterdi. Yandaş yargının bu kararına şaşırmadık ama burada biter zanneden patronu ve iktidarı şaşırtacağız.
Direnen sendikacılar derhal serbest bırakılsın!
Memleketin kaosu içinde sevgili Emrah (@EmrahKaracaytip ) ve yoldaşlarımızın gerçekleştirdiği Samandağ (@samandagbel ) mucizesini yeterince paylaşamıyoruz ama memleketin bir ucunda büyük imkansızlıklar içinde ilmek ilmek binbir emekle yeniden kurulan bir yaşam olduğunu bilmenizi isterim.
Zonguldak ve Düzce'de Kürt mevsimlik işçilere yapılan faşist saldırıları lanetliyoruz. Hakkını vermek istemediği işçilerin etnik kökenini saldırı malzemesi haline getirenler, bu ülkenin barış içerisinde ve kardeşçe bir arada yaşama iradesine kastetmektedir.
Alçak faşist saldırıların failleri ve azmettiricileri derhal yakalanmalı ve cezalandırılmalıdır!
TİP 2026 Yaz Yönetici ve Genç Kadro Kamplarımızı Düzenledik
Partimizin 10. kuruluş yıl dönümü yaklaşırken emekçilerin kara düzene karşı eşitlik ve özgürlük kavgasını büyütecek; kararlı, kuvvetli, örgütlü bir parti haline gelme hedefiyle yürüyoruz.
➡️https://t.co/wPq7F8ZcU4
İstanbul Milletvekilimiz Ahmet Şık, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen çerçeve yasaya ilişkin olarak partimizin görüşlerini dile getirdi:
"Barışın gerçek güvencesi kanunların herkese eşit uygulandığı bir hukuk düzeninde gerçek bir yüzleşme ve onarıcı adalettir. Ve o düzen olmadan hiçbir yasa kendi başına güvence değildir. Bu yüzden dayatılan teklife ‘Kürt meselesinin kök yasası’ demek, ‘demokratikleşme’ diye sunmak abartılı bir iddiadan ibaret.
Devletle örgüt arasında bir tür fesihle beraber kısmi ve özel bir affı içeren bu mütareke metnine, iktidar mahfilleri dışında kalanlarca verilecek evet oyu sizlere duyulan güvenden değil. Niyet, ciddiyet ve samimiyet konusunda güven yaratmasa da savaşın sürmesine razı olmadığımızdan, her kim olursa olsun tek bir çocuğun daha ölmemesi ihtimalini ciddiye aldığımızdandır. Bizim evetimiz tasarının eksiklerini örten bir onay değil; ödenen bedellere, kuşaktan kuşağa taşınan dayanışma ve barış iradesine duyduğumuz sorumluluğun ifadesidir.”
Yargı sopasıyla halkı sindiremeyeceksiniz!
Ülkedeki adaletsizliklerle ilgilenmek yerine Parti Sözcümüz Sera Kadıgil hakkında pazar akşamı soruşturma başlatan ve bunu da sosyal medyadan duyuran yargı mekanizması, sosyal medyada “cadı avı” yapmak yerine sorumluluklarını yerine getirmelidir.
BM’nin "güvenli bölge" ilan ettiği bir bölgede, emperyalist güçlerin desteğiyle gerçekleştirilen Srebrenitsa Soykırımı'nın 31. yıl dönümünde katledilen Boşnak kardeşlerimizi saygıyla anıyorum.
Emekçilerin barış ve huzur içinde yaşadığı bir dünya için mücadelemizi sürdüreceğiz.
“Ve yırtılmış bir tül gibi
Savrulup duruyor zaman.”
Gençliğimin, benliğimin şairi… Gözyaşım durmuyor. Yattığın yer incitmesin. Işıklar yoldaşın olsun.
https://t.co/MkNF73z9T2
Ahmet Telli… Aşkımın, hasretimin, yasımın, kavgamın şairi… Dizelerini yere göğe sığdıramadığım, kitaplarını yüz değil bin kere okuduğum, yıpranmaktan biçare ettiğim yegane insan…
“Gidersen yıkılır bu kent, kuşlar da gider.”
Gittin. Şimdi kim sular fesleğenleri? Kuşlar nereye sığınır akşam olunca? Şimdi kim anlar derdimden?
Hayatıyla ve şiiriyle hakikat ve özgürlük yalvacı olarak yaşamış, usta şair Ahmet Telli’yi kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyiz. Dizeleri bütün vicdanlı insanların sesinde ve ruhunda yaşayacak. Edebiyatın, gelecek umuduyla yaşadığımız hayatın, bütün sevenlerinin başı sağ olsun.
Katillere kırmızı halılar serilip, sosyalistlere yönelik tutuklama tehditlerini kabul etmiyoruz.
Gözaltına alınan ve tutuklanan herkes derhal serbest bırakılmalıdır.
Ankara’da NATO ve silah baronlarının gerçekleştirdiği haysiyetsizlik zirvesine geçit vermeyeceğiz! Dün 6. Filo’yu, Irak Tezkeresi oyununu def ettik. Ne bugün ne de bugünden sonra geri adım atmayacağız. İran’da çocuk katleden, Filistin’de hastane bombalayan katilleri istemiyoruz!
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
Bu ülke NATO karargahı, emperyalizmin ileri karakolu olmayacak!
Ne saraya ne savaş baronlarına geçit vermeyeceğiz. Bağımsızlığımız bu ülkenin emekçilerinin, gençlerinin, kadınlarının kanıyla kazanıldı. Onurumuzu kirli hesaplarınıza teslim etmeyeceğiz!