“İçimde çok büyük bir ağlamak var. Bir ağacın altında oturarak hem kendime hem bütün insanlara hem börtü böceğe kurda kuşa. Bin yıllık gözyaşıyla ağlamak istiyorum.”
Gel şimdi bu gerizekalıya 3 ay tatil diye olmadığını,1 Temmuz ile 1 Eylül arasında iki ay tatil olduğunu,her devlet memurunun zaten 1 ay yıllık izin hakkı olduğunu,dönem içindeki hafta sonu sınavlarını,veli toplantılarını, hizmet içi kurslarını,resmi bayramları vb. anlat bakalım!
Öğretmen sevmezlerin sayısı mı arttı, daha mı görünür oldular bilemiyorum ama yoksulluk sınırının altında maaş aldığı için tepki veren öğretmenlerin paylaşımlarına gelen yorumlar, geleceğe dair umutları azaltıyor.
Not:Eğitime değer vermeyen toplumların sonu hep hüsrandır tarihte.
Şu telefonla konuşmayı sevmeme olayını herkes artık bir kabullenebilir mi?
#Anksiyete hastası olarak telefonla konuşmak benim için sadece bir kaygı sebebi ve konfor alanımdan çıkmaya çalışırken insanlar bir şekilde bunun üzerine gidince daha iyi olmuyorum, sadece kaçıyorum.
"Ölüm bir eve girince, sağ kalanları da biraz öldürüyor." diyor Peyami Safa. Bunun ne demek olduğunu en iyi, bir yakınını evden tabutuyla çıkartılırken görmüşler bilir. Allah hepimizi şu duyguyu çaresizce yaşamaktan esirgesin."
Bunu okulunda ve çevresinde sessiz sakin diye anılmış ve böyle anılmaktan hala haz etmeyen bir insan olan benden, bir öğretmenden, naçizane bir öneri olarak alınmasını isterim.
İçe dönük olmakla içine kapanık olmayı karıştıran muazzam büyük bir kitle var. İlkokul, ortaokul, lise ve üniversite boyunca sessiz içine kapanık öğrenci olarak anıldım. Hatta - bunu alınmış olarak söylemiyorum- lise yıllığımın mizah sayfasında bu sessizliğim konu oldu.
Çünkü aslında içinde bir cevher olabilir. Hatta iyi ki sessizmişim ki şimdi öyle öğrencilerime nasıl davranacağımı iyi biliyorum. Demem o ki içe dönük insanlar hemen utangaç, sessiz, konuşmuyor diye damgalanmasın. Onlar anlaşılmaya çalışılsın.