İmamoğlu'nu susturmak için verilen söz süresini şöyle açıklayalım. Avukatları hiçbir savunma yapmasa, hakim ve savcı dahil herhangi bir soru sorulmasa, kendisi yargılamanın geneli hakkında hiç konuşmasa, herhangi bir giriş, su arası, yemek arası, sohbet arası vermezse suçlandığı olay başına 3 dakika savunma hakkı verilmek isteniyor.
Bugün hukuk tarihimizde, adalet için en utanç verici günlerden birini yaşıyoruz.
Göz göre göre, Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’nun savunma hakkı gasp edildi.
Ekrem Başkanımız kendini savunmak istediğinde, salondan çıkarıldı, konuşması tamamen engellendi.
9 Mart 2026 tarihinde kendini savunmak istediğinde izin verilmemişti.
4 aydır kendini savunacağı günü bekleyen İmamoğlu’nun bir buçuk gün gibi kısa bir sürede kendini savunması isteniyor.
Kendini tüm detaylarıyla savunmak isteyen İmamoğlu’na konuşma hakkı verilmiyor. Kendisinin tam tersi beyanına rağmen “susma hakkını kullandı” denilerek savunma hakkı gasp ediliyor.
Altını çiziyoruz: Ekrem Başkanımız susma hakkını değil, en doğal vatandaşlık hakkı olan savunma hakkını kullanmak istiyor.
Okunması bile günler süren 4 bin sayfalık iddianameye, bir buçuk günde cevap verilemez.
Tutuklu geçen 476 günün ardından, kimsenin sesi böyle kısılamaz.
Cumhurbaşkanı adayımız İmamoğlu, tarihimizde düşmana bile uygulanmamış adaletsizliklere maruz bırakılıyor.
Biz tüm bu adaletsizliklere ve zulme boyun eğmedik, eğmeyeceğiz.
Yaşatılan hukuksuzlukları her yerde anlatmaya devam edeceğiz.
Pes etmeyeceğiz, yılmayacağız, mutlaka kazanacağız!
19 Mart sonrası değişim umuduyla CHP’ye üye olmuş, bugüne kadar CHP seçmeni olsa da siyasi ağlardan uzak durmuş yurttaşlar; çağrımız size. Vakit yeni bir siyasi hareketi birlikte inşa etme vakti. İnternet sitemize girin, tanışma forumuzu doldurun, yol arkadaşları olalım!
İkinci gösterim Ölü Deniz, bugün 20:00’da, youtube kanalımda yayında.
Harbiye’de çektik, 90 dakika, olduğu gibi, size emanet. sevgiler.
tam şurada olacak: https://t.co/uynn4dJQL5
Muharrem İnce aradı, paylaşımıma bozulduğunu söyledi.
“Hep bağcıyı dövmek değil üzüm yemek gerekiyor. Bir telefonda Kemal bey diğer telefonda Özgür bey, ben partiyi korumaya çalışıyorum. Bu kardeş kavgasıdır.” Dedi.
Kendisine göre haklı olabilir.
Bir gazeteci olarak; meselenin “kardeş kavgası”na indirgenmesini, tarihi hata olarak buluyorum.
Özgür Özel ve değişimcileri bastırmaktır bu düpedüz.
Öte yandan bu krizin yönetimi, seçim gecesi ortadan kaybolan Muharrem İnce’ye kaldıysa, şimdiden geçmiş olsun dileklerimi iletmek isterim.
Ya da kendisinin dediği gibi; “hoşgeldin, güle güle!”
Partimizde herhangi bir diyalog zeminine gerek yoktur. Parti hukukumuz yani tüzüğümüz açıktır. Parti hukukunun dışına asla çıkılamaz! Tedbir kararı olağanüstü kurultay yapmamıza engel değildir.
Partimiz 103 yıllık tarihinin en ağır günlerini yaşıyor. Parti olarak olağanüstü zamanlardan geçiyoruz ve bu olağanüstü sorunların çözümü "olağanüstü" kurultayı toplamaktan geçer. Bunun için partimizde yeterli imza toplandı. Olağanüstü kurultay talebi göz ardı edilemez, uygulanmamazlık yapılamaz!
Partimiz bir çukurun içine itilmiştir ve bu çukurdan çıkışın tek yolu olağanüstü kurultaydır. Olağanüstü kurultaya gitmeme gerekçeleri asla kabul edilemez.
Siz bakmayın Özgür Özel şunu yanlış yaptı bunu yanlış yaptı diye yumuşak sedirinde kıçından ahkam kesenlere. Özgür Özel tek başına müthiş bir demokrasi mücadelesi veriyor. Genel merkezden çıkması bile partiyi korumak için yaptığı bir hamle parti binasına polis yollayan utanmazlara karşı bir CHP lilik gösterisi.