hemingway şöyle der: "yetişkinlikte öğrendiğim en zor ders şuydu: içim paramparça olsa da, yürümeye devam etmekten başka çarem yoktu." çünkü hayat, yaralarımız iyileşene kadar beklemez. büyümek, acının dinmesi değil; acıya rağmen yürüyebilmektir.
Gerçekten kendimize mi teşekkür edelim her fırsatta? İnsan hep en büyük minnettarlığı aynada gördüğüne duyarsa bu neye hizmet eder? Kendi kıymetini bilmeye mi, kibre mi?
Bir mükemmeliyetçilik illüzyonuna kapılmışsınız. Halihazırda hiç yapmadığınız şeylere başlarken çok yüksek hedefler belirliyorsunuz.
Aslında iyi bir başlangıç "dalga geçiyorsun herhalde" denilecek standartlarla belirlenir :)
O sırada ihh nın bir hayır için yapılan bağışı kendi adına kullanmayı bırak, ihtiyaç olan başka bir hayır için bile kullanmayıp direkt yerine ulaştırması 🫠❤���
Yaşamak yarışmak değil, birilerinin önüne geçme gayesine,birilerinden geride kaldım endişesine lüzum yok bu yüzden. Dünyadan sadece bir kez geçtiğimizi,sadece bir kez öldüğümüzü, geri kalan her gün yaşadığımızı,günlere hayat katmanın anlamlı olduğunu hatırlamaya ihtiyacımız var🌱
Bilinçli bir şekilde, farkında olarak Müslümanca yaşamaya çabalamanın, olaylara bir tepki verecekken bir Müslümanın bunu nasıl yapması gerektiğini düşünerek hareket etmenin beni daha iyi biri yapmasını seviyorum..
Popüler kültür ve medya şiddeti metalaştırıyor, bu da gençlerin çatışma çözme becerilerini azaltıyor. Konuşmak, dinlemek veya anlamaya çalışmak yerine bilgisayar oyunu oynar gibi şiddete yöneliyor dürtü kontrol sorunu olan gençler.
Şiddet vakalarının çoğunun arkasında, fark edilmeyen veya kaynak yetersizliği nedeniyle müdahale edilemeyen ruh sağlığı sorunları var. Öğrencilerimize öfke yönetimi ve empati eğitiminin müfredatın bir parçası olarak verilmesi şart. Ayrıca sosyal hizmeti yaygınlaştırmalıyız, sorunlu gençleri tek tek tespit eden ve aileleri ile yakın iş birliği içinde çalışan sosyal hizmet sistemini okula entegre edebilmeliyiz.
‘Gücü gücü yetene’ dünyasında kimse güvende değildir.
Yaşamak esas böyle olunca yaşamak belki de. İnsanız ve yalnızlık güzellemesi ne kadar büyüleyici gelse de buz gibi bir gerçeğimiz olarak; birbirimizin varlığına, sıcak ve samimi ilişkilere ihtiyacımız var.
Bence🌱
#penguen
Herkes bu konuda aynı iddiaya nasıl bu kadar ikna bilemiyorum. Ama belki de hayatı gerçek bir hikaye yapan tek başınalık değil ötekilerin varlığıdır.. Belki de esas birlikte yürümeye devam edenler hayatı yaşayanlardır: Mutlu anlarında gözlerine karşılık sevinçli gözler görerek+++
derin bir hüznün içindeyken ağlayacak bir omuz bularak, düştüğünde onu kaldırmak için uzanmış bir elin varlığına tutunarak, korktuğunda onu yüreklendirecek birine sahip olarak birer hikayeye sahip olmuyor muyuz?++
Gelecek eskiden bir güvence alanıydı, bugün daha çok bir risk alanı gibi. “Bugün çabalarsam gelecekte karşılığını alırım” inancı yara aldı.
Hayal edebilme zorluğu. Gelecek yorgunluğu. Şimdiye ve geçmişe sıkıştık. Her şey dün gibi, aynı. Gelecek bir türlü gelmiyor.
Modern ruhun bir semptomu: Bolluk çağında kıtlık hissi. Ama iyi haber: Farkına varmak, direnç inşa etmenin başlangıcı.
Sessiz bir inatla direnmeliyiz. Yüz yüze, göz göze konuşmalıyız. Odaklanmayı, dikkati geri kazanmalıyız. Elimizdeki ‘akıllı’ telefonu usulca yere bırakmalıyız.
Yürümeli, konuşmalı, ırmakları ve ağaçları seyretmeliyiz.
Her gün bölünmemiş bir dikkatle bir saat okumalı, sevdiklerimizle ekransız sohbet etmeliyiz.
Hayal etmek, geleceği çağırmaktır.
Ormangülüm, sert rüzgarlarda yaprakları sallanıp duran ama fırtınaya rağmen varlığını koruyabilen bir çiçekte kendinden ne çok şey bulursun, bilsen. 🖋️
https://t.co/77y7ZqpbrQ