Remember, no one in your life is perfect. Stop expecting them to be perfect. There’s no such thing. Such people don’t exist.
You’re setting yourself up for a huge disappointment if you expect perfection.
We are all humans & we make mistakes. Accept it & you’ll be a lot happier!
Kadınlara dönük her türlü aşağılayıcı söylemi kınıyoruz.
Kadınlarla ilgili söylemlerin saygılı, özenli ve nitelikli bir yaklaşıma sahip olması esastır.
Toplumumuzun hiçbir kesiminin inancı etnik kökeni, kültürü, kimliği veya cinsiyeti aşağılayıcı, ayrımcı ve ötekileştirici söylemlerin konusu olamaz.
İnanç, etnik köken ve cinsiyet üzerinden üretilen aşağılayıcı yaklaşımlar nefret söylemi doğurur. Bu yanlış söylemlerden kesinlikle uzak durulması gerekir.
“Kürt kadın” ifadesiyle aşağılayıcı bir söylemin yan yana getirilmesi değerlerimize aykırıdır, çok yanlış ve çirkindir.
Kürt vatandaşlarımızla beraber hepimizi ve tüm kadınlarımızı inciten bu yanlış ve çirkin yaklaşımları en net şekilde ve kökten reddediyoruz.
Nefret söylemleri, mizah kılıfı ile asla mazur gösterilemez.
Yanlış söylemlerin düzeltilmesi ve özür dilenmesi, değerlerimize saygının bir gereğidir.
Herkes inanç, kültür, etnik köken, kimlik ve cinsiyet konularında sağduyulu, nitelikli ve saygılı bir dil kullanmaya özen göstermelidir.
Vatandaşlarımızın tamamı eşit onura, saygınlığa ve değere sahiptir.
Sabah erken kalkan Müslüman ülkelerle ilgil veri yayınlıyor. Bu veriler başka şeyler söylüyor:
Dünyadaki en yüksek fahişelik oranları:
1-Tayland (Budizm)
2-Danimarka (Hıristiyanlık)
3-İtalyan (Hıristiyan)
4-Alman (Hıristiyan)
5-Fransız (Hıristiyanlık)
6-Norveç (Hıristiyan)
7-Belçika (Hıristiyan)
8-İspanya (Hıristiyanlık)
9-İngiltere (Hıristiyanlık)
10-Finlandiya (Hıristiyan)
🟥 Dünyadaki en yüksek hırsızlık oranı:
1-Danimarka ve Finlandiya (Hıristiyan)
2-Zimbabwe (Hıristiyan)
3-Avustralya (Hıristiyan)
4-Kanada (Hıristiyan)
5-Yeni Zelanda (Hristiyan)
6-Hindistan (Hinduizm)
7-İngiltere ve Galler (Hıristiyan)
8-ABD (Hıristiyan)
9-İsveç (Hıristiyan)
10-Güney Afrika (Hıristiyanlık)
🟥 Dünyanın en yüksek alkol bağımlılığı:
1) Moldovya (Hıristiyan)
2) Belarus (Hıristiyan)
3) Litvanya (Hıristiyan)
4) Rusya (Hıristiyan)
5) Çek Cumhuriyeti (Hıristiyan)
6) Ukrayna (Hıristiyan)
7) Andorra (Hıristiyan)
8) Romanya (Hıristiyan)
9) Sırp (Hıristiyan)
10) Avustralya (Hıristiyan)
🟥Dünyadaki en yüksek cinayet oranı:
1-Honduras (Hristiyan)
2-Venezuela (Hıristiyan)
3-Belize (Hıristiyan)
4-El Savador (Hıristiyan)
5-Guatemala (Hıristiyan)
6-Güney Afrika (Hıristiyanlık)
7-Saint Kitts ve Nevis (Hristiyan)
8-Bahamalar (Hıristiyan)
9-Lesotho (Hıristiyan)
10-Jamaika (Hıristiyan)
🟥 Dünyanın en tehlikeli çeteleri:
1. Yakuza (din yok)
2-Agberus (Hıristiyan)
3-Wah Singh (Hıristiyan)
4-Jamaika Patronu (Hıristiyan)
5-Primero (Hıristiyan)
6. Aryan Kardeşliği (Hıristiyan)
🟥 Dünyanın en büyük uyuşturucu çeteleri:
1-Pablo Escobar - Kolombiya (Hıristiyan)
2-Amado Carrillo - Kolombiya (Hıristiyan)
3-Carlos Leider Germain (Christian)
4-Griselda Blanco - Kolombiya (Hıristiyan)
5-Joaquin Guzman - Meksika (Hristiyan)
6-Rafael Caro - Meksika (Hristiyan)
Sonra İslam dünyadaki şiddet ve terörün sebebidir deniliyor ve inanmamızı istiyorlar.
Birinci Dünya Savaşı ' nı kim başlattı?
Müslümanlar değil..
İkinci Dünya Savaşı'nı kim başlattı?
Müslümanlar değil..
20 milyon yerli Avustralyalıyı kim öldürdü?
Müslümanlar değil..
Japonya 'da Nagasaki ve Horshima' ya kim nükleer bomba attı?
Müslümanlar değil..
Güney Amerika ' da yaklaşık 100 milyon kızılderili'yi kim öldürdü?
Müslümanlar değil..
Kuzey Amerika ' da yaklaşık 50 milyon kızılderili'yi kim öldürdü?
Müslümanlar değil..
Kim 180 milyondan fazla Afrikalıyı Afrika kölesi olarak kaçırdı, % 88 ' si öldü ve okyanuslara atıldı?
Müslümanlar değil..
Terörün veya terörün başlangıcı gayrimüslimler tarafından tanımlanmalıdır.
Müslüman olmayan bir terörist eylemi yapıyorsa suçtur ama müslüman tarafından işleniyorsa terörizmdir..
Çifte standart bırakılmalı..
O zaman sözlerimin hedefine ulaşabilirsin.. İslamımla gurur duyuyorum..
Müslüman olduğum için gurur duyuyorum..
İslam dinini terörizmle bağdaştırmak, kendi terörünü saklamaktır...
@ajansoteki Yerli ve Milli bakış açınız yoksa her yorumunuz aidiyet duygusu içinde olduğunuz mihraklar lehine bazen Avrasyacı ya da Amerikancı olur. Halbuki Cumhurbaşkanı Erdoğan ve de Hakan Fidan yerli ve milli bakış açısıyla hiçbir yere savrulmadan bu ülkenin çıkarları için çalışıyor
>>
İran kendisine yapılan haksız saldırıya karşı savunma yapabilir. Ama bu savunmayı kendisine saldıranlara yönelik yapmalıdır. Körfezdeki Müslüman ülkelere saldırması kabul edilebilir değildir. Bunu tevile kalkanlar orada ölen yaralanan masumların vebalini taşıyamaz.!!
Hürriyet gazetesi Ankara Temsilcisi Hande Fırat:
◾️İster muhalefet ister iktidar kanadına yakın medya kuruluşu olsun, hepimiz çizgiyi aştık!
◾️Tartışma programlarına artık işin gerçek sahipleri yani siyasiler çıksın.
◾️AK Parti’nin özellikle ilk yıllarında lideri yurtiçinde ve yurtdışında ilgili muhabirler takip ediyordu. Sonrasında ise dönüşümlü olarak Ankara temsilcileri, genel yayın yönetmenleri ve ilgili köşe yazarları alındı.
◾️Ancak son dönemde uçağa binen gazeteciler çeşitlendirildi. Bu yapılırken de belli ki gazetecilik geçmişleri, muhabirlik yapıp yapmadıkları, meslek hayatları boyunca uluslararası zirve izleyip izlemedikleri, dış politika bilgileri gözden kaçırıldı.
◾️ABD’de, Avrupa’da bir gazeteci ekrana çıkıp bir partinin sözcüsü gibi konuşamaz. Yorum yapar ama mesafesini korur.
◾️Türkiye’de ise bu sınır neredeyse tamamen silinmiş durumda. Gazeteciler siyasi aktör gibi konuşuyor. Bu, hem gazeteciliğe hem siyasete zarar veriyor.
◾️Televizyon kanallarında partisinin görüşünü anlatması gereken siyasetçiler tartışma programlarına genel olarak ya çıkmıyor ya da çağrılmıyor. Onların yerine vekalet yayınlarını ne yazık ki gazeteciler yapıyor.
◾️Hal böyle olunca da gazeteci siyasi parti sözcüsüne dönüyor.
◾️Buradan çağrım tartışma programlarına artık işin gerçek sahipleri yani siyasiler çıksın. Gazeteciler de o partinin, bu partinin gazetecisi diye etiketlenmesin.
İdeolojik körlük, bağnazlık ya da angajmanları nedenleriyle Esad vahşetine/dönemine övgü düzecek kadar insanlığını unutanlara..
Ya da masumca "Suriye'de ne değişti?" diye merak edenlere..
“İnsanlık Mahkemesi” fikrini “Kayıt Altında İnisiyatifi” kurucusu olarak daha önce gündeme taşımıştım. Bu bağlamda çok önemli bir çalışma yapıldı ve bu hafta sonu sonuç bildirgesi yayımlandı.
Geçtiğimiz günlerde “Yahudiler Nazilere ne yaptıysa...” başlıklı bir yazı kaleme almıştım. O yazıda devletlerin, sivil toplum örgütlerinin ve vicdanlı bireylerin İsrail’e güvenmemesi gerektiğini; Filistin’de İsrail’in soykırım, katliam ve yok etme amacının süreklilik taşıdığını; onları durduracak tek gücün bugün ortaya çıkan insanlık vicdanı olduğunu vurgulamıştım.
Bugün İnsanlık Mahkemesi’nin bildirgesi açıklandı. Yarın binlerce kalemin soykırım takibine ihtiyaç olacak. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Nazilerin başına gelenler, İsraillilerin başına gelmedikçe bu katil sürüsünün durmayacağını biliyoruz.
Russell Mahkemesi, tam adıyla Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi, 1966 yılında İngiliz filozof Bertrand Russell tarafından kurulmuştur. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ortaya çıkan vicdani bir mahkeme niteliğindedir; resmi bir devlet gücüne veya hukuki yaptırıma sahip değildir, ancak ahlaki ve entelektüel bir otoriteyle hareket etmiştir.
Mahkemenin amacı; devletlerin yargı sistemlerinin sessiz kaldığı durumlarda, halk vicdanını temsil eden bir platform oluşturarak insanlık suçlarını gündeme taşımaktır.
Gazze’de aylar süren yıkım, binlerce sivilin ölümü ve insanlığın ortak değerlerinin çiğnenmesi karşısında dünya, ne yazık ki bir kez daha suskun kaldı.
Bu sessizlik, yalnızca bir coğrafyadaki acının değil, tüm insanlığın vicdanında açılan bir yaranın sesidir.
Gazze İnsanlık Mahkemesi, bu sessizliği bozmak, tanıklıkları kayda geçirmek ve uluslararası hukuk çerçevesinde adalet talebini dile getirmek amacıyla toplanmıştır.
Bu mahkeme, bir devletin değil, insanlığın mahkemesidir.
Ne intikam, ne siyaset; Bu bildirge yalnızca insan onurunun yeniden hatırlatılması için kaleme alınmıştır.
Bu kısa değerlendirmeden sonra, İnsanlık Mahkemesi’nde yapılan tespitler ve alınan kararları kısaca köşeme aldım. Bu metinler oldukça önemlidir. Bu tür çalışmalar, insanlığın hâlâ var olduğunu; dünyanın herhangi bir yerinde bir soykırım ya da katliam yaşandığında, insanlığın duyarlılığının katillerin yanına kâr kalmayacağının öncü işaretidir.
Tespitler
1. Gazze’de sivillerin, özellikle kadınların, çocukların ve yaşlıların hedef alınması, uluslararası insancıl hukukun açık ihlalidir.
2. Sağlık tesisleri, eğitim kurumları ve ibadet yerlerine yönelik saldırılar, savaş suçu niteliği taşımaktadır.
3. Zorla yerinden edilmeler, temel yaşam kaynaklarına erişimin engellenmesi ve sistematik kuşatma uygulamaları, insanlığa karşı suç kapsamındadır.
4. Medyanın kısıtlanması ve bilgi akışının engellenmesi, hakikat hakkının ihlalidir.
5. Uluslararası toplumun yetersiz tepkisi, evrensel adalet sistemine duyulan güveni zedelemiştir.
Gazze’de yaşananlar yalnızca bir çatışma değil, kolektif bir insani çöküşün göstergesidir.
Yıkılan her bina, insanlığın ortak belleğinden bir parçayı koparmaktadır.
Bu tablo karşısında, uluslararası hukuk yalnızca yazılı metinlerle değil, vicdani iradeyle de harekete geçmelidir.
Gazze İnsanlık Mahkemesi’nin en önemli tespiti şudur:
“İnsanlık, Gazze’de yalnız insanları değil, kendi vicdanını da kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyadır.”
Karar:
* Tüm taraflar, Cenevre Sözleşmeleri ve uluslararası insancıl hukuk hükümlerine koşulsuz olarak uymalıdır.
* Sivillerin korunması, askeri ve siyasi hesapların ötesinde, ahlaki bir yükümlülüktür.
* Savaş suçları ve insanlığa karşı suçlardan sorumlu olanlar, uluslararası yargı organları önüne çıkarılmalıdır.
* İnsani yardım koridorları açılmalı; gıda, su, ilaç ve barınma ihtiyaçlarına engelsiz erişim sağlanmalıdır.
* Gazze’nin yeniden inşası, yalnızca fiziksel değil; psikolojik ve toplumsal bir onarım süreci olarak ele alınmalıdır.
* Uluslararası medya ve kamuoyu, hakikati görünür kılma sorumluluğuyla hareket etmelidir
Vicdanın Mahkemesi: Gazze İnsanlık Mahkemesi’nin hükmü, yalnız geçmişe değil, geleceğe yöneliktir.
Bu bildirge, tarihe bir kayıt, insanlığa bir çağrıdır.
“Sessizlik suçtur. Görmezden gelmek onaylamaktır.
Ve hiçbir çocuk, hiçbir ulusun güvenliği adına öldürülemez.”
Bugün adalet belki gecikmiş olabilir.Ama insanlık adına söylenen her doğru söz,
geleceğin mahkemelerinde delil olacaktır.
Gazze’nin küllerinden geriye kalan şey yalnız acı değil, adalet arayışının ısrarıdır. Bir gün, o adalet gerçekleştiğinde,tarih bugünün sessizlerini değil, sesini yükseltenleri hatırlayacaktır.
https://t.co/nGCWhOv4Bj
Ömrü boyunca ülkesi ve milleti için büyük mücadeleler veren; Millî Teknoloji Hamlemize, savunma sanayisinde tam bağımsız Türkiye hedefimize eşsiz katkılarda bulunan değerli dostum Özdemir Bayraktar Beyefendi’yi ahirete irtihalinin 4’üncü yılında rahmetle, hasretle yâd ediyorum.
Rabb’im mekânını cennet eylesin.
Başlıca Yalanlar
2-Anayasada özerklik federatif değişiklik yapılacağı hezeyanı
Anayasada böyle bir değişiklik söz konusu olamaz ama anamuhalefet “yerel yönetimler özerklik şartını” savunuyor iktidar bunun ihanet olduğunu düşünüyor ve mütemadiyen ifade ediyor
Başlıca Yalanlar
1-PKK feshedildi ama karşılığında Suriye’de Kürt devleti kurulacak
Açıkça uyduruk bir iddia seslendiriliyor
Türkiye zalim Esad gittiğinden beri Suriye’nin toprak bütünlüğünü kırmızı çizgi olarak görüyor ve ifade ediyor.
TerörsüzTürkiye birilerini sevindirmiyor. Ama sevinecek birşey yok tavizler verildi yalanıyla üzüntülerini kamufle ediyorlar.
Herhangi bir sözleşme anlaşma gereği silah bırakılmadı bu fesih süreci devlet beyin samimi çağrısı ve Hükümetin süreci desteklenmesi ile sonuca ulaşıldı
@iyikiogrendim Saçmalıyor
Yeni araştırmalar c vitamini fazlalığı da kanser tetikler
Ayrıca ne kadar c vitamini alırsanız alın vücut fazlasını böbrekle atar ishal olana kadar c vitamini kullanın tavsiyesi bilimsel olabilir mi? Yazık
Müslümanlığımızdan utanmayacağız.
Mukaddesatımızdan utanmayacağız.
Milletimizden utanmayacağız.
Verdiğimiz reyden utanmayacağız.
Sevdiklerini sevmemekten, sevmediklerini sevmekten utanmayacağız.
Faşizmden korkmayacağız. Linçlerinden, boykotlarından… Bunlar tarafından linçlenmek şereftir. Boykotlarını da münasip yerlerine soksunlar.
Bu kadar kini, düşmanlığı, vahşiliği, manyaklığı hak etmiyor bu topraklar. Birlikte huzur içinde yaşamaya karşı bu tahammülsüzlüğü hak ermiyor. Biz bu filmi izledik, bir daha asla!
Bu ülkeyi bu faşistlere bırakırsak bize de yazıklar olsun.
İşte 18 aydır uyguladığımız 'gerçek' boykot listesi.
✋🏼 İnsanlığın küresel boykotla destek verdiği, Türkiye’de ise bazı kesimlerin küçümseyerek alaya aldığı, inadına alışveriş yaptığı o liste.
Seçime 3 yıl var yakında bir seçim olmadığı halde hukuki bir süreci seçime yönelik gibi takdim etmek sokaklara dökülmek bir hak arama şekli olamaz. Olsa olsa Anarşi olur.