Açlık sınırı altında maaş belirleme cesareti bizim ayrismamizda.bu yüzden açlığa mahkum kaldik. Ayrı şeyler düşünsek de aynı hayatı yaşıyoruz .#asgariücret
Yeni yılda sadece takvimi değil, sana bu iktidarın reva gördüğü kaderi de değiştirebilirsin.
TİP’e katıl; emeğinden, özgürlüğünden, geleceğinden #TarafOl:
➡️ https://t.co/bq16bt4V3O
Yangınlarla İlgili Acil Çağrı
Ülkemizin dört bir yanında sürmekte olan yangınlara müdahaleler yetersiz olup hem yurttaşların can ve mal güvenliği hem de doğal yaşam açısından telafisi mümkün olmayan zararlar ortaya çıkmaktadır.
İktidara ve tüm yetkililere çağrımızdır:
Dün gece gözaltına alınan parti üye ve yöneticilerimizin serbest bırakıldığı Bakırköy Adliyesi önünde konuşan PM üyemiz Arzum Yalçın:
"Biz bunun Türkiye'de demokrasinin ve Cumhuriyet değerlerinin tasfiye süreci olduğunu biliyoruz. Ama bugün buradayız, bu ülkeden de bu topraklardan da vazgeçmeyeceğiz!"
Türkiye, darbe ve sıkıyönetim dönemlerinin bir benzerini daha yaşamaktadır.
Demokrasi, seçme-seçilme hakkı fiilen askıya alınmakta, hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı ilkesi ortadan kaldırılmakta, en temel özgürlükler tehdit edilmektedir. Ekonomik bir saldırıya maruz kalan, her geçen gün daha da yoksullaştırılan halkımız, ucuz işçi olmak dışında hiçbir gelecek vaat edilmeyen gençlerimiz gelinen aşamada demokratik haklarından ve özgürlüklerinden de mahrum bırakılmak istenmektedir.
Mesele parti, kişi değil memleket meselesidir.
Türkiye İşçi Partisi, ilk günden itibaren 19 Mart darbe girişimine karşı durmuş; farklı partiler, demokratik kitle örgütleri, gençlik ve halkla birlikte direnişin güçlenmesi için emek sarf etmiştir.
Direnen halkın talepleri açıktır:
1- Saltanat ve dikta rejimini diriltmeye çalışan, koltuğu uğruna halkın tüm temel haklarını ellerinden almaya çalışan iktidar derhal istifa etmeli ve seçimlere gidilmelidir.
2- Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması ile birlikte gelişen halk tepkisi bir kez daha göstermiştir ki bu iktidar tarafından tutsak edilen tüm siyasiler derhal serbest bırakılmalıdır. Halk ve yurttaş iradesini hiçe sayan kayyum gibi tüm hukuksuz uygulamalara son verildiği ilan edilmelidir.
3- Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı sağlanmalı; Anayasa’ya uyulmalı, bu doğrultuda Anayasa Mahkemesi’nin, AİHM’in kararları uygulanmalıdır.
4- Başta gençler olmak üzere tüm yurttaşlarımızın özgürlüklerini tehdit eden baskı ve yasaklar, medya ve sosyal medya üzerindeki abluka, gözaltılar ve kolluğun orantısız güç kullanımı, Anayasal bir hak olan toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının engellenmesi gibi uygulamalara derhal son verilmelidir. Üniversiteler başta olmak üzere tüm eğitimde özgür ve bilimsel bir akademik ortam yaratılmalıdır.
TİP olarak, gelinen aşamada darbe girişimine karşı olan, ona direnen tüm güçlerin birliğini sağlamayı tarihsel görevimiz sayıyoruz.
Talepleri ortaklaştırmak, demokrasi ve özgürlüklerden yana olan tüm kesimleri hem merkezi olarak hem de illerde, ilçelerde, mahallelerde, okullarda ve işyerlerinde bir araya getirmek, demokrasiye yönelen tehditi bertaraf etmek için zorunludur. İktidar sahiplerinin olası provokasyon ve hedef saptırma girişimlerini de püskürtmenin yolu budur.
TİP, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da demokrasiye dönük açık tehdit karşısında direnecek ve birliği sağlamak için her türlü fedakarlığı yapacaktır. Bir yandan halkın birlik talebine sahip çıkacak; diğer yandan eşitliğin, özgürlüğün, kardeşliğin ve emeğin iktidarı için mücadelesinden bir adım geri atmayacaktır. TİP’i, solu, sosyalizmi büyütmek demokrasi mücadelesinin de başta gelen güvencelerinden biridir.
Yılmayacağız, kazanacağız!
Galatasaray’dan ODTÜ’ye, Beyazıt’tan Hacettepe’ye gençlik ayakta! İstanbul’da binlerce üniversite öğrencisi Beşiktaş’a yürüyor.
Halk iradesi yargı yoluyla engellenemez!
YARGI ELİYLE DARBEYE HAYIR!
Kentimizin Seçilmiş Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yapılan operasyon yargı eliyle hukukun ve demokrasinin katledilmesidir.
Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu Belediye Başkanları ve çok sayıda kişinin gözaltına alınması, İstanbul Valiliği’nin toplantı ve gösteri yürüyüşlerini yasaklaması, ulaşımın keyfi biçimde kısıtlanması, hukuk devletinin askıya alındığının açık göstergesidir.
İfade özgürlüğü, toplantı ve gösteri yapma hakkı demokratik toplumun gereğidir; ancak bugün yargı, bağımsız ve tarafsız olması gereken bir güç olmaktan çıkmış, siyasal iktidarın bekası için hareket eden bir baskı mekanizmasına dönüştürülmüştür.
Bu süreç, yalnızca bireylere değil, demokratik topluma ve değerlere yönelik bir saldırıdır. Siyasi rakiplerini yargı yoluyla sindirme, sokakları ve meydanları yasaklarla susturma çabası, halkın iradesini ve hukukun üstünlüğünü yadsımaktır.
İstanbul Barosu olarak, yargının bağımsızlığına, hukukun üstünlüğüne ve halkın demokratik haklarına yönelik bu hukuk dışı sistematik saldırılara karşı hukuk yoluyla mücadele edeceğimizi ve hukuki tüm mekanizmaları işleteceğimizi kamuoyuna duyururuz.
Hukuk susarsa, toplum nefessiz kalır ve adalet çöker. Unutmayalım; Türkiye Cumhuriyetinin temeli adalettir.
Parti Sözcümüz Sera Kadıgil, İstanbul Saraçhane'de İBB Başkanlığı önünde konuştu:
📌Yapılan şeyin adı darbe!
📌Bu iş bir Cumhuriyet Halk Partisi meselesi değildir!
Bu iş bir memleket meselesidir!
📌Bu sabah 100'den fazla insan, tek suçları Saray Rejimi'ni ilk sandıkta tarihe gömecek olmak suçundan gözaltına alındı.
📌Türkiye İşçi Partisi olarak milletvekilimiz Ahmet Şık,
Parti Meclisi üyelerimiz ve örgütümüzle birlikte buradayız. Az önce "20.30'da Saraçhane'de olacağız" şeklinde bir çağrı yapıldı ve olmalıyız!
📌Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!
Bugün gerçekleşen darbeye karşı saat 20.30’da Saraçhane’de olacağım.
Tüm yurttaşlarımızı Saraçhane’de buluşmaya, Saraçhane’ye gelemeyen yurttaşlarımızı da bulundukları her yerde ses vermeye davet ediyorum.
Şimdi ülkemizin önünde iki yol, iki seçenek, iki gelecek var.
Ya Saraylılar demokrasi ve halk iradesinin tabutuna son çiviyi çakarak ölene kadar koltuğa yapışacak. Ya da bu ülkenin onurlu ve güzel insanları, emekçileri kendi kaderini ellerine alarak Saray’ın diktatörlük hevesini kursağında bırakacak.
Bu iktidarın paradan başka derdi, yalandan başka ahlakı olmadığı gibi korkudan başka da yöntemi kalmamıştır. Ne yaparlarsa yapsınlar biz korkmayacağız, susmayacağız. Her neredeysek oradan ses vereceğiz. Sesimizi birleştirip gücümüzü büyüteceğiz.
Bu yol ayrımında halkın iradesiyle aydınlık bir geleceğe yürüyeceğiz. Bu inançla ve kararlılıkla tüm Türkiye’yi ses vermeye çağırıyorum!
Saray’a, saltanat meraklılarına, koltuk sevdalılarına karşı ses ver Türkiye.
Haksızlığa, hukuksuzluğa, ahlaksızlığa karşı ses ver Türkiye.
Hırsızlara, zorbalara, yağmacılara karşı her neredeysen ses ver Türkiye. Birlikte direnmek, dayanışmayla kazanmak için:
#SesVerTürkiye
Ellerine geçirdikleri gücü kullanarak halk iradesini kırmaya dönük girişimlerine devam ediyorlar.
Bu bir darbedir.
Ne olursa olsun, bu güzel ülkeyi darbecilerin insafına teslim etmeyeceğiz.
Tüm halkımızı ve tüm siyasi partileri, sendikaları, meslek odaları ve demokratik kitle örgütlerini hep birlikte darbenin karşısında durmaya çağırıyoruz.
Teslim olmayacağız ve bu karanlık sona erecek.