Kul kusursuz olmaz. Allah hepimizi bağışlasın.
Ancak, Bu vatanın son 33 senesine dam ga vurmuş ikinci Abdülhamit han gibi bir Halifeyi, Cumhuriyetin en sancılı döneminde tefekkür hayatımızı ihya eden Necip Fazıl Kısakürek gibi bir şairi ve tarihimizle ilgili hakikatlerin ortaya çıkmasında fedakarca çalışan Kadir Mısıroğlu gibi bir tarihçiyi topluca ve sistematik şekilde kötüleyen bir kimse ile aynı safta durmam ve tenkitlerine susmam.
Ve sorarım: Arkadaş! Sen bu millet için nelerini feda ettin, hangi mücadeleyi verdin de o kahramanları diline doluyorsun?
Öyle insanlar gördüm ki, kusurları yoktu ama insanların kusurları hakkında konuşuyorlardı; Allah onlara kusurlar yarattı!
Öyle insanlar gördüm ki, Kusurları vardı ama diğer insanların kusurları hakkında sustular. Allah onların kusurlarını gizledi.
Hasan-i Basri hz. (rah.)
Bu gün 1 Muharrem 1448.
Hicri yılbaşımız. Vatanımıza, milletimize ve İslâm alemine hayırlı olsun.
Rabbim İnsanlığın sulh ve selâmetine vesile kılsın. Amin!
Resûlullah ﷺ’in az bilinen bazı fiilî sünnetleri: (11)
✨ Yemekten sonra dişlerini temizlerdi (misvak kullanırdı).
✨ Gece yatmadan önce abdest alırdı.
✨ Sabah namazından sonra güneş doğana kadar zikirle meşgul olurdu.
✨ Sağ eliyle alır, sağ eliyle verirdi.
✨ İnsanlara isimleriyle hitap ederdi.
✨ Birine dua ederken onun için hayır isterdi.
✨ Hayırlı işlere sağdan başlardı.
✨ Sadakayı gizli vermeyi severdi.
Unutulan sünnetleri yaşatmak, Resûlullah ﷺ sevgisinin alametidir.
“Kim benim bir sünnetimi yayarsa Allah (c.c) onun yüzünü nurlandırsın.”
Hz. Muhammed ﷺ
Gazze'deki gazeteciler dünyaya sesleniyorlar:
-"Filistinlileri asarak öldürmeyi öngören İsrail yasası Nazilerden daha kötü."
Farkındalığı artırmak için lütfen bu videoyu yayalım.
Kul, Allah Teâlâ’nın sevgisini kazanmak için neyi terk ederse, Allah Teâlâ ona karşılık daha hayırlısını verir.
(Ebû Said-i Ebü’l-Hayr [rahmetullahi aleyh])
Serhend Takvim
Resûlullah ﷺ’in az bilinen bazı sünnetleri: (5)
✨Gece uyanınca dişlerini misvakla temizlerdi.
✨Yağmur yağdığında başını veya elini yağmura değdirirdi.
✨Birine dua ederken onun adını söyleyerek dua ederdi.
✨Mektup yazarken “Bismillahirrahmanirrahim” ile başlardı.
✨Bir hayvana merhametle davranmayı sadaka sayardı.
✨Hasta ziyaretine gider ve ona dua ederdi.
✨Güzel bir şey gördüğünde “Allahümme barik” derdi.
✨Birine iyilik yapanı mutlaka över ve teşekkür ederdi.
Unutulan sünnetleri yaşatmak, Resûlullah ﷺ sevgisinin alametidir.
✨“Kim benim bir sünnetimi ihya ederse bana tabi olmuş olur. Bana tabi olan da cennette benimle beraberdir.”
Hz. Muhammed ﷺ
İmâm-ı Ca‘fer-i Sâdık Hazretleri, Fahr-i Kâinat Efendimiz Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in mübarek torunlarından olup Hâşimî hanedânının ziyneti, Hüseynî imamlar silsilesinin en mümtaz ve en parlak simalarından biridir. İlimde, takvada ve hikmette zamanının imamı olmuş; ümmet içinde fazilet ve marifetin timsali olarak temayüz etmiştir.
İmâm-ı A‘zam Ebû Hanîfe Hazretleri dahi onun ilim meclislerinde bulunmuş ve kendisine olan nisbetini şeref saymıştır. Tasavvuf yollarının cümlesi, hâsseten Nakşibendiyye tarikat-ı aliyyesinin silsilesinde mühim bir halka olarak zikredilmiş; bu mübarek yolun beşinci halkasında yer alarak irfan zincirinin en parlak halkalarından biri olmuştur.
Ehl-i Sünnet nazarında o, büyük imamlarından, hidayet kandillerinden ve ilim semasının parlak yıldızlarından biridir. Nesebi yalnızca baba tarafından Resûl-i Ekrem Efendimize ulaşmakla kalmaz; anne tarafından da Hazret-i Ebû Bekir es-Sıddîk radıyallahu anh Efendimize dayanmaktadır. Böylece o mübarek zat, İslâm tarihinin iki büyük nur silsilesini Hâşimîlik ve Sıddîkîliği şahsında cem eden ender bir şahsiyettir.
Bu hakikat apaçık ortadayken, onu şiâ i şeniâya hapsederek böyle sapkın bir fırkanın imamı gibi takdim etmek büyük bir tahrif ve açık bir iftiradan ibarettir. Zira İmâm-ı Ca‘fer-i Sâdık, ehl I sünnetin imamıdır; ilmi, fazileti ve irfanı şiâ mezhebînin dar kalıplarına sığmayacak kadar büyüktür.
Onun azametini kendi bâtıl iddialarına dayanak yaparak istismar edenler nasıl hakikati çarpıtıyorsa; onun faziletini inkâr ederek kıymetini küçültmeye çalışanlar da aynı derecede dalâlet içindedir. Birincisi ifratın, ikincisi tefritin karanlığına düşmüştür.
Hakikat şudur ki: İmâm-ı Ca‘fer-i Sâdık Hazretleri, Ehl-i Sünnet’in büyük imamlarından biri olarak ümmetin müşterek hürmet ve muhabbetinin merkezinde yer alır. Onun şerefli nesebini ve yüce makamını kendi sapkın iddialarına alet eden şiâ i şeniâ da, o âli nesebin o nesebten olan mümtaz imamların büyüklüğünü inkâr ederek küçültmeye çalışanlar da hakikatten uzaklaşmış kimselerdir.
Mevlâ Te'âla Hazretlerinden bizi Hazret i İmâm ı Câfer i sâdık Efendimizin himmet ve bereketlerine nâil kalmasını niyaz ederim. Âmin
O tövbekârlar, ibadet edenler, hamdedenler, dünyada yolcu gibi yaşayanlar, rükûa varanlar, secde edenler, iyiliği teşvik edip kötülükten alıkoyanlar, Allah'ın sınırlarını gözetenler; müjdele o müminleri!
(Tevbe, 9/112)
Kim insanları doğru yola davet ederse, kendi vesilesiyle doğru yola giren kimselerin sevabı -kendi sevapları eksilmeksizin- davet eden o kimseye de verilir.
(Müslim, "İlim", 16)