MİT Başkanı İbrahim Kalın:
-"İlginçtir, tarihteki ilk ırkçı şeytandır. Çünkü Cenâb-ı Hak bütün meleklerin;
-"Âdem'i yarattım, şimdi ona secde edin." dediğinde, ayette anlatıldığı şekliyle söyleyecek olursak; şeytan kibirlendi ve dedi ki:
-"Onu topraktan, beni ateşten yarattın. Ben ondan üstünüm, o yüzden ona secde etmeyeceğim." Irkçılığın hikayesi aslında şeytanın "Benim ırkım, benim ateşim onun toprağından daha üstündür." diyerek başlar.
İsraili tarif ediyor diye okudum.
“Namazdan önemli bir şey mi var?”
Senagal millî takımı, şiddetli rüzgar uyarısına rağmen Cuma namazına gitti, teknik direktör Pape Thiaw, gazeteciye ibretlik bir cevap verdi!
Gazeteci:
“Bugün New Jersey eyaletinde şiddetli rüzgar vardı ve güvenlik heyeti, güvenliğiniz için dışarı çıkmamanızı istedi ama siz neden namaza çıktınız?”
Thiaw:
“Namazdan daha önemli bir şey var mı?
Sen rüzgardan korkuyorsun, biz rüzgarı yaratan Allah'tan korkuyoruz.
Biz buraya eğlence amaçlı bir oyun için geldik ama Allah'a ibadet için yaratıldığımızı unutamayız.
Eğer bugün Dünya Kupası finali olsaydı ve biz finalde olsaydık, Cuma namazı için gidersek şampiyonluğu kaybedecek olsak da Cuma namazını tercih ederiz, onun vakti belli çünkü.
Bizim dinimizin ritüelleri hakkında bizimle böyle konuşamazsınız.”
Almanya'da sokakta başıboş köpek yok.
Peki nasıl oluyor bu iş?
Bir sihirbazlık numarasıyla mı?
Hayır. Tamamen "acımasız" diyebileceğimiz kadar katı kurallar, tavizsiz denetimler ve ağır bedellerle...
Gelin, şu işin somut verilerine, o çok merak edilen Alman sisteminin detaylarına bir bakalım.
BİR: KÖPEK DEMEK, VERGİ DEMEK (HUNDESTEUER)
Almanya'da köpek sahiplenmek, belediyeye her yıl tıkır tıkır vergi ödemek demektir. Öyle sembolik bir rakamdan bahsetmiyorum. Şehre göre değişir ama sıradan bir köpek için yıllık 100 ile 180 Euro arası bir vergi ödersiniz.
İkinci köpeği mi aldınız? Vergi katlanır.
Daha bitmedi! Bir de "Listenhunde" yani tehlikeli ırklar listesi var. Eğer bu listeden (örneğin Pitbull, Staffordshire vb.) bir köpek beslemek isterseniz, yıllık verginiz bir anda 800 hatta 1000 Euro’lara fırlar. Neden? Çünkü devlet açıkça "Bu köpeği almanı istemiyorum, alırsan da lüks tüketim bedelini ödersin" der.
İKİ: ÇİP, KARNE VE MUTLAK KAYIT
Almanya'da "benim köpeğim kimliksiz yaşasın" diyemezsiniz.
Sadece vergi dairesine kayıt yetmez; hayvanlar TASSO gibi ulusal veri tabanlarına da kaydedilir.
AB Evcil Hayvan Pasaportu (Heimtierausweis) zorunludur. Tüm aşıları bu karneye işlenmek zorundadır. Kaçak göçek köpek bakamazsınız. Her köpeğin devlette bir adresi, bir nevi kimlik numarası vardır.
ÜÇ: BİRİNİ ISIRIRSA YANDINIZ (SCHMERZGELD)
Diyelim ki köpeğiniz birini ısırdı veya yola atlayıp bisikletli birini düşürdü. "Köpektir, olur öyle" deyip geçemezsiniz. Anında dava açılır ve "Schmerzgeld" yani "acı ve ıstırap tazminatı" ödemek zorunda kalırsınız.
Çok uç bir örnek vereyim mi?
Diyelim ki köpeğiniz parkta yürüyen bir cerrahın elini ısırdı ve adam mesleğini yapamaz hale geldi. Veya bisikletli biri köpeğiniz yüzünden kaza yapıp felç kaldı.
Geçmiş olsun.
Ödeyeceğiniz tazminat hastane masraflarıyla bitmez; o adamın ömür boyu kazanamayacağı maaşı da sizden tahsil ederler. Rakamlar 50 bin, 100 bin Euro'ları, hatta daha fazlasını bulur. Kelimenin tam anlamıyla ocağınıza incir ağacı dikilir. İşte bu yüzden çoğu eyalette "Köpek Mali Mesuliyet Sigortası" yaptırmak zorunludur.
DÖRT: O DIŞKIYI YERDEN ALACAKSINIZ, BAŞKA YOLU YOK
Köpeği tuvalete çıkardınız, işini gördü ve siz de yürüyüp gittiniz...
Almanya'da bunu yapamazsınız.
O meşhur "Kotbeutel" yani dışkı poşetini yanınızda taşıyacak ve o pisliği yerden alacaksınız. Almazsanız ve "Ordnungsamt" (belediye zabıtası) veya bir komşunuz sizi görürse şikayet eder. Cezası şehre göre 50 Euro'dan başlar, 150-200 Euro'ya kadar çıkar. İş o kadar ciddidir ki, bazı sitelerde sahipsiz dışkılardan DNA testi yapıp suçluyu bulmayı tartışıyorlar artık.
BEŞ: SOKAĞA KARTONDA MAMA, ARTIK YEMEK KOYAYIM? SAKIN!
Bizdeki gibi köşe başlarına yoğurt kabında su, dünden kalan makarnayı bir ağaç dibine bırakmak mı?
"İyilik meleği" olayım derken suçlu duruma düşersiniz.
Almanya'da sokağa, parka, ormana yemek artığı veya mama bırakmak kesinlikle yasaktır. Sebebi çok net: "Sokaktaki fareleri ve haşereleri besliyorsunuz."
Bunun yasal dildeki karşılığı "illegale Müllentsorgung" yani yasadışı çöp atmaktır. Çevre kirliliğine neden olduğunuz için yüzlerce Euro ceza yersiniz. Hayvan beslemek istiyorsanız bağış yapacağınız adres bellidir: Barınaklar.
ALTI: OTOYOLDA BAŞIBOŞ KÖPEK Mİ? GEREKİRSE VURULUR!
Almanya otoyolunda (Autobahn) kenarda başıboş gezen bir köpek görmek, UFO görmek kadar nadirdir.
Ama oldu da bir köpek çitleri aştı ve otoyola çıktı. Sistem anında "kırmızı alarma" geçer. Otoyol polisi ve itfaiye sevk edilir, gerekirse trafik durdurulur ve köpek yakalanıp barınağa götürülür. Tüm bu devasa operasyonun faturası da çipten bulunan sahibine kesilir.
Peki ya köpek panikledi, yakalanamıyor ve hızla akan trafiğe girmek üzere?
İşte Alman sisteminin en net ve tavizsiz olduğu yer burasıdır.
Eğer köpeğin yola fırlaması insanların zincirleme kaza yapmasına, yani insan hayatının tehlikeye girmesine neden olacaksa ve başka hiçbir müdahale şansı kalmamışsa...
Polis o köpeği vurur.
İnsan hayatı söz konusu olduğunda sistem bir saniye bile tereddüt etmez.
Kısacası:
Almanya’da başıboş köpek yok, çünkü köpeği başıboş bırakmaya veya sokağa atmaya cesaret edebilecek bir "insan" yok.
Sistem köpeğe değil, tamamen sahibine odaklanmış durumda.
Seviyorsan bedelini ödersin.
Sorumluluğunu alıyorsan bakarsın.
Kuralları ihlal edersen de sonucuna katlanırsın.
- Murat Artuğ
Popüler İsrail Telegram kanallarının, diri diri yakılan Gazeli bebeklerin fotoğraflarını paylaşıp üzerine bir de "Bağımsızlık Günü'ne özel Gazze kömürü! Dip fiyatlarla!" diye kutlama yaptığı o paylaşımlarını asla unutmayın.
Sokaklarımızda cıvıl cıvıl çocuk seslerinin yerini çoktan havlama sesleri aldı. Evlerde beslenen köpek sayısı artarken, kundaktaki bebeklerin sayısı giderek azaldı.
"Merhamet" kisvesi altında sokaklara bırakılan su kapları ve yemek artıkları, maalesef sivrisineklerin, farelerin, bakterilerin beslenme ve üreme alanlarına dönüştü.
Geldiğimiz noktada başıboş köpek meselesi, basit bir çevre veya halk sağlığı problemi olmanın çok ötesine geçmiş; çocuklarımızı katleden bir cinayet şebekesine dönüşmüştür.
Sürü hiyerarşisi içerisinde hareket eden köpekler, grup içinde yükselmek için en uysal görüneninden bile beklenmeyecek bir saldırganlık sergiler, beslendikleri alanı koruma içgüdüsü ile tehdit olarak algıladıkları her canlıya karınları tok olsa bile saldırırlar. Dişlerini canlının etine batırıp kafalarını sağa sola hızla sallayarak etleri kopartırlar. Bu durumun ne kadar acı verici olduğunu tahmin edebilirsiniz.
Üstelik tehlike sadece doğrudan saldırılarla sınırlı değildir: Sırf yol kenarlarında yapılan bilinçsiz beslemeler yüzünden meydana gelen trafik kazalarında kaybettiğimiz canların sayısı, Türkiye'de faaliyet gösteren tüm terör örgütlerinin katlettiği insan sayısından daha fazladır.
Halk sağlığı tablosu kelimenin tam anlamıyla bir felakettir. 2025 yılı verilerine göre yarım 570 binden fazla insanımız kuduz aşısı olmak zorunda kalmıştır.
Kist hidatik, kalp kurtları ve enfeksiyon riskleri ise cabasıdır. Kaldırımlar köpek dışkıları yüzünden mayın tarlasından farksızdır. Batı standartlarını örnek gösterenler bilmelidir ki; Batı'da çipsiz, karnesiz, aşısız, vergisiz ve kimliksiz tek bir köpek dahi sokakta barınamaz. Olası bir saldırıda ise ağır tazminat bedelleri ödersiniz.
Bu başıboşluk, aynı zamanda ekolojik dengeyi de altüst etmektedir. Köpek sürüleri çiftçilerin küçükbaş hayvanlarına ve kümeslerine saldırmakta; yaban hayatındaki keçileri, geyikleri ve tavşanları tehlikeye atarak doğanın dengesini acımasızca bozmaktadır.
Diğer canlıların etleriyle beslenen bu yırtıcıları barınaklara tıkmak hem hayvana hem de insana zulümdür. "Ne kadar besin, o kadar popülasyon" denklemi apaçık ortadayken ve senede 3 batında 8 civarı yavru veren bir canlı türü söz konusuyken, meseleyi "kısırlaştırma" ile çözeceğini iddia etmek aklın inkarıdır.
Kolay kazancın yolunu bulup İBAN'ları şenlensin diye "köpek dilendiren" psikopatların gönlü hoş olsun diye veya popülizm uğruna günü kurtarmak için siyaset yapılmaz.
Siyaset, çözüm makamıdır. Siyaset; risk almaktır, gerektiğinde bedel ödemektir ve tavizsiz bir kararlılık göstermektir.
Tüm bu gerçekler ışığında, sokakları yeniden güvenli hale getirmenin ve bu sorunu kökünden çözmenin tek akılcı, insani ve İslami yolu itlaftır.
YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ’NDE DİNDAR ÖĞRENCİLERE KARŞI İSLAMOFOBİK BASKILARI VE MOBBİNGLERİ İFŞA EDİYORUM ‼️
Bu flood’da @YeditepeUni Rektörlüğü’nün, mescidde sohbet ettiğimiz için biz öğrencilerine disiplin soruşturmaları açmaktan tutun da yarın (salı) kampüste yapacağımız iftar programımızı engellemeye dek islamofobik baskılarını ifşa ediyorum.
Sözde “Atatürk rönesansını devam ettiren” Yeditepe Üniversitesi, sahibi Bedrettin Dalan’ın 28 Şubat’tan kalma vesayetçi zihniyetiyle yönetilmekte. Ben ve arkadaşlarım gibi inançlı öğrencilere nefes aldırmayan bir Orta Çağ karanlığı hakim bu üniversitede.
4 sene boyunca Yeditepe İslam Ve Medeniyet Topluluğu (YİMED) @yimedresmi ‘in (eski adıyla mescid birliği) kurucu başkanlığını yürüttüm. Bir kaç hafta evvel mezun oldum. Bu modern engizisyon yuvasında 5 yıldır verdiğimiz mücahedenin, maruz kaldığımız baskıların ve tehditlerin hesabını kamuoyu önünde sormak ve bazı maskeleri düşürmek istiyorum artık.
Ayrıca baştan belirtmek isterim ki: Bu ifşalara rağmen yarınki iftar bize kampüste yaptırılmazsa, vebali bu tweeti okuyup da geçen müslümanların boynunadır.
Başlıyoruz:
Hz. Peygamber (as) buyurdu: "Melekler içinde köpek ve suret/put bulunan eve girmez" (Sahih-i Müslim)
Köpeklere ve putlara tapanların bu hadisten hoşlanmaması normaldir. Allah hidayet versin.
Hz. Hasan (r.a):
Allahım! Halkın gözünde alenî olarak yaptıklarımın süslü, halvette, kendi başıma gizli yaptıklarımın çirkin olmasından sana sığınırım.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan:
💢 Biz Osmanlı İmparatorluğu'ndan bahsetmiyoruz, çünkü Osmanlı İmparatorluğu bir imparatorluk olma özelliği taşıyordu.
💢 Bugün, ulus devletlerin bir araya gelerek kendi platformlarını oluşturmaları ve ekonomik, siyasi, güvenlik veya terörizmle ilgili kendi sorunlarının sorumluluğunu üstlenmelerinden bahsediyoruz.
💢 Sorunlarımızı çözmek için bir hegemonun gelmesini beklemeye devam edersek, çoğu zaman sorunlar istediğimiz şekilde çözülmeyecek.
Taha Suresi’nin son ayetlerinde öyle güzel bir uyarı var ki;
“Kendilerine sınamak için dünya hayatının süsünü bol verdiğimiz kimselere sakın göz dikme. Allah'ın ahiretteki rızkı daha hayırlı ve daha devamlıdır."
🗣️ Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan, Coca-Cola'nın sponsorluk teklifini kabul etmediklerini duyurdu:
"Filistin'de, Gazze'de yaşananlar belli. Gönlüm böyle bir anlaşmaya el vermedi.”