Şişli’de hep birlikte kutladığımız bayramları çok özlüyorum.
Hele böyle günlerde, o meydanların coşkusunu da yan yana olmanın kıymetini de bir başka hissediyorum.
30 Ağustos, bu toprakların kaderini birlikte değiştirenlerin günüdür.
Farklı diller, farklı inançlar, farklı hayatlar… Aynı safta durdular. O gün kazanılan zaferle bu toprakların geleceği yeniden yazıldı.
O ülke bugün bize emanet.
Bize düşen, herkesin kendini bu memleketin eşit bir parçası hissettiği, adaletin ve huzurun hayatın her alanına ulaştığı bir Türkiye’yi birlikte kurmak.
30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu ortak geleceği mümkün kılan herkesi saygı ve minnetle anıyorum.
En kısa zamanda Şişli’de, yine yan yana, yine aynı coşkuyla kutlamak dileğiyle. 🇹🇷
17 aylık tutukluluk süreci bize, hayatımızda hiç yeri olmasını istemeyeceğimiz bazı adli terimleri öğretti. Mesela pazartesi günü “tutukluluk incelememiz” var. Yani bir kez daha, neden özgürlüğümüzden mahrum bırakılmamamız gerektiğini, tutukluluğumuzun neden haksız ve yersiz olduğunu anlatacağız.
Ben de söz alacağım. Bugüne kadar ne söylediysem yine aynı şeyi söyleyeceğim: İşimi yaptım, kamu yararını ve bu kentin hakkını savundum.
Biliyorum, bugünler geçecek. Her şey bittiğinde Sayın Mahkeme Heyeti’nin önünde olduğu kadar milletimizin vicdanında da haklılığımızın görülmesi benim için çok kıymetli. Gönül ister ki o gün söyleyeceklerimi herkes duyabilsin.
Adil yargılanma hakkımızın ve adalete duyulan güvenin gereği olarak duruşmalarımızın, kamu hizmeti olarak TRT’den canlı yayınlanmasını ben de çok isterim.
Şişli için yaptığım her işin, aldığım her kararın arkasındayım. Dün nerede duruyorsam bugün de oradayım.
Bugün 17 Ağustos. 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden 27 yıl geçti.
Ne tesadüf ki biz de bugün Silivri’de İBB davasının ikinci celsesine başladık.
Sabah duruşma salonunda etrafıma baktım. İstanbul için yıllarca çalışmış, risklerini bilen dostlarım, abilerim yanımda: Mehmet Murat Çalık, Buğra Gökçe, Gürkan Akgün…
Akşam avukat kabinine gittiğimde de İstanbul’u savunan bir diğer dostum Tayfun Kahraman’ı da uzaktan görebileceğim belki.
İnsan ister istemez düşünüyor.
27 yıl önce binlerce insanımızı bir gecede kaybettik. Kaybettiğimiz tüm canları saygıyla anıyorum.
Aradan geçen 27 yılda hangi yapıların dönüşmesi gerektiğini, kamusal ve yeşil alanların neden hayati olduğunu öğrendik. Bir kenti depreme hazırlamanın yalnızca binaları yenilemekten ibaret olmadığını da biliyoruz.
Ama bugün İstanbul’un depremini dert edinmiş, bu kentin geleceği için yıllarını vermiş insanların bir kısmıyla aynı duruşma salonunda, bir kısmıyla aynı cezaevindeyiz.
Dışarıda ise hala çözülmeyi bekleyen koskoca bir İstanbul düğümü var.
İstanbul’un kaybedecek zamanı kalmadı.
Biz bu kentin sorunlarını biliyoruz. Çözümünü de biliyoruz. İstanbul için çalışmak istiyoruz.
Artık bırakın işimizi yapalım.
Şişli’de bir sokağın ucunda başka bir dil, diğerinde başka bir inanç; bir kapının ardında başka bir bayram vardır.
Biz bu kenti tam da böyle sevdik.
Birbirimizin hikâyesini bilerek, sevincini paylaşarak, farklılıklarımızla yan yana yaşayarak.
Tüm Hristiyan komşularımızın Meryem Ana Yortusu ve Üzüm Bayramı kutlu olsun.
Çocukluğumun Hacıbektaş’ı kalabalıktı.
Zamanı gelince annemin adakları için düşerdik yollara. Bir hastalık atlatılmıştır, bir bela savuşturulmuştur, bir dilek tutulmuş, Hünkar’a bir söz verilmiştir. Hacıbektaş, bu topraklarda Aleviler için kuşaklar boyunca böyle bir niyaz yeri oldu, şükrün de dileğin de adağın da yolu dönüp dolaşıp Serçeşme’ye vardı.
Benim hayatımda da öyle oldu. Üniversiteyi kazandığımda, evlendiğimde, evladım doğduğunda yolum Hünkar’ın huzuruna düştü. Hayatımın büyük küçük nice eşiğini orada niyaz ederek geçtim.
Yarın tekrar duruşmalarımız başlıyor. Heyet karşısına çıkıp anlatmaya devam edeceğiz.
Oysa bilmiyorlar ki ben kaç kez dara durmuşum Hünkar’ın huzurunda… Esas divanlar vicdanımızda, Hünkar’ın huzurunda kurulur. Orada yalan dolan olmaz, verdiğin sözü unutmadan, sözünün hakkını vererek bir sonraki ziyaretinde yeniden huzura çıkarsın. Hele benim gibi altı yedi yaşından bu yana her sene birkaç kez o huzura varıyorsan, kurduğun bağ da verdiğin söz de hakikidir.
Şimdi onca kötülüğün ve zulmün içinde, her sene gittiğim Hünkar’ın huzuruna bu yıl gidemedim.
Ama ne 12 metrekarelik hücre ne de dokuz metrelik duvarlar buna engel olabilir. Esen yelde, konan serçede, geçip giden bulutta bulurum yine Hünkar’ın huzurunu. Kaç don değiştirir Hünkar; bilmeyenin gözü duvarı görür, bilenin gönlü Hünkar’ı.
Bugün de oradaymışım gibi…
Duamız, niyetimiz, niyazımız belli Hünkarım. Çocuklar için, bu topraklar için, dürüst insanların zulme uğramadığı günlere…
Aşk ile.
Silivri’deki hücremden Şişli’nin sesini duymaya devam ediyorum.
Bu kez ses, pazar tezgâhlarının arasından geliyor.
Fileler boş, emeklinin yükü ağır. Bir ömür çalışmış insanlar bugün en temel ihtiyaçlarını karşılarken bile hesap yapmak zorunda.
Onlar Şişli’den anlatıyor, ben Silivri’den dinliyorum. Söyledikleri çok açık: Şişli, kendi iradesine ve hizmetlerine kavuşmak istiyor.
Bırakın seçilmişler işini yapsın!
Burada geçirdiğimiz beş yüz gecenin değil, beklediğimiz sabahın hikâyesi. Gerisini hep birlikte yazacağız…
Sizler için Birgün’de kaleme aldım, okumanız dileğiyle.
Sevgili Şişlililer,
Bugün sizden ayrı geçirdiğim 500. güne uyandım.
Ancak günleri bir tutsaklık sayacı olarak değil; yeniden aynı sokaklarda buluşacağımız güne yaklaştıran adımlar olarak görüyorum.
Sizlerden ayrılmak zorunda kaldığım gün, Şişli’yi size emanet etmiştim.
Döndüğümde bu kenti bıraktığım gibi değil; yenilenmiş, kendi gücüne yeniden inanan ve ortak geleceğine biraz daha yaklaşmış bir Şişli olarak göreceğimden kuşkum yok. Çünkü biz, kentin de ülkenin de kaderini yurttaşların belirlediği bir düzen için mücadele veriyoruz.
En kısa zamanda yeniden aynı sokaklarda, aynı parklarda, aynı selamda buluşacağız.
Sevgiyle, hasretle…
Resul Emrah Şahan
Silivri Cezaevi
Ben de özledim ben de… 🌿
Ortak gelecek, daha çok bir araya gelmekle mümkün.
Yarın Şişli’de ilk buluşma, konuşma, tartışma ve birbirini tanıma olacak.
Benim de kalbim Fulya meydanda atacak.
Şişli’nin sokakları konuşuyor. Sesi Silivri’ye kadar geliyor.
Ne konuşuyor peki?
🗑️ Çöpü.
Ama çöp hiçbir zaman sadece çöp değildir.
Kentin nasıl yönetildiğini,
Nasıl planlandığını,
Yurttaşın nasıl değer gördüğünü gösterir.
Biz Temiz Şişli Hareketi’ni tam da bu anlayışla başlattık.
• Filomuzu güçlendirdik.
• Konteyner sayısını artırdık.
• Çöp toplama sistemini yeniden planladık.
Çünkü temizlik, iyi yönetimin imzasıdır.
Bugün Şişlilerin kendi sokakları için duyduğu hayal kırıklığını ben de bu duvarların arasında hissediyorum.
⏳ Şişli’nin kaybedecek tek bir günü yok.
Bırakın seçilmişler görevini yapsın.
Liderimiz Özgür Özel, ‘YENİ Parti’mizin kuruluş evraklarını imzalayarak Cumhuriyet Halk Partisi’nden istifa etti. 91 milletvekilimiz YENİ Parti Kurucular Kurulu’na katıldı.
Başlıyoruz!
Liderimiz Özgür Özel, ‘YENİ Parti’mizin kuruluş evraklarını imzalayarak Cumhuriyet Halk Partisi’nden istifa etti. 91 milletvekilimiz YENİ Parti Kurucular Kurulu’na katıldı.
Başlıyoruz!
YENİ Parti’yi kuran, milletimizdir.
İşçinin YENİ Partisi
Emeklinin YENİ Partisi
Memurun YENİ Partisi
Esnafın YENİ Partisi
Çiftçinin YENİ Partisi
Kadınların YENİ Partisi
Gençlerin YENİ Partisi
Türkiye’nin YENİ Partisi…
Hayırlı, uğurlu olsun.
Yeni nesil bir siyaset anlayışı gerçekten mümkün mü?
Bu sorudan başlayıp demokrasi, barış, yerel yönetimler ve Türkiye’nin geleceğine dair düşüncelerimi aktarmaya çalıştım.
İlke TV’den @ahmetayvaa ile yaptığımız söyleşiyi okumanızı ve yorumlarınızı paylaşmanızı çok isterim.