@gayeozcer@gurseltekin34 CHP Parti Sözcüsü Zeynel Emre, Grup Toplantısı krizinde yönetmeliği hatırlatarak konuştu
"Madde 30: 46 kişilik sayı lazım. Var mı bu? Yok. Neyle geleceksiniz?"
@barisyarkadas CHP Parti Sözcüsü Zeynel Emre, Grup Toplantısı krizinde yönetmeliği hatırlatarak konuştu
"Madde 30: 46 kişilik sayı lazım. Var mı bu? Yok. Neyle geleceksiniz?"
“Yerine Sevemem” ile başlayıp 20 dakikaya tam 8 eser sığdırdık… 🤯
Açıkçası bu kadar güzel geri dönüş alacağını ben bile tahmin etmiyordum. Okuduğum mesajlar, yorumlar, editler… hepsi inanılmaz 💛❤️
Bu proje benim için sadece bir performans değildi. Galatasaray’ın ruhunu, tribünün hissini ve o atmosferi müzikle tekrar yaşatmaya çalıştık. Ve gördüğüm kadarıyla size de geçmiş 🔥🦁
Şimdi kararsız kaldığım kısım şu:
Bu işin bir albümü mü gelmeli?
YouTube’a full versiyon mu yüklenmeli?
Yoksa Spotify’da tek tek mi yayınlamak lazım? 🤔
Ama şuna eminim… Bu proje Galatasaray’a çok yakıştı. İyi ki Galatasaraylıyım 💛❤️
@galatasaray
@alpaynafi Evet Galatasaray Goundouizi-Kante orta sahasini oyun olarak ezerek, hakemin tum art niyetine ragmen hak ettigi bir galibiyet almisdir. Umarim yanildiginizi kabul edersiniz.
Atatürk'ün arkasına sığınmayıp doğru bildiğini açıkça dile getiren, 300 tane genç içerideyken kafasını kuma gömmeyen, sahada da aslan gibi her zaman en iyi şekilde performansını da veren bir kaptana sahip olduğumuz için de gururluyuz. İyi ki varsın kaptan @ilkinaydn ❤️
Polis günlerdir bütün ülkenin gözleri önünde gençlere işkence ediyor, özellikle genç kadınları hedef alıyor. Yaşları 18-25’i geçmeyen kadınlara ağır düzeyde şiddet uygulanıyor, çıplak arama dayatması yapılıyor!
Aynı polis, genç kadınlara saldıran cihatçı örgüt İBDA-C üyelerine ise “Yapmayın Allah Aşkına” demekten başka bir şey yapmıyor!
İçişleri Bakanı @AliYerlikaya'ya soruyoruz:
📌 Demokratik eylemlerde bulunan ve kolluğa karşı savunmasız olan genç kadınlara hiçbir sebep yokken kaskla, copla ve yumrukla vuran, plastik mermiyle yaralayan, karakolda çıplak aramaya maruz bırakan kolluk görevlileri bu emri ve gücü nereden almaktadır?
📌İçişleri Bakanlığı özellikle genç kadınlara işkence edilmesi emri mi vermektedir?
📌Genç kadınlara ağır işkence eden polis, kadınlara saldıran cihatçı örgüt IBDA-C üyelerine neden bu kadar müsamahakardır? Silahsız genç kadınlar, insanlık düşmanı bu örgütten daha mı tehlikelidir?
Tutuklu olduğum “halkı kin ve düşmanlığa kışkırtma” suçunun cezası 1-3 yıl. En üst sınır olan 3 yıl ceza alsam bile, hapishanede şimdi kaldığım kadar kalmam mümkün değil. Oysa 66 gündür iddianamem hazırlanmadan yüksek güvenlikli bir cezaevinde hücrede tutuluyorum.
Tutuklama ile siyasi ceza veriliyor. Her 30 günde bir yapılan tutukluluk değerlendirmesinde tutukluluğum “güçlü suç şüphesi var” denilerek uzatılıyor.
Oysa bırakın suç şüphesini; suçlu olsam/bulunsam serbest kalacağım.
Bu düşman ceza hukuku uygulamasıdır.
Bu haksız, hukuksuz, uygulamayı TÜRK MİLLETİNE şikayet ediyorum.
Değerli Türk Halkı,
Amerika’da okuduğu
Biyoloji Fakültesinden denklik şartını yerine getirmediği halde usulsüz olarak Türkiye’nin en değerli okullarından birisi olan Hacettepe Tıp Fakültesine
yatay geçiş yaptığı,
Hacettepe Üniversitesi ve Yüksek Öğretim Kurulu yetkili birimleri tarafından tespit edilerek rapor düzenlenen
AK Partili Hulusi AKAR’ın kızı
Serra AKAR,
Konya Selçuk Üniversitesi
Tıp Fakültesininde
PROFESÖR olarak görev yapmaktadır.
Sayın Serra AKAR ile
birebir aynı durumda olan
CHP üyesi,
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı
Ekrem İMAMOĞLU ise,
Şimdilik,
İstanbul Emniyet Müdürlüğü nezarethanesinde esir tutulmaktadır.
Tek bir talebimiz var;
NE ZULÜM, NE MERHAMET
YALNIZCA ADALET.
Depreme hazır değilsiniz.
Eviniz hazır olabilir, ama siz değilsiniz. Deprem sadece evinizde olan bir şey değil.
Bugün 17 Ağustos güneşli bir Cambridge cumartesi olsa da benim için "bugün" bunları size yazmak zorunda olduğum bir gün.
Çünkü çoktan depremleri yıl dönümünden yıl dönümüne hatırladığınız zamanlara geri döndünüz. Ben ise istikrarlı bir şekilde her gece uyumaya çalışırken depremle mücadele ediyorum.
Yazmam lazım çünkü değiştirilmesi gereken şeyler var.
Biliyorum gözünüzü kapatıp yokmuş gibi davranmak istiyorsunuz ama inanın bana ölümden daha beter şeyler var.
Kurumlarınızı düzeltmezseniz aylarca morg morg, mezarlık mezarlık gezip sevdiklerinizin cesetlerini arayabilir ya da enkazdan çıkıp SGK'ya gitmek zorunda kalabilirsiniz :)
Deprem size iyi insanı da kötü insanı da; iyi kurumu da kötü kurumu da gösterir. Ama gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki, bu topraklarda iyi insanların sayısı kötülerden kat kat fazla. Ama iyiler kimi zaman görece iyiyken, kötülerin hepsi her zaman oldukça kötü.
Peki ya kurumlar??
Daha iyi anlamanız için kısa bir mekanik özet vereyim.
4 şubatta bir konferans için Türkiye'ye gelmiştim, hazır gelmişken 1 yıldır görmediğim ailemi görmeye Adıyaman'a gideyim dedim. Ablamı da yanıma alarak 6 Şubat sabaha karşı depremden bi kaç saat önce eve girdik. Deprem oldu ev yıkıldı, enkaz altında kaldık. Annem yaralı, ben hareket edemeyecek şekilde ağır yaralı çıktım. Babam, Nenem, Amcalarım, halalarım öldü. Ablam yaralı çıkartılıp Ambulansa verildi ve cesedini iki ay sonra isimsiz bir mezarı zorla açtırarak DNA testinden bulduk.
Bir kuantum fizikçisi olarak istatistiğin önemini çok iyi biliyorum. "Bir günlüğüne geldiği şehirde depreme yakalanıp enkaz altında kalan" bilmem kaç milyonda bir ihtimal benim.
Şimdi gelelim kurumlara, bunlar sadece bazı örnekler.
-2023 senesinde kendisine teslim edilen yaralıyı kaybedip, cesedini DNA almadan isimsiz bir şekilde gömebilen bir kriz yönetimi var. Bir birey olarak ben kriz yönetemeyebilirim ama bir ambulans, bir hastane, AFAD bunlar "beklenmedik bir kaostu" diyemezler. Ayşegül KARLI, 6 Şubat günü enkazdan çıkartılıp bir ambulansa teslim edildi ve kaybedildi. Cesedi 2 ay sonra Adıyaman Mezarlığında isimsiz bir mezar var söylentisi üzerine annemin gidip savcıyla kavga dövüş bir şekilde zorla o mezarı açmaya ikna etmesi sonucu bulundu.
Ambulansa verilen Ayşegül ne zaman öldü? Nereye bırakıldı, kim oradan aldı mezarlığa götürdü ve isimsiz bir şekilde gömdü?
Bunların halen bir cevabı yok, bırak AFAD başkanını, Sağlık Bakanını, mezarlık müdürü veya çalışanı bile görevinden alınmadı ya da istifa etmedi.
Bir Cumhuriyet Kadını, ne insana, ne töreye, ne de kitaba yakışmayan bir şekilde onursuzca kayıt alınmadan, DNA alınmadan, kefensiz kıyafetleriyle bir leş gibi gömüldü.
Düşünebiliyor musunuz? Ayşegülü çıkartan akrabalarım "Keşke Ambulansa vereceğime, sırtımda taşırken sırtımda ölseydi de en azından yıkayıp, duasını okuyup gömseydim" dedi.
Halen geç değil, bu cümlenin ağırlığını taşımak hiç bir makama değmez. Bireysel olarak suçunuz olsun olmasın, sorumluluk olan makamındır. Halen geç değil, istifa edin ve sorumluları görevden alın, bu lekeyi taşımayın. Çünkü bu bir hata değil bu bir "liyakatsizlik".
What say you?
Diğer bir hastane problemi, bu sefer başrol benim.
- Bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğum hâlde, sadece oturumum yurtdışında olduğu için bir depremzede olarak hastanede ortopedi ve plastik cerraha girmeye çalışırken bana ücret çıktı. Cüzdanım enkazda kaldığı için arkadaşım benim yerime ödedi 😂 Sonra cerrahi profesör olur mu öyle şey saçmalayın "depremzede türk vatandaşı bu insan" diyerek isyan etti. Sonra ücret iadesini yaptılar acilden giriş açıp kons attılar. Ama bunun için bile YUPASS denilen bir şey lazımmış ve evet ayağımda inşaat demirinin açtığı deliklerle ve ayakta kırıklar vücutta ezikler içinde SGK'ya götürüldüm. Şaka yapmıyorum 😂.
Avusturya'dan bir evrak gelmesi lazım dediler (A-TR3), Avusturya'daki sigorta şirketime üstümde hiç bir evrak olmadan mail attım durumu anlattım ve 30 dakika içinde evrağı gönderdiler ve "başın sağolsun, çok üzgünüz. baktın olmuyor sen öde biz hepsini sana iade ederiz" dediler. Ama yine polikliniğe giremedim, sadece her seferinde acilden rica minnet girip plastik cerrahi ve ortopediye kons attırdılar en az bi 10-15 kere yapılmıştır bu .
Bu noktada doktorların, personelin hiçbir şekilde sorun çıkarmadığını söylemeliyim, başhekim, il sağlık müdürü "sen vermeyeceksin gerekirse ben veririm" teklifinde bulundu ama sistemde sıkıntı var sistemde, kayıt açamıyor ödeme olmadan. Röntgen çekilecek, ödeme olmadan çekilemiyor. Sistemi tasarlayanlar oraya bir "acil durum" butonu koymamışlar, bypass edilemiyor. Şimdi düzelmiş midir bilmem ama yurt dışında yaşayanlar aklınızda bulunsun.
Gelelim meşhur telefon operatörlerimize :)
-Telefonum enkazda kaldı, ve simcard'ım babam üstüneydi, babam da öldüğü için Vodafone yedek simcard vermedi. Durumu saatlerce anlatıp bakın banka hesaplarıma, mail hesaplarıma giremiyorum, hayati bir durum söz konusu DEPREM olmuş, onu aradım bunu aradım twitter'a yazdım bir simcard çıkartamadım. Olmazmış, mirası üstüne devral, babanın ölüm belgesini getir ancak öyle verebilirlermiş.
Hattı üstüme devralmak istiyorum dedim, bana suratıma bakarak "ablan da dahil tüm varisler gelmeden veremeyiz" dediler. Ablamın cesedi henüz bulunmadığı için sistemde ölü görünmediğini söyledim, yapacak bişi olmadığını söylediler.
-yine bir operatör vakası, Ankara'da bir şubede babamın ve ablamın hatlarını iptal ettirmeye çalışırken yüksek iptal, cayma bedeli gibi şeyler aldılar, twitter'a yazınca arayıp "bizle alakası yok şube yapmış diyerek özür dileyip iade ettiler." Twitter'a yazamayan kaç kişi oldu acaba.
Peki o sırada Avusturya'da kullandığım simcard şirketim naptı biliyor musunuz? Durumu anlatan bir mail attım bir telefon numarası istediler görüntülü aradılar ben olduğumu onayladılar, baş sağlığı dileyip yeni simcard'ımı ücretsiz bir şekilde bana kargoladılar. 😂
Yıllık sözleşmeli spor salonumu üyeliğimi iptal ettirmek için Avrupa'nın kurumsal spor salonlarından birisi olan Fitinn'e mail attım, sonuçta 3-4 ay tekerlekli sandalyede kalacaktım. Sözleşme cayma bedeli falan lafını bile etmeden, aynı gün çok samimi bir şekilde baş sağlığı dileyip iptal ettiler. (ekran resmi ektedir.)
Binalar ve zeminleriniz için bir şey yapamıyorsanız bile, Kamu kurumlarının ve iletişim gibi kritik noktalarda olan özel kurumların kriz yönetimine hazır olması için mücadele edin.
Ben mücadelesiz bir şekilde ölmekten korkuyorum. Vakitli ya da vakitsiz, bir gün bir yerde mücadele içinde ölmek dileğiyle, aksi geride bırakılanlara ihanet olur.
Şampiyon olduğumda tek tek yendiğim sporcuların, Olimpiyatlarda yarışıp madalya almalarını görmek hiç kolay olmadı. Çok güçlü bir takım halinde yarışabilecek 3 kadın sporcuyken ben ve takım arkadaşım 21 yaşından büyük olduğumuz gerekçesiyle seçmelere dahi dahil edilmedik!
@erdalvahd Bilginiz olsun👋Şenes Erzik: "Ben UEFA'da görevli, yetkili, sorumlu olsaydım bu soruşturmanın başlatılmasına dahi izin vermezdim. Soruşturma ve verilen ceza sürecinde Servet Yardımcı nasıl bir tutum içinde olmuştur da bu skandal kararın çıkmasına engel olamamıştır?" (AA)
Adana Demirspor-Galatasaray
Kritik
***
Lazio Başkanı Claudio Lotito’nun verdiği ile menajerin istediği arasında 500 bin Euro fark vardı. Adam kulübün sahibi, inat etti ve o genç kaleci Copa America’ya giderken Galatasaray’a imza attı. Turnuvanın favorisi de değildiler ama Muslera’nın kalesinde olduğu Uruguay kupayı müzesine götürdü.
İtalyan patronlar böyle, Hollanda Milli Takımı’nın 10 numarası Sneijder’i de Inter Başkanı yoklukta Galatasaray’a 8 milyona satacaktı bir zaman sonra: Kısacası yemeyenin malını yerler. Önceki gün milli takımı bıraktığını açıklayan Muslera dün üçü net, 8 kurtarışla maç sonunda tribüne üçlü çektirmeye geldiğinde 13 yılda yaşadıklarına memleket şahit.
Alanya deplasmanında ilk 45, geçen hafta Pendik karşısında ilk 35 dakikada oyuna gelmemiş Galatasaray için dün yapılması gereken ilk yarıyı “zengin” oynamaktı. Oynadılar da. 4 net pozisyon, 15 hücum… Adana Demirspor 3 pasta rakip kaleye gitmeye çalışırken o üçüncü pastan yoktan oyunuyla yine de ziyadesiyle fazla (11 hücum) yokladı Galatasaray kalesini.
Ziyech sanki kafasında çevre sesleri yutan kulaklıkla oynayan bir adam. Özellikle ilk yarıda Mertens onun sağ içinde kaldığında soldan rakibi Barış ile zorlayan Galatasaray’da verimi de tartışabilir. Lakin Ziyech, pişen makarnanın ne unu ne de suyu, o gol vuruşuyla rendeden kar gibi yağan trüf mantarı..
İlk dakikada topu rakibe veren ve “naptın dayı” dedirten Demirbay’ın geometriye saygı golü ise Ezel’de Dayı’nın Ali’yi restoranda kıstırdığı sahne kadar güzel ve özel…
15 maçlık galibiyet serisinin mimarı Okan Buruk doktorasına yaptığı Galatasaray’da Türk ligi edebiyatı profesörlüğüne koşuyor. Bu adamı 300 kelimeyle Türkçe konuşup durduramazsınız…