ULUSUMUZUN BAŞI SAĞ OLSUN.
"Halka sırtını dönmüş siyasilerden; bu ülkenin kanayan yarasına tuz basan “utanç yasası” meclisten geçmiştir. 5 yaşında bir çocuk bile bebek k*tili bir ter*ristin salınmasının..."
Açıklamamızın tamamı için ⤵️⤵️
https://t.co/41X2W9Ahqq
Başvurumuz Sonuç Verdi, Sağlık Bakanlığı Geçici Görevlendirmeler için İllere Yazı Gönderdi
https://t.co/UHSw3ejukM
📍 Kızılay Mahallesi, Fevzi Çakmak 1 Sokak, 24/24 Çankaya/Ankara
📞0312 230 66 64
📞0552 871 01 92
24 TEMMUZ 1923: BAĞIMSIZLIĞIN TAPUSU, LOZAN'IN 103. YILI
"24 Temmuz 1923, tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti'nin uluslararası alanda kabul ve tescil edildiği tarihi bir dönüm noktasıdır..."⤵️
https://t.co/m5inCKEv7k
#Lozan103Yaşında#LozanBarışAntlaşması#TamBağımsızTürkiye
GÜVENLİK RİSKLERİNİ BİLDİRMEK SUÇ DEĞİLDİR!
"Sendikamız, Afyonkarahisar Çay Devlet Hastanesi’nde görev yapan radyoloji teknikerlerinin..."⤵️
https://t.co/FfDcxrnDgi
@saglikbakanligi@csgbakanligi
Çalışanların ve hastaların güvenliği için yapılan haklı uyarıların karşılığı görevlendirme olmamalıdır. Güvenli sağlık hizmeti, ancak çalışanların sesine kulak verilerek mümkündür.
Genel Sağlık-İş olarak hukukun, adaletin ve sağlık emekçilerinin yanında olmaya devam edeceğiz.
HAKKIMIZI ALMAK İÇİN MECLİS KAPISINDA BULUŞALIM!
Gerçek enflasyonun altında ezilen, TÜİK’in açıkladığı hayali rakamlarla alım gücü daha da kırpılan, mutfağında tenceresi kaynamayan kamu emekçisinin sabrı bitti, bıçak kemiğe dayandı! İnsanca yaşam hakkımız, günden güne zorlaşan geçim mücadelemiz, emeğimiz yok sayılıyor.
Bu böyle gitmez!
TİS sürecinde de söylediğimiz gibi; kamu emekçisinin emek mücadelesinin oldu bittiye getirilerek görmezden gelinmesine izin vermeyeceğiz!
Her zaman emeğin hakkından yana olan Kamu-İş olarak, sesimizi en gür tondan haykırmak için Meclis kapısına dayanıyoruz.
Talebimiz net, duruşumuz ödünsüz:
Yüzde 50 Ek Zam İstiyoruz!
Gelin; hakkımız olanı koparıp almak, adil bir gelir düzeni inşa etmek ve sömürüye dur demek için omuz omuza verelim.
• Yer: TBMM Dikmen Kapısı Önü
• Tarih: 14 Temmuz Salı
• Saat: 12.30
Biz bir araya gelirsek sesimiz barikatları da duvarları da aşar. Tüm kamu emekçilerini, geleceğine ve ekmeğine sahip çıkmaya, mücadelemize omuz vermeye davet ediyoruz!
#kamuiş #memurlar #yüzde50 #14Temmuz
2 TEMMUZ 1993... UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ!
"33 aydınımızın ve sanatçımızın, Madımak Oteli'nde yakılarak katledildiği 2 Temmuz 1993, Türkiye tarihine kara bir leke olarak kazınmıştır..."⤵️⤵️
https://t.co/j1GB7dffjd
#Sivas93#Madımak#UnutmadıkUnutturmayacağız
2 TEMMUZ 1993... UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ!
"33 aydınımızın ve sanatçımızın, Madımak Oteli'nde yakılarak katledildiği 2 Temmuz 1993, Türkiye tarihine kara bir leke olarak kazınmıştır..."⤵️⤵️
https://t.co/j1GB7dffjd
#Sivas93#Madımak#UnutmadıkUnutturmayacağız
ANA MUHALEFETE BUTLAN DARBEDİR!
KABUL ETMİYORUZ!
Türkiye, tarihinin en ağır demokrasi darbelerinden birini daha yaşamaktadır. Yargının siyasallaştırıldığı, hukukun, siyasi iktidarın ihtiyaçlarına göre şekillendirildiği bu karanlık günlerde; şimdi de ana muhalefet partisi, "yargının bağımsızlığını unutan bir mahkemenin" mutlak butlan kararlarıyla yıpratma operasyonuna maruz bırakılmaktadır.
CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı ile 21’inci Olağanüstü Kurultayı’nın iptali istemiyle açılan davada Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin “tedbirli mutlak butlan” kararı; hukuk tarihine kara bir leke olarak geçecektir. Bu karar, siyasi müdahaleye boyun eğenlerin, adalet dağıtmak üzere kürsüde oturmalarına rağmen görevlerinin gereklerini unutanların, hukuku ayaklar altına almasıdır. Siyasi iktidarın amacı, milyonlarca yurttaşın iradesini yok saymak, seçimle alamadıklarını yargı eliyle değiştirmek ve muhalefeti, iktidarın istediği şekilde dizayn etmektir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarının hemen ardından verilmiş bu karar, Türkiye’de artık yargı kararlarının siyasallaştığının gizlenmeyen boyutunu göstermektedir. Bu tablo, kuvvetler ayrılığının fiilen tasfiye edildiğini gözler önüne sermektedir.
Bugün yaşananlar, CHP’li belediyelere yönelik kayyum uygulamaları, belediye başkanlarına dönük operasyonlar, siyasi baskılarla şekillenen transfer iddiaları, muhalif siyasetçilere açılan davalar, cumhurbaşkanı adaylarını tasfiye etmeye dönük yargı hamlelerinden bağımsız değildir. Tüm bunlar seçim kaybetme korkusunun sonucudur. Siyasi iktidar, seçim kaybetme korkusunun bedelini, "olmamaları gereken yerlere oturtulan hakimler yüzünden" yıpratılan ve itibarsızlaştırılan adalet sistemine ödetmektedir.
Türkiye adım adım açık bir “seçimsizleştirme rejimine” sürüklenmektedir.
Sandığın anlamının boşaltıldığı, halkın iradesine mahkeme salonlarında darbenin vurulduğu bir yerde ne hukuktan ne de demokrasiden söz edilebilir! Demokrasi ayaklar altına alınmış, halkın iradesi yok sayılmış, seçme ve seçilme hakkına açık bir saldırı gerçekleştirilmiştir. Bu girişim, Cumhuriyetimizin yüz yıllık demokratik birikimine vurulmuş ağır bir darbedir.
Bu kararın halka verdiği mesaj: “Sen oy kullanabilirsin ama iktidarı değiştiremezsin, beni seçmesen de ben dilediğimi yaparım. Senin oyunun bende hiç bir karşılığı yok. Koltuğumu kaybetmemek için tüm hukuksuz eylemleri yaparım.” şeklindedir.
Milli iradeyi dilinden düşürmeyenlerin, işlerine gelmediğinde milli iradeyi yok sayması büyük bir siyasal ikiyüzlülüktür.
Demokrasi, saray talimatlarıyla değil; halkın özgür iradesiyle yaşar!
Demokrasiye, hukuka ve Anayasa’ya aykırı bu kararı şiddetle kınıyor; bağımsız ve tarafsız yargının yeniden tesis edilmesini, Türkiye’nin geleceği açısından hayati bir zorunluluk olarak görüyoruz. YANİ ADALET İSTİYORUZ!
ANA MUHALEFETE BUTLAN DARBEDİR!
KABUL ETMİYORUZ!
Türkiye, tarihinin en ağır demokrasi darbelerinden birini daha yaşamaktadır. Yargının siyasallaştırıldığı, hukukun, siyasi iktidarın ihtiyaçlarına göre şekillendirildiği bu karanlık günlerde; şimdi de ana muhalefet partisi, "yargının bağımsızlığını unutan bir mahkemenin" mutlak butlan kararlarıyla yıpratma operasyonuna maruz bırakılmaktadır.
CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı ile 21’inci Olağanüstü Kurultayı’nın iptali istemiyle açılan davada Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin “tedbirli mutlak butlan” kararı; hukuk tarihine kara bir leke olarak geçecektir. Bu karar, siyasi müdahaleye boyun eğenlerin, adalet dağıtmak üzere kürsüde oturmalarına rağmen görevlerinin gereklerini unutanların, hukuku ayaklar altına almasıdır. Siyasi iktidarın amacı, milyonlarca yurttaşın iradesini yok saymak, seçimle alamadıklarını yargı eliyle değiştirmek ve muhalefeti, iktidarın istediği şekilde dizayn etmektir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarının hemen ardından verilmiş bu karar, Türkiye’de artık yargı kararlarının siyasallaştığının gizlenmeyen boyutunu göstermektedir. Bu tablo, kuvvetler ayrılığının fiilen tasfiye edildiğini gözler önüne sermektedir.
Bugün yaşananlar, CHP’li belediyelere yönelik kayyum uygulamaları, belediye başkanlarına dönük operasyonlar, siyasi baskılarla şekillenen transfer iddiaları, muhalif siyasetçilere açılan davalar, cumhurbaşkanı adaylarını tasfiye etmeye dönük yargı hamlelerinden bağımsız değildir. Tüm bunlar seçim kaybetme korkusunun sonucudur. Siyasi iktidar, seçim kaybetme korkusunun bedelini, "olmamaları gereken yerlere oturtulan hakimler yüzünden" yıpratılan ve itibarsızlaştırılan adalet sistemine ödetmektedir.
Türkiye adım adım açık bir “seçimsizleştirme rejimine” sürüklenmektedir.
Sandığın anlamının boşaltıldığı, halkın iradesine mahkeme salonlarında darbenin vurulduğu bir yerde ne hukuktan ne de demokrasiden söz edilebilir! Demokrasi ayaklar altına alınmış, halkın iradesi yok sayılmış, seçme ve seçilme hakkına açık bir saldırı gerçekleştirilmiştir. Bu girişim, Cumhuriyetimizin yüz yıllık demokratik birikimine vurulmuş ağır bir darbedir.
Bu kararın halka verdiği mesaj: “Sen oy kullanabilirsin ama iktidarı değiştiremezsin, beni seçmesen de ben dilediğimi yaparım. Senin oyunun bende hiç bir karşılığı yok. Koltuğumu kaybetmemek için tüm hukuksuz eylemleri yaparım.” şeklindedir.
Milli iradeyi dilinden düşürmeyenlerin, işlerine gelmediğinde milli iradeyi yok sayması büyük bir siyasal ikiyüzlülüktür.
Demokrasi, saray talimatlarıyla değil; halkın özgür iradesiyle yaşar!
Demokrasiye, hukuka ve Anayasa���ya aykırı bu kararı şiddetle kınıyor; bağımsız ve tarafsız yargının yeniden tesis edilmesini, Türkiye’nin geleceği açısından hayati bir zorunluluk olarak görüyoruz. YANİ ADALET İSTİYORUZ!
Edirne'de yeniden Genel Sağlık-İş'i YETKİLİ SENDİKA yapan Edirne Şube Yönetimimize, iş yeri temsilcilerimize ve tüm üyelerimize yürekten teşekkür ederiz.
@edirnegsi#Edirne
Sendikamız Genel Sağlık-İş, yine en detaylı davayı, mağduriyetleri en fazla giderecek şekilde açmıştır. Kitlesel anlamda mağduriyetleri giderebilecek nitelikte olan davamızla ilgili olarak en kısa zamanda olumlu gelişmelerin haberini vermeyi ve sağlık emekçilerinin mağduriyetlerini gidermeyi temenni ediyoruz. Bu vesileyle, tüm sağlık emekçilerini, onların haklarını en iyi koruyan Genel Sağlık-İş çatısı altında toplanmaya davet ediyoruz.
https://t.co/UHqeiNOzJg
SÖZLEŞMELİ PERSONEL İZİN YÖNERGESİNE KARŞI DANIŞTAY’DA DAVA AÇTIK
"Sağlık Bakanlığı’nın 07.04.2026 tarih, E-11045126-010.04-310672819 sayı ve "Sağlık Bakanlığı Sözleşmeli Personel İzin Yönergesi" konulu yazısı ekinde "Sağlık Bakanlığı Sözleşmeli Personel İzin Yönergesi" yayımlanmıştır.
Genel Merkezimiz ve Hukuk Müşavirliğimiz tarafından, Yönerge üzerinde detaylı incelemelerde bulunulmuş ve hukuka aykırılığı tespit edilen aşağıdaki Yönerge düzenlemelerine karşı aşağıda belirtilen gerekçelerle Danıştay’da yürütmenin durdurulması talepli iptal davası açılmıştır..."
Dava metnimizin tamamına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz ⤵️⤵️
https://t.co/0oE77E307G