Çete çete içinde. Kuklalar yoğunlaşma mastürbasyonunda.
Self-kolonyalist kabusların reel politik gerçeklere dönüştüğü düzlemde bin yıllık faydasızlığın sebeplerini artık "ötekinde" aramamak gerekir.
Dünyanın hiçbir yerinde AI Şu dilde şarkı söylemesin diyen başka güruh bulamazsınız.
Dil yok olup gidiyor, sokakta Kürtçe konuşan çocuk kalmamış AI Kürtçe'ye zarar verir diye söylem oluşuyorlar.
Konu Kürtçe'ye zarara gelince önce Müzik kültürünü yok eden düğünlere "yoğunlaşın!"
“Self-Kolonizasyon” havalı bir kelime ama konuyla alakası biraz güdük kalmış. Kaldı ki Kürtçenin yapay zekâ konusunda Türkçe vb. dillerden aşağı kalır bir yanı yoktur.
Yani Kürtçenin gayet kudretlidir durumu. Gemini, Grok gibi uygulamalarda #Kürtçe çok iyi bir durumdadır. Küçük feminin-maskulin hatalar dışında neredeyse hiçbir eksiği yoktur. Metinlerin “ruhsal derinlikten” uzak oluşu ise maalesef tüm diller için geçerli bir durumdur; Kürtçeye özel değildir.
Suno vb. müzik uygulamalarında ise bir yıl öncesiyle karşılaştırıldığında telaffuz problemleri neredeyse minimum düzeydedir. Bu tür telaffuz hataları başka dillerde de mevcuttur. Yazarın bu konuda Kürtçeyi neredeyse dünyanın resmî dili sayılabilecek İngilizce ile kıyaslamasını ise haksızlık olarak değerlendiriyorum. Neden Türkçe veya Tigrinya dili değil mesela?
Kimi müzik içeriklerinin edebî niteliklerden uzak olması konusuna kısmen katılıyorum. Ancak aşırı hassas bir durumda “Kurmancî Here Gulê” gibi bir eserin dünya listelerine girme ihtimali olmayabilirdi. Severiz ya da sevmeyiz, bu ayrı bir konu. Fakat Kürt tarihinde sanırım ilk defa bu şarkıyla dünya listelerine girilebildi. Bu da oldukça tartışmalı bir konu.
Ama bütün dillerde yapay zekâ ile söz ve müzik üretimi aşağı yukarı bu durumdadır. Maalesef bunun önüne pek geçilebilecek gibi görünmüyor. Burada özellikle “Kürtçe yapılmasın” demek pek mantıklı değil. Tüm dillerde yapay zekâ ile yaşanabilecek olası gelişmeler dikkate alındığında, dönemin teknolojik imkânlarını bir fırsat olarak kullanmak yerine Kürtçenin bu imkânların dışında izole bırakılmasını istemek de pek akıl kârı değil gibi.
Fanon’un “Siyah Deri, Beyaz Maskeler” eserinde geçen, “Sömürgeleşmiş veya baskılanmış bireyin egemen kültürün araçları ve diliyle kurduğu ilişki…” kısmını ise bu bağlamda anlamak daha da zor. Zira yapay zekâ, Kürtleri egemenliği altında tutan birilerinin icadı değil; daha ziyade dünya egemenlerinin bir icadı. Ve bu icat onların kendi dil ve kültürlerini de (olumlu ya da olumsuz) aynı şekilde etkiliyor. Kürtçeye yönelik özel bir negatif muamele söz konusu değil.
Son olarak, benim yani @zozan_c_‘nin hiçbir eseri yapay zekâ tarafından yazılmadı. Hepsi Kürt şairler, yazarlar veya bizzat Bijar Koban tarafından yazıldı. Dolayısıyla keşke benim Pitpitokê single’ımın kapağı kullanılmasaydı. 😅
https://t.co/wAREPMGR0J
@rojdaaltints_ Belgeselin içerikten bağımsız tek kötü yanısın. 140 Ekibinin seni projeye dahil etmesi hataydı. Senin yerin, kız öldü mü kaldı mı? diye çeviri yapanların yanıydı.
"Şeytantepe"de bir hayalet.
Başta medya sektörü olmak üzere kamusal çürümüşlüğün karşısında kamuya denetçi olmayı hatırlayan bir ekip...
Bu sadece bir algı üretimi değil, kümülatif bir kötülüğün çocuk bedeni üzerinden bile prim yaptığı gerçeğidir.
https://t.co/IpF56Lvch4
Videonun aslı öyle çirkin ki paylaşarak böyle çirkin bir şeyi etkileşim çabası ile dolaşıma sokma ucuzluğunda bulunmak istemiyorum. O yüzden gerçekliğin hayali bir versiyonunu, bu melek kanatlı halini paylaştım.
Tek diyeceğim, ciğerim dağlandı.
Hamile bir köpeği doymuyor diyerek ağaca asmak. Neresinden tutarsanız saf kötülük. Her zulüm korkunç ama Allahın dilsiz kulları diyoruz ya, o dilsizliği böylesine istismar etmek. Hele ki hamile bir canlıyı. İnsan bazen cehennemin varlığına yürekten şükrediyor.
Günün sonunda insan, sonsuz sessizliğin huzurunu hak ettiğini sindiriyor.
Yaşamın ısrarla devam ettirilen bir inat olduğu ortaya çıkınca, eğreti bir varoluşun parçası olmaktan tiksinmek insanın ruhunu arındırıyor.
Çünkü bizi ancak, dünyanın deliliğinden tiksinmek kurtarır.
Kendimi başarısızlıklarım ve hatalarımdam ibaret sandığım bir sürecin dibinden çıkarken aklımdaki tek şey düştüğüm yerden de öyle görünüyor olmamdı.
Bu da insanın kibirden kendine ettiği eziyeti görememesine sebep oluyor.
Yüzyılın vesayet destekçilerinin ağzından düşmeyen bir slogan var.
Ucun bacaklı babalarının kurduğu sistemde katlettiği, yok saydığı, asimile ettiği her kesimin ağzından düşmeyen bir slogan...
"Kurtuluş yok tek başına..."
Neyse ki hiçbir kesimde karşılık verecek güç kalmadı.
Dotraki ordusu ile numeronlular ceng ederken cücelerin elflerle Moria'da bdsm partisi verdiği bir andayım. Red weidding yaşanırken şarap yudumlayıp göğsümün bir kısmını nehirova'da bırakarak, herşeyden vazgeçtikten sonra Valinor'a gidebilmiş Arwen'e gidiyorum.
Geleceğim kızım.