Machiavelli, Prens'te insanların doğası gereği nankör, dönek ve çıkarcı olduğunu yazar. Böyle bir dünyada eski bir borcu herkesin gözü önünde ödemek saf iyilik değil, akıllıca bir hamledir. Nankör damgası yemezsin, itibarın büyür.
Bu tip jestler iki işi birden görür. Sadık bir adamı yanında tutar ve herkese "bu adama yapılan iyilik karşılıksız kalmaz" mesajını verir.
Hikayeyi duyan herkes, ona yardım etmenin iyi bir yatırım olduğunu farkında bile olmadan zihnine kaydeder. Machiavelli'ye göre erdemli görünmek, çoğu zaman erdemli olmaktan daha işlevseldir.
Hikayede herkesin atladığı bir de ilk cümle var. "Çocukken maddi zorluk yaşayan bir kişi." Adler'e göre insanı geçmişin nedenleri itmez, geleceğin amacı çeker.
Kirasını ustasının ödediği o çocuk, o günden beri bir aşağılık duygusunun içindeydi ve o borcu kapatarak o duygudan kurtuldu. "Artık o eski fakir çocuk yok, artık veren el benim.". Bu bir teşekkür değildi, bir ilandı.
Aşağılık duygusuyla başlayan yay, üstünlük çabasıyla tamamlandı. Çocukken ustasından gördüğü cömertliği, büyüyünce ustasına iade etti.
"Peki samimiyet mi, hesapçılık mı?" Adler'e göre bu soru yanlış kurulmuş. İnsan bölünmez bir bütündür; bilinç de bilinçdışı da aynı amaca hizmet eder.
İçten gelen minnet ile akıllıca yapılan itibar yatırımı, aynı hedefe doğru tek bir harekettir.
Peki o zaman amaçsız iyilik yok mu? Hayır, amaçsız davranış yoktur, sadece amacın farkında olunmaz. Öyle gösterilir, itiraf edilmez, bazen insan kendi bile bilmez aslında bir amacının olduğunu.
Peki iyilik veya borç ödemek bile bir amaçtan beslenmeye ihtiyaç duyuyorsa sağlıklı mıdır yoksa sağlıksız mı?
Adler bu çabaya amaç başkalarını da kapsıyorsa sağlıklıdır der. Burada kapsıyor, usta kazandı, hikayeyi duyanlar "iyilik ödüllendirilir" dersini aldı. Çocuk aşağılık duygusundan kurtuldu.
Kişilik psikolojisindeki "Makyavelizm" (manipülasyon, ahlaka kayıtsızlık, duygusuzluk) ise Machiavelli'nin adına yapıştırılmış bir karikatürdür.
Machiavelli kötülüğü öğütlemedi; herkesin yaşadığı ama kimsenin söylemediği gerçeği yazdı. Adler de aynı gerçeğin öbür yüzünü ekledi, insan amaçsız hiçbir şey yapmaz.