Kayyum Kemal, kaybettiği Kurultay'da CHP'yi "güvenli limana taşımayı" vaad etmişti.
Güvenli liman neydi, neresiydi kimse anlamamıştı. Bugün anlaşıldı.
Kılıçdaroğlu'nun güvenli limanı Erdoğan'ın Saray'ının bahçesiymiş. Erdoğan'ı rahatsız etmeyen, iktidar olma amacı olmayan, iktidarın koyduğu sınırlar içerisinde siyaset yapan, belli yerel yönetimleri yönetip toplumsal muhalefetin de gazını alan, muhalefeti kontrol altında tutmaya odaklanan bir projeymiş.
Bu projede birileri makam, mevki sahibi olacak, belli kamu olanakları kullanacak, Erdoğan da ömrü izin verdiği sürece Şah baba gibi koltukta oturacak.
İmamoğlu ve Özgür Özel bu tasarımı bozdular.
En sonunda rejim Kılıçdaroğlu'nun da maskesini indirmek, gerçek yüzü ve görevini 86 milyona göstermek zorunda kaldı.
Kılıçdaroğlu rejimin Adalet Bakanı ve yargısı eliyle hukuka aykırı mutlak butlan kararına kavuştu, yine rejime dilekçe yazıp CHP Genel Merkezi'nin polis marifetiyle kendisine teslim edilmesini talep etti, 80 yaşındaki parti üyesini, 16 yaşındaki gencecik çocuğu dövdürdü, partiye biber gazı sıktırdı, plastik mermi attırdı, TOMAlardan su sıktırdı, şimdi de partiye girecek. Gezi Olayları sırasında yarım ağız "Gençlere neden biber gazı sıkıyorsunuz" filan diyordu, belli ki kendisi bizzat sıkmak istiyormuş.
Bu perdenin inmesi, şeksiz şüphesiz gerçeği görmemiz iyi oldu. "Muharrem İnce saraya gitti" diye itibar suikasti organize eden, 2023 seçimleri öncesinde "İmamoğlu ile Erdoğan'ın ne farkı var" diye kampanya düzenleyen ekibin neticede AKP'nin CHP'yi kontrol etmek için kullandığı aparat olduğu ortaya çıktı.
Bugün Kılıçdaroğlu'nun yanında olan herkes Akın Gürlek kadar Erdoğancıdır.
Muhalefet gerçekten arındı.
19 Mart'ta mesele İmamoğlu değildi, bugün de mesele CHP değil. Mesele Türkiye'yi karanlığa sürükleyenlerle omuz omuza ve ihanet içinde partisini işgal eden kayyum da değil.
Mesele ülkemizde onurlu, huzurlu bir yaşam ve gelecek hakkının adım adım gasp edilmesidir. Bu bir yaşam mücadelesidir, hepimizindir.
Anayasa’ya açıkça aykırı bir yargı kararı gerekçe gösterilerek Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel merkez binası kolluk kuvvetlerince işgal edilmiştir.
Bir parti genel merkezinin gazla, plastik mermilerle, zorbalıkla zapt edilmesi kabul edilemez.
Konu bir parti konusu değil, Türkiye demokrasisinin iktidar ve kuklaları tarafından yerle bir edilmeye çalışılmasıdır.
Demokrasi, hukuk ve özgürlükler halkın mücadelesiyle kazanılır, halkın mücadelesiyle korunur.
TİP, demokrasi mücadelesinin tarafıdır.
Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da, faşizme karşı meydanlarda yerimizi alacağımızı, halkla verilecek mücadelenin yoldaşı olacağımızı, Saray’ın kuklası kayyumu tanımayacağımızı bir kez daha ilan ediyoruz.
Karşı devrime direneceğiz. Saray darbesine teslim olmayacağız.
Kahrolsun faşizm!
@kilicdarogluk gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içindesiniz, derhal bu yoldan geri dönün! Kirli pazarlıklarınızı itiraf edip, özür dileyin, insan içine çıkamayacak duruma gelmemek için! #CHPteslimAlınamaz
Yeni yılda sadece takvimi değil, sana bu iktidarın reva gördüğü kaderi de değiştirebilirsin.
TİP’e katıl; emeğinden, özgürlüğünden, geleceğinden #TarafOl:
➡️ https://t.co/bq16bt4V3O
Yoğurtçu Parkı'ndaki eşit yaşam ve özgür varoluş etkinliğimize gerçekleştirilen gözaltı sonrasında parti üyelerimiz bugün saat 13.00'de adliyeye sevk edilecekler.
Hiçbir suçu olmayan, hiçbir gerekçe gösterilmeden gözaltına alınan tüm arkadaşlarımızı alacağız.
Açıkça söylemek lazım Özgür Özel inanılmaz bir performans gösteriyor.
Her tür baskı var, belediyelere, milletvekillerine hatta parti kurultayına bile dava açılmış durumda,
Yol arkadaşları tutuklu, kardeşini daha yeni kaybetti, psikolojik şartlar adeta savaş şartları,
Her gün televizyonlarda saatlerce yalan ve iftira yayınlanıyor, tüm çevresi ve kendisi didik didik mercek altında,
Sosyal medyada her tür tezvirat her yönden yapılıyor, şerefine, haysiyetine saldıracak sözler söyleniyor,
Bu şartlarda müthiş bir mental yoğunluk, disiplin ve enerjiyle Genel Başkanlık görevini yerine getiriyor, hem partiyi birleştiriyor hem de tüm muhalefetin enerjisini yükseltiyor.
Tarihe geçecek bir dönemde, tarihe geçecek bir mücadele.
18 yaşında tutuklanmış bir çocuğun anne babası.
Ağlayarak “kızmadımız değil mi” diye soruyor annesine.
Kurban olurum ağlama diyor anne.
Offfff offff.
Gazdan coptan ölmesek kederden öleceğiz.
@enveraysevera Ay biliyoruz herhalde, bunca yıl CHP'nin yapmadıklarının ceremesini çekiyoruz ama yani bir noktada akillanmislardir belki diyip umutlanmasın mi millet? Ne istiyorsun? Öğreniyor liderliği işte, daha çok yeni genel başkan..