Türk kafası Kaliforniya yangınlarına itfaiyeci, ucak, helikopter vb sayısı ile yani müdahale acısından bakıyor. Bu yangının neden yönetilemez bir seviyeye geldiğini yani risk yönetimini asla sorgulayamıyor.
Aynı bizde olduğu gibi. Şu an sadece İstanbul’da depremde hasar görüp arama kurtarma ihtiyacı olacak en az 340 bin bina var. Yani bu risk yönetilemez. 34 milyon arama kurtarmacıya ihtiyac olacak!
Deprem öncesi bu riskli bina sayısını 340 vb yönetilebilir bir seviyeye indirmeyip deprem sonrası hep temini mümkün olmayan arama kurtarma, cadır vb üzerinden konuyu tartışmak yanlışı bizi çözümsüzlüğe mahkum ediyor.
Afet yönetim kriz yönetimi değil daha çok risk yönetimidir… Yani önceden tehlike önleme ve riskin zararlarını azaltma esas olandır.
Bilfen’de kıdem ödüllerinin takdim edildiği “Öğretmenler Günü” törenimizi İstanbul’daki tüm öğretmenlerimizin katılımıyla gerçekleştirdik.
Törenin ardından öğretmenlerimiz, Murat Boz’un şarkılarına coşkuyla eşlik ettiler.
Teşekkürler Değerli Öğretmenlerimiz…
Teşekkürler Sevgili @MuratBoz
Biraz umut basalım. Halil İbrahim Çevik. Kuşadası nda otel işletmeciliği yapan iş insanı buraya yakın 180 dönümlük arazisinin büyük bölümünü sokak hayvanları için 5 yıldızlı yuva projesine ayırdı. Katliam yasası sonrası hemen sokaktan toplanan 30 köpeği buraya getirtti.
450 yataklı otelin tüm odalarına "Köpekleri görmek için QR kodunu okutun, evlat edinebileceğiniz köpeğimiz var" broşürler koyarak turistlerin 5 yıldızlı yuvadaki köpeklerin fotoğraflarını görmelerini sağladılar.
Otelde konaklayan yerli ve yabancı turistler odalarında gördükleri broşürlerden yararlanarak köpekleri görmek ve sahiplenmek için 5 yıldızlı yuvaya koştu. On gün içerisinde 5 turist 5 sokak köpeğini sahiplenerek ev ve ülkelerine götürdü.
Bu projesiyle diğer iş insanlarına örnek olmak ve farkındalık yaratmak istediğini belirtiyor.
#NarinCocukNerede #özgürkarabıyıktutuklansın
#ODTÜ #NarinNeredeCevapVerin Batuhan Karadeniz
Değerli Öğretmen Arkadaşlarım,
36. Yılımızda Tam 36 Türkiye Birincisi!
Bu yıl sizler, eğitimci kimliğiyle okullarımızdaki eğitim felsefesini oluşturan babam Sn. Osman ÖZTÜRK'e ve bizlere çok değerli bir armağan verdiniz.
Bu büyük başarı için hepinize sonsuz teşekkürler!
#KazananlarınOkulu
Yahudilerin sürgün edildiği
Piyanist filmi değil bu.
Hepimizin yahudiler için gözyaşı döktüğü Hitler dönemini anlatan filmlerden alınmadı bu görüntüler.
Bizzat sürgün yaşayan Yahudi toplumun torunları tarafından sürgün edilen Gazze halkı bu fotoğraftakiler.
Bu küçücük çocukların bu devirde bu şekilde sürgün edilmesi kimin vicdanını harekete geçirmez ki?
Maalesef bu konuda bile ayrıştık.
Ayrıştırıldık.
Kendini çağdaş , Atatürkçü , Türkçü, milliyetçi, ya da başka bir düşünce içerisinde gören tüm dostlarıma söylüyorum.
Bu bir Arap sorunu değil.
FKÖ’nün , Hizbullah’ın , Hamas’ın politik durumları da beni ilgilendirmez!
Ben insanların bu duruma düşmeleri ile ilgileniyorum.
Bu bir insanlık sorunu.
“Bize ne “ diyemeyiz.
Dünyanın en önemli müzisyenleri , oyuncuları, sanatçıları Gazze için her gün bir şeyler söylüyorlar, bir şeyler yapıyorlar. Herpi ayakta!
Hepsi Kahrol Netenyahu!!! Kahrolsun siyonizm! diye haykırıyor.
Haydi biz de kenetlenelim artık!
Twitle de olmuyor.
Birleşelim. Bütünleşelim.
Bir şey yapmalı.
Bir şey yapmalı! 🙏🙏
#VekillerMeclise Kısırlaştırma seferberliği ile sorunu çözmek, birlikte yaşamak mümkün biliyoruz. Hayatın, toplumun parçası hayvanların yaşam haklarını elinden almak çözüm değil. Teklife hayır deyin. #yasayigeriçek@TBMMresmi
https://t.co/NeeTZ5PYfw
Türkiyedeki zeki insanların kafa kafaya verip Köpek sorununa çözüm bulması gerekiyor.
Öldürülmelerine vicdanım asla evet demiyor. Ancak çocuklarımızın da tam anlamı ile güvende olması lazım.
Bir çözüm bulmalıyız.
Bu arada bu işin suçlusu köpekler değil: Zamanında 10-20 yıl önce KISIRLAŞTIRMA yapmayanlardır.
Erzurum'da kayıp sanılan çoban köpeği Kral, evine iki gün boyunca dönmedi. Kral'ın doğum yapan koyunun başında bekleyerek onu koruduğu ortaya çıktı. https://t.co/X5OuWgC8ff
Ben sokaklarda oluşan köpek popülasyonu için çok yazdım.
Özellikle pandemide 1 e 5 arttı.
Kısırlaşıramadık.
Başaramadık ülkece.
Saldırıya uğrayan çocuklarımızla da ilgilendiğimi herkes bilir.
Bazı aileler ile görüştüğümüzü başsağlığı dilediğimizi herkes bilir.
Peki çözüm sahipsiz tüm köpeklerin öldürülmesi olabilir mi?
Çocukken boncuk adında bir köpeğim vardı. Onu kaybettikten sonra Bade isminde bir köpeğim daha oldu.
Adana belediye başkanlığı tarafından sokaklara zehirli et atılmıştı.
Ve bade’yi de kaybettim.
Yıllarca travmadan kurtulamadım.
Hükümet yetkililerine , muhalefet temsilcilerine sesleniyorum.
Duyduklarımız doğru olmamalı.
Belki daha maliyetli (kısırlaştırma, sahiplendirme, barınakların 5 katına çıkarılması vs) oluyor biliyorum.
Ama göz göre göre öldürmek içimi şimdiden acıtıyor.
Yapmayın etmeyin.
Başka çözümler var.
Sokakların daha güvenli olması için , vatandaşımızın daha güvenli yürüyebilmesi için başka çözümler her gün yazılıyor çiziliyor.
Köpek saldırısından zarar gören küçücük çocukları görünce de yüreğim parçalanıyor.
Babaların annelerin gözyaşları içimi acıtıyor.
Ama o çocukları Hitler ya da Netenyahu katletmedi.
Bizim gibi düşünmeyen , aklını kullanamayan , popülasyon sonucu çoğalan canlılar öldürdü.
O köpekler o çocuğun ağlayan bir ailesi olacağını hiç bilemeyecekler.
Ve o popülasyon kurbanı köpekler yüzünden bu dünyada yaşayan, yaşama hakkı olan , insanoğluna en sadık dost olan köpeklerin öldürülecek olması beni oldukça üzüntüye sokuyor.
Umarım yasa tasarısı böyle değildir.
Öldürmeden de bu sorun ortadan kaldırılabilir.
Tüm STK’lar meclisteki tüm siyasi partilerin yetkilileri ile buluşup bir çare oluşturmalı.
Çözüm öldürmek değil.
Evet Ahbap başkanıyım.
Günlük siyasi politik olaylara hiç girmiyorum. Sözüm var.
Ama bu bir siyasi olay değil vicdani ve insani bir olay.
Köpeklere kıymayın efendiler.
🙏🙏
(Not : içimden gelen bu twit bile her iki taraftan eleştiri alacak. Linçleneceğim biliyorum.
Zaten herkes benimle aynı fikirde olmayabilir.
Ama bu benim fikrim)