Dün akşam Londra'da 320 Türk öğrenciyi ve yeni mezunu bir araya getiren yemek davetini vermemdeki maksadımın ne olduğu -samimi bir merakla ve laf sokma gayreti olmadan- çok soruluyor. Aynı samimiyetle cevap vereyim. Belki bu cevap buna gücü yeten başkalarının da bu yolculuğa çıkmasına vesile olur. Şudur:
Yurt dışında öğrenci veya yeni mezun olup da ateşli hasta olunca alnınıza ıslak havlu koyacak insan bulmak zordur.
Kendinizi yalnız zannetmemek, kökünüzü, yurdunuzu kaybetmemek, tecrübe alıp tecrübe verecek dost gibi dostlar bulmak, eğitim, staj ve iş imkanlarından ve gelişim ihtimallerinden vakitlice haberdar olmak, zordur.
Memleketinizde deprem olduğunda hep beraber ses çıkaracak şekilde organize olmak, ülkenize katma değer yaratma kanalları bulmak, kendinize tüm potansiyelinizi yansıtabileceğiniz mecralar bulmak, irtibatlar kurmak, ülkenizin doğru algısını kollamak, ülkenizle irtibatınızı korumak, zordur.
Bundan 23 sene evvel ben bunları yaşıyordum, 23 sene de o yolları kah yurt dışında kah yurt içinde yürümeye devam ederek belirli imkanlara sahip oldum. Bu sene University College London (UCL) bana hukuk profesörü kadrosu verince oradaki Türk öğrencilerde bunun özel bir enerji, hareketlenme ve gurur yarattığını gördüm. Bu da aklıma bu birlikteliği hukukçu olsun olmasın UCL'de olsun olmasın tüm Türk öğrencilere yayma fikrini getirdi. Deprem döneminde yurt dışındaki kimi üniversiteleri Türkiye'ye yardım yapmaya kanalize ederken kendi ağırlığımı kullanmam gerekmişti ve öğrencilerin kendi bireysel alanlarında nasıl çırpındıklarını fakat organize olmakta ne kadar zorlandıklarını bizzat tecrübe etmiştim. Bunların hepsi, öğrencileri birbirleriyle irtibatlama vesilesi olma konusunda bana fikir verdi.
Bu gençler de eminim -23 seneye kalmaz- daha iyilerini daha güzellerini yapacaklar ve ülkemizin de kendi koordinasyonu olan eğitimli ve etkili diasporasına kavuşmasına onlar da katkıda bulunacaklar.
Ben haftada 3 uçuş temposuyla her ay çok sayıda ülkeye iş için seyahat ettiğim ve aslen vaktimi İstanbul ile Londra arasında böldüğüm için, genç insanların benimle sohbet etme ve bana bir şeyler sorma taleplerine layıkıyla cevap veremediğim oluyor. O yüzden, daha yapılandırılmış şekilde gençlerle sohbet edebilmeye çalışıyorum. Son bir ay içerisinde Ankara Barosu'nda ve Şanlıurfa Barosu'nda yaptığım konuşmaların gençleri kucaklaştırma maksadı neydiyse, Londra'daki de oydu. Faydalı olduğunu da düşünüyorum, umuyorum.
Türkiye'nin yolunu aydınlık, milletini en geniş refah gereçlerine sahip kılacak olan, bence, eğitimli vatanseverlerdir. Onların birlikteliği, kendilerine, birbirlerine ve memleketlerine coşkuyla sahip çıkması, hayırlıdır. Londra'da da, Ankara'da da, Şanlıurfa'da da.
Vali'nin açıklaması: 15 kişilik asansöre 16 kişi binilmiş. Ulan bu ülkede oturduğu makamı hak eden bir tane donanımlı, doğru dürüst bir insan yok mu ya. Yük sınırı aşılan asansör çalışmaz, salak mı sanıyorsunuz lan milleti.
Kapalıçarşı’nın tarihi sokaklarında geçen aksiyon dolu bir kovalamaca hikayesi: Büyük Kaçış. iPhone 14 Pro ile çekildi. Baştan sona soluksuz izleyeceğiniz bu filmi kaçırmayın.