"Biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek alimler çıkabilir." Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK
“Yasemin Özkan bu iddialara yanıt vermek yerine İslam’ın 5 şartını paylaşmış.”
⚠️ İbrahim Haskoloğlu, Sağlık Bakanı Danışmanı Yasemin Kulak Özkan hakkında dolaşan birtakım iddiaları ele aldı.
Şahsın, ailesini Marmara Üniversitesi’nde istihdam ettiğine dair bir yazı yayınladı:
“Türkiye’de senelerdir diş hekimleri sessiz bir şekilde atanamadan yok olurken,
Sağlık Bakanı’nın yardımcısı Yasemin Özkan’ın:
• Kocasının Marmara Üniversitesi’nde Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı olduğu,
• Oğlunun da yine Marmara Üniversitesi’nde doktora yaptığı belirtildi.
• Yasemin Özkan’ın aynı zamanda Marmara Üniversitesi’nin eski dekanı olduğu biliniyor.
Yasemin Özkan ise bu iddialara yanıt vermek yerine İslam’ın 5 şartını paylaşmış.
Bu ülkede bir yere gelmek için illa birini tanımak mı lazım? Bu ülkedeki ahlaki çöküş işte bu nedenle önlenemiyor. Dini de buna alet etmeye çalışıyorlar.
Senelerce en başarılı öğrenciler devlete atanamıyor. Özel sektörde, diş fakültesiyle alakası olmayan kişilerin kliniklerinde en iyi ihtimalle 40-50 bin TL maaş alıyorlar. Bu ülkenin gençleri kendi ülkesine küsüyor.
Uzman olmak için on binlerce diş hekimi sınava giriyor. Devlete atanmak için yine on binlercesi atama bekliyor.
Siz devlette dişiniz için randevu bulamazken, on binlerce atanmayı bekleyen diş hekimi var.
Şimdi ise doktoranın kaldırıldığı ve doktora programına girmiş öğrencilerin otomatik olarak uzman sayılacağı belirtiliyor. Diş hekimleri bunun, üst düzey yetkili ailelerin çocukları için yapıldığını düşünüyor.
Bu insanlar her gün mail atıyor. Yazdıklarını okuduğumda benim bile psikolojim bozuluyor.
Ülkede o kadar israf yapılırken başarılı gençler istihdam edilemiyor.
Bu sene uzman olmak için sınava gireceklerin sayısının 14.000 olması bekleniyor. Sorun her geçen yıl daha da artıyor ve çözüm yok.”
Hakkımda bu yazıyı yazarak beni hedef gösteren bu yayın organı suç işliyor. Asıl faşizm budur.
Öğretim Birliği Yasası’nı savunmak suç mu ilan edildi? @Akingurlek_
TRT spikerinin İran ile Yeni Zelanda'yı karıştırarak maç anlatması bireysel hata değil. Vergilerle yürüyen milli kanalın kurumsal durumudur. Hazırlık, bilgi, heves, heyecan, gayret, özen, liyakat, kontrol, ciddiyet, denetim, çaba, yok. Rehavet ve umursamazlık var. Hazin.
Koskoca 90 milyonluk Türkiye'de Erdoğan'ın hısım ve akrabasından başka adam kalmamış gibi Şamil Tayyar'la Mücahit Birinci, Erdoğan'dan sonra "damat Berat mı, oğul Bilal mi başkan olmalı?" tartışması başlattı. Hayırdır hanedan mı kurdunuz? Aliyev düzeni mi geldi?
Ülkemize kayıtlı 5 milyon Suriyeli sığınmacı ve 2 milyon kayıtsız kaçak Suriyeli 2011 sonrasında geldi. Türkiye’nin Şam Büyükelçisi 6 Haziran 2026’da 700 bin Suriyelinin ülkelerine döndüğünü söylüyor. (Ne kadarının Türkiye’ye geri döndüğünü söylemiyor) Ve Türkiye’nin Türkiye’de kalanları geri yollamayacağını ifade ediyor.
Zafer Partisi sığınmacılar vatanlarına dönsünler dediği zaman “ Suriyelileri ateşe mi atmak istiyorsunuz? Savaş bitince vatanlarına dönüş ekler” diye cevap veren ve Türk halkına sığınmacıların geri döneceği yalanını söyleyenler şimdi milyonlarca Suriyelinin Türkiye’de kalacağını itiraf ediyorlar. Sayın Önkibar bu vahim durumu ve sonuçlarını anlatıyor. Vatani işgal edilenler kulak kabartın ve dinleyin. @zaferpartisi
Şablon birçok ülkede yıllardır aynı: Önce kurumların siyasi partilerin, yargının, meclisin içini boşaltırlar sonra parçalara bölüp yokederler. Bununla mücadele için geçmişden ders alma zamanı
Trump says Lebanon is included in peace deal and Israel has to withdraw from southern Lebanon. Netanyahu says they won't do that. They will continue to attack in Lebanon, Gaza and Syria. The answer is obvious - cut them off. Not another dollar. Why would we pay them to defy us?
Erdoğan'a kötü haber Dervişoğlu'ndan geldi:
"Anayasa'ya göre Recep Tayyip Erdoğan bir daha Cumhurbaşkanı adayı olamaz!
Diploması olsa da olamaz, diploması yoksa da olamaz!.."
SAVCIDAN TUTUKLUYA:
SENİN EKREM'İN DE ZATEN DİPLOMASI YOK!
İBB Davası'nda savunma yapan Taner Çetin, "Oğlum yaşlarında olduğunu tahmin ettiğim bir savcı ilk olarak ‘Gel bakalım Taner’ dedi ve içeriye girdim. Elindeki tespihi göğsünün üzerinde çekerek ‘Sen 63-64 yaşına gelmişsin. Burdan çıkamazsın. Suçların belli, şansın yok. Gel etkin pişmanlıktan faydalan ben de seni çıkarayım’ dedi. Bana sosyal medyada çıkan, bazı kadın çalışma arkadaşlarımın isimlerini sorarak çirkin ifadelerde bulundu. ‘Sen ne mezunuydun?’ diye sordu sonra. ‘Sen ilkokul mezunu muydun? Ne mezunusun diploman yok galiba’ dedi sonra. Daha sonrasında dedi ki ‘Zaten senin Ekrem’in de diploması yok. Senin gibi adamları doldurmuş buraya’ dedi" diyerek savcılıkta yaşadıklarını anlattı. #İBBDavası
💭 Ahmet Türk: “Kürdistan’da geniş toprağı olan bir ailenin çocuğuyum, ama kimliğim yok, dilim yok. İşte Kürt sorunu benim!”
🗣️ Müstafi Tümamiral Cihat Yaycı: “Ahmet Türk kim mi?
— Devletin inkâr ettiği değil, devletin en üst makamlarına taşıdığı bir siyasetçi.
— Milletvekilliğinden belediye başkanlığına kadar devletin bütün demokratik imkânlarından yararlanmış, buna rağmen devleti ‘inkâr’ ile suçlayan bir siyaset figürü.
— Feodal düzenin içinden gelen, geniş toprak sahibi bir aileye mensup olmasına rağmen mağduriyet siyaseti yapan bir aktör.
— Cumhuriyet’in sağladığı siyasî imkânlarla yükselmiş, fakat Cumhuriyet’in kurucu kimliğiyle sürekli hesaplaşmış bir siyasetçi.
— Devletin dışladığı değil; devletin Meclis’te temsil ettirdiği, belediye yönetimini emanet ettiği bir isim.
— Türkiye Cumhuriyeti’nin sunduğu imkânlardan azami ölçüde yararlanmış, fakat Türkiye Cumhuriyeti’nin millî kimliğini tartışmaya açmayı sürdüren bir siyasetçi.
— Öncelikle açıkça ifade etmek gerekir ki, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde ‘Kürdistan’ adında bir devlet, özerk bölge veya hukukî statü bulunmamaktadır. Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milleti bölünmez bir bütündür.
— Bu ülkenin vatandaşlığının adı Türk vatandaşlığıdır. Türk vatandaşlığı; etnik kökeni ne olursa olsun herkesi eşit kabul eden anayasal bir aidiyettir.
— ‘Kimliğim yok’ demek de, ‘dilim yok’ demek de gerçekle bağdaşmamaktadır. Türkiye Cumhuriyeti’nde milletvekilliği yapmış, belediye başkanlığı yapmış, siyaset üretmiş ve büyük servet sahibi olmuş bir kişinin ‘yok sayıldığını’ iddia etmesi inandırıcı değildir.
— Eğer bir insan devletin sunduğu tüm siyasî haklardan yararlanmış, en üst düzey görevlerde bulunmuş ve ekonomik varlık edinmişse, ortada inkâr edilen bir kimlik değil; demokratik sistemin sağladığı imkânlardan yararlanmış bir vatandaşlık gerçeği vardır.
— Eleştiri başka şeydir, devleti ve milletin birliğini tartışmaya açmak başka şeydir. Türkiye Cumhuriyeti, bütün vatandaşlarına eşit fırsatlar sunmuş; karşılığında ise sadakat ve ortak gelecek bilinci beklemiştir.
— Bu topraklarda hak iddia etmenin temeli etnik ayrılık değil; ortak vatan, ortak tarih ve ortak vatandaşlık şuurudur. Ayrıştıran değil, birleştiren bir dil milletimizin geleceği için esastır.
— Sorun kardeşlik eksikliği değildir. Bu şahıs ve bunun gibilerinin amacı; ortak vatandaşlık değil, etnik kimliğin siyasallaştırılarak ayrı bir siyasî statü ve egemenlik alanı talebine dönüştürülmesidir.
— Kardeşlik söylemi üzerinden yürütülen bu sinsi yaklaşımın hedefi; Türk Milleti ve Türk vatandaşı tanımının değiştirilmesi ve hemen akabinde de devletin üniter yapısının aşındırılması ve etnik temelde yeni bir siyasî düzen kurulmasıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin buna rıza göstermesi düşünülemez.
— Türkiye’nin ihtiyacı geçmişin ayrılıkçı söylemleri değil; güçlü devlet, güçlü millet ve millî birliktir.”
Türkiye’nin Şam Büyükelçisi 6 Haziran 2026’da çok açık bir şekilde Türkiye’nin Türkiye’deki Suriyeli sığınmacıları ülkelerine geri yollamayacağını açıklamış. Ve aşağıda izleyeceğiniz konuşmasında Suriyelilerin neden Türkiye’de kalması gerektiğini anlatıyor.
Büyük bir dikkatle izleyin. 700 bin Suriyeli dönmüş, milyonlarca Suriyeli Türkiye’de kalarak Türkiye-Suriye ilişkilerinin gelişmesine katkıda bulunacakmış. Hani savaş bitince döneceklerdi? Yıllarca Türk Milletini savaş bitince dönecekler diye oyalayanlar şimdi kalacak diyorlar.
Türk Milleti artık uyanmaz ise tarihinin en karanlık kabuslarından birisini yaşayacak. @zaferpartisi
Biz var ya filenin sultanlarına öyle haksızlık ediyoruz ki öyle yok eleştiriyoruz ki anlatamam
Karşılaştırma yapmak istemiyorum ama Türkiye gibi spor kültürünün çok da gelişmediği bir yerde bu kadar başarılı olul bu kadar mütevazi olmaları…
Kimlik bilgilerimi isteyen jandarmanın bana ve madencilere anlattığına göre, Kiremitçiler şikayetçi olmuş, savcılık da soruşturma başlatmış.
Nedeni ise yukarıyla bütün iletişimini kestiği, yerin 1200 metre altında açlık grevinde olan madencilerin yanına inip onların sesini yukarı taşımamız.
Bilmiyorlarsa öğretelim yapmış olduğumuz gazeteciliktir ve gazetecilik suç değildir. Yukarıya duyurmaya çalıştıkları ses olduk, o kadar!
Israel started massive bombing campaign against Lebanon as soon as a potential peace deal was announced. They’re never going to let us live in peace. They are never going to be satisfied.
They’re insatiable fanatics, who want endless war because they think God promised that land to them 3,000 years ago. They’re the religious and nationalist fundamentalists we should have been warned about.
That’s so fucking obvious. Just look at a map!! Are the Palestinians occupying the Israelis, or the other way around? Are the Lebanese invading Israel, or the other way around? You would have to be both blind and deeply stupid to not see the reality at this point.
I’m furious at our national media. They all lied in unison for decades to trick us into supporting and funding the terrorists.
I don’t know that I can ever forgive all the reporters in the national press, who lied to help the fascists, and called their victims “terrorists.” These sick people helped the actual terrorists brutalize the Palestinians for six decades, while actively hiding the truth from us.
Uzunköprü’de;
Yerin 1200 metre altında “haklarını almak için” madencilerin başlattığı “açlık” grevi…
Ankara’da;
“asgari ücretle” sömürülen, mülakatı aştıkları halde dışlanan ÖZEL SEKTÖR öğretmenlerine engeller ve gözaltılar!
Yazıktır,
Ayıptır,
Utanç vericidir.
Yerin 1200 metre altında Madenciler eylem yapıyorlar. Eylem “açlık grevine” dönüşmüş…
Süreç daha kötüye dönüşmeden yetkililerce dikkate alınmalı işçileri hakları teslim edilerek sorun derhal çözülmelidir.
Emek en yüce değerdir,
Emek gaspı ise en büyük suçlardandır!
Binalardan çıktık, milletle yürüyoruz.
Bu hikaye birbirini çok seven Türkiye Cumhuriyeti’ndeki herkesin hikayesidir.
Milletin hikayesidir.
Başladığımız hiçbir işi yarım bırakmadık, bu yürüyüşü de yarım bırakmayacağız!