Tayyip Erdoğan yenildiği seçimi yenileyen, yenileceği rakibini içeri attıran bir siyasetçi. Bu uydurulmuş bir karikatür değil, yüce liderinize dair en yalın gerçek. Oyunu kuralına göre oynamamak ne zaman "dersine iyi çalışmak" oldu?
Partimizde herhangi bir diyalog zeminine gerek yoktur. Parti hukukumuz yani tüzüğümüz açıktır. Parti hukukunun dışına asla çıkılamaz! Tedbir kararı olağanüstü kurultay yapmamıza engel değildir.
Partimiz 103 yıllık tarihinin en ağır günlerini yaşıyor. Parti olarak olağanüstü zamanlardan geçiyoruz ve bu olağanüstü sorunların çözümü "olağanüstü" kurultayı toplamaktan geçer. Bunun için partimizde yeterli imza toplandı. Olağanüstü kurultay talebi göz ardı edilemez, uygulanmamazlık yapılamaz!
Partimiz bir çukurun içine itilmiştir ve bu çukurdan çıkışın tek yolu olağanüstü kurultaydır. Olağanüstü kurultaya gitmeme gerekçeleri asla kabul edilemez.
Gece saat 02.30’du. Ferdi Başkanımız ve Demirhan ile Soma’dan mı dönüyorduk, Akhisar’dan mı artık hatırlamıyorum. Ama şunu çok iyi hatırlıyorum; cebimizde kalan son parayı ne yapacağımızı konuşuyorduk.
Paramız tükenmişti belki ama umudumuz tükenmemişti. O seçim kampanyasını makam odalarında, büyük bütçelerle, gösterişli organizasyonlarla yürütmedik. Bir avuç inanmış insanın emeğiyle, Manisa’ya olan sevgimizle yürüttük. Kolay almadık bu seçimi. Şimdi birileri çıkıp o günlerin mücadelesine gölge düşürmeye çalışıyor.
Boşuna uğraşmasınlar. Sütte leke var, Ferdi Başkanımızda leke yok!
#halktv
Ekrem İmamoğlu: (Bahçeli'nin 9 Eylül'de kurultay çağrısı)
-Cumhuriyet Halk Partisi’nin yol haritasını yalnızca partililerimiz belirler. Ne iktidar odaklarının ne de iktidarın kayyımlığını yapan ve kurultayımızı engelleyenlerin partimiz üzerine söylediği sözlerin bir kıymeti yoktur.
-Hukuk zaten kurultayı emretmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin hukuku yerle bir edilmiştir. Yüreği yeten devletin hukukuna sahip çıkar, sözünden de sakınmaz ve geri adım atmaz. Bugün Türkiye’nin geleceğinin önünde duran tek engel var. Eğer bu engelden rahatsızlarsa ortaya çıksınlar ve bizim yıllardır yaptığımız gibi ellerini taşın altına koysunlar. Yok, cesaretleri ve güçleri yetmiyorsa milletin gündeminden çıksınlar.
-Ortaya karışık, ne olduğu belli olmayan ve hiçbir işe yaramayan sözlerin Türkiye’de demokrasiyi bitirme aşamasına gelmiş bir iktidar ortamında hiçbir anlamı yoktur.
Ekrem İmamoğlu'ndan Kılıçdaroğlu'na:
-Bunu kim yaparsa yapsın, adı bellidir: Siyasi kayyımlık.
-“Dâhili bedhah kayyım” diyorum ben ona. Çünkü bu partiyi dışarıdan yıkamayanlar, şimdi içeriden teslim almak istiyor.
-Ama herkesin şunu bilmesini isterim: Cumhuriyet Halk Partisi, sarayın hukuk mühendisliğiyle ele geçirilecek bir yapı değildir. Bu parti, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün millet egemenliği üzerine kurduğu bir direniş partisidir.
(Kılıçdaroğlu beni betona gömmek istiyor dediniz mi?)
-Onun emir aldığı, her söylediğini koşa koşa yaptığı Erdoğan, Cumhuriyet’i, demokrasiyi, adaleti betona gömmek istiyor. Figüranların, kayyımın hiçbir önemi yoktur. Benim en özgür halimle bulunduğum dört duvarın da kayyımın sıkışıp kaldığı dört duvarın da bir önemi yoktur. Allah ömür, millet destek verdikçe ben mücadelemi sürdüreceğim. Önemli olan Cumhuriyet’in, emanetin geleceğidir. Koruyacağız, kazanacağız.
-“Ya bir yol bulacağız ya bir yol yapacağız.” O yol, hukukun, delegelerimizin ve millet iradesinin emrettiği şekliyle yol arkadaşım Sayın Özgür Özel’in Genel Başkanlığı’ndaki CHP’dir. Fakat hukuk çiğnenirse, delegelerimizin ve milletin iradesi yok sayılırsa, bizim milletle beraber yürüdüğümüz her yol meşrudur ve güçlüdür. Muhalefet kriz yaşamıyor, Erdoğan muhalefete darbe yapıyor. Bu milletin kimseye eğecek boynu yoktur. Milletin diliyle, ruhuyla ve iradesiyle o yolu yapar ve iktidara koşarız.
(T24 - Murat Sabuncu)
Özgür Özel;
Bu mesele, artık milletin istemediği bir iktidar ile 86 milyon arasındadır. Bu mesele, Erdoğan ile Türkiye arasındadır. Artık bir yanda, ‘Seçilmiş CHP’, diğer yanda, ‘Atanmış CHP’ vardır. Erdoğan, CHP’nin başına bir butlan yönetimi atamıştır. Bir yanda, ‘Kazanan CHP’, diğer yanda, ‘Kaybeden CHP’ vardır. Erdoğan 13 yıl boyunca yendiği yönetimi, tekrar karşısında istemektedir. O yüzden karşımızdaki yeni ittifak Mutlak Butlan-Mutlak Sultan ittifakıdır.
(Birgün)
Dikkat ederseniz KK CHP'yi tek adam gibi yönetiyor. Ne kurultay, ne Parti Meclisi, sadece 3 5 danışman. Bu durum mevcut siyasal rejimle oldukça uyumlu çünkü Yeni Türkiye'nin siyasal rejiminde 3 ana muhalif siyasal akıma (Atatürkçülük, Türkçülük ve Kürt hareketi) rejim tarafından tek adamlar atanması öngörülüyor. Eğer bu siyasal akımların içinden atanmış tek adamlara demokratik itiraz gelirse bu defa muhafazârları temsil eden büyük tek adam devreye giriyor ve itiraz edenleri devlet gücüyle tasfiye ediyor. Bahçeli-Akşener, Öcalan-Demirtaş ve Kılıçdaroğlu-Özel, hepsinde aynı dinamik işledi.
Otobüs kaldıracak imkanımız yok.
Sosyal medya hesapları kapatıldı.
SMS atmak için dahi daha sistem kuramadık.
Tek güvencemiz halk…
Cumartesi
14.00
Güvenpark
Kılıçdaroğlu, Kendi PM’sinde azıklıkta kaldığını anlayınca toplantıyı belirsiz bir tarihe erteledi.
CHP’yi adeta kızağa çekti. Kaybederim diye Kurultayı toplamıyor, azınlıktayım diye PM’yi toplamıyor. Koca CHP’yi bir avukat ve bir de basın danışmanıyla AKP medyasına meze yapıyor.
Basına yansıyan haberlerde; Cumhuriyet Halk Partisi yönetimine hukuken son derece tartışmalı bir ihtiyati tedbir kararıyla getirilen ve kamuoyunun geniş kesimlerinin tepkilerine rağmen bu görevi kabul eden Kemal Kılıçdaroğlu yönetimi tarafından gerçekleştirileceği belirtilen bazı satışlardan elde edilecek gelirin derneğimize bağışlanmasının planlandığı öğrenilmiştir.
Derneğimiz, kuruluşundan bu yana Atatürk ilke ve devrimleri doğrultusunda; hukukun üstünlüğünü, demokrasiyi ve hukuk devletini savunan, temel hak ve özgürlüklerin korunması için mücadele eden ve çalışmalarını partiler üstü sürdüren bir sivil toplum örgütüdür.
37 yıldır kararlılıkla savunduğumuz bu ilkeler gereği; demokratik hayatın vazgeçilmez unsurları olan siyasi partilerin, özellikle de ana muhalefet partisinin yönetimine, olağan demokratik süreçler ve kurultay iradesi dışında kayyum niteliğinde bir müdahaleyle getirilen bir yönetimden gelecek herhangi bir bağışın derneğimiz tarafından kabul edilmesi mümkün değildir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Manisa’mızın gururu, Türkiye’nin umudu Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’i memleketinde baba ocağımızda ağırlıyoruz.
Değişimin ve umudun şehri Manisa’mızda gerçekleştireceğimiz bu büyük buluşmaya tüm halkımızı davet ediyoruz.
Yer: Manisa İl Başkanlığı Önü
Tarih: 26 Mayıs Salı (Yarın)
Saat: 17.00
Fındıklı Belediye Başkanı Ercüment Çervatoğlu:
-Bizim liderimiz Özgür Özel'dir, Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu'dur. Sarayın atadığı kayyumu kabul etmiyoruz. Sarayın aparatından gelecek hiçbir kararı tanımıyoruz.
-Fındıklı Belediye Başkanı ve Meclis Üyeleri olarak CHP Genel Merkezi ile bütün ilişkilerimizi donduruyoruz.
-Kayyum en kısa zamanda kurultaya gitmezse Fındıklı'da 970 üyemiz var, gerekirse toplu istifa edeceğiz.
-Fındıklı'daki bütün CHP örgütü Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu'yla yol yürüyecektir.
-Hodri meydan Kılıçdaroğlu! Biz senden arınıyoruz!
-Sen Ekrem İmamoğlu ve bizim arkadaşlarımızı betona gömeceğini sanıyorsun. Hodri meydan!
Elbette bu Hain Kemal'e çok öfkeliyiz. Ancak bu herifin bir rolü de tam da bu. Öfkeyi kendine çekmek, darbenin asıl merkezini dikkatlerden kaçırmak. O yüzden asıl öfkenin rotasını saptırmamalıyız.
Darbeci AKP işbirlikçi Kemal.
Tarihi bir görüntü. AKP, CHP'ye el koydu. AKP kayyumu Kılıçdaroğlu kayyum olarak CHP'yi bitirmekle görevlendirildi. Ama CHP'yi CHP yapan genel merkez binası değildir. Ona oy veren milyonlarca seçmendir. Millet büyüktür.
Mutlak butlan kararı, YSK’yı seçimler konusunda nihai ve tam yetkili merci olarak tanımlayan Anayasa’nın 79. maddesini çiğniyor. Dolayısıyla bu kararı kabullenmek, anayasal düzenin fiilen aşındırılmasına ortak olmak anlamına gelir.
Şu noktada CHP yönetiminin elinde meşruiyet, partiye sadık kalacak siyasi kadrolar ve çok büyük bir toplumsal destek var. Ülkenin geldiği noktada, bunların dışında güvenilecek bir mecra kaldığını düşünmüyorum.
Özgür Özel’in dünkü konuşmasından çıkardığım sonuç, bu süreçte Saraçhane modelinin izleneceği yönünde. Başta Özel olmak üzere CHP yönetimi partiyi terk etmeyecek; ilk günlerde genel merkezde diğer muhalefet partileri ve toplumsal kesimlerle temas sürdürülecek, ardından YSK’nın tavrı beklenecek.
Karşı taraf ise bu anayasal tartışmayı oldu bittiye getirip toplumsal tepkiyi zaman içinde soğutmaya çalışacaktır. Parti içinde pozisyon arayan oportünist isimler “uzlaşı” çağrıları yapacak, süreç endüstrisi ise yine Bahçeli açıklamaları üzerinden “çatlak” senaryoları üretmeye başlayacaktır.
Oysa tablo çok net: YSK’nın tescil ettiği ve KK’ye yakın isimlerin yasal süresi içinde itiraz etmedikleri bir kongre, iktidarın 2024 yerel seçim yenilgisinden sonra bu konuda yetkili olmayan bir mahkeme tarafından iptal ediliyor.
Bu açık hukuksuzluğu sineye çeker ve karşı tarafa en küçük bir taviz verirseniz, yarın partiye doğrudan kayyım atanmasının da önünü açarsınız. Bu nedenle mutlak butlan kararını bir parti içi mücadele değil, anayasanın askıya alınması olarak görüyorum. @herkesicinCHP
Evet, AKP yargısı Kılıçdaroğlu'nu kayyum olarak atadı çünkü CHP'nin birlik beraberlik içinde iktidara yürümesini istiyor, hapisteki insanların hakkını bangır bangır savunsun istiyor. Evet, TV100 Barış Yarkadaş'a CHP iktidar olsun diye maaş ödüyor. Millete aptal muamelesi yapıyorlar.