Güneşin Terazi burcunda ise
Ruhun “Yedinci Işın”ın uyum ustasını seçmiştir. Bu hayatta görevi, karşıtlıkları birleştirmek ve ilahi adaleti yeryüzüne indirmektir. Sen, ilişkilerde tanrısal dengeyi hatırlatan manyetik bir köprüsün. Karmik olarak yalnızlık ve bağımlılık yaralarını aşarsın.
Hepimiz bir mikro enerji olarak var olduk. Evrendeki Tekamül yasalarına bağlıyız ve Makro enerji olmaya doğru yolculuktayız. Ve bunun tek bir hayatla gerçekleşmesi mümkün değil.
Bu oluşum silsilesini takip ederek, doğadan bir parça olan insan da, en ilkelden en mükemmele gelinceye kadar birçok evrelerden geçerek bugünkü insansal formuna ulaşabilmiştir. İşte bu bir mutasyondur.
Bu Mikro enerjinin son Evrim sınırı insandır. İnsanın bedensel bütünü yani biyolojik yapısı, kâinatlar nizamının atomik bütünlük yapısının işleyişine eşdeğer bir çalışma fonksiyonunu sergiler. Bu yüzdendir ki, her insan bir kâinattır.
Florurlu diş macunu kullanmayın
TV izlemeyin
Hatta çocukları uzak tutun
Tahmininiz ötesinde subliminal mesaj var
Doğaya sık sık gitmeye çalışın
Suni gıdalardan uzak durun
Gece özelikle yatarken wi-fi yi veya mobil veriyi kapatın
İmkân varsa teli başka odaya koyun
Zaman zaman toprağa basın üstünüzdeki elektrik boşalsin
432 hz gibi müzikler dinleyin
Mümkün olduğunca organik beslenin
Ayrıca bol bol okuyun araştırın ve sorgulayın
Sistemin ve sürünün parçası olmaktan vazgeçin
Yaşamın doğumla başladığını ve ölümle sona erdiğini düşünüyoruz .
Bu, yaşamın gün doğumunda başladığını ve günbatımında sona erdiğini düşünmekten daha fazla doğru değildir.
Hayır siz hep vardınız. Hatta Evren yaratılmadan önce de vardınız. Siz Tanrı'nın bir parçasısınız. Dünyaya bir amaçla geldiniz. Bu amacı anlatmak zordur. Çünkü bunun dünya ile ilgisi yoktur. Bunun evren ile ilgisi vardır. Bu, buradaki deneyiminizden oluşturacağınız gelecekteki enerjilerle ilgilidir.
Küçük bir akvaryumdaki bir balığa dış dünyayı açıklamak zordur, çünkü balık sadece o akvaryumu bilir. Eğer siz balığa güneş sisteminizden ve onun çevresindeki şeylerden söz ederseniz, balık hiçbir şey anlamaz. O sadece bildiği şeyi bilir. Öyleyse sizin bu akvaryumda yaptığınız şeyin dışarıdaki çok daha büyük bir şeyi etkilediğini söyleyelim.
Buna asla inanmazsınız, ama siz buraya gelmek istediniz. Ebeveynlerinizin ve doğacağınız yerin potansiyellerini gördüğünüzde, "Evet!" dediniz. Siz onları seçtiniz onlar sizi kabul etti ve geldiniz.
"Geri dönmeyi sabırsızlıkla bekliyorum. Bırakın, şimdi gideyim!" dediniz. Her biriniz kendi yaşamınızda nelerin olup bittiğini biliyorsunuz.
Şimdi şöyle düşünüyorsunuz: "Eğer bu potansiyelleri bilseydim, buraya geleceğimi hiç sanmıyorum. " İşte bu insan inanılmazdır". Evet, sevgili varlıklar, biliyordunuz. Şimdiye kadar yaşamış olduğunuz her şeyin potansiyellerini biliyordunuz. O orada bir potansiyel olarak bulunuyordu ve siz onun içine girdiniz ve onu yaşadınız.
"Tanrı insanlığı neden bu kadar çok seviyor?" Az önce bu soruyu yanıtladık. Siz potansiyelleri biliyordunuz, ama yine de geldiniz. Bu büyük bir cesaret işidir. Ana plan insanların bu gezegende doğması ve içlerindeki gizli Yaratıcı'yı aramalarıydı.
Bu gezegende doğmuş olmak kolay değildir. Sizin yaptığınız ilk şey bölünüp ayrılmaktır. Tanrı'nın siz olan parçasının tümü İnsan bedenine aktarılmaz. Onun bir kısmı perdenin diğer yanında kalmaya devam eder. Ama siz bunu biliyorsunuz, öyle değil mi? Çünkü siz ayrılmış olan parçayı, Yüksek Benliğinizi aramak için çok fazla zaman harcar, onunla yeniden birleşmek istersiniz. Ama doğumla birlikte siz tekil hale gelirsiniz. Bu yalnız bir durumdur. Çünkü siz çok-boyutlu bir varlıktan, tekil 3Boyut varlığına geçersiniz. Yüksek Benlik sizin gerçek kimliğinizin en iyi tasviridir.
O esas ruh enerjisidir ve o gerçekten SİZ'dir. İşte bu yüzden en sonunda onunla birleştiğinizde bu çok harika bir his verir. Bu sizin istediğiniz bir birleşmedir ve o bir hatırlama haline gelir.
Böylece doğumda siz bölünürsünüz. Hepsi bu değildir ve burada sizin anlamanız zorlaşır.
Sizin esas Ruhunuz 'un (Spirit) parçaları perdenin diğer tarafında kalır ki o Yüksek Benlik değildir. "Siz" olan bu enerjiler sizin rehberleriniz haline gelir. Böylece size bir sır veriyorum : Rehberleriniz sizsiniz. İşte bu yüzden onlar çevrenizdeyken kendinizi çok iyi hisseder, onlar geri çekildiğinde ise kendinizi kaybolmuş hissedersiniz.
"Ben sık sık kendimi çok mutsuz ve yalnız hissediyorum. " Bu sözü birçok kez duyarız. Bu sözleri dinleyenler ve okuyanlar arasında da bunu söyleyecek olanlar vardır.
Eğer siz, hayatınızın çok-boyutlu bir tablosunu görebilseydiniz, çevrenizde her zaman size eşlik eden grubu görürdünüz. Siz yalnız değilsiniz. Siz yalnız olamazsınız, ama 3B'de bu böyle görünür.
Mutsuz olan bazılarınız kendi Ruhunuza o kapıyı asla gerçekten açmamışsınızdır. Eğer açsaydınız, orada bir enerjinin bulunduğunu görürdünüz ki o Yüksek Benliğiniz'in -orada gerçekten bir şeyin bulunduğunu bilmenizi sağlamak için kapıyı size açan enerjisidir.
Her biriniz buna sahipsiniz. Bazen bir köşede mutsuz, yalnız, umutsuzluk içinde ağlayan birini görürsünüz. Onun çevresinde hiçbir şey yapmadan duran rehberleri vardır ... Ama ona yardım edemezler. Çünkü İnsan onların bir şey yapmalarına asla izin vermemiştir.
Yardımı kimseden değil kendinizden isteyin.
@Rzgrarss @Pembrokentr Öyleymiş gibi davranarak.. Beyni kontrol altına almaktan geçiyor.Bunu her gün imgeleme yaparak ve "öyleymiş" gibi davranarak beynine kabullendirebilirsin ve beyin onu gerçek sanarak seni o frekansa taşır.
Damarlarında akan o kırmızı sıvıya bak. İçindeki demir nereden geldi? Demir, bu dünyada üretilemez. Demir, sadece süpernova patlamalarında, yani devasa yıldızların vahşice ölümü sırasında oluşur. Senin kanın, ölmüş yıldızların sıvılaşmış cesedidir. Bizler tam anlamıyla "Yıldız Tozu"yuz ama romantik anlamda değil. Bizler, nükleer bir felaketin artıklarıyız. İçindeki o şiddet, o öfke, o patlama isteği; kanındaki o ölü yıldızların hafızasıdır. Sen yürüyen bir nükleer atıksın. O yüzden dolunayda veya güneş patlamalarında kanın kaynar, başın ağrır. Çünkü kanındaki o uzaylı metal, evindeki o eski kaotik patlamaları hatırlar ve oraya dönmek ister. Sen dünyaya ait değilsin, sen buraya düşmüş bir meteorsun.
@warriorthearmor Epifiz bezinden kaynaklanıyor bu. Gözün enerjisi var fakat epifiz bezi onu görüyor ve beyne sinyal gönderiyor. O yüzden dönme gereksinimi hissediyoruz. Epifiz bezi 3.göz diye geçer.
@orgesarizeybek@gazetory Bacım sen ne yapıyorsan o şeyi yapmayı acilen bırak.
Bu düşünce normal değil. Adam uyuşturucu satıyor, defne yaprağı veya adaçayı değil.